TBK Madde 158 Zamanaşımı: Davanın reddinde ek süre

Özet 1 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 158, dava veya def'inin; mahkemenin yetkili ya da görevli olmaması, düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmesi ve o arada zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin dolması hâlinde, alacaklıya altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanma imkânı tanır.

Resmi Metin

Davanın reddinde ek süre

Madde 158- Dava veya def’i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.158, alacaklının lehine bir “ikinci şans” hükmüdür: davası ya da def’i; mahkemenin yetkisiz veya görevsiz olması, düzeltilebilir bir yanlışlık yapılması yahut davanın vaktinden önce açılması yüzünden reddedilmiş ve tam o sırada zamanaşımı ya da hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde hakkını yeniden kullanabilir. Pratikte sürenin başlangıcı, ilk redde ilişkin kararın kesinleştiği tarihtir; bu 60 gün içinde dava yeniden açılmalı ya da hak kullanılmalıdır.

Sık yapılan hata, kapsamı genişletmektir: hükmün koruması yalnız maddede sayılan ret sebeplerine bağlıdır; davanın esastan reddi veya davacının ihmalinden doğan ret bu ek süreden yararlandırmaz. Alacaklı tarafça, ilk davanın bu nedenlerden biriyle reddedildiği ve süre içinde yeniden başvurulduğu belge ile ispatlanmalıdır. Karşı taraf avukatı ise borçlu lehine, sebebin madde kapsamı dışında olduğunu öne sürerek zamanaşımı def’ini (TBK m.161) ayakta tutmaya çalışır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 158. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 137. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 157. maddesinde, bir alacaklı tarafından açılan davanın, yetkisizlik veya görevsizlik nedeniyle reddedilmesi ve bu arada zamanaşımı süresinin dolması durumunda, alacaklıya, borçluya karşı olan haklarını kullanabilmesi için tanınan ek süre düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 137. maddesinin kenar başlığında kullanılan “V. Davanın reddi halinde munzam müddet” şeklindeki ibare, Tasarıda “E. Davanın reddinde ek süre” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 137. maddesinin sonunda kullanılan “altmış günlük munzam bir müddetten istifade eder.” şeklindeki ibare, Tasarıda “altmış günlük ek süre işlemeye başlar.” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

– Tasarının 157. maddesi, düzeltilmesi mümkün bir hata sebebiyle davanın usulden reddinde zamanaşımı için tanınan fırsatın hak düşürücü süre için dahi tanınmasının hem hakkın doğası ve hem de adil yargılanma hakkının doğal gereği olması, ayrıca maddedeki ifade bütünlüğünün sağlanması amacıyla, “Dava veya def’i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.” şeklinde değiştirilmiş ve teselsül nedeniyle madde 158 inci madde olarak kabul edilmiştir.

TBMM Tartışma ve Kabul Metni

158. maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.158 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay HGK E. 2017/427 K. 2021/685 Onama

Bir davanın husumet (sıfat) yokluğu nedeniyle reddedilmesi, Türk Borçlar Kanunu'nun 158. maddesinde sayılan yetkisizlik, görevsizlik, düzeltilebilir yanlışlık veya vaktinden önce açılma hâllerinden olmadığından, alacaklı bu hâlde madde uyarınca öngörülen altmış günlük ek süreden yararlanamaz.

Detaylı özeti gör

Alt yüklenici (taşeron) konumundaki davacı, 2005 yılında düzenlediği fatura alacağını önce dava dışı bir üçüncü kişiye temlik etmiş; sözleşmedeki temlik yasağı nedeniyle alacak 2007 tarihli "Temlik İadesine Dair Temlikname" ile kendisine geri dönmüştür. Temlik alan üçüncü kişinin davalı yüklenici aleyhine açtığı ilk dava, 2010 yılında sıfat (husumet) yokluğundan reddedilerek kesinleşmiş; davacı 2013'te başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir. Davalı, sözleşme ilişkisinin bitiminden yıllar sonra istenen alacağın zamanaşımına uğradığını savunmuş; yerel mahkeme davayı reddetmiş, Özel Daire kararı bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, husumetten reddedilen önceki davanın zamanaşımını kesen nedenlerden olmadığını ve bu ret hâlinin altmış günlük ek süreden yararlanmayı gerektirmediğini belirterek alacağın zamanaşımına uğradığı sonucuna varmış ve direnme kararını ONAMIŞTIR.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.158 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 11. Hukuk Dairesi E. 2020/285 K. 2020/32 Düzelterek Esastan Red

İşe iade davasında, idari yargıda verilen görevsizlik kararı üzerine TBK 158'deki altmış günlük ek süreye dayanılamayacağı; genel kanun olan TBK ile özel kanun niteliğindeki İş Kanununun hak düşürücü süre hükümleri çatıştığında özel kanunun uygulanacağı değerlendirilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: İş sözleşmesi feshedilen işçi önce idari yargıda dava açmış; görev yönünden ret kararı kesinleştikten sonra arabuluculuğa başvurup iş mahkemesinde işe iade davası açmıştır. İlk derece mahkemesi davayı hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddetmiştir. Daire, Türk Borçlar Kanununun genel, 4857 sayılı İş Kanununun ise özel kanun olduğunu, normlar hiyerarşisi gereği çatışmada özel kanunun uygulanacağını, bu nedenle TBK 158'deki altmış günlük ek sürenin somut olayda uygulanamayacağını değerlendirmiş; kıyasen usul hükümleri uygulansa dahi arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren iki haftalık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığını saptamıştır. Usulden ret sonucu doğru bulunmuş, yalnız gerekçe düzeltilerek yeniden hüküm kurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!