TBK Madde 191 Alacağın devrinde garanti: Genel olarak

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 191, alacağını bir edim karşılığında (ivazlı) devreden, devir sırasında hem alacağın varlığını hem de borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu devralana karşı garanti etmiş sayılır; buna karşılık alacak bir edim karşılığı olmaksızın (ivazsız) devredilmiş ya da kanun gereğince başkasına geçmişse devreden veya önceki alacaklı, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu olmaz.

Resmi Metin

Genel olarak

Madde 191- (1) Alacak, bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur.

(2) Alacak bir edim karşılığı olmaksızın devredilmiş ya da kanun gereğince başkasına geçmişse, devreden veya önceki alacaklı, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Alacağın ivazlı devrinde, yani bir edim karşılığında temlik yapılmışsa devreden yalnızca alacağın varlığını değil, devir sırasında borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu da garanti etmiş sayılır; buna karşılık alacak edim karşılığı olmaksızın (ivazsız) devredilmiş ya da kanun gereğince başkasına geçmişse, devreden veya önceki alacaklı ne alacağın varlığından ne de borçlunun ödeme gücünden sorumlu olur. Sık karıştırılan nokta, bu güvencenin geleceğe değil devir anına bağlanmasıdır: borçlu sonradan aciz düşerse ivazlı devirde bile devredene başvurulamaz, çünkü garanti yalnız temlik tarihindeki ödeme gücünü kapsar. Bu yüzden devralan, sınırlı yasal güvenceye güvenip borçlunun mali durumunu araştırmaktan kaçınmamalı, gerekirse sözleşmeyle ek teminat istemelidir. Ayrıca temliki, borçlunun değiştiği borcun üstlenilmesiyle (TBK m.195 vd.) veya eski borcu söndürüp yenisini doğuran yenileme (TBK m.133) ile karıştırmayın; temlikte alacaklı değişir, borçlu ve borç aynı kalır. Aksi kararlaştırılmadıkça değerlendirme genel hükümler çerçevesinde yapılır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 191. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 169 uncu maddesi ile 171 inci maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 190 ıncı maddesinde, alacağın devrinde, devredenin devralana kanuna göre vermiş sayıldığı garanti düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 169 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Zaman / a. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibare, Tasarıda “IV. Garanti / 1. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 169 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, birbirleriyle ilişkili olduğu göz önünde tutularak, Tasarının 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasında birleştirilerek, tek fıkraya dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 169 uncu maddesinin ikinci fıkrasından farklı olarak, Tasarının 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, borçlunun ödeme gücüne sahip olduğu konusunda devredenin özel bir taahhütte bulunmasına gerek görülmemiştir. Buna göre, alacağın bir edim karşılığında devredilmiş olması durumunda, devredenin, alacağını devrettiği sırada bu alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti ettiği kabul edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 171 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen durumun, devredenin garanti sorumluluğu ile ilgili olduğu göz önünde tutularak, bu fıkra, Tasarının 190 ıncı maddesinin ikinci fıkrası olarak düzenlenmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.191 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3.HD E. 2021/23 K. 2021/10735 Bozma

Bir alacak ivaz (edim) karşılığında temlik edildiğinde kanun, temlik edene bir garanti (tekeffül) borcu yükler; temlik eden, alacağın temlik anındaki varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu olur.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalıların murisi ile inşaat yapımı için kurdukları adi ortaklığın sona ermesi üzerine, 24/03/2007 tarihli sözleşmeyle ortaklık payına karşılık dört daire ve 10.000 Euro almayı kararlaştırdıklarını, ancak bir dairenin tapusunun devredilmediğini ve 10.000 Euro'nun ödenmediğini ileri sürerek bedel ve alacağın tahsilini istemiştir. Murisin yargılama sırasında ölümüyle davaya dahil edilen mirasçıları, sözleşmenin şekle aykırı ve geçersiz olduğunu, üçüncü kişinin rızası olmadan borç altına sokulamayacağını savunmuş; yerel mahkeme davayı kısmen kabul edip 10.000 Euro yönünden istemi reddetmiştir. Yargıtay, bu bedelin murisin dava dışı borçlu Yavuz'dan olan alacağının davacıya ivazlı temliki niteliğinde olduğunu, murisin temlikten tek yanlı döndüğünü ve ödemenin davacı yerine murise yapıldığını belirterek, tahsil edilemeyen 10.000 Euro isteminin kabulü gerektiğinden hükmü davacı yararına bozmuştur.

Yargıtay 3.HD E. 2020/6309 K. 2021/9496 Bozma

Bir edim karşılığında (ivazlı) yapılan alacağın devrinde devreden, alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücünü garanti etmiş sayılır; bu güvence gereği devralan, akidi olan devredene karşı sözleşmenin ifa edilmemesinden doğan zararını doğrudan talep edebilir.

Detaylı özeti gör

Dava dışı yüklenici ile davalı arasında düzenlenen 21/03/2016 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesiyle satılan zemin kat dükkanı, davalı 31/05/2017'de tüm hak ve sorumluluklarıyla davacıya devretmiştir. Yüklenicinin kaçması ve arsanın müteahhide geçmemesi üzerine davacı, dükkan bedeli olarak ödediği 100.000 TL'nin yasal faiziyle istirdadı ile 105.000 TL'lik bonodan borçlu olmadığının tespitini ve bononun iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesi sözleşmeyi geçersiz sayıp sebepsiz zenginleşme gerekçesiyle davayı kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi ise devrin ivazlı temlik niteliğinde olduğunu, davacının önce dava dışı borçluya başvurup tahsil edememeyi ispatlayamadığı için başvurma hakkının doğmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, temlik edenin borcun varlığını ve ödeme gücünü taahhüt etmiş sayıldığını, davacının akidi olan davalıya karşı doğrudan dava açmasına engel bulunmadığını belirterek kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.191 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2023/212 K. 2026/545 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Dosya alacağının ve ipotek haklarının 200.000 TL ivaz karşılığında devralınmasının TBK m.191 anlamında ivazlı temlik olduğu belirlenerek, devredenin alacağın varlığını garanti etmiş sayıldığı ve bu garanti nedeniyle devralanın zararından sorumlu tutulduğu kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, ipoteğin haksız fekkinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Kredi alacağı için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip sürerken alacaklı banka alacağını bir kişiye temlik etmiş, o kişi de dosya alacağını ve ipotek haklarını bedel karşılığında davacıya devretmiş, sonra banka üçüncü kişinin başvurusu üzerine ipoteği fek ettirmiştir. İlk derece mahkemesi davanın kabulüne karar vermiştir. Daire, davacı ile ara devreden arasındaki temliki ivazlı temlik olarak nitelendirmiş, devredenin alacağın varlığını garanti etmiş sayılacağını, ipoteği fek ettiren bankanın kusuru nedeniyle zarardan sorumlu olduğunu, ara devredenin sorumluluğunun da devam ettiğini ve davacıya kusur atfedilemeyeceğini belirterek davalıların istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!