Resmi Metin
Kredi emrinden yararlananın ehliyetsizliği
Madde 517- Kredi emrini veren, kredi emrinden yararlananın ehliyetsizliğini ileri sürerek kredi emri verilene karşı sorumluluktan kurtulamaz.
↪ Bu kanunda başka maddeye git
Avukat Yorumu
Kredi emri, kredi emrini verenin talimatıyla bir kişinin (kredi emri verilen), üçüncü bir kişiye (yararlanan) kendi hesabına kredi açmasını sağlayan üçlü bir yapıdır ve TBK m.516 uyarınca talimatı verene kefil gibi bir sorumluluk yükler. Bu maddenin pratik özü şudur: talimatı veren, sonradan yararlananın (kendisine kredi açılan üçüncü kişinin) fiil ehliyeti bulunmadığını ileri sürerek krediyi fiilen açan tarafa karşı sorumluluktan sıyrılamaz. Yani ehliyetsizlik riski, güvenerek kredi açan tarafın değil, talimatı veren tarafın üzerinde kalır. Sık yapılan hata, kredi açan kişinin yararlananın ehliyetini tek başına araştırmakla yükümlü olduğunu düşünmesidir; oysa güvence talimatı veren kişidedir. Uygulamada kredi açan taraf, talimatı yazılı ve kapsamı belirli biçimde almalı, ödeme yaptığını belgelemelidir. Talimatı verecek olanlar ise, tanımadıkları bir kişi lehine kredi emri verirken bu ehliyet riskini üstlenmiş sayılacaklarını bilmelidir. Kefaletten farkı için TBK m.516 (kredi emrinde kefil gibi sorumluluk) ve TBK m.519 (kredi emri veren ile yararlanan ilişkisine kefalet hükümlerinin uygulanması) ile birlikte değerlendirilmelidir.
Gerekçe
Türk Borçlar Kanunu’nun 517. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:
818 sayılı Borçlar Kanununun 401 inci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının tek fıkradan oluşan 517 nci maddesinde, kredi emrinden yararlananın ehliyetsizliğinin, kredi emrini verene etkisi düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 401 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. İtibar verilen kimsenin ehliyetsizliği” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Kredi emrinden yararlananın ehliyetsizliği” şeklinde değiştirilmiştir.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.