Adi ortaklığa yeni bir ortak alınması bütün ortakların rızasına bağlı olduğundan, kurulmuş bir ortaklığa sonradan ortak olunduğu iddiası ancak bu rızanın ortaya konulmasıyla sonuç doğurur; ortaklık ilişkisinin varlığını ispat edemeyen kişi ortak sıfatını kazanamaz ve ortaklığın tespiti ile fesih ve tasfiye istemi reddedilir.
Detaylı özeti gör
Davacı, davalılar arasında inşaat işi için kurulan adi ortaklığa, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin çözümsüz aşamaya gelmesi üzerine şifahi anlaşmayla dahil edildiğini ve kendisine yüzde 20 pay verildiğini, emek ve sermaye koyduğu halde bilgi alma taleplerinin karşılanmadığını ve kâr payı ödenmediğini, 09.12.2020 ve 24.12.2020 tarihli ihtarnamelerin yanıtsız kaldığını ileri sürerek ortaklık ilişkisinin tespitini, ortaklığın fesih ve tasfiyesini ve 10.000,00 TL kâr payı alacağını istemiştir. Davalılar, davacının hiçbir dönemde ortak olmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, davacının ortaklığa dahil olduğunu gösteren delil bulunmadığı ve teklif edilen yeminin davalılarca eda edildiği gerekçesiyle davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, 6098 sayılı Kanun'un 632. maddesi uyarınca ortaklığa yeni ortak alınmasının bütün ortakların rızasına bağlı olduğunu ve davacının ortaklığını ispat edemediğini belirterek kararı onamıştır.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe