TBK Madde 330 Fesih bildirim süresi: Taşınır kiralarında

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 330, taşınır kiralarında taraflardan her biri kira sözleşmesini üç gün önceden yapılacak fesih bildirim süresine uyarak her zaman feshedebilir; kiraya verenin mesleki faaliyeti gereği kiraya verdiği ve kiracının özel kullanımına yarayan taşınır bir malın kiracısı ise sözleşmeyi üç aylık kira dönemi sonu için en az bir ay önceden yapacağı fesih bildirimiyle sona erdirebilir ve bu durumda kiraya verenin zararının giderilmesini isteme hakkı yoktur.

Resmi Metin

Taşınır kiralarında

Madde 330- (1) Taraflardan her biri, bir taşınıra ilişkin kira sözleşmesini üç gün önceden yapılacak fesih bildirim süresine uyarak her zaman feshedebilir.

(2) Kiraya verenin meslekî faaliyeti gereği kiraya verdiği ve kiracının da özel kullanımına yarayan taşınır bir malın kiracısı, kira sözleşmesini, üç aylık kira dönemi sonu için en az bir ay önceden yapacağı bir fesih bildirimiyle sona erdirebilir. Bu durumda kiraya verenin, zararının giderilmesini isteme hakkı yoktur.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Uygulamada bu hükmün iki ayrı rejimi karıştırılır. Sıradan taşınır kiralarında her iki taraf da üç günlük fesih bildirim süresine uyarak ilişkiyi her zaman bitirebilir; burada gerekçe aranmaz, ama bildirimin karşı tarafa ulaştığı tarih belirleyici olduğundan iadeli taahhütlü posta, noter ya da KEP gibi ispatı sağlam bir kanal seçmek şarttır. Telefon-mesaj çoğu zaman ulaşma ve içerik bakımından tartışmalı kalır.

İkinci rejim, kiraya verenin mesleki faaliyeti gereği kiraya verdiği ve kiracının özel kullanımına yarayan mallarda işler: kiracı, üç aylık dönem sonu için en az bir ay önceden bildirimde bulunarak çıkabilir ve kiraya veren bu nedenle zarar tazmini isteyemez. Sık hata, dönem sonunu kaçırıp süreyi ileri döneme sarkıtmaktır. Sözleşmedeki daha uzun süre veya peşin tahsil koşulları bu yasal güvenceyi kiracı aleyhine geçersiz kılamaz; bu yönde bir kayda dikkat edilmelidir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 330. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 262 nci maddesinin ikinci fıkrasının (3) numaralı bendini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 329 uncu maddesinde, belirsiz süreli taşınır kiralarının fesih bildirimiyle sona erdirilmesi düzenlenmektedir. Ancak, 818 sayılı Borçlar Kanununun 262 nci maddesinin (2) numaralı bendinde yer alan “süknaya mahsus mefruşat” bakımından olan farklılık kaldırılmış ve tüm taşınır kiraları aynı hukuksal rejime tabi tutularak, bütünlük sağlanmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 262 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Feshin ihbarı” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Taşınır kiralarında” şeklinde ifade edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası 818 sayılı Borçlar Kanununun 262 nci maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkranın uygulanması için, kiraya verenin söz konusu taşınırı mesleki faaliyeti gereği kiraya vermesi ve kiracının da söz konusu taşınırı özel kullanımı için kiralaması şarttır. Bu tür bir taşınırın kiracısı, sözleşmeyi, üç aylık kira dönemi sonu için en az bir ay önce yapacağı bir fesih bildirimiyle sona erdirebilecektir. Kiracının bu madde uyarınca sözleşmeyi feshetmesi halinde, kiraya veren ondan tazminat isteyemeyecektir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 266f ve 266k maddesi göz önünde tutulmuştur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.330 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2013/11011 K. 2014/4128 Bozma

Taşınır kirasında taraflardan her biri, üç gün önceden yapılacak fesih bildirimiyle sözleşmeyi her zaman feshedebilir; konut ve çatılı işyeri kirasında ise fesih ve tahliye sebepleri sınırlı olduğundan, kiralananın hangi rejime tabi olduğu gerektiğinde keşif yapılarak öncelikle belirlenmeden haksız fesih iddiası karara bağlanamaz.

Detaylı özeti gör

Davacı kiracı, davalı Belediyeye ait park içindeki kafeteryayı 2886 sayılı Kanun uyarınca yapılan ihale sonucu 11.02.2010 tarihli iki yıl süreli kira sözleşmesiyle kiralamış; Belediye süre dolmadan 08.03.2011 tarihinde park düzenlemesi gerekçesiyle taşınmazın tahliyesini ve anahtarın teslimini yazılı olarak bildirmiştir. Davacı, sürenin bitiminden önce yapılan bu tahliyenin haksız olduğunu, işletmeden yıllık ortalama 30.000 TL kâr elde ettiğini ileri sürerek belirsiz alacak davasıyla kazanç kaybının tahsilini istemiştir. Davalı, sözleşmenin 7. maddesinin dilediği zaman tek taraflı feshe yetki verdiğini ve işlemde kamu yararı bulunduğunu savunmuştur. Yerel mahkeme davayı kabul etmiştir. Daire, park içindeki kafeteryanın taşınır kirası hükümlerine mi yoksa çatılı işyeri kirası hükümlerine mi tabi olduğunun dosyadan anlaşılamadığını, gerektiğinde keşif yapılarak bu nitelik belirlenmeden karar verilemeyeceğini belirterek hükmü bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!