TBK Madde 438 Feshin sonuçları: b. Haklı sebebe dayanmayan fesihte

Özet 3 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 438, işveren haklı sebep olmaksızın hizmet sözleşmesini derhâl feshederse işçi; belirsiz süreli sözleşmelerde fesih bildirim süresine, belirli süreli sözleşmelerde kalan süreye uyulmuş olsaydı kazanabileceği miktarı tazminat olarak isteyebilir. Belirli süreli sözleşmede işçinin sözleşmenin sona ermesi yüzünden tasarruf ettiği, başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelir bu tazminattan indirilir; hâkim ayrıca bütün durum ve koşulları göz önünde tutarak işçinin altı aylık ücretini aşmayacak bir tazminata hükmedebilir.

Resmi Metin

b. Haklı sebebe dayanmayan fesihte

Madde 438- (1) İşveren, haklı sebep olmaksızın hizmet sözleşmesini derhâl feshederse işçi, belirsiz süreli sözleşmelerde, fesih bildirim süresine; belirli süreli sözleşmelerde ise, sözleşme süresine uyulmaması durumunda, bu sürelere uyulmuş olsaydı kazanabileceği miktarı, tazminat olarak isteyebilir.

(2) Belirli süreli hizmet sözleşmesinde işçinin hizmet sözleşmesinin sona ermesi yüzünden tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelir, tazminattan indirilir.

(3) Hâkim, bütün durum ve koşulları göz önünde tutarak, ayrıca miktarını serbestçe belirleyeceği bir tazminatın işçiye ödenmesine karar verebilir; ancak belirlenecek tazminat miktarı, işçinin altı aylık ücretinden fazla olamaz.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.438, işverenin haklı sebep olmaksızın yaptığı derhal feshin parasal sonucunu düzenler. İşçi, belirsiz süreli sözleşmede TBK m.432 bildirim süresine, belirli süreli sözleşmede kalan sözleşme süresine uyulsaydı kazanacağı ücreti mahrumiyet tazminatı olarak ister. Belirli sürelide işçinin tasarruf ettiği tutar ile başka işten elde ettiği veya bilerek kaçındığı gelir bu tazminattan indirilir; belirsiz sürelide böyle bir indirim öngörülmez. Hâkim ayrıca durum ve koşullara göre takdirî bir ek tazminata hükmedebilir; ancak bu ek kalem işçinin altı aylık ücretinden fazla olamaz. Uygulamada sık hata, bu takdirî tazminatı İş K. (4857) m.21 işe başlatmama (iş güvencesi) tazminatıyla karıştırmaktır; rejim ve tavan farklıdır. İş güvencesi koşullarını taşıyan İş K. (4857) işçisi bakımından İş K. (4857) m.18-21’deki işe iade ve işe başlatmama tazminatı rejimi önceliklidir; koşulları taşımayanlarda ve TBK kapsamındaki hizmet ilişkilerinde TBK m.438’in haksız derhal fesih sonuçları ayrıca değerlendirilir. Haklı fesihte ise TBK m.437 uygulanır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 438. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “b. Haklı sebebe dayanmayan fesihte” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 437 nci maddesinde, haklı sebebe dayanmayan feshin sonuçları düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, işverenin haklı sebep olmaksızın hizmet sözleşmesini derhal feshetmesi durumunda işçinin, belirsiz süreli sözleşmelerde fesih bildirim süresine ve belirli süreli sözleşmelerde ise, sözleşme süresine uyulmaması nedeniyle, bu sürelere uyulsaydı kazanabileceği miktarı tazminat olarak isteyebileceği belirtilmektedir. Bu tazminat ile, hizmet sözleşmesinin işveren tarafından haklı bir sebep olmaksızın, taraflarca kararlaştırılan sürenin sona ermesinden önce feshedilmesi yüzünden işçinin uğradığı olumlu (müspet) zararların giderilmesi amaçlanmıştır. Böylece, işveren, haklı bir sebep olmadığı halde, hizmet sözleşmesini sona erdirecek olursa, fıkrada öngörülen tazminat yaptırımıyla karşı karşıya kalacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında, birinci fıkrada hükmedilecek tazminatlarla ilgili olarak bir denkleştirme (mahsup) kuralına yer verilmektedir. Buna göre, işçinin hizmet sözleşmesinin sona ermesi yüzünden tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelir, işçinin her iki sözleşme türünden birinde isteyebileceği tazminattan indirilecektir.

Maddenin son fıkrasında ise, birinci fıkrada öngörülen tazminattan ayrı olarak, işçinin altı aylık ücretinden fazla olmamak üzere işverenden tazminat isteyebileceği öngörülmektedir. Bu tazminatın miktarı, hakim tarafından, somut olayın bütün durum ve koşulları (tarafların sosyal ve ekonomik durumları, sözleşmenin devam süresi, fesih için ileri sürülen sebep) göz önünde tutularak serbestçe belirlenecektir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 337c maddesi göz önünde tutulmuştur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.438 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/6802 K. 2025/9966 Onama

Haksız fesih tazminatı, hizmet sözleşmesini işverenin haklı sebep olmaksızın feshetmesi hâlinde doğar; belirli süreli sözleşmeyi haklı nedenle fesheden işçinin sözleşme devam etseydi elde edeceği menfaate ilişkin talebi bu hükme göre değil, haklı fesihte zararın tamamen giderilmesini öngören hükme göre karara bağlanır.

Detaylı özeti gör

Davacı, önceki işvereni Türkiye'den çekildikten sonra ortağı olduğu lojistik şirketi ile davalı şirket arasında kurulacak ticari işbirliği kapsamında 01.07.2017 tarihinde davalı nezdinde beş yıl süreli belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışmaya başladığını, davalının danışmanlık sözleşmesini imzalamayarak kendisini yanılttığını ileri sürerek sözleşmeyi 08.01.2018 tarihinde haklı nedenle feshettiğini belirtmiş; 54 aylık bakiye süre ücreti ile ayrımcılık tazminatı istemiştir. Davalı, sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi, bakiye süre ücretinin ancak işverenin haksız feshinde istenebileceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, işçinin haklı feshinde talebin 6098 sayılı Kanun'un 437 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş, ancak esaslı unsurun gerçekleşmemesinin davacının ortağı olduğu şirketin inisiyatifiyle olduğunu saptayıp feshi haksız bularak ret kararını onamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2024/429 K. 2025/3 Direnme Bozuldu

Sözleşmede haksız fesih hâlinde kalan ay sayısı ile son brüt ücretin çarpımı kadar ödeme öngören ve cezai şart ibaresi taşımayan hüküm, bakiye süre ücreti tutarındaki kanuni tazminatın tekrarı niteliğindedir; iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğu kesinleşmişse bu hükme dayanılarak tazminata hükmedilemez.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalıya ait işyerinde 25.06.2015 tarihinde dört yıl süreli sözleşme kapsamında aylık net 10.000 TL ücretle hukuk müşaviri olarak çalışmaya başladığını, sözleşmenin 25.11.2015 tarihinde işverence feshedildiğini, feshin haksızlığı nedeniyle açılan davada ihbar tazminatına hükmedildiğini ileri sürerek sözleşmenin 4. maddesine dayalı cezai şart alacağını istemiştir. Davalı, feshin haklı nedene dayandığını ve talep edilen cezai şartın fahiş olduğunu savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi davanın kısmen kabulüne karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Özel Daire, sözleşmenin 4. maddesinde son aylık brüt ücret ile kalan ay sayısının çarpımı kadar ödeme öngörüldüğünü, bunun cezai şart değil bakiye süre ücreti tazminatı olduğunu belirterek bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, maddede cezai şart ibaresi bulunmadığını ve sözleşmenin belirsiz süreli olduğunun kesinleştiğini belirterek direnme kararını oy çokluğu ile bozmuştur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2024/3175 K. 2024/7459 Onama

Bakiye süre ücreti tutarındaki tazminattan yapılacak indirim kural olarak somut verilere dayanmalı, belli bir oran üzerinden varsayımsal indirim yapılmamalıdır; ancak hesaba konu bakiye sürenin bir bölümü henüz gerçekleşmemişse, işçinin yaptığı iş, yeni iş bulma ihtimali ve kalan sürenin uzunluğu gözetilerek varsayımsal indirime gidilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, 13.11.2018 tarihinden itibaren davalı şirkette Karayolları 2. Bölgede kontrol şefi olarak belirli süreli iş sözleşmesiyle çalıştığını, sözleşmenin 05.04.2019 tarihinde haksız feshedildiğini, şirketin faaliyetini sürdürüp yerine yeni personel aldığını ileri sürerek bakiye süre ücreti tutarında tazminat istemiştir. Davalı, sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu ve üst işverenin personel azaltımı bildirimi üzerine akdin sonlandırıldığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, işverenin yazılı sözleşmeyi ibrazdan kaçınması karşısında sözleşmeyi belirli süreli kabul etmiş, başka işten elde edilen 49.433,67 TL geliri mahsup edip yüzde 40 indirim yapmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, TBK 438/2 uyarınca indirimin somut verilere dayanması gerektiği gerekçesiyle varsayımsal indirimi kaldırıp brüt 339.443,13 TL tazminata hükmetmiştir. Daire, ilk derece karar tarihi 22.05.2023 itibarıyla 17.10.2021'de sona eren bakiye süre bakımından bilinmeyen dönem kalmadığını belirterek kararı onamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2023/197 K. 2023/1038 Direnme Bozuldu

Sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu ileri sürerek işe iade yoluna giden işçinin, aynı feshe dayanarak bu kez sözleşmenin belirli süreli olduğunu iddia edip bakiye süre ücreti tutarında tazminat istemesi çelişkili davranma yasağına aykırıdır; bu durumda sözleşme belirli süreli kabul edilemez ve tazminat talebi reddedilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, 01.03.2017 tarihli iş sözleşmesiyle davalı şirkette satış pazarlama ve stratejik planlama grup başkanı olarak çalışmaya başlamış, sözleşmede net 35.000,00 TL aylık ücret ve 31.12.2018 sona erme tarihi kararlaştırılmıştır. İşveren 05.09.2017 tarihinde elektronik postayla neden göstermeksizin sözleşmeyi feshetmiş, davacı 02.10.2017 tarihinde feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade davası açmış, bu dava harç ve gider avansı yatırılmadığından 15.12.2017 tarihinde usulden reddedilmiştir. Davacı daha sonra sözleşmenin belirli süreli olduğunu ileri sürerek 15 aylık bakiye süre ücretini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi sözleşmeyi belirsiz süreli sayarak davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi işverenin belirsiz süre savunmasını dürüstlük kuralına aykırı bularak bakiye süre ücretine hükmetmiş ve bozmadan sonra direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, işe iade davası açan davacının belirli süre iddiasında bulunmasını çelişkili davranma sayarak direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2021/830 K. 2022/1426

Hâkimin bütün durum ve koşulları gözeterek serbestçe belirlediği ve işçinin altı aylık ücretini aşamayan haksız fesih tazminatı, İş Kanunu kapsamında olmayan ancak hizmet sözleşmesiyle çalışan işçinin sözleşmesinin işverence haklı neden olmaksızın derhâl feshi hâlinde uygulanır; sözleşmeyle kararlaştırılan cezai şart bu kanuni tazminatla ilişkilendirilemez.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı şirkette 24.04.2014 tarihinden itibaren ticaret ve satın alma müdürü, 17.08.2016 tarihinden sonra genel müdür yardımcısı olarak çalışmış; belediye başkanının değişmesinin ardından iş sözleşmesi 09.01.2018 tarihinde gerekçe gösterilmeden feshedilince kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve sözleşmede işverenin haksız feshi için öngörülen on iki aylık ücret tutarındaki cezai şartın tahsilini istemiştir. İlk derece mahkemesi feshi haksız bulmuş, ancak iş güvencesi kapsamındaki işçinin cezai şart isteyemeyeceği gerekçesiyle davayı kısmen kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi cezai şartı geçerli sayıp TBK m.438/3 ve m.182/son uyarınca altı aylık brüt ücrete indirerek davayı kabul etmiş, Özel Daire bu kararı bozmuş, Bölge Adliye Mahkemesi direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, İş Kanunu m.21/son mutlak emredici olduğundan iş güvencesi kapsamındaki işçi için ayrıca cezai şart öngörülemeyeceğini belirterek direnme kararını oy çokluğu ile bozmuştur.

Diğer kararlar (3)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2021/762 K. 2022/840 Direnme Bozuldu

Sözleşmenin belirli süreli yapılmasını gerektiren objektif koşullar bulunmasa bile, sözleşmenin belirli süreli olduğuna güvenen işçi bakiye süre ücreti isteyebilir; işverenin sözleşmenin belirsiz süreli olduğu yönündeki savunması hakkın kötüye kullanılmasıdır. Hükmedilecek tazminattan tasarruf edilen ve başka işten elde edilen gelir ile ödenen ihbar tazminatı indirilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı kurumun araştırma merkezinde başuzman statüsünde, 31.12.2013 tarihinde imzalanan ve 01.02.2014 ile 31.01.2017 dönemi için geçerli belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışırken, sözleşme süresi dolmadan 24.03.2015 tarihinde hizmetine ihtiyaç kalmadığı gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve bakiye süre ücreti istemiştir. İlk derece mahkemesi, davacının yaptığı iş bakımından sözleşmenin belirli süreli sayılmasını gerektiren objektif koşulların bulunmadığı gerekçesiyle bakiye süre ücreti talebini reddetmiş, dava açıldıktan sonra ödenen kıdem tazminatı yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, Özel Daire bozmasına karşı direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulu, sözleşmenin belirli süreli olduğuna güvenen işçinin bakiye süre ücretine hak kazandığını belirterek direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2021/778 K. 2022/65 Direnme Bozuldu

Belirli süreli hizmet sözleşmesinin işverence haklı bir sebep olmaksızın süresinden önce feshi hâlinde işçinin isteyebileceği bakiye süre ücreti, sözleşmedeki süreye uyulsaydı kalan sürede kazanacağı tutarda bir tazminattır; bu tazminat işçinin olumlu (müspet) zararını gidermeye yönelik olup haksız feshin işverene yüklenen kanuni yaptırımıdır.

Detaylı özeti gör

Davacı, yönetimi 18.06.2016 tarihinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen davalı şirkette çalışmaya başladığını, 21.06.2018-21.06.2020 dönemi için imzalanan belirli süreli iş sözleşmesinin 21.06.2019 tarihinde haklı bir neden olmaksızın süresinden önce feshedildiğini, son ücretinin net 9.491,88 TL olduğunu ileri sürerek bakiye süre ücreti ve cezai şart alacaklarını istemiştir. Davalı, objektif neden bulunmadığından sözleşmenin belirli süreli sayılamayacağını savunmuştur. İlk derece mahkemesi bakiye süre ücreti talebini reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi sözleşmeyi belirsiz süreli görmüş, Özel Daire bu gerekçeyi bozmuş, önceki kararda direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulu, davacının yaptığı işin süreklilik taşıması karşısında objektif koşulların bulunmadığını, ancak işçiyi koruyan hükmün işveren tarafından ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması sayılacağını belirterek sözleşmenin belirli süreli kabul edilmesi gerektiğini vurgulamış ve direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2015/3669 K. 2018/1848 Direnme Bozuldu

Bakiye süre ücreti tutarındaki tazminattan yapılacak indirimin dayanağı, fahiş cezai şartın indirilmesine ilişkin genel hüküm değil, haklı sebebe dayanmayan fesih tazminatını düzenleyen hükmün ikinci fıkrasıdır; indirim, işçinin tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelirle sınırlıdır.

Detaylı özeti gör

Davacı, iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedildiğini, son ücretinin net bin beş yüz dolar olduğunu ve barınma ile yemek ihtiyaçlarının davalı tarafından karşılandığını belirterek ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, ücret, gece zammı ile bakiye süre ücreti alacaklarını belirsiz alacak davasıyla istemiştir. Yerel mahkeme, alacakların belirlenebilir olduğu ve belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş; Özel Daire, tanık beyanına dayanan tatil ve fazla çalışma alacakları ile bakiye süre ücreti yönünden kararı bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bu alacaklardan yapılacak karineye dayalı makul indirimin baştan belirlenemeyeceğini, bakiye süre ücretinden indirimin ise 6098 sayılı Kanun'un 438. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapılacağını belirterek direnme kararını bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.438 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2021/1787 K. 2021/1251 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Daire'nin gerekçesine alıp benimsediği Yargıtay 15. HD kararına göre, kâr kaybında gerçek eksilmenin belirlenmesinde TBK m.408 ve 438'deki kesinti yöntemi esas alınmalı; m.438'in hizmet sözleşmeleri için öngördüğü indirim, diğer sözleşmelerin haksız feshinde de kıyasen uygulanmalıdır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacı şirket, asıl iş sahibiyle 1.092.000,00 USD bedelle üstlendiği baraj hidromekanik imalat işlerini 565.000,00 USD karşılığında davalı şirkete yaptırmak üzere sözleşme imzaladığını, davalının işi süresinde ve projeye uygun yapmaması nedeniyle asıl sözleşmenin feshedildiğini belirterek yoksun kalınan kardan şimdilik 50.000 USD istemiştir. İlk derece mahkemesi, elde edilecek karın objektif olarak hesaplanabilir olduğunu, belirsiz alacak davası açılamayacağını ve hukuki yarar bulunmadığını belirterek davayı usulden reddetmiştir. Daire, dava açıldığı anda yoksun kalınan kar miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesinin davacıdan beklenemeyeceğini, davanın belirsiz alacak davası olduğunu belirterek kararı kaldırmış ve yeniden yargılama için dosyayı mahkemesine göndermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!