TBK Madde 234 Satış bedelinin muacceliyeti ve faizi

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 234, aksine sözleşme yoksa satış bedeli, satılan alıcının zilyetliğine girince muaccel olur; faiz istenebileceğine ilişkin bir teamül varsa, alıcı maldan ürün ya da diğer verimler elde etme imkânına sahipse ya da belirli günün geçmesiyle temerrüt gerçekleşmişse, ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın satış bedeline faiz istenebilir.

Resmi Metin

Satış bedelinin muacceliyeti ve faizi

Madde 234- (1) Aksine sözleşme yoksa, satılan alıcının zilyetliğine girince satış bedeli muaccel olur.

(2) Faiz istenebileceği konusunda bir teamül varsa veya alıcı maldan ürün ya da diğer verimler elde etme imkânına sahip ise ya da belirli günün geçmesiyle temerrüdün gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın satış bedeline faiz istenebilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.234, satış bedelinin muacceliyetini kural olarak satılanın alıcının zilyetliğine geçmesine bağlar; taraflar sözleşmeyle farklı bir vade kararlaştırabileceğinden, uyuşmazlıkta önce sözleşmedeki aksine hüküm araştırılır. Faiz istenebilmesi için maddede sayılan üç seçenekten birinin (teamül, alıcının maldan ürün ya da diğer verimleri elde etme imkânı veya belirli günün geçmesiyle temerrüdün gerçekleşmesi) bulunduğunu satıcı ispatlar; belirli vade varsa TBK m.117/2 uyarınca ayrıca ihtara gerek kalmaz. Uygulanacak oran, kanuni ve temerrüt faizi bakımından TBK m.88 ve TBK m.120 üzerinden 3095 sayılı Kanuna göre belirlenir; 3095 hem adi hem ticari işlerde geçerli olup, ticari işlerde temerrüt faizinde ayrıca TCMB avans oranı devreye girer. Sık yapılan hata, faizi bedelin belirlenmesine ilişkin TBK m.233 ile karıştırmaktır; faizin dayanağı TBK m.234’tür. Alıcı bedeli ödemede temerrüde düşerse satıcının dönme hakkı TBK m.235, uğranılan zararın giderimi TBK m.236 kapsamında değerlendirilir. Satış bir tüketici işlemiyse TKHK (6502) öncelikli uygulanır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 234. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

Tasarının iki fıkradan oluşan 233 üncü maddesinde, satış bedelinin muacceliyeti ve faizi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 210 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Semene istihkak ve semenin faizi” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Satış bedelinin muacceliyeti ve faizi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 210 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “satılan alıcının zilyetliğine girince satıcı semene müstahak olur.” şeklindeki ibare, Tasarıda “satılan, alıcının zilyetliğine girince, satış bedeli muaccel olur.” şeklinde düzeltilmiştir. Aynı fıkraya göre, aksine sözleşme varsa, bu hüküm uygulanmaz. Gerçekten, veresiye satışlar, taksitle satışlar ve ön ödemeli satışlar, 210 uncu maddenin birinci fıkrasının kapsamı dışındadır. Veresiye satışlarda, satılanın alıcıya teslim edilmesinden sonra, satış bedelinin tamamının, taraflarca belirlenen vadede, bir defada ödenmesi kararlaştırılmaktadır. Taksitle satışlarda, satış bedelinin, yine satılanın alıcıya tesliminden sonra, kısım kısım (taksitler halinde) ödenmesinin kararlaştırılması söz konusudur. Ön ödemeli taksitle satışlarda ise, alıcı satış bedelini önceden kısım kısım ödemeyi, satıcı da bedelin ödenmesinden sonra satılanı teslim etmeyi üstlenmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında, ihtara gerek olmaksızın, satış bedeline faiz istenebileceği üç durum düzenlenmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.234 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2021/2275 K. 2024/1960 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Ticari mal satışına dayalı itirazın iptali davasında satıcı, satış bedelinin muacceliyetini TBK m.234 ile m.90'a dayandırmış, alıcı ise borç muaccel edilmeden takip başlatıldığını savunmuştur. Daire, ticari defterler ve bilirkişi raporuna dayanan hükmü hukuka uygun bulmuştur.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, ticari mal ve hizmet satışından doğan alacak için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, tarafların ticari defterlerinin birbirini doğruladığını, alacağın likit olduğunu ve dava tarihinden sonraki ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınacağını belirterek davayı kabul etmiş, icra inkar tazminatına hükmetmiştir. Davalı vekili, alacağın yargılama sırasında tamamen ödendiğini, talebi aşar biçimde hüküm kurulduğunu, alacak likit olmadığından inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini ve takipte adi faiz istenmişken avans faizi uygulandığını ileri sürmüştür. Daire, bilirkişi raporunu denetime elverişli bulmuş; ödemelerin infazda gözetilmesini, inkar tazminatını ve faiz uygulamasını yasaya uygun görerek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!