TBK Madde 20 Genel işlem koşulları: Genel olarak

Özet 4 fıkra · ~5 dk okuma

TBK 20, genel işlem koşullarını, düzenleyenin ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden ve tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olarak tanımlar ve bu koşulların sözleşme metninde ya da ekinde yer almasının, kapsamının, yazı türü ile şeklinin nitelendirmede önem taşımadığını, metinlerin özdeş olmamasının veya her bir koşulun tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtların da tek başına onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmadığını, ayrıca bu hükümlerin kanun veya yetkili makam izniyle hizmet yürüten kişi ve kuruluşların hazırladığı sözleşmelere de uygulanacağını hükme bağlar.

Resmi Metin

Genel olarak

Madde 20- (1) Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz.

(2) Aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin, genel işlem koşulu sayılmasını engellemez.

(3) Genel işlem koşulları içeren sözleşmeye veya ayrı bir sözleşmeye konulan bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar, tek başına, onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz.

(4) Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de, niteliklerine bakılmaksızın uygulanır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, genel işlem koşullarını (GİK) tanımlar: bir tarafın (düzenleyenin) ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak için önceden ve tek başına hazırlayıp karşı tarafa sunduğu, yani tek tek pazarlık edilmemiş matbu hükümlerdir. Banka kredi, sigorta, telefon ve abonelik sözleşmelerindeki hazır maddeler tipik örnektir.

Önemli olan içeriktir, biçim değil: koşulun ana metinde mi ekte mi olduğu, yazı türü, hatta aynı amaçlı sözleşmelerin birebir özdeş olmaması nitelendirmeyi değiştirmez. Kritik nokta: sözleşmeye konulan “her madde ayrı ayrı tartışılarak kabul edilmiştir” şeklindeki matbu kayıtlar, tek başına bu hükümleri GİK olmaktan çıkarmaz.

Madde, kanun veya yetkili makam izniyle hizmet veren kuruluşların sözleşmelerine de uygulanır. Pratik sonuç: bu koşullar TBK m.21 vd. denetime tabidir; müvekkilinize dayatılan hazır metni “imzaladınız bitti” diye geçmeyin.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar kanununda yer verilmeyen, “E. Genel işlem koşulları / I. Genel olarak” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının dört fıkradan oluşan 20. maddesinde, genel olarak genel işlem koşulları düzenlenmektedir.

Borçlar hukukunun temelini bireysel sözleşme modeli oluşturmaktadır. Bireysel sözleşme denilince, Borçlar Kanununun 1. ve devamı maddeleri anlamında öneri, karşı öneri ve kabul gibi en sonunda irade açıklamalarının uygunluğu ve uyuşması sağlanıncaya kadar, sözleşmenin her hükmünün tartışma ve pazarlık konusu yapıldığı sözleşmeler anlaşılır. Ancak, çağımızın sosyal ve ekonomik gelişimleri, kitlelere yönelik hizmet gereksinimini yaratmış ve bunlar için üretim zorunluluğu doğurmuştur. Buna bağlı olarak, bireysel sözleşme modeli yanında, yeni bir sözleşme modeli ortaya çıkmıştır. Bankalar, sigorta şirketleri, seyahat ve taşıma işletmeleri, dayanıklı tüketim malları üretimi ve pazarlaması yapan girişimciler, bireysel sözleşmenin kurulmasından önce soyut ve tek yanlı olarak kaleme alınmış sözleşme koşulları hazırlamakta, bunlarla gelecekte kurulacak belirsiz sayıda, ancak aynı şekil ve tipteki hukuki işlemleri düzenlemektedirler. Önceden hazırlanan tipik sözleşme koşulları için genel işlem koşulları terimi kullanılmakta; bu tür sözleşmelere, “tip sözleşme”, “kitle sözleşme”, “katılmalı sözleşme” ya da “formüler sözleşme” denilmektedir. Kitlelere yönelik bu sözleşmelerde, sözleşmenin kurulmasına ilişkin görüşmeler ve pazarlıklar yapılması söz konusu değildir. Hatta, çoğu zaman fiyat konusu bile tarifelerle belirlenmekte ve pazarlık dışı bırakılmaktadır. Girişimci karşısında sözleşmenin diğer tarafı, ya kendisine dayatılan koşullarla sözleşmeyi kuracak ya da söz konusu sözleşmenin içerdiği edim veya hizmetten vazgeçmek zorunda kalacaktır. Başka bir ifadeyle, birey önüne konulan metin karşısında, sadece “evet” ya da “hayır” diyebilecek, buna karşılık, “evet, ama” seçeneğinden yoksun olacaktır. Hizmet ya da edimden hiç yararlanmamanın söz konusu olmaması ve “evet, ama” deme olanağı bulunmaması karşısında, bireyin bu tür sözleşmelerin uygulanmasında kanunla korunması zorunluluğu ortadadır. Tasarıda, genel işlem koşullarının tabi olduğu geçerlilik kuralları, bunlara aykırılığın yaptırımları ve genel işlem koşullarının yorumlanması gibi konuların açıklığa kavuşturulması amacıyla, bütün sözleşmeleri kapsayacak emredici genel hükümler şeklinde düzenlenmesi zorunlu görülmüştür. Nitekim, Avrupa Birliği mevzuatı kapsamında olmak üzere, 5 Nisan 1993 tarihli ve 93/13/EWG sayılı “Tüketici Sözleşmelerindeki Kötüye Kullanılabilecek Şartlara İlişkin Direktif”te ve Avrupa Komisyonu tarafından Avrupa Parlamentosuna sunulan Avrupa Sözleşme Hukukuna yönelik 2003/C 63/01 sayılı Eylem Planının 4.2 maddesinde genel işlem koşullarına ilişkin ayrıntılı düzenlemeler öngörülmüştür. Alman hukukunda daha önce özel bir kanunla düzenlenmiş olan genel işlem koşulları, belirtilen hükümler de göz önünde tutularak, Alman Medeni Kanununun (BGB) 305 ve devamı maddelerinde genel hüküm niteliği kazandırılarak yeniden düzenlenmiştir. Böylece, söz konusu hükümlerin uygulama alanının sadece tüketicilerle sınırlı kalması önlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, öncelikle genel işlem koşulları tanımlanmıştır. Buna göre, genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken, ileride çok sayıdaki sözleşmelerde kullanma amacıyla taraflardan birinin tek başına önceden hazırlayıp diğer tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Aynı fıkranın ikinci cümlesinde, genel işlem koşulu olma bakımından, diğer tarafa sunuluş biçiminin önemli olmadığı, bu koşulların sözleşme metninde veya ekinde yer alabileceği, kapsamının, yazı türünün ve şeklinin, nitelendirmede önem taşımadığı açıklanmıştır. Bu düzenleme kapsamında, genel işlem koşullarının tamamının veya bir kısmının sözleşme metninde ya da ekinde değişik karakterlerle yazılmak suretiyle, bunların emredici yasal düzenleme kapsamı dışında bırakılması önlenmek istenmiştir. Aynı şekilde, hangi konudaki hükümlerin genel işlem koşulu sayılacağı yönünde bir liste verme yerine, her türden sözleşme hükmü, bu tanım kapsamına girdiği takdirde, genel işlem koşulu olarak kabul edilecektir.

Maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, sözleşme koşullarını dayatma konumunda olan tarafın, hazırladığı tip sözleşmelerde çağımızın teknolojik imkanlarından da yararlanarak, farklı yöntemler kullanarak, bunların tip sözleşme olmaktan çıktığını ve bu sözleşmelerin bireysel sözleşme olduğunu ileri sürmesi engellenmiştir. Kısacası, sözleşme metinlerindeki farklılıklar, birinci fıkradaki tanım kapsamında olmaları kaydıyla, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu hükümlerine tabi olması bakımından önemsiz sayılmıştır. Mesela, delil sözleşmelerine ilişkin bir genel işlem koşulunun bu sözleşmenin asıl metnine alınması, bu sözleşmelerin ekinde yer alması veya sözleşme metni ya da ekinde yer almakla birlikte yerinin değiştirilmesi, uygulama farklılığı doğurmayacaktır. Aynı şekilde, tip sözleşme yöntemine başvuran tarafın, çok sayıda farklı tipte sözleşme hazırlayarak, müşterileri ile ilişkilerinde, genel işlem koşulları hükümlerini dolanması yolu da kapatılmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemede, uygulamada sıkça rastlanan bir olgu göz önünde tutulmuştur. Gerçekten, çok sayıda tip sözleşmede, metinde sözleşmenin tüm hükümlerinin her birinin okunduğu, tartışıldığı ve bu şekilde kabul edildiğine ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Hatta, sözleşme sırasında imza ile birlikte ek düzenleme yapılarak, sözleşme metninin ve/veya genel işlem koşullarının okunduğuna, anlaşıldığına ve bu yolla kabul edildiğine ilişkin açıklamaları içeren tutanaklar düzenlenebilmektedir. Aynı şekilde, çok sayfalı tip sözleşmelerde sayfalardan her birine katılanın yalnızca imza atması ya da bu türden açıklamalarla birlikte imza atması farklı bir uygulamaya yol açmayacaktır. Hatta, her maddenin ayrı ayrı ya da bu tür açıklamalarla imzalanması da genel işlem koşullarına ilişkin emredici hükümleri dolanmaya yetmeyecektir. Çünkü, fıkra hükmüyle, böyle kayıtların tek başına genel işlem koşullarına ilişkin emredici düzenlemenin uygulanmasını önleyemeyeceği kabul edilmiştir.

Maddenin son fıkrasında, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kurumların hazırladıkları sözleşmeler, her durumda tip sözleşme olarak kabul edilmekte, böylece mutlak surette genel işlem koşullarının emredici düzenlemesine bağlı tutulmuş olmaktadır. Genel işlem koşullarının tabi olduğu emredici düzenleme açısından sözleşme ve koşullarını hazırlayan tarafın kamu tüzel kişisi olması, uygulama farklılığı doğurmayacaktır.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.20 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2024/197 K. 2025/168 Bozma

Kanundan aldığı yetkiyle yetkili makam tarafından belirlenen Zorunlu Sigorta Genel Şartları, sözleşme yapılırken taraflardan birince önceden tek taraflı hazırlanmadığından TBK m.20 anlamında genel işlem koşulu sayılmaz.

Detaylı özeti gör

Davacılar, çift taraflı trafik kazasında tam ve asli kusurlu olarak ölen sürücü desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kaldıklarını ileri sürerek, ölenin kullandığı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı istemiştir. Davalı sigortacı, destek şahsının kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin Genel Şartlar gereği teminat dışında olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi, kaza ve poliçe tarihinde kanunda bulunmayan bir sınırlamanın genel şartlarla getirilemeyeceği gerekçesiyle davayı kabul etmiş; Özel Daire bu kararı bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, yürürlükteki Genel Şartlar uyarınca desteğin tam kusuruyla kendi ölümüne yol açtığı bu durumda destekten yoksun kalma zararının teminat kapsamı dışında kaldığını benimseyerek direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2020/8132 K. 2021/4662 Bozma

Düzenleyenin, ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden tek başına hazırlayıp karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri genel işlem koşuludur; tazminat ve talep haklarının muhatabını belirleyen bu nitelikteki düzenleme geçersizdir.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı şirketle 16.10.2012 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yaparak işyeri niteliğindeki taşınmaz için toplam 600.160 TL ödemiş; taşınmaz 30 aylık sürede teslim edilmeyince ihtarnameyle temerrüt oluşturup sözleşmeden dönerek ödediği bedelin iadesini istemiştir. Davalı, sözleşmenin 14.8 maddesine dayanarak satış vaadinden doğacak tüm tazminat ve talep haklarının muhatabının yüklenici şirket olduğunu, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuş; bölge adliye mahkemesi bu savunmayı kabul ederek davalının istinaf başvurusunu kabul etmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, satıcı ve arsa sahibi konumundaki davalının tek yanlı düzenlediği bu maddenin genel işlem koşulu niteliğinde ve geçersiz olduğunu, salt bu maddeye dayanılarak husumetin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararı davacı yararına oy çokluğuyla bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.20 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2022/2045 K. 2025/2777 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Banka ile tacir arasındaki genel kredi sözleşmesinde ücret ve komisyona dayanak oluşturan hükmün genel işlem koşulu sayılarak yazılmamış kabul edilmesi hâlinde, doğan boşluğun Merkez Bankası tebliği ve gerekirse emsal banka uygulamaları gözetilerek doldurulması gerektiği belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Bir şirket, bankadaki vadesiz hesabından hesap işletim ücreti, komisyon ve benzeri adlarla yapılan kesintilerin iadesini istemiştir. İlk derece mahkemesi, kesintilere dayanak sözleşme hükmünü genel işlem koşulu sayıp yazılmamış kabul ederek davayı kabul etmiştir. Daire, hüküm yazılmamış sayıldığında doğan boşluğun Merkez Bankası tebliği ve gerekirse emsal banka uygulamaları gözetilerek doldurulması, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini belirtmiş; bankanın istinaf başvurusunu kabul ederek kararı kaldırmış ve dosyayı yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine göndermiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2021/1824 K. 2024/1147 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Yıllar boyunca aynı kapsamda yenilenen liman müteahhitliği sözleşmelerinde iptali istenen hükümlerin, taraflar arasında sonuca etkili müzakere edilmiş sayıldığı ve düzenleyenin bilgilendirme yükümlülüğünü ihlal ettiği kabul edilemeyeceğinden genel işlem koşulu oluşturmadığı sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, serbest bölge işleticisi ile müteahhit şirket arasında yıllar boyunca yenilenen liman müteahhitliği sözleşmesinin bir kısım hükümlerinin, emredici hükümlere aykırı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle iptali istemine ilişkindir. Müteahhit şirket, işçilik alacaklarından sorumluluğu kendisine yükleyen maddelerin genel işlem koşulu sayılması gerektiğini ileri sürmüş; ilk derece mahkemesi davayı reddetmiştir. Daire, aynı kapsamda yirmi sekiz kez yenilenen sözleşmelerde iptali istenen hükümlerin sonuca etkili biçimde müzakere edilmiş sayılacağını, bilgilendirilmemiş sayılma koşulunun gerçekleşmediğini ve muvazaa iddiasının ispatlanamadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2019/675 K. 2020/1173 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Tacirler arasındaki genel kredi sözleşmesinde ve bilgilendirme formunda aynı oranda öngörülen yüzde beşlik erken kapama komisyonunun sözleşmeye uygun olduğu, genel işlem koşulu niteliği taşımadığı ve emsal banka uygulamaları karşısında fahiş sayılamayacağı kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Tacir olan kredi borçlusu, kullandığı ticari krediyi vadesinden önce kapatması üzerine bankaca tahsil edilen yüzde beş oranındaki erken kapama komisyonunun fahiş olduğunu ileri sürerek bir kısmının iadesini istemiştir. İlk derece mahkemesi, bu oranın genel kredi sözleşmesi ile bilgilendirme formunda öngörüldüğünü belirterek davayı reddetmiştir. Daire, tacirler arasındaki bu ilişkide tüketici mevzuatının uygulanamayacağını, tahsil edilen komisyonun sözleşmeye uygun olup genel işlem koşulu niteliği taşımadığını, emsal banka uygulamalarındaki ortalama oran karşısında fahiş ve dürüstlük kuralına aykırı sayılamayacağını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2019/793 K. 2020/1016 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Ticari kredi sözleşmesinde erken ödeme bakiyesinin %5'i oranında komisyon öngören hükmün erken ifada her iki tarafın menfaatini koruduğu, bu nedenle karşı tarafa dayatılan aleyhe bir düzenleme sayılamayacağı ve genel işlem koşulu kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, ticari kredi kullanan şirketin bankaca yapılan dosya, ipotek tesis, tahsis, ipotek fekki ve erken kapama komisyonu kesintilerinin iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi erken kapama komisyonu dışındaki kalemlerde davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, kabul edilen kısım yönünden davalı bankanın istinafını kesinlik sınırı altında kaldığından usulden reddetmiş; erken ödeme komisyonu yönünden ise sözleşmede açık hüküm bulunduğunu ve bu hükmün her iki tarafın menfaatini koruduğunu, genel işlem koşulu sayılamayacağını belirterek davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 3. Hukuk Dairesi E. 2019/1591 K. 2020/508 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, sözleşmenin tarafı olmayan idari makamca kanundan alınan yetkiyle belirlendiğinden TBK 20 anlamında genel işlem koşulu sayılmamış; bu makam hizmet sunan bir kuruluş olmadığından maddenin son fıkrası kapsamında da değerlendirilememiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, tek taraflı trafik kazasında yüzde yetmiş beş oranında kusurlu olarak ölen sürücünün yakınının, sürücünün kullandığı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından destekten yoksun kalma tazminatı istemesine ilişkindir. İlk derece mahkemesi zararın teminat dışında kaldığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, poliçe tarihinde yürürlükte olan genel şartların uygulanacağını, bu genel şartların sözleşmenin tarafı olmayan idari makamca kanundan alınan yetkiyle belirlendiğinden genel işlem koşulu sayılamayacağını ve destek şahsının kusuruna denk gelen tazminat talebinin teminat dışında olduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Diğer kararlar (1)
Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2019/2013 K. 2020/244 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Konişmentodaki yetki şartının genel işlem koşulu içerdiği kabul edilse de, genel işlem koşullarının geçersizliğini ileri sürme hakkının sözleşmenin taraflarına ait olduğu; konişmentoya taraf olmayıp yalnız halefiyetle dava açan sigortacının bu şarta itiraz edemeyeceği sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Deniz yoluyla gönderilen portakal yükünün soğutmalı konteynerde bozulması üzerine sigortacı, sigortalısına ödediği tazminatı halefiyet gereği fiilî taşıyandan istemiştir. İlk derece mahkemesi, konişmentodaki yetki şartı nedeniyle Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunmadığını belirterek davayı usulden reddetmiştir. Daire, yazılı navlun sözleşmesi bulunmadığından ilişkinin konişmentoya göre belirleneceğini, konişmentoda yükleten imzasının aranmadığını, yetki şartı genel işlem koşulu içerse de geçersizliğini ancak sözleşme taraflarının ileri sürebileceğini belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!