TBK Madde 502 Vekâlet sözleşmesi: Tanımı

Özet 3 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 502, vekâlet sözleşmesini vekilin, vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlar; vekâlete ilişkin hükümler, nitelikleri uygun düştüğü ölçüde bu Kanunda düzenlenmemiş diğer işgörme sözleşmelerine de uygulanır ve vekil, ancak sözleşme veya teamül varsa ücrete hak kazanır.

Resmi Metin

Tanımı

Madde 502- (1) Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.

(2) Vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan işgörme sözleşmelerine de uygulanır.

(3) Sözleşme veya teamül varsa vekil, ücrete hak kazanır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Vekâlet, uygulamada çoğu işgörme ilişkisinin “toplama havuzu” olarak çalışır: avukatlık, doktorluk, mimarlık, danışmanlık, mali müşavirlik gibi tipik karşılığı olmayan ya da Kanunda ayrıca düzenlenmemiş işgörme sözleşmeleri, niteliğine uyduğu ölçüde bu hükümlerle çözülür. Bu nedenle bir ilişkiyi “eser” mi, “vekâlet” mi, “hizmet” mi diye nitelendirmek davanın kaderini belirler; çünkü vekâlette sonuç değil özenli çaba borçlanılır ve karşı taraf her zaman azil/istifa serbestisine sahiptir.

En sık çıkan uyuşmazlık ücret kalemidir: ücret, ancak sözleşmeyle veya teamülle doğar. Bedeli yazıya bağlamadan iş gören taraf, sonradan ücretini kanıtlamakta zorlanır; bu yüzden meslekî işlerde yazılı ücret kaydı ve kapsamın somut yazımı şarttır. Vekilin talimata bağlılığı ve hesap verme yükümü de ihmal edilmemeli; talimat dışı işlem hem sorumluluk hem azil sebebidir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 502. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 386 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 502 nci maddesinde, vekalet sözleşmesi tanımlanmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 386 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Tarifi” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Tanımı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 386 ncı maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “mukavele dairesinde” şeklindeki ibare, vekilin vekalet sözleşmesinden doğan borçlarının söz konusu olması nedeniyle, gereksiz görülerek Tasarı metnine alınmamıştır.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.502 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3.HD E. 2024/1686 K. 2025/243 Onama

Hekim ve hastane ile hasta arasındaki ilişki, TBK m.502 anlamında bir vekâlet sözleşmesidir; vekil sıfatıyla hekim, yöneldiği sonucun elde edilememesinden değil, gösterdiği özenin eksikliğinden sorumludur ve mesleki iş gören vekil en hafif kusurundan dahi sorumlu tutulur.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, erken doğan prematüre bebeğe uygulanan tedaviden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, hekim ve hastane ile hasta arasındaki ilişki TBK m.502 kapsamında vekâlet sözleşmesi sayılmıştır. Davacılar, 05.01.2012'de doğan ikiz bebeklerinden birinin erken doğum nedeniyle davalı hastanenin yenidoğan ünitesine yatırıldığını, 20.03.2012'de taburcu edildiğini, 01.06.2012'de hastaneye tekrar geldiklerinde bebeğe ROP Evre 5 tanısı konulduğunu, tedavinin artık mümkün olmadığını ve çocuğun kalıcı körlükle malul kaldığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi, davalıların gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini kabul ederek bakiye 2.411.790,70 TL maddi tazminat ile 300.000 TL, 80.000 TL ve 80.000 TL manevi tazminata hükmetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi davalı hastane vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, mesleki iş gören vekilin (hekimin) en hafif kusurundan dahi sorumlu olduğunu, davalıların kusurunun ceza dosyası ve iş bu davada alınan bilirkişi raporlarıyla sabit bulunduğunu belirterek 14.01.2025 tarihinde kararı onamıştır.

Yargıtay HGK E. 2023/251 K. 2024/662 Onama

TBK m.502 uyarınca vekâlet, kişinin başkasının işini görmeyi üstlenmesidir. Bir kimse patron konumunda, emir ve talimat almadan (bağımlılık unsuru olmadan) çalışıyorsa ilişki hizmet değil vekâlet sözleşmesidir; vekâlet şekle tabi olmadığından yazılı sözleşme aranmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı limited şirkete ait otelde 01.06.2010-26.08.2015 tarihleri arasında ortaklığı bulunmayan atanmış müdür olarak çalıştığını ileri sürerek hizmet ve prime esas kazancının tespitini istemiş, Sosyal Güvenlik Kurumu davaya fer'î müdahil olmuştur. İlk Derece Mahkemesi davayı kısmen kabul edip çalışmayı hizmet sözleşmesine dayalı görmüş; Bölge Adliye Mahkemesi ise ilişkiyi vekâlet sayarak davayı reddetmiş, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin zaman ve bağımlılık unsurlarının gerçekleştiği yönündeki bozmasına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, dinlenen tanıkların davacının patron konumunda çalıştığını, işverenden emir ve talimat almadığını, aksine çalışanlara talimatı kendisinin verdiğini beyan etmeleri karşısında bağımlılık unsurunun gerçekleşmediğini saptamıştır. TBK m.502 uyarınca vekâlet, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi üstlendiği sözleşme olup vekilin bağlılığı hizmet akdindeki gibi zorunlu değildir. Bu nedenle taraflar arasındaki ilişkinin vekâlet sözleşmesine dayandığı, vekâletin şekle tabi olmaması sebebiyle yazılı sözleşme aranmayacağı benimsenerek direnme kararı oy çokluğuyla onanmıştır.

Yargıtay 1.HD E. 2018/4665 K. 2019/4295 Bozma

Vekâlet sözleşmesinde ücret kararlaştırılmamış olsa bile, işin ücret karşılığında yapıldığına ilişkin bir teamül varsa vekil ücrete hak kazanır (TBK m.502). Vekilin ücret alacağı istemi, teamülün varlığı araştırılmadan ve vekâletin kötüye kullanıldığı gerekçesiyle reddedilemez.

Detaylı özeti gör

Davacılar, paylarını dava dışı bir paydaşa devretmesi için davalıyı vekil tayin ettikleri hâlde vekilin, paylarını bedel ödemeksizin kendi eşi olan diğer davalıya satış yoluyla devrettiğini ileri sürerek vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası açmış; davalı-karşı davacı vekil ise tapu tahsis belgesinin tapuya çevrilmesi işlemleri için masraf ve emek harcadığını belirterek karşı davada 5.058,11 TL alacak istemiştir. Yerel mahkeme asıl davayı kabul edip vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı gerekçesiyle karşı davadaki alacak istemini reddetmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi asıl davanın kabulünü onamış, ancak karşı davayı bozmuştur: TBK m.502 uyarınca ücret kararlaştırılmamış olsa bile işin ücret karşılığında yapıldığına dair bir teamül varsa vekilin ücrete hak kazanacağı ve teamül araştırılmadan istemin reddedilemeyeceği; ayrıca TBK m.510 uyarınca vekâlet verenin, vekilin ifa için yaptığı gider ve avansları faiziyle ödemekle yükümlü olduğu, vekilin masraflarını ispatlaması hâlinde alacak isteyebileceği belirtilerek, bu masraflar araştırılmadan karşı davanın reddedilmesi eksik inceleme sayılmıştır.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

TBK Madde 502 - Vekâlet sözleşmesi: Tanımı

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!