TBK Madde 417 Kişiliğin korunması: Genel olarak

Özet 3 fıkra · ~3 dk okuma

TBK 417, işvereni hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak, saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçileri psikolojik ve cinsel tacize karşı korumakla yükümlü kılar. İşveren iş sağlığı ve güvenliği için gerekli her türlü önlemi almak, işçiler de bu önlemlere uymakla yükümlü olup, işverenin aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini sözleşmeye aykırılık hükümlerine tabidir.

Resmi Metin

Genel olarak

Madde 417- (1) İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

(2) İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.

(3) İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu hüküm uygulamada iki ayrı dava tipinin dayanağıdır. İlki mobbing/psikolojik ve cinsel taciz davalarıdır: işçi yalnız failden değil, gerekli önlemi almayan işverenden de tazminat isteyebilir. Mobbing iddiasında zorluk ispattadır; tek olay değil sistematik, süreklilik arz eden ve işçiyi yıldırmaya yönelik davranış örüntüsü gösterilmeli, e-posta, tanık, sağlık raporu ve süreçteki kronoloji birlikte sunulmalıdır. İşveren tarafında ise şikâyet üzerine soruşturma açıldığını, önlem alındığını belgelemek savunmanın belkemiğidir.

İkincisi iş kazası/meslek hastalığı tazminatlarıdır. Son fıkranın pratik sonucu kritiktir: işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün veya kişilik haklarının zedelenmesinden doğan zararlar haksız fiile değil sözleşmeye aykırılık hükümlerine tabi tutulur. Bunun avukat için anlamı daha uzun zamanaşımı ve işverenin kusursuzluğunu ispat yükünü taşıması; davacı vekili bu nitelendirmeyi dilekçesinde açıkça kurmalıdır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 332 nci maddesini karşılamaktadır

Tasarının üç fıkradan oluşan 416 ncı maddesinde, işçinin kişiliğinin genel olarak korunması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 332 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “4. Tedbirler ve mesai mahalleri” ibaresi, Tasarıda “IV. İşçinin kişiliğinin korunması / 1. Genel olarak” şekline dönüştürülmüştür.

Maddenin birinci fıkrasında, işverenin işçinin kişiliğini koruması, kişiliğine saygı göstermesi, sağlığını gözetmesi, işyerinde ahlaka uygun bir düzenin gerçekleşmesini sağlama yükümlülüğü öngörülmektedir. Gerçekten, işverenin, işçinin sağlığını korumak amacıyla hastalandığında onu çalışmaya zorlamama, tedavisi için gerekli izinleri verme, gerektiğinde işyerinde acil tedavi imkanlarını sağlama gibi yükümlülükleri söz konusudur. Böylece, işçilerin rahat ve huzur içinde çalışabilecekleri bir ortamın sağlanması amaçlanmıştır. Bunun bir ölçüsü olarak işverenin işyerinde “ahlaka uygun bir düzeni gerçekleştirmekle” yükümlü olduğu kabul edilmiştir. Bu yükümlülüğünün diğer bir görünümünü ise, işverenin, işçilerin cinsel tacize uğramamaları için gerekli önlemleri alması oluşturmaktadır. İşveren, bu amaçla, işçilerin derhal yardım isteyebilecekleri bir güvenlik sistemi kurma, güvenlik personeli bulundurma gibi, cinsel tacizle karşılaşma tehlikesini ortadan kaldırmaya yönelik uygun önlemleri almakla yükümlüdür.

Maddenin ikinci fıkrasında, işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. Fıkraya göre, işverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. “Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen; deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve işyerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür.” Nitekim, 4857 sayılı İş Kanununun “İş verenlerin ve işçilerin yükümlülükleri” kenar başlıklı 77 nci maddesinin birinci fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir.

Maddenin son fıkrasında, işverenin bu önlemleri almaması nedeniyle işçinin ölmesi durumunda işçinin desteğinden yoksun kalanların tazminat alacaklarının, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi olduğu belirtilmektedir. Fıkrada, sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat sorumluluğuna ilişkin hükümlere yollama yapılmıştır. Bunun bir sonucu olarak, bu tür zararların giderilmesinde, haksız fiillere ilişkin zamanaşımı süreleri değil, sözleşmeye aykırılık nedeniyle zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanacaktır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 328 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.417 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay HGK E. 2019/403 K. 2022/168

İşverenin, asıl işi şoförlük olmayan işçiye yeterli kural, eğitim ve denetim sağlamadan araç kullandırması, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğünün ihlalini oluşturur; işçinin ağır müterafik kusuru, iş kazası ile zarar arasındaki illiyet bağını kesmez.

Detaylı özeti gör

Davalı Osmangazi Elektrik Dağıtım A.Ş. bünyesinde sayaç (endeks) okuma görevlisi olarak çalışan ve SGK kaydında elektrikçi görünen işçi, olay günü ekip şefi olarak görevlendirilmişti; asıl şoför ile yedek şoförün izinli ve raporlu olması üzerine ekibe araç kullanma görevi başka işçilere verilmiş, köy yoluna endeks okumaya çıkan işçi bir süre sonra aracı kendisi kullanmak isteyerek stabilize yolda yol şartlarına uygun olmayan hızla sürmüş ve takla atan araçta hayatını kaybetmiştir. Ölen işçinin anne, babası ve kardeşleri, mülga 818 sayılı BK m.332 (güncel TBK m.417) kapsamında işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemiş; Eskişehir 1. İş Mahkemesi, asıl işi şoförlük olmayan kişiye araç kullandırılmasını işverenin kusuru sayarak davayı kısmen kabul etmiştir. Kapatılan 21. Hukuk Dairesi, işçinin aracı talimata aykırı biçimde kullanmasındaki ağır kusurunun illiyet bağını kestiği gerekçesiyle hükmü bozmuşsa da, yerel mahkeme direnmiş, uyuşmazlık Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir. HGK, işverenin asıl işi şoförlük olmayan işçilere yeterli kural, eğitim ve denetim sağlamadan araç kullandırmasının gözetme borcunun ihlali olduğunu, işçinin ağır müterafik kusurunun iş kazası ile zarar arasındaki illiyet bağını kesmediğini belirterek direnme kararını yerinde bulmuş ve dosyayı sair temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Daireye göndermiştir.

Yargıtay HGK E. 2015/2682 K. 2019/986 Bozma

İşveren, iş sağlığı ve güvenliği için gerekli her türlü önlemi, mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerektirdiği ölçüde almakla yükümlüdür; çalışma anında gözlük kullanılarak önlenebilecek bir iş kazası kaçınılmazlık olarak nitelendirilemez.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, Türkiye Taşkömürü Kurumu'na (TTK) ait kömür ocağında maden işçisi olarak çalışırken gözüne çapak kaçması sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan masrafların, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işverene rücuen tazmini isteminden kaynaklanmaktadır. Zonguldak 3. İş Mahkemesi, aldığı kusur raporlarında kazanın yer altı çalışma koşullarından doğduğu ve tamamen kaçınılmazlık sonucu gerçekleştiği, işverene atfedilecek kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, Özel Dairenin bozmasına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, kazanın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mülga 818 sayılı BK m.332 (güncel TBK m.417) uyarınca işverenin gözetme borcunu değerlendirerek, işverenin mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerektirdiği her önlemi almakla yükümlü olduğunu vurgulamıştır. Kurul, maden iş yerinin çok tehlikeli sınıfta yer almasına rağmen, işçinin gözüne çapak kaçması olayının çalışma anında gözlük kullanılarak her zaman önlenebileceğini, bu nedenle olayın kaçınılmazlık olarak nitelendirilemeyeceğini belirtmiştir. Bilirkişi raporlarında bu husus tartışılmadan kaçınılmazlık kabulüne varan direnme kararı hatalı bulunarak, kusur durumunun yeniden ehil bir bilirkişi kurulunca irdelenmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.417 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 3. Hukuk Dairesi E. 2019/1848 K. 2020/922 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Üstünün eylemleri nedeniyle çalışanın açtığı manevi tazminat davasında, psikolojik taciz için eylemlerin sistematik, sürekli ve kasıtlı olması ve mağduru yıldırma amacı taşıması arandığı; anlık öfkeyle sergilenen geçici davranışların psikolojik taciz sayılmadığı belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Bir cami imamı, ilçe müftüsünün hakaret ve süregelen psikolojik taciz oluşturan eylemleri nedeniyle manevi tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi, eylemlerin nezaketsizlik ve kaba davranış niteliğinde olduğu, psikolojik tacizin süreklilik, sistematiklik ve kasıt unsurlarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, psikolojik tacizin sistematik, sürekli ve kasıtlı olması ile mağduru yıldırma amacı taşıması gerektiğini vurgulamış; idari soruşturma ve ceza dosyası içeriği karşısında iddia edilen eylemlerin ispatlanamadığını, hakaret iddiasına ilişkin tanık beyanının ise olayın geçtiği yer nedeniyle itibar edilemez olduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 8. Hukuk Dairesi E. 2019/326 K. 2020/674 Düzelterek Esastan Red

İşyeri yan girişinde yağmurla kayganlaşan zeminde düşen büro işçisi yönünden, alanın işçilerce kullanılmadığı ve şerit ile saksı konulduğu savunmaları yeterli görülmemiş; en basit dikkatle görülebilecek riske karşı etkin önlem alınmadığı, işverenin kusurlu olduğu kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: İşyerinde kayarak düşen ve iş gücü kaybına uğrayan işçinin iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesi işverene yüzde altmış kusur izafe eden raporlar doğrultusunda davayı kısmen kabul etti. Daire, işverenin en basit dikkatle görülebilecek kayganlık riskine karşı etkin önlem almadığını, olay yerinin işçilerce kullanılmadığı yönündeki savunmaların sonucu değiştirmeyeceğini, büro işçisinden kaydırmaz tabanlı ayakkabı giymesinin beklenemeyeceğini belirterek kusur raporunu ve manevi tazminat tutarını yerinde buldu; yalnızca hastane masraflarına uygulanacak faiz başlangıcının gösterilmemesini hatalı görüp hükmü bu yönden düzeltmek üzere kaldırdı, kalan istinaf taleplerini esastan reddetti.

Adana BAM · İstinaf · 8. Hukuk Dairesi E. 2019/317 K. 2020/694 İstinaf Kabulü / Kaldırma

İşverene ait araçla görev sırasında geçirilen trafik kazasında işçinin ölümünde işverenin kusuru, yalnız trafik mevzuatı ölçütleriyle belirlenemez; işverenin iş sağlığı ve güvenliği ile gözetme borcu yönünden değerlendirme içermeyen bilirkişi raporları hükme elverişli görülmemiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, işverene ait ve kendisine tahsis edilen araçla görev gereği seyir halindeyken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden bölge müdürünün yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, alınan iki bilirkişi heyeti raporunda işverene kusur izafe edilmediği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, kaza tarihi itibarıyla işverenin kusur durumunun öncelikle iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı çerçevesinde belirlenmesi gerektiğini, dosyadaki her iki raporun olayı yalnızca Karayolları Trafik Kanunu açısından değerlendirdiğini ve hüküm vermeye elverişli olmadığını belirtmiş; işyerinde alınması gereken önlemler, önlemlere uyumun denetimi, aşırı çalıştırma, risk analizi, eğitim ve araç bakımı yönlerinden yeni bir heyetten rapor alınması gerektiğini göstererek istinaf başvurusunu kabul edip kararı kaldırmıştır.

Adana BAM · İstinaf · 8. Hukuk Dairesi E. 2018/1558 K. 2018/1966 İstinaf Kabulü / Kaldırma

İş kazası tazminatı isteminde, işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemi alma yükümlülüğü ve bundan doğan sözleşmesel sorumluluk çerçevesinde, ceza dosyası raporuna dayanarak kusurun tümüyle işçiye yüklenmesi yeterli görülmemiş, kusurun üçlü iş güvenliği heyetiyle saptanması gerekmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, işçinin gece mesaisinde yüksekten düşmesiyle geçirdiği iş kazası nedeniyle işverenden istenen tazminata ilişkindir. İlk derece mahkemesi, kaza sebebiyle maluliyet oranının sıfır olduğu ve ceza dosyasında alınan rapora göre kusurun tamamen işçiye ait olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, işverenin iş sağlığı ve güvenliğini sağlama yükümlülüğünün çerçevesini 6331 sayılı Kanun'un 4, 5 ve 10. maddeleri ile TBK m.417 üzerinden ortaya koymuş; sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk esas alındığında SGK soruşturma dosyası eksiksiz getirtilmeden ve iş güvenliği uzmanlarından oluşan üçlü heyetten kusur raporu alınmadan, manevi tazminat yönünden değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmasını yeterli araştırma saymamış; istinaf talebini kabul ederek kararı kaldırmış ve dosyayı yeniden yargılama için mahkemesine göndermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!