TBK Madde 514 Vekâletin sona ermesi: Hükümleri

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 514, vekâlet sözleşmesinin sona erdiğini öğrenmeden önce vekilin yaptığı işlerden, vekâlet veren veya onun mirasçıları sözleşme hâlâ devam ediyormuş gibi sorumlu olur.

Resmi Metin

Hükümleri

Madde 514- Vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden, vekâlet veren ya da mirasçıları sözleşme devam ediyormuş gibi sorumludur.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.514, vekaletin sona ermesinin üçüncü kişilere yansıyan sonucunu güvenli hale getirir: vekil, azil ya da vekalet verenin ölümü gibi bir sona erme sebebini öğrenmeden önce iyiniyetle yaptığı işlerden vekalet vereni veya mirasçılarını sözleşme sürüyormuş gibi bağlar. Belirleyici an öğrenme anıdır; öğrendikten sonra yapılan işler bu korumaya girmez. Sona erme sebeplerinde TBK m.512 (azil/istifa) ile TBK m.513 (ölüm/ehliyet/iflas) ayrımına dikkat edin; TBK m.513 kapsamında menfaat tehlikedeyse geçici devam yükümü ayrıca doğar. Uygulamada karışan nokta dava vekâletidir: dava açma HMK m.74 kapsamında özel yetkiye bağlı değildir; buna karşılık sulh, davadan feragat ve davayı kabul gibi tasarrufi işlemler için HMK m.74 uyarınca özel yetki gerekir ve azil mahkeme dosyasına yansıtılmadıkça karşı tarafa etki etmeyebilir. Vekilin iyiniyet iddiası, sona ermeyi gerçekten bilmediğini gösterebildiği ölçüde korunur; ispat yükünü hafife almamak gerekir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 514. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 398 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 514 üncü maddesinde, vekalet sözleşmesinin sona ermesinin hükümleri düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 398 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Hitamın hükümleri” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Hükümleri” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.514 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2022/3177 K. 2022/4626

Azilden sonra vekil tarafından yapılan temlikte işlemin geçerliliği, vekilin vekâletin sona erdiğini bilip bilmediğine bağlıdır; bu nedenle temlik kendiliğinden yolsuz tescil sayılıp ilk el edinenin iyiniyeti tartışma dışı bırakılamaz, uyuşmazlık vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedeni kapsamında ele alınarak deliller bu çerçevede birlikte değerlendirilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, paydaşı olduğu taşınmazdaki 1/5 payının satışı için 06.10.2011 tarihli vekâletnameyle dava dışı bir kişiyi vekil tayin ettiğini, 10.01.2012 tarihli azilname ile azlettiğini ve azilnameyi 11.01.2012 günü Tapu Müdürlüğüne teslim ettiğini, buna rağmen aynı gün satışın yapıldığını, azilnamenin sicile hatalı işlendiğini ve bedel almadığını ileri sürerek tapu iptali ile tescil istemiştir. Davalı, tapu kaydına güvenerek iyiniyetle satın aldığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, azille geçerliğini yitiren vekâletnameye dayanan satışı yolsuz tescil sayıp ilk el davalının iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi de kabul yönünde hüküm kurmuştur. Daire, uyuşmazlığın vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedeni kapsamında incelenmesi gerektiğini belirterek bozmuş, direnme üzerine bozmasında ısrar ederek dosyayı Hukuk Genel Kuruluna göndermiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2021/1620 K. 2021/5484 Bozma

Vekilin, azledildiğini öğrenmeden önce yaptığı işlemler vekâlet vereni bağladığından, azilname tapuya verilmiş olsa dahi uyuşmazlık kendiliğinden yolsuz tescil sayılamaz; azilnamenin aziller siciline işlenip işlenmediğine dair kayıtlar getirtilip, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedeni kapsamında tüm deliller birlikte değerlendirilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, paydaşı olduğu taşınmazdaki 1/5 payının satışı için 06.10.2011 tarihli vekaletname ile dava dışı bir kişiyi vekil tayin etmiş, 10.01.2012 tarihli azilname ile azletmiş ve azilnameyi 11.01.2012 tarihinde Tapu Müdürlüğüne teslim ettiği halde aynı gün payın davalıya satıldığını, azilnamenin aziller siciline yanlış harf sayfasına işlendiğini ve bilgisayar ortamına aktarılmadığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. Davalı, tapu kaydına güvenen iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi azille geçerliğini yitiren vekaletnameye dayalı satışın yolsuz tescil oluşturduğu gerekçesiyle davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi vekalet ücretini düzelterek kabul yönünde yeniden hüküm kurmuştur. Daire, uyuşmazlığın vekalet görevinin kötüye kullanılması kapsamında ele alınması ve aziller sicili kayıtları getirtilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek bozmuştur.

Yargıtay 3.HD E. 2020/5025 K. 2021/2396 Bozma

Vekâlet veren, vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden sözleşme devam ediyormuş gibi sorumludur; bu nedenle azilnamenin işlemden önce vekile usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ya da azlin başka biçimde öğrenildiği araştırılmadan, vekilin yaptığı sözleşmenin vekâlet vereni bağlamadığı kabul edilemez.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!