TBK Madde 167 Müteselsil borçlularda iç ilişki: Paylaşım

Özet 3 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 167, müteselsil borçlulukta borçlular arasındaki iç ilişkiyi düzenler: aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden başka türlü anlaşılmadıkça, borçlular alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludur. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlu, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteyebilir; ancak her bir borçluya yalnızca payı oranında rücu edebilir. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı ise diğer borçlular eşit olarak üstlenir.

Resmi Metin

Paylaşım

Madde 167- (1) Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.

(2) Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.

(3) Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu hüküm, dış ilişkiyi değil borçlular arasındaki iç ilişkiyi düzenler: alacaklı tahsilatını hangi borçludan yaparsa yapsın (bu seçim TBK m.163‘te alacaklıya aittir), borçlular yükü kendi aralarında kural olarak eşit paylarla taşır. Eşitlik mutlak değildir; aksi kararlaştırılmışsa ya da aralarındaki ilişkinin niteliği farklı bir dağıtım gösteriyorsa (örneğin biri esas borçlu, diğeri kefil konumundaysa) pay oranı değişir, bunu ileri süren ispatla yükümlüdür. Payından fazla ödeyen borçlu, aştığı miktar için diğerlerine rücu eder; sık yapılan hata, ödeyenin tamamı tek bir borçludan istemeye kalkmasıdır. Oysa her borçluya ancak kendi payı oranında başvurulabilir. Borçlulardan biri aciz halindeyse (ödeme gücü yoksa), ondan alınamayan kısım tahsil edeni tek başına zarara sokmaz; bu acz payı geri kalan borçlulara eşit olarak dağıtılır. Rücu talebinde payları ve varsa aciz durumunu belgelemek, tahsilat riskini doğru dağıtmak için önemlidir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 146. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 166. maddesinde, borcu ifa eden bir müteselsil borçlunun, kendisi ile diğer müteselsil borçlular arasındaki iç ilişkide sorumluluklarının ve onlara karşı rücu hakkının kapsamı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 146. maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Müşterek borçlular arasındaki münasebetler / 1. Taksim” şeklindeki ibareler, Tasarıda “III. İç ilişki / 1. Paylaşım” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 146. maddesinin birinci fıkrası, daha kolay anlaşılmasını sağlamak amacıyla, Tasarıda iki fıkra halinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 146. maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Borcun mahiyetinden hilafı istidlal olunmadıkça” şeklindeki ibare, Tasarıda “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça” şekline dönüştürülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 818 sayılı Borçlar Kanununun 146. maddesinin birinci fıkrasında yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkraya eklenen bu hüküm uyarınca, müteselsil borçlulardan birinin iç ilişkide kendisine düşen paydan fazlasını ödemesi durumunda, diğer müteselsil borçlulara ancak payı oranında rücu edebilecektir.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

– Tasarının 164, 165 ve 166. maddeleri teselsül nedeniyle 165, 166 ve 167. maddeler olarak aynen kabul edilmiştir.

TBMM Tartışma ve Kabul Metni

167. maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.167 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2025/4073 K. 2026/2104

Kendi payından fazla ifada bulunan müteselsil borçlu, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteyebilir; ancak her bir borçluya yalnız kendi payı oranında rücu edebilir. İç ilişkide sorumluluk oranı belirlenen borçlu, sadece kendi oranına düşen kısımdan sorumlu tutulur; bir başka sorumlunun payına düşen kısımdan sorumlu sayılamaz.

Detaylı özeti gör

Davacı yüklenici şirket, davalı idareyle 07.01.2008-31.12.2009 dönemi için BT ve MR cihazları hizmet alım sözleşmesi imzalamış, dava dışı bir şirketten kiraladığı MR cihazını idarenin gösterdiği yerde hizmete sunmuştu. Ekim 2008'deki şiddetli yağışlarda çatıdan sızan sular cihazı arızalayınca sigorta şirketi cihaz sahibine 164.655 USD ödedi ve halefiyete dayalı davada davacı, davalı idare ve dava dışı temizlik şirketi müteselsilen sorumlu tutuldu. Takipte borcun tamamını, 697.376,45 TL'yi ödeyen davacı, davalıya rücu için başlattığı takibe itirazın iptalini istedi. Bilirkişi raporunda kusur davacıya %20, davalı idareye %40, dava dışı şirkete %40 verildi; ilk derece mahkemesi davalıyı ödenenin %80'inden sorumlu tutup davayı kısmen kabul etti, Bölge Adliye Mahkemesi istinafı esastan reddetti. Daire, TBK m.167/2 uyarınca davalının yalnızca kendi %40 payından sorumlu tutulabileceğini belirterek kararı oy çokluğu ile bozdu.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2023/5724 K. 2024/3694 Bozma

Müteselsil borçlulukta dış ilişkideki teselsül, borçluların kendi aralarındaki iç ilişkiye taşınmaz; fazla ödemede bulunan borçlunun açtığı rücu davasında davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna hükmedilemez, her borçlunun sorumluluğu kendi payıyla sınırlı olarak ayrı ayrı belirlenir.

Detaylı özeti gör

Davacı banka, kamulaştırma bedelini nemalandırıp hak sahibine ödemekle görevlendirildiğini, davalı noterlikçe düzenlenen 17.12.2009 tarihli vekaletnameye dayanan davalı avukata teyit alındıktan sonra ödeme yaptığını, vekaletnamenin sahte çıkması üzerine hak sahibinin açtığı davada tazminata mahkum olduğunu ve icra tehdidi altında 15.01.2016 tarihinde ödeme yaptığını belirterek 246.827,33 TL'nin kusurları oranında davalılardan tahsilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi noterin özen yükümlülüğünü kusurlu şekilde aksattığı gerekçesiyle davalıların müşterek ve müteselsil sorumluluğuna hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi TBK m.167/1'e dayanıp tarafların eşit paylarla sorumlu olduğunu gerekçelendirmiş, hüküm kısmında ise yine müteselsil tahsile karar vermiştir. Daire, gerekçe ile hüküm arasındaki çelişki nedeniyle kararı usulden bozmuş, kabule göre de rücu davasında iç ilişkide teselsül hükümlerine hükmedilemeyeceğini belirtmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2022/3266 K. 2024/58 Onama

Bir sözleşmeden doğan vergi ve harcın taraflardan hangisine ait olacağı kararlaştırılmamışsa, sözleşmeyi düzenleyenler bu borçtan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu olur; vergiyi tek başına ödeyen taraf, kendi payını aşan yarısını diğer taraftan rücuen isteyebilir.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket, davalı ile aralarındaki taşeron sözleşmesinin damga vergisinin ödenmediği gerekçesiyle vergi dairesince 1.833.530,13 TL cezalı tarhiyat yapıldığını, ihbarnamenin 19.11.2015 tarihinde tebliğ edildiğini ve yapılandırma sonucu 727.850,34 TL ödediğini, vergi, resim ve harç istisna belgesi bulunduğundan verginin tamamının davalıya ait olduğunu ileri sürerek başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir. Davalı, sözleşmede vergiyi kimin ödeyeceğine dair hüküm bulunmadığını, istisnanın uygulanması için her iki tarafın da belgeye sahip olması gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, sözleşmeyi imzalayanların müteselsil sorumlu olduğunu kabul ederek ödenen tutarın yarısı olan 363.925,17 TL yönünden itirazı iptal etmiş, %20 icra inkar tazminatına hükmetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, eşit paylı sorumluluk kabulünü yerinde görerek kararı onamıştır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2023/859 K. 2023/4794 Bozma

Kendi payından fazla ifada bulunan müteselsil borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır ve bu ölçüde alacaklının haklarına halef olur; bu nedenle rücu alacağının doğum tarihi ödemenin yapıldığı tarih değil, borçluların alacaklıya karşı birlikte borç altına girdikleri tarihtir.

Detaylı özeti gör

Davacı, dava dışı şirkete karşı davalı borçluyla birlikte 22.03.2012 tarihli taşeron sözleşmesiyle 300 kişilik prefabrik öğrenci yurdu yapımını üstlenmiş; ortaklıktan ayrılırken düzenlenen 03.10.2012 tarihli protokolle borçlunun kendisine 265.000,00 TL ödemeyi taahhüt etmesi üzerine aldığı bonolarla icra takibi başlatmış ve borçlunun taşınmazlarını amcasının oğluna satmasına ilişkin tasarrufların iptalini istemiştir. Yerel mahkeme, borcun protokol tarihinde doğduğunu kabul ederek 05.07.2012 tarihli iki devir yönünden davayı dava şartı yokluğundan reddetmiş, 15.01.2013 tarihli satış yönünden ise iptale hükmetmiştir. Daire, tarafların 22.03.2012 tarihinde alacaklıya karşı birlikte borç altına girdiğini, kendi payından fazlasını ifa eden davacının bu oranda alacaklının haklarına halef olduğunu, dolayısıyla alacağın doğum tarihinin taşeron sözleşmesi tarihi sayılması gerektiğini belirterek reddedilen taşınmazlar yönünden kararı bozmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2021/4837 K. 2021/1496

Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, iç ilişkide nihai sorumluluğun kime ait olacağını aralarında sözleşmeyle belirleyebilirler; böyle bir belirleme yoksa her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu olur ve fazla ödeyen borçlu, her birine ancak payı oranında rücu edebilir.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket, bir bankanın Konya şubesinde 28-29 Ocak 2007 tarihlerinde gerçekleşen kasa soygunu sonrasında banka tarafından güvenliğin sağlanamadığı gerekçesiyle açılan dava sonucunda aleyhine hükmedilen tazminatı icra dosyasına 92.580,00 TL olarak ödemiş; alt yüklenici konumundaki davalı şirketle arasındaki 03.04.2006 tarihli haber alma merkezi işletme sözleşmesine dayanarak bu tutarın rücuen tahsilini istemiştir. Davalı, zamanaşımı definde bulunup soygun öncesinde telefon hatlarının kesilmesi nedeniyle alarm haber alma merkeziyle iletişim kurulamadığını savunmuştur. Yerel mahkeme, banka tarafından açılan önceki davada davalının sorumlu olmadığının kesinleştiği gerekçesiyle davayı reddetmiş, karar önce onanmıştır. Daire ise karar düzeltme üzerine, önceki ilamın kesin hüküm oluşturmadığını ve iç ilişkide taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre inceleme yapılması gerektiğini belirterek onama ilamını kaldırıp kararı bozmuştur.

Diğer kararlar (3)
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2020/8022 K. 2021/1752

Alacaklı lehine müştereken ve müteselsilen tahsile karar verilen bir ilam gereğince ödeme yapıldığında, borçlular arasındaki iç ilişkide aksi kararlaştırılmadıkça eşit sorumluluk esası uygulanır; kendi payından fazlasını ödeyen borçlu, aşan kısmı diğerlerinden isteyebilir.

Detaylı özeti gör

Davacılar, 03.01.1999 tarihine kadar bir konut yapı kooperatifinin yöneticiliğini yaptıklarını, davalının ise aynı dönemde kooperatife müteahhitlik hizmeti verdiğini, yeni seçilen yönetimin ceza davası açma tehdidi karşısında davalıyla birlikte 09.02.1999 tarihli garanti sözleşmesini ve 26.02.1999 tarihli ek sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldıklarını belirtmişlerdir. Kooperatifin açtığı davada mahkeme 25.000,00 TL'nin taraflardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiş, icra takibi davacıların 100.156,35 TL ödemesiyle sonuçlanmıştır. Davacılar, gecikmede tüm kusurun davalı müteahhide ait olduğunu söyleyerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL istemiştir. Yerel mahkeme garanti sözleşmesi kapsamında ödeme yapanın rücu hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, karar önce onanmıştır. Daire, karar düzeltme istemini kabul ederek onama ilamını kaldırmış ve hükmü davacılar yararına bozmuştur.

Yargıtay 3.HD E. 2016/22610 K. 2018/9152 Bozma

Müteselsil borçlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu olduğundan, kendi payından fazla ödeme yapan borçlu aşan kısmı diğerlerinden rücuen isteyebilir; diğer borçluların alacaklıyla sonradan düzenledikleri ibra benzeri belgeler bu rücu hakkını ortadan kaldırmaz.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E. 2015/4404 K. 2016/3703 Bozma

Eşit paylaşım kuralı mutlak değildir; borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden aksi anlaşılıyorsa iç ilişkideki sorumluluk bu niteliğe göre belirlenir. İş bedeli içinde işçilik giderleri de yükleniciye bırakılmışsa, işçilik alacaklarının tamamından iç ilişkide yüklenici sorumlu olur ve ödemek zorunda kalan iş sahibi tamamını rücu edebilir.

Detaylı özeti gör

Davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında 12.04.2010 tarihinde hazır yemek hizmeti konulu eser sözleşmesi imzalanmıştır. Yüklenicinin çalıştırdığı ve kendi iş yeri siciline kayıtlı olan işçi, işçilik alacaklarını alamayınca İş Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca müteselsil sorumlu olan iş sahibi aleyhine dava açmış; iş sahibi hükmedilen alacağı ödedikten sonra ödediği tutarı yükleniciden rücuen istemiştir. Yerel mahkeme davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, sözleşme eki Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 6. maddesinde işçilik ve malzemenin yükleniciye ait olduğunun ve şartnameye aykırılıktan doğan zarardan yüklenicinin bizzat sorumlu olacağının kararlaştırıldığını, kararlaştırılan iş bedeline işçilik ücretlerinin de dâhil bulunduğunu belirtmiş; hukuki ilişkinin niteliği gereği işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin sorumlu olduğunu, davanın kabulü gerektiğini vurgulayarak hükmü davacı yararına bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.167 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2021/982 K. 2024/251 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

İşçiye karşı müteselsil sorumluluk bulunsa da iç ilişkide paylaşım taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine göre belirlenir; sözleşmede hizmeti satın alan idareyi işçilik alacaklarından sorumlu tutan hüküm olmadığından ödenenin tamamının yükleniciye rücu edilebileceği kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Su ve kanalizasyon idaresi, hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştırılan bir işçiye arabuluculuk anlaşması uyarınca ödediği tutarı yüklenici şirketlere rücu etmiş; ilk derece mahkemesi davayı kabul ederek her yüklenici yönünden ayrı tutarlara hükmetmiştir. Daire, kabul edilen miktar istinaf kesinlik sınırının altında kalan yüklenici yönünden başvuruyu usulden reddetmiş; diğer yüklenici yönünden ise iç ilişkideki sorumluluğun sözleşmeye göre belirleneceğini, idareyi işçilik alacaklarından sorumlu tutan hüküm bulunmadığını ve alacağın zamanaşımına uğramadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2021/188 K. 2023/919 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Asıl işveren ile alt işveren işçiye karşı müteselsilen sorumlu olsa da, rücu ilişkisinde payların sözleşmeye göre belirleneceği; sözleşmede asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığından ödenen tutarın tamamının alt işverenden istenebileceği kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalışan işçiye işe iade davası sonucu ödeme yapan asıl işverenin, ödediği tutarı alt işveren yükleniciden rücuen istemesine ilişkindir. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiştir. Alt işveren, müteselsil sorumlulukta iç ilişkide eşit paylaşım kuralının uygulanması ve kendi dönemiyle sınırlı yarı sorumluluk gerektiğini ileri sürmüştür. Daire, rücu ilişkisinde tarafların sözleşmesinin esas alınacağını, sözleşmede asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2019/1196 K. 2020/904 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

İşçiye karşı müteselsilen sorumlu asıl işveren ile alt işveren arasındaki iç ilişkide, sözleşmede paylaşıma dair açık hüküm bulunmasa da rücuya konu alacağın alt işverenin imzaladığı toplu iş sözleşmesinden doğması karşısında tamamından alt işverenin sorumlu olduğu kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştırılan işçiye işçilik alacakları nedeniyle asıl işveren tarafından icra yoluyla ödenen tutarın alt işverenden rücuen tahsili istenmiştir. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiştir. Alt işveren, sözleşmede sorumluluğun kendisine ait olduğuna dair hüküm bulunmadığını, bu nedenle yarı yarıya sorumluluk esasının uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. Daire, hizmet alım sözleşmesinde ve genel şartnamede paylaşıma ilişkin açık düzenleme bulunmasa da rücuya konu işçi alacağının alt işverenin imzaladığı toplu iş sözleşmesinden doğduğunu belirterek tutarın tamamından alt işverenin sorumlu olduğunu kabul etmiş ve istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 5. Hukuk Dairesi E. 2018/2348 K. 2020/1042 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Alt işverenin işçisine ödeme yapan asıl işverenin rücu isteminde, iç ilişkide aksi kararlaştırılmadıkça TBK 167 uyarınca eşit paylaşım geçerli olduğundan, alt işverenlerin işçilik alacaklarından sorumluluğunu öngören bir sözleşme bulunmadığı için rücu miktarı yarı yarıya kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Alt işverenlerin işçisine ödemek zorunda kaldığı işçilik alacağını alt işverenlerden rücuen isteyen asıl işveren belediyenin davası, ilk derece mahkemesince kısmen kabul edilmiştir. Daire, asıl işveren ile alt işveren arasındaki iç ilişkide İş Kanunu değil sözleşme hukuku ve Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağını, devir sözleşmesinde işçilik haklarının devredildiğine ilişkin bir hüküm ve taraflar arasında alt işverenlerin sorumluluğunu öngören bir anlaşma bulunmadığını belirterek rücu edilecek miktarın yarı yarıya paylaşım kapsamında olduğunu kabul etmiş ve istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2019/931 K. 2020/754 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Asıl işverence işçiye ödenen alacakların yükleniciden rücuunda, işçinin yüklenicinin işçisi olması ve ücretinin sözleşme bedeline dahil bulunması karşısında eşit paylaşım esası uygulanmamış; ödenen bedelin ve ferilerinin tamamının yüklenicilerden istenebileceği kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, hizmet alım sözleşmeleriyle çalıştırılan işçiye ödenen işçilik alacaklarının asıl işverence alt işveren yüklenicilerden rücuen tahsiline ilişkindir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, davacı ile bir davalı yönünden istinafa konu miktarın kesinlik sınırının altında kaldığını saptayarak bu başvuruları usulden reddetmiş; diğer davalılar yönünden ise sözleşmelerde sorumluluğu bir tarafa yükleyen özel hüküm bulunmadığını, işçinin yüklenicinin işçisi olduğunu ve ücretinin sözleşme bedeline dahil olduğunu gözeterek asıl işverenin ödediği bedelin tamamını isteyebileceğini, alt işverenlerin çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak bu tutarın tamamından sorumlu tutulmasının yerinde olduğunu belirtip başvurularını esastan reddetmiştir.

Diğer kararlar (5)
Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2019/831 K. 2020/596 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Asıl işverenin ödediği işçilik alacaklarının rücuunda, işçinin yüklenicinin işçisi olması ve sözleşmede işverenin bu alacaklardan sorumlu tutulmamış olması karşısında, ilk derecenin yarı yarıya sorumluluk esası bırakılarak ödenenin tamamının yükleniciden istenebileceği kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesi kapsamında alt işverence çalıştırılan işçiye mahkeme kararı üzerine ödeme yapan kamu kurumunun, ödediği tutarı alt işverenden rücuen istemesine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, sözleşmede özel hüküm bulunmadığı gerekçesiyle yarı yarıya sorumluluk esasını benimseyip davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, bu tür rücu davalarında benimsenen içtihadı esas alarak sözleşmede işverenin sorumluluğuna dair hüküm bulunmadığından ödenenin tamamının istenebileceğini belirtmiş, bilirkişi raporundaki maddi hataları da düzelterek kararı kaldırmış ve yeniden hüküm kurmuştur.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2019/756 K. 2020/503 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Müteselsil borçluların iç ilişkideki eşit paylaşım kuralının aksi kararlaştırılabileceğinden; sözleşme eki genel şartnamede kıdem tazminatı yüklenici sorumluluğuna bırakıldığı için, tazminatı ödeyen asıl işverenin alt işverenlere çalıştırdıkları süreyle sınırlı rücu edebileceği kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, ihale ile iş verdiği alt işverenlerin işçisine kıdem tazminatı ödemek zorunda kalan asıl işveren belediyenin, ödediği tutarı alt işverenlerden rücuen istemesine ilişkindir. İlk derece mahkemesi davayı kabul ederek her alt işvereni kendi çalıştırdığı süreye düşen tutardan sorumlu tutmuştur. Daire, asıl işveren ile alt işverenler arasındaki iç ilişkide İş Kanunu değil Borçlar Kanunu ve sözleşme hükümlerinin esas alınacağını, sözleşme eki genel şartnamede kıdem tazminatının yüklenici sorumluluğunda olduğunun kararlaştırıldığını belirterek rücu hakkını yerinde bulmuş; bir alt işverenin istinaf başvurusunu esastan, hükmedilen miktar istinaf kesinlik sınırının altında kaldığından diğer alt işverenin başvurusunu usulden reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2019/671 K. 2020/499 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

İşçiye karşı müteselsilen sorumlu asıl işveren ile alt işveren arasındaki iç ilişkide, ödenen alacak taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinden değil alt işverenin imzaladığı toplu iş sözleşmesinden kaynaklandığından, tutarın tamamından alt işverenin sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Asıl işveren konumundaki belediye, hizmet alım sözleşmesiyle çalıştırılan bir işçiye mahkeme ilamı gereği ödediği ücret farkı, ikramiye ve bayram parası alacaklarını alt işverenden rücuen istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kabul ederek ödenen tutarın alt işverenden tahsiline karar vermiştir. Daire, hizmet alım sözleşmesi ile genel şartnamede işçi alacağından sorumluluğu düzenleyen açık bir hüküm bulunmamasına rağmen, ödenen alacağın alt işverenin imzaladığı toplu iş sözleşmesinden doğduğunu, bu nedenle iç ilişkide tutarın tamamından alt işverenin sorumlu olduğunu belirterek alt işverenin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2019/749 K. 2020/474 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Asıl işveren ile alt işveren arasındaki iç ilişkide, hizmet alım sözleşmesi ve eklerinde alt işvereni işçilik alacaklarından sorumlu tutan bir hüküm bulunmadığından, madde 167'deki eşit paylaşım esası uygulanmış; ödeme yapan asıl işverenin rücuu alacağın yarısıyla sınırlandırılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: İhaleyle hizmet alınan alt işverenlerin işçisine mahkeme kararı gereği ödeme yapmak zorunda kalan asıl işveren kamu kurumu, ödediği tutarı alt işverenlerden rücuen istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul ederek alt işverenleri kendi dönemleriyle sınırlı olarak tam sorumlu tutmuştur. Daire, asıl işveren ile alt işverenin işçiye karşı teselsülünün yasadan doğduğunu, aralarındaki iç ilişkinin ise sözleşme hükümlerine göre çözüleceğini; hizmet alım sözleşmeleri ve eklerinde alt işvereni işçilik alacaklarından sorumlu tutan bir hüküm bulunmadığını belirlemiş, bu nedenle alt işverenin kendi dönemine ilişkin alacağın yarısından sorumlu olduğunu kabul ederek istinaf başvurusunu kabul etmiş, kararı kaldırıp yeniden hüküm kurmuştur.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2019/669 K. 2020/349 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Müteselsil sorumlulukta iç ilişkideki nihai yükün borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine göre belirleneceği; rücuya konu işçi alacağı hizmet alım sözleşmesinden değil alt işverenin imzaladığı toplu iş sözleşmesinden doğduğundan tamamından alt işverenin sorumlu olduğu kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Asıl işveren belediye, alt işverenin çalıştırdığı işçiye iş mahkemesi ilamı gereğince ödediği toplu iş sözleşmesinden doğan alacakları alt işverene rücu etmiş; ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiştir. Alt işveren, hizmet alım sözleşmesinde işçi alacaklarından sorumluluğu düzenleyen açık bir hüküm bulunmadığını ileri sürerek istinafa başvurmuştur. Daire, sözleşme ve genel şartnamede açık düzenleme bulunmasa da rücuya konu alacağın alt işverenin imzaladığı toplu iş sözleşmesinden doğduğunu, bu nedenle iç ilişkide tamamından alt işverenin sorumlu olduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!