Türk Borçlar Kanunu - Tam Metin ve Madde Rehberi

649 asıl madde ve 2 geçici hüküm; resmî metin, mevcut gerekçeler ve avukat açıklamalarıyla tek sayfada.

Hazırlayan: Av. Saim İncekaş Son güncelleme: 5 dk okuma 649 madde
Hızlı Cevap

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, borç ilişkilerinin doğumunu, hükümlerini ve sona ermesini; ayrıca satış, kira, hizmet, eser, vekâlet ve kefalet gibi özel sözleşmeleri düzenler. 11 Ocak 2011'de kabul edilmiş, 4 Şubat 2011 tarihli 27836 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış ve 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girerek 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun yerini almıştır. 649 asıl madde ile 2 geçici maddeden oluşur.

  • Kanun No 6098
  • Yürürlük 01.07.2012
  • Asıl Madde 649
  • Kısım 2

Türk Borçlar Kanunu Nedir?

Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun), Türk özel hukukunun temel kanunlarından biri olarak borç ilişkilerinin doğumunu, hükümlerini ve sona ermesini düzenler. Kanun; sözleşmeden doğan borç ilişkileri, haksız fiiller ve sebepsiz zenginleşmenin yanı sıra borçların ifası, zamanaşımı ve özel borç ilişkilerine ilişkin kuralları içerir. TBK, 646. maddesi uyarınca Türk Medenî Kanunu'nun Beşinci Kitabı ve onun tamamlayıcısıdır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girerek 818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu’nun yerini almıştır. İki kısımdan oluşur: Genel Hükümler (m.1-206) ve Özel Borç İlişkileri (m.207-649).

Öne Çıkan Maddeler

Temel ve uygulamada önem taşıyan hükümler:

Madde 1 Sözleşmenin kurulması Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun biçimde açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması açık ya da örtülü (zımni) olabilir. Madde 20 Genel işlem koşullarının tanımı Genel işlem koşulları, düzenleyenin ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak için önceden ve tek başına hazırlayıp karşı tarafa sunduğu hükümlerdir. Bu koşulların sözleşme metninde veya ekinde yer alması nitelendirmeyi değiştirmez; her koşulun tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar da tek başına onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz. Madde 27 Sözleşmenin kesin hükümsüzlüğü Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Bir kısım hükmün hükümsüzlüğü kural olarak diğerlerini etkilemez; ancak o hükümler olmadan sözleşme yapılmayacaksa tamamı hükümsüz olur (kısmi hükümsüzlük). Madde 49 Haksız fiil sorumluluğunun şartları Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zararı yasaklayan açık bir kural olmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille kasten zarar veren de sorumludur. Madde 58 Kişilik hakkının zedelenmesinde manevi tazminat Kişilik hakkı zedelenen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat isteyebilir. Hâkim, para ödenmesi yerine veya buna ek olarak başka bir giderim biçimine, özellikle saldırıyı kınayan bir karara ve bunun yayımlanmasına hükmedebilir. Madde 72 Haksız fiilde zamanaşımı Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Tazminat istemi, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu daha uzun zamanaşımı uygulanır. Madde 117 Borçlunun temerrüdünün koşulları Muaccel bir borcun borçlusu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Sözleşmede birlikte belirlenen ya da taraflardan birinin saklı tuttuğu hakla usulüne uygun bildirimle belirlediği ifa gününün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte ihtara gerek olmaksızın temerrüt doğar; sebepsiz zenginleşen iyiniyetliyse bildirim şarttır. Madde 138 Aşırı ifa güçlüğü ve uyarlama Sözleşme kurulurken öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ifayı dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine ağırlaştırırsa; borcunu ifa etmemiş ya da haklarını saklı tutarak ifa etmiş borçlu hâkimden uyarlama, mümkün olmazsa dönme (sürekli edimlilerde fesih) isteyebilir. Yabancı para borçlarında da uygulanır. Madde 146 On yıllık genel zamanaşımı Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Bu, alacak için özel bir süre öngörülmeyen hâllerde uygulanan genel zamanaşımı süresidir. Madde 344 Kira bedelinin belirlenmesi Konut ve çatılı işyeri kiralarında, yenilenen kira dönemlerinde artışa ilişkin anlaşma, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksinin on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Anlaşma yoksa hâkim bu oranı aşmadan hakkaniyete göre belirler; beş yıldan uzun veya beşinci yıldan sonra yenilenen sözleşmelerde endeks, kiralananın durumu ve emsal bedeller birlikte değerlendirilir. Kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa, 1567 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak üzere beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz (TBK m.138'deki aşırı ifa güçlüğü hükmü saklıdır). Madde 352 Kiracıdan kaynaklanan sebeplerle sözleşmenin sona ermesi Konut ve çatılı işyeri kirasında kiraya veren, kiracıdan kaynaklanan şu sebeplerle sözleşmeyi sona erdirebilir: kiracının, kiralananın tesliminden sonra belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenip boşaltmaması (bu hâlde tarihten başlayarak bir ay içinde icra veya dava); kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olması (bir yıldan kısa kirada kira süresi, bir yıl ve daha uzun kirada bir kira yılı ya da bir kira yılını aşan süre içinde); ya da kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin, sözleşme kurulurken kiraya verenin bilmediği aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutunun bulunması. Son iki sebepte dava, ilgili sürenin bitiminden başlayarak bir ay içinde açılır. Madde 584 Kefalette eşin rızası Eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı ya da yasal ayrı yaşama hakkı bulunmadıkça, ancak diğer eşin sözleşmeden önce veya en geç kurulması anında verdiği yazılı rızasıyla kefil olabilir. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişikliklerde ve maddede sayılan ticari veya mesleki kefaletlerde eşin rızası aranmaz.

Türk Borçlar Kanunu Hangi Konuları Düzenler?

Türk Borçlar Kanunu toplam 2 kısım ve 649 maddeden oluşmaktadır. Aşağıdaki tablo her kısmın kapsamını ve madde aralığını özetler.

Kısım Konu Madde Aralığı Madde Sayısı
Birinci Kısım - Genel Hükümler Sözleşmenin kurulması, haksız fiil sorumluluğu, sebepsiz zenginleşme, borçların ifası, borçlu temerrüdü, borçların sona ermesi ve zamanaşımı Madde 1-206 206
İkinci Kısım - Özel Borç İlişkileri Satış, kira, hizmet, eser, vekâlet, kefalet ve vekâletsiz işgörme başta olmak üzere özel borç ilişkileri Madde 207-649 443

Tüm Maddeler

Mülga yürürlükten kalkmış madde. Değişik yürürlükte olup metni sonradan değiştirilmiş madde. Değişik (kısmi) yürürlükte olup bir fıkra veya ibaresi değiştirilmiş madde. Uygulama süresi sona erdi uygulama dönemi dolmuş süreli geçici hüküm.

Birinci Kısım - Genel Hükümler

Madde 1-206 206 madde

Birinci Kısım, tüm borç ilişkilerine ortak olan genel kuralları düzenler ve borcun nasıl doğduğunu, hüküm ve sonuçlarını, nasıl sona erdiğini kapsar. Borç kaynakları olarak sözleşmenin tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulmasını (m.1), kusurlu ve hukuka aykırı fiille verilen zarardan doğan haksız fiil sorumluluğunu (m.49) ve haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığı ya da emeğinden zenginleşmeden doğan sebepsiz zenginleşmeyi (m.77) ele alır. Bunun yanında borçların ifasını (m.83), borçlunun temerrüdünü (m.117) ve alacaklar için on yıllık genel zamanaşımını (m.146) düzenleyerek borç ilişkisinin kurulmasından sona ermesine kadar geçerli çerçeveyi çizer.

Birinci Bölüm - Borç İlişkisinin Kaynakları

Birinci Ayırım - Sözleşmeden Doğan Borç İlişkileri
İkinci Ayırım - Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri
Üçüncü Ayırım - Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri

İkinci Bölüm - Borç İlişkisinin Hükümleri

Birinci Ayırım - Borçların İfası
İkinci Ayırım - Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları
Üçüncü Ayırım - Borç İlişkilerinin Üçüncü Kişilere Etkisi

Üçüncü Bölüm - Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, Zamanaşımı

Birinci Ayırım - Sona Erme Hâlleri
İkinci Ayırım - Zamanaşımı

Dördüncü Bölüm - Borç İlişkilerinde Özel Durumlar

Birinci Ayırım - Teselsül
İkinci Ayırım - Koşullar
Üçüncü Ayırım - Bağlanma Parası, Cayma Parası ve Ceza Koşulu

Beşinci Bölüm - Borç İlişkilerinde Taraf Değişiklikleri

Birinci Ayırım - Alacağın Devri
İkinci Ayırım - Borcun Üstlenilmesi
Üçüncü Ayırım - Sözleşmenin Devri ve Sözleşmeye Katılma

İkinci Kısım - Özel Borç İlişkileri

Madde 207-649 443 madde

İkinci Kısım, ağırlıklı olarak özel sözleşme türlerini; ayrıca vekâletsiz işgörme (m.526) gibi sözleşmeye dayanmayan özel borç ilişkilerini düzenler. Sözleşme türlerinin her biri, tarafların hak ve borçları bakımından ayrı kurallara bağlanır: satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini devretme, alıcının ise bedel ödeme borcunu üstlendiği satıştan (m.207) başlayarak, kiraya verenin bir şeyin kullanımını bırakması karşılığında kiracının kira bedeli ödediği kirayı (m.299), işçinin bağımlı olarak iş görmeyi işverenin ücret ödemeyi üstlendiği hizmet sözleşmesini (m.393) ve yüklenicinin eser meydana getirmeyi işsahibinin bedel ödemeyi üstlendiği eser sözleşmesini (m.470) kapsar. Ayrıca vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi üstlendiği vekâleti (m.502) ve kefilin asıl borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği kefaleti (m.581) düzenler.

Birinci Bölüm - Satış Sözleşmesi

Birinci Ayırım - Genel Hükümler
İkinci Ayırım - Taşınır Satışı
Üçüncü Ayırım - Taşınmaz Satışı ve Satış İlişkisi Doğuran Haklar
Dördüncü Ayırım - Bazı Satış Türleri

İkinci Bölüm - Mal Değişim Sözleşmesi

Üçüncü Bölüm - Bağışlama Sözleşmesi

Dördüncü Bölüm - Kira Sözleşmesi

Birinci Ayırım - Genel Hükümler
İkinci Ayırım - Konut ve Çatılı İşyeri Kiraları
Üçüncü Ayırım - Ürün Kirası

Beşinci Bölüm - Ödünç Sözleşmeleri

Birinci Ayırım - Kullanım Ödüncü
İkinci Ayırım - Tüketim Ödüncü

Altıncı Bölüm - Hizmet Sözleşmeleri

Birinci Ayırım - Genel Hizmet Sözleşmesi
İkinci Ayırım - Pazarlamacılık Sözleşmesi
Üçüncü Ayırım - Evde Hizmet Sözleşmesi

Yedinci Bölüm - Eser Sözleşmesi

Sekizinci Bölüm - Yayım Sözleşmesi

Dokuzuncu Bölüm - Vekâlet İlişkileri

Birinci Ayırım - Vekâlet Sözleşmesi
İkinci Ayırım - Kredi Mektubu ve Kredi Emri
Üçüncü Ayırım - Simsarlık Sözleşmesi

Onuncu Bölüm - Vekâletsiz İşgörme

ONBİRİNCİ Bölüm - Komisyon Sözleşmesi

ONİKİNCİ Bölüm - Ticari Temsilciler, Ticari Vekiller ve Diğer Tacir Yardımcıları

ONÜÇÜNCÜ Bölüm - Havale

ONDÖRDÜNCÜ Bölüm - Saklama Sözleşmeleri

ONBEŞİNCİ Bölüm - Kefalet Sözleşmesi

ONALTINCI Bölüm - Kumar ve Bahis

ONYEDİNCİ Bölüm - Ömür Boyu Gelir ve Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmeleri

Birinci Ayırım - Ömür Boyu Gelir Sözleşmesi
İkinci Ayırım - Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

ONSEKİZİNCİ Bölüm - Adi Ortaklık Sözleşmesi

Geçici Hükümler

Türk Borçlar Kanunu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

6098 sayılı TBK neyi düzenler?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, borç ilişkilerini düzenleyen genel kanundur ve iki ana kısımdan oluşur: Genel Hükümler (m.1-206) ve Özel Borç İlişkileri. Genel Hükümler kısmı sözleşmenin kurulması, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan borçları; özel borç ilişkileri kısmı ise satış, kira, hizmet, vekâlet, kefalet gibi tek tek sözleşme tiplerini kapsar. Kanun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girmiştir.
TBK, 818 sayılı eski Borçlar Kanunu'nun yerini nasıl aldı?
6098 sayılı TBK'nin yürürlüğe girmesiyle, 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı eski Borçlar Kanunu bütünüyle yürürlükten kaldırılmıştır (TBK m.647). Böylece borçlar hukuku alanında temel genel kanun TBK olmuştur. Mevzuatta 818 sayılı Kanuna yapılan atıflar, 6101 sayılı Yürürlük ve Uygulama Kanunu gereği TBK'nin karşılık gelen hükümlerine yapılmış sayılır.
Bir sözleşme nasıl kurulur?
Kanunen veya taraflarca özel bir geçerlilik şekline bağlanmamış sözleşmelerde, sözleşme tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun biçimde açıklamalarıyla kurulur; bu açıklama açık olabileceği gibi örtülü de olabilir (TBK m.1). Sözleşmelerin geçerliliği kural olarak hiçbir şekle bağlı değildir; ancak kanunda öngörülen ya da tarafların kararlaştırdığı bir geçerlilik şekli varsa, o şekle uyulması gerekir (TBK m.12, TBK m.17). Şekil serbestisi bulunan hâllerde mesaj veya e-posta yazışmaları içeriklerine göre açık bir irade açıklaması; edimin fiilen ifasına başlanması veya tarafların davranışları ise örtülü bir irade açıklaması sayılabilir. Uyuşmazlıkta icap ve kabulün ne zaman ve hangi içerikle örtüştüğünü yazılı ya da dijital delille ortaya koymak belirleyici olur.
Sözleşme özgürlüğünün sınırı; kesin hükümsüzlük ne demektir?
TBK m.26 sözleşme içeriği özgürlüğünü tanır: taraflar sözleşmenin içeriğini ancak kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilir (TBK m.26). Bu sınır m.27'de çizilir; kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ya da konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür (TBK m.27). Kesin hükümsüzlük hâkim tarafından resen dikkate alınır, menfaati olan herkes ileri sürebilir ve sonradan onayla geçerli hâle gelmez; bir hükmün geçersizliği kural olarak sözleşmenin kalanını ayakta tutar (kısmi hükümsüzlük).
Haksız fiilin şartları ve ispat yükü?
TBK m.49/1'e göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür; sorumluluk için fiil, hukuka aykırılık, kusur, zarar ve bunlar arasındaki illiyet bağı birlikte aranır (TBK m.49). Zarar verici fiili yasaklayan açık bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille kasten zarar veren de sorumlu olur (TBK m.49). İspat yükü kural olarak zarar görendedir: zararın varlığını ve zarar verenin kusurunu ispat davacıya düşer (TBK m.50); genel ispat kuralı gereği zarar ile fiil arasındaki illiyet bağı da davacı tarafından ortaya konmalıdır. Zararın varlığı kurulduğu hâlde miktarı tam ispatlanamıyorsa, hâkim olayların olağan akışını ve alınan önlemleri gözeterek miktarı hakkaniyete göre belirleyebilir.
Haksız fiilde zamanaşımı süresi ne kadardır?
Haksız fiilden doğan tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TBK m.72). Tazminat istemi, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu daha uzun ceza zamanaşımı uygulanır. Zamanaşımı hâkim tarafından resen dikkate alınmadığından, def'i olarak süresinde ve usulüne uygun biçimde ileri sürülmesi gerekir.
Hangi alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir?
Kural olarak kanunda özel bir süre öngörülmeyen her alacak on yıllık genel zamanaşımına tabidir (TBK m.146). TBK m.147 ise beş yıllık kısa zamanaşımına tabi alacakları altı grupta sayar: (1) kira bedeli, anapara faizi ve ücret gibi dönemsel edimler; (2) otel, motel ve benzeri yerlerdeki konaklama ile lokanta türü yeme içme bedelleri; (3) küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar; (4) bir ortaklıkta ortaklık sözleşmesinden doğan; ortakların birbirleriyle veya ortaklıkla, ayrıca ortaklığın müdür, temsilci ve denetçilerinin ortaklık ya da ortaklarla arasındaki alacaklar; (5) vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti dışında simsarlıktan doğan alacaklar; (6) yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar (TBK m.147). Dönemsel edimlerde süre her dönem için ayrı işler.
Aşırı ifa güçlüğünde sözleşmenin uyarlanması istenebilir mi?
TBK m.138, sözleşme kurulurken öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkıp ifayı dürüstlük kuralına aykırı düşecek ölçüde borçlu aleyhine ağırlaştırması hâlinde uyarlama imkânı tanır (TBK m.138). Eşik yüksektir; olağan piyasa dalgalanmasını aşan olağanüstü durumlar aranır ve ispat yükü uyarlama isteyendedir. Borçlu ya borcunu henüz ifa etmemiş olmalı ya da haklarını saklı tutarak (ihtirazi kayıtla) ifa etmiş olmalıdır; önce uyarlama, mümkün olmazsa dönme, sürekli edimli sözleşmelerde ise fesih istenir. Bu hüküm yabancı para borçlarında da uygulanır.
Konut ve çatılı işyeri kirasında kira bedeli ne kadar artırılabilir?
Konut ve çatılı işyeri kiralarında, kira bedelinin belirlenmesi dışında kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz (TBK m.343). Yenilenen dönemlerde kira bedeline ilişkin artış, taraflar anlaşsa bile bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksi (TÜFE) oniki aylık ortalamalarına göre değişim oranını, yani kanuni sınırı aşamaz; bu kural bir yıldan uzun süreli sözleşmelerde de uygulanır (TBK m.344). Taraflar anlaşmamışsa kira bedeli, aynı sınırı geçmemek üzere hâkim tarafından hakkaniyete göre belirlenir; beş yıldan uzun veya beşinci yıldan sonra yenilenen sözleşmelerde hâkim TÜFE, kiralananın durumu ve emsal bedelleri birlikte değerlendirir. Kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa ayrı bir rejim geçerlidir: 1567 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak üzere beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz; beş yıl sonra bedel, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de gözetilerek belirlenir (aşırı ifa güçlüğü hâli saklıdır).
TBK m.350-352 kapsamında kiraya veren hangi dava sebeplerine dayanabilir?
TBK m.350-352 kapsamında, konut ve çatılı işyeri kirasında dava yoluyla tahliye sınırlı sebeplere dayanır. Kiraya veren; kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilerin konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa; veya kiralananın yeniden inşası ya da imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kullanımı imkânsız ise dava açabilir (TBK m.350). Kiralananı sonradan edinen yeni malik, aynı kapsamdaki gereksinimini edinme tarihinden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla altı ay sonra açacağı davayla; dilerse sözleşme süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde açacağı davayla ileri sürebilir (TBK m.351). Kiracıdan kaynaklanan sebepler ise; kiralananın tesliminden sonra verilen ve belli bir tarihi içeren yazılı tahliye taahhüdüne uyulmaması, kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle (bir yıldan kısa süreli kirada kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kirada bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde) kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olması ve kiracının ya da birlikte yaşadığı eşinin sözleşme kurulurken kiraya verenin bilmediği aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli konutunun bulunmasıdır (TBK m.352). Bu davalarda maddede öngörülen bir aylık süreler ile gereksinimin ispatı belirleyici olduğundan, sonuç somut olayın delillerine bağlıdır.
Kefalet sözleşmesinde eşin rızası ve el yazısı şartı nedir?
Kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır; kefilin sorumlu olacağı azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil ise bu sıfatını kendi el yazısıyla yazması şarttır, bu unsurlardaki eksiklik kefaleti baştan geçersiz kılar ve resen dikkate alınır (TBK m.583). Ayrıca eşlerden birinin kefil olabilmesi için kural olarak diğer eşin yazılı rızası gerekir; bu rıza sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olmalıdır (TBK m.584). Mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı ya da yasal ayrı yaşama hakkı bulunması; sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler; ve ticari veya mesleki faaliyete ilişkin sayılan kefaletler gibi istisnai hâllerde eş rızası aranmaz.
Borçlu borcunu ifa etmez ve temerrüde düşerse ne olur?
Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür; kusur borçlu aleyhine karine olduğundan ispat yükü borçludadır (TBK m.112). Muaccel bir borçta borçlu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer; temerrüdün başlangıcı bakımından ihtarın borçluya ulaştığı an esas alınır (TBK m.117). Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe borcun geç ifasından doğan zararı da gidermekle yükümlüdür (gecikme tazminatı) (TBK m.118); para borçlarında ayrıca temerrüt faizi istenebilir (TBK m.120) ve alacaklı, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe temerrüt faizini aşan zararının giderilmesini de isteyebilir (TBK m.122). Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklı, kural olarak önce borçluya uygun bir ek süre verir; bu sürenin sonuçsuz kalması ya da kanunen süre gerektirmeyen bir hâlin bulunması (TBK m.124) üzerine, aynen ifa ile gecikme tazminatı isteme, bundan vazgeçip ifa etmemeden doğan zararı isteme veya sözleşmeden dönme seçimlik haklarını kullanabilir (TBK m.123, TBK m.125). İfa günü kesin olarak belirlenmiş ya da usulüne uygun bildirimle belirlenmişse o günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise (zenginleşen kötüniyetliyse) zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte ihtara gerek olmaksızın temerrüt doğar; sebepsiz zenginleşen iyiniyetliyse temerrüt için bildirim şarttır.
Bize WhatsApp'tan ulaşın!