TBK Madde 206 Sözleşmeye katılma

Özet 3 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 206, sözleşmeye katılma; mevcut bir sözleşmeye taraflardan birinin yanında yer almak üzere katılan ile o sözleşmenin tarafları arasında yapılan anlaşmayla, katılan yanında yer aldığı tarafla birlikte onun hak ve borçlarına sahip olur. Anlaşmada aksi kararlaştırılmamışsa katılan ile yanında yer aldığı taraf, sözleşmenin diğer tarafına karşı müteselsilen alacaklı ve borçlu olur; sözleşmeye katılmanın geçerliliği, katılma konusu sözleşmenin şekline bağlıdır.

Resmi Metin

Sözleşmeye katılma

Madde 206- (1) Sözleşmeye katılma, mevcut bir sözleşmeye taraflardan birinin yanında yer almak üzere, katılan ile bu sözleşmenin tarafları arasında yapılan ve katılanın, yanında yer aldığı tarafla birlikte, onun hak ve borçlarına sahip olması sonucunu doğuran bir anlaşmadır.

(2) Anlaşmada aksi kararlaştırılmamışsa, sözleşmeye katılan ile yanında yer aldığı taraf, sözleşmenin diğer tarafına karşı müteselsilen alacaklı ve borçlu olurlar.

(3) Sözleşmeye katılmanın geçerliliği, katılma konusu sözleşmenin şekline bağlıdır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Sözleşmeye katılma, borca katılmanın (TBK m.201) tüm sözleşmeyi kapsayan biçimidir: katılan, mevcut bir sözleşmede taraflardan birinin yanında yer alır ve o tarafın yalnız borçlarına değil, hem hak hem borçlarına birlikte ortak olur. En sık karıştırılan kurum sözleşme devridir (TBK m.205); oradaki fark can alıcıdır: devirde asıl taraf sözleşmeden çıkar, katılmada ise hiç kimse çıkmaz, katılan yalnızca eklenir. Aksi kararlaştırılmadıkça katılan ile yanında yer aldığı taraf, karşı tarafa karşı müteselsilen hem alacaklı hem borçlu olur; yani karşı taraf borcun tamamını ikisinden dilediğine yöneltebilir. Pratik uyarı: geçerlilik, katılınan sözleşmenin şekline bağlıdır, bu yüzden resmî şekle tabi bir sözleşmeye katılıyorsanız katılma anlaşmasını da aynı şekilde yapın; yoksa hükümsüzlük riski doğar. Katılanın rücu ilişkisi ise iç ilişkide genel hükümlere göre çözülür.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 206. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “B. Sözleşmeye katılma” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 205 inci maddesinde, sözleşmeye katılma düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, sözleşmeye katılma, mevcut bir sözleşmeye taraflardan birinin yanında yer almak üzere katılan ile bu sözleşmenin tarafları arasında yapılan ve katılanın, yanında yer aldığı tarafla birlikte, onun hak ve borçlarına sahip olması sonucunu doğuran bir anlaşma olarak tanımlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında, anlaşmada aksi kararlaştırılmamışsa, sözleşmeye katılan ile yanında yer alan tarafın, sözleşmenin diğer tarafına karşı müteselsilen alacaklı ve borçlu olduğu kabul edilmiştir. Ancak, emredici nitelikte olmadığı için, taraflarca bu hükmün aksi kararlaştırılabilir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, sözleşmeye katılmanın geçerliliğinin, katılma konusu sözleşmenin şekline bağlı olduğu belirtilmektedir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.206 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2024/6978 K. 2024/9558 Bozma

Sözleşmeye katılma taraf sayısını çoğaltsa da borç ilişkisini çoğaltmaz; iş sözleşmesine katılmada tek bir iş ilişkisi ve tek bir ücret ödemesi bulunduğundan, işçinin bu ilişkiden doğan kıdem ve ihbar tazminatı işverenlerden biri tarafından ödenmişse aynı alacaklar sözleşmeye katılan diğer işverenden yeniden istenemez.

Detaylı özeti gör

Davacı, bir gazetede muhabir olarak çalışırken 2009 yılından itibaren davalı televizyon şirketinde de haber yaptığını, bu çalışmanın 2011 sonrasında günde 3-4 saati bulan düzenli hale gelip 2014 Ocak ayına kadar sürdüğünü, karşılığında ücret ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret alacağı istemiştir. Davalı, 26.07.2012 tarihli ek sözleşmeyle ücretin grubun tüm mecralarındaki hizmetleri kapsadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi televizyon muhabirliğini ayrı bir iş ilişkisi sayarak davayı kısmen kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi ise iş sözleşmesine katılma bulunduğunu, tek iş ilişkisi ve tek ücret ödemesi olduğunu kabul edip ücret talebini reddetmiş, ek sözleşme tarihi ile 07.01.2014 arasındaki 1 yıl 5 ay 12 günlük süre için kıdem ve ihbar tazminatına hükmetmiştir. Daire, aynı alacakların 21.02.2014 tarihinde dava dışı gazete şirketince ödendiğinin banka kayıtlarıyla saptandığını belirterek davanın tümden reddi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2016/10738 K. 2019/22334 Bozma

Sözleşmeye katılmada mevcut sözleşme devredilmez; katılan, yanında yer aldığı tarafla birlikte onun hak ve borçlarına sahip olur. İş sözleşmesine sonradan bir işverenin katılması hâlinde işçiyle kurulan tek bir iş ilişkisi sürdüğünden, kıdem tazminatından katılan işverenlerin tamamı fesih tarihindeki tavanı aşmayacak biçimde müştereken ve müteselsilen sorumlu olur.

Detaylı özeti gör

Davacı, 15.01.2007 ile 11.08.2013 arasında holding bünyesindeki doğalgaz ve elektrik şirketlerine aynı adreste muhasebe uzmanı olarak hizmet verdiğini, SGK kaydının 01.10.2011 tarihinde grup şirketlerinden birine geçtiğini, işyerinin Anadolu yakasına taşınmasının esaslı değişiklik oluşturduğunu ve ücretlerinin ödenmemesi üzerine 02.08.2013 tarihli noter ihtarnamesiyle iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla mesai ve yıllık izin ücretini davalı şirketlerden müştereken ve müteselsilen istemiştir. Davalılar zamanaşımı ve istifa savunması yapmıştır. Yerel mahkeme davayı kısmen kabul etmiş, kıdem tazminatından yalnız hizmet döküm cetvelinde görünen son işvereni sorumlu tutmuştur. Daire, aynı yerde birden çok işverene iş görme ediminin yerine getirilmesini iş sözleşmesine katılma olarak niteleyip tüm işverenlerin tavanı aşmayacak biçimde birlikte sorumlu olmasını, ayrıca fazla mesaide örtülü denkleştirme yapılmamasını gerekli görerek kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!