TBK Madde 406 Ücretin ödenmesi: a. Ödeme süresi

Özet 4 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 406, aksine âdet olmadıkça işçinin ücreti her ayın sonunda ödenir; hizmet sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle daha kısa ödeme süreleri belirlenebilir. İşveren, işçiye zorunlu ihtiyacı ortaya çıktığında ve hakkaniyet gereği ödeyebilecek durumdaysa hizmetiyle orantılı olarak avans vermekle yükümlüdür.

Resmi Metin

a. Ödeme süresi

Madde 406- (1) Aksine âdet olmadıkça, işçiye ücreti her ayın sonunda ödenir. Ancak, hizmet sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle daha kısa ödeme süreleri belirlenebilir.

(2) Daha kısa bir ödeme süresi kararlaştırılmamışsa veya aksine âdet yoksa, aracılık ücreti her ayın sonunda ödenir. Ancak, işlemlerin yapılması altı aydan daha uzun bir süre gerektirdiği takdirde, aracılık ücreti asıl ücrete ek olarak kararlaştırılmışsa, yazılı anlaşmayla ödeme daha ileri bir tarihe bırakılabilir.

(3) Asıl ücrete ek olarak üretilenden pay verilmesi öngörülen hâllerde, ürün payı belirlenir belirlenmez, cirodan veya kârdan pay verilmesi kararlaştırılan hâllerde ise payın, hesap dönemini izleyen en geç üç ay içinde belirlenerek ödenmesi şarttır.

(4) İşveren, işçiye zorunlu ihtiyacının ortaya çıkması hâlinde ve hakkaniyet gereği ödeyebilecek durumda ise, hizmetiyle orantılı olarak avans vermekle yükümlüdür.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Madde, iş görme karşılığı ücretin ne zaman muaccel olacağını belirler: aksine âdet veya sözleşme yoksa ücret ayın sonunda istenebilir hale gelir; hizmet sözleşmesi ya da toplu iş sözleşmesiyle yalnızca daha kısa ödeme süreleri kararlaştırılabilir, daha uzun süre bağlayıcı olmaz. Ciro veya kârdan pay verilen hallerde payın, hesap dönemini izleyen en geç üç ay içinde belirlenip ödenmesi gerekir. Pratikte kritik nokta avans borcudur: işçinin zorunlu ihtiyacı doğar ve işveren hakkaniyet gereği ödeyebilecek durumdaysa, hizmetiyle orantılı ücret avansı vermekle yükümlü olur; bunu düzenli masraflar için öngörülen TBK m.416 gider avansıyla karıştırmamak gerekir. Ücretin korunması TBK m.407, işveren temerrüdü TBK m.408 ayrı hükümlerdir. İş K. (4857) m.32 kapsamındaki işçi bakımından ücretin en geç ayda bir ve banka aracılığıyla ödenmesi kuralı önceliklidir; TBK burada genel ve tamamlayıcı kalır. Sık görülen yanılgı, avansı tümüyle ihtiyari saymak ve iki avans türünü aynı kabul etmektir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 406. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 326 ve 327 nci maddelerini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 405 inci maddesinde, ücretin ödenme süresi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 326 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “d. Tediye günü” ve 327 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “e. Avans” şeklindeki ibareler, Tasarıda “2. Ücretin ödenmesi / a. Ödeme süresi” şekline dönüştürülmüştür.

Maddenin birinci fıkrasında¸ aksine adet olmadıkça, işçiye ücretin her ayın sonunda ödeneceği; ancak, hizmet sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle daha kısa ödeme sürelerinin belirlenebileceği açıklanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasına göre, “Daha kısa bir ödeme süresi kararlaştırılmamışsa veya aksine adet yoksa, aracılık ücreti her ayın sonunda ödenir. Ancak, işlemlerin yapılması altı aydan daha uzun bir süre gerektirdiği takdirde, aracılık ücreti asıl ücrete ek olarak kararlaştırılmışsa, yazılı anlaşmayla ödeme daha ileri bir tarihe bırakılabilir.”

Maddenin üçüncü fıkrasında, asıl ücrete ek olarak üretilenden pay verilmesinin öngörüldüğü durumlarda, ürün payının belirlendiği anda ödeneceği, cirodan veya kardan pay verilmesinin kararlaştırıldığı durumlarda ise, payın hesap dönemini izleyen en geç üç ay içinde belirlenerek ödenmesinin şart olduğu belirtilmiştir.

Maddenin son fıkrasında ise işverenin, işçiye zorunlu ihtiyacının ortaya çıkması halinde ve hakkaniyet gereği ödeyebilecek durumda ise, hizmetiyle orantılı olarak avans vermekle yükümlü olduğu ifade edilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 323 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.406 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2023/87 K. 2023/1224 Direnme Bozuldu

İşverenin işçiye avans verme yükümlülüğü üç koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır: işçinin zorunlu bir ihtiyacının ortaya çıkması, işverenin avansı hakkaniyet gereği ödeyebilecek durumda bulunması ve talep edilen tutarın işçinin o güne kadar çalışarak hak ettiği günlerle orantılı olması; bu koşulları taşımayan ödeme avans değil, iadesi gereken ödünç sayılır.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı şirkette 02.05.2017 tarihinde çalışmaya başlamış, 30.11.2018 tarihli olağanüstü genel kurulda üç yıllığına genel müdür olarak atanmış ve 10.12.2018 tarihli sözleşmeyle aylık brüt 15.221,40 TL ücretle çalışmayı sürdürmüştür. 12.12.2018 tarihinde yönetim kurulu başkanının talimatıyla hesabına 60.000,00 TL havale edilmiş, iş sözleşmesi 26.06.2019 tarihinde ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık gerekçesiyle feshedilmiş, ayrıca kalan 38.698,17 TL için icra takibi başlatılmıştır. Davacı sözleşmenin 27. maddesine dayanarak bakiye süre ücreti istemiş; ilk derece mahkemesi feshi haksız sayarak davayı kısmen kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurularını reddetmiş, özel dairenin bozması üzerine mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, ödemenin aylık brüt ücretin yaklaşık dört katı olması ve çalışılan süreyle orantısızlığı karşısında avans sayılamayacağını, iade edilmeyen bu ödüncün doğruluk ve bağlılığa aykırılık oluşturduğunu belirterek direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2021/156 K. 2022/1321

Avans, henüz muaccel olmayan ücret alacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödemedir; imzasını taşıyan avans teslim tutanaklarını inkâr etmeyen işçi aldığı avansları iade ettiğini kanıtlamakla yükümlüdür, kanıtlayamadığı takdirde avans tutarları hesaplanan işçilik alacaklarından mahsup edilir.

Detaylı özeti gör

Davacı işçi, davalıya ait işyerinde 13.04.2013 ile iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürdüğü 20.08.2014 tarihleri arasında makine operatörü olarak çalıştığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma alacaklarını istemiştir. Davalı, davacının iş kazası sonrası işyerini terk ettiğini, ücretinin üzerinde yapılan avansları iade etmediğini savunarak 1.464,98 TL'nin mahsubunu talep etmiştir. Yerel mahkeme, ödemelerin hangi ad altında yapıldığının belirtilmediği gerekçesiyle mahsup talebini reddederek davayı kısmen kabul etmiş, Özel Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, avansın muaccel olmayan ücret alacağına sayılmak üzere önceden yapılan bir ödeme olduğunu, dosyadaki 17.02.2014, 04.03.2014, 28.04.2014 ve 02.05.2014 tarihli avans teslim tutanaklarındaki imzaların inkâr edilmediğini belirterek direnme kararını bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.406 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 8. Hukuk Dairesi E. 2019/2836 K. 2020/84 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Ücretlerin geç ödendiği gerekçesiyle işçinin haklı feshine dayalı kıdem tazminatı davasında işveren, istinaf sebebi olarak TBK m.406'daki ücretin ay sonunda ödenmesi kuralına dayanıp ödemelerin zamanında yapıldığını savunmuş; daire istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Vardiya işçisi olarak 01/03/2014-15/02/2015 ve 01/12/2015-13/05/2017 tarihleri arasında çalışan davacı, ücretlerini geç ve düzensiz aldığı için iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı istemiştir. Davalı işveren, davacının kendi el yazısıyla istifa ettiğini, ibraname ve tediye makbuzlarıyla tüm haklarının ödendiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı kabul ederek 4.800,07 TL net kıdem tazminatına hükmetmiştir. Daire, ibraname ekinde sunulan 13.05.2017 ve 16.06.2017 tarihli toplam 9.000 TL tutarındaki makbuzların TBK 420. maddede aranan banka aracılığıyla ödeme koşulunu taşımadığını, banka kayıtları ve tanık beyanlarına göre sözleşmenin geçerli nedenle feshedildiğini ve 2 yıl 4 ay 26 günlük hizmet süresi karşılığı kıdem tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!