TBK Madde 36 İrade bozuklukları: Aldatma

Özet 2 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 36, karşı tarafın aldatması sonucu sözleşme yapan taraf, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı olmaz; aldatan bir üçüncü kişi ise, aldatılan taraf ancak sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bildiği veya bilecek durumda olduğu hâlde sözleşmeyle bağlı olmaktan kurtulur.

Resmi Metin

Aldatma

Madde 36- (1) Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir.

(2) Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Aldatma davalarında pratik fark, esaslı yanılma aranmamasıdır: karşı taraf kasten yanlış bilgi vermiş veya bilmesi gereken bir hususu gizlemişse, hata önemsiz görülse dahi sözleşme iptal edilebilir. Bu yüzden “zaten o detay sözleşmeyi etkilemezdi” savunması aldatmada genellikle sökmez. İspat yükü aldatıldığını ileri sürende olduğundan, hile fiilini, kastı ve aldatma ile akit arasındaki nedenselliği somut delille (yanıltıcı beyan, gizlenen rapor, sahte belge, tanık) kurmak şarttır; soyut “kandırıldım” iddiası reddedilir.

Üçüncü kişinin hilesinde kritik incelik şudur: sözleşmeyi yapan karşı taraf hileyi biliyor veya bilebilecek durumdaysa iptal mümkün, aksi halde değildir; bu da çoğu uyuşmazlıkta esas çekişme noktasıdır. Süre açısından dikkat: iptal hakkı, aldatmanın öğrenildiği andan itibaren işleyen hak düşürücü süreye tabidir; geç kalan veya sözleşmeyi onaylar nitelikte davranan taraf hakkını yitirir. Tazminat talebiyle birlikte değerlendirmek strateji olarak yerinde olur.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 36. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 28. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 36. maddesinde, taraflardan birinin ve üçüncü kişinin aldatması sonucunda kurulan sözleşmenin bağlayıcı olmadığı durumlar düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 28. maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Hile” ibaresi, Tasarının 36 ncı maddesinde, “II. Aldatma” şeklinde değiştirilmiştir.

Aynı maddenin ikinci fıkrasında, üçüncü kişinin aldatması sonucunda kurulan sözleşmenin bağlayıcı olması ve olmaması olasılıklarının hukuki sonucu, iki cümle halinde belirtilmişse de, bu hukuki sonuç, Tasarının 36 ncı maddesinde, üçüncü kişinin aldatması sonucunda kurulan sözleşmenin bağlayıcı olmadığı olasılık göz önünde tutularak, tek cümlede açıklanmıştır.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.36 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2024/3986 K. 2025/3504 Bozma

Satıcının iradesinin hile ile sakatlanması hâlinde araç satış sözleşmesi geçersiz olup, sözleşme irade fesadı nedeniyle geçersiz olduğundan alıcının iyiniyetli olup olmaması hukuken sonuca etkili değildir.

Detaylı özeti gör

Aracını satışa çıkaran davacı, telefonla anlaştığı kişilerin yönlendirmesiyle noterde araç satış sözleşmesini imzalamış; kendisine gönderilen 475.000,00 TL'lik banka dekontu fotoğrafını görüp bedelin ödendiğini sanarak aracın anahtarını karşı tarafa teslim etmiş, ancak hesabına para girmediğini fark edince dolandırıldığını anlamıştır. Davacı, aldatma sonucu yapılan satış sözleşmesinin iptali ile aracın iadesini, aksi hâlde 475.000,00 TL bedelin faiziyle tahsilini talep etmiş; ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, aracın davacının elinden dava dışı şahısların hileli eylemleriyle ve rızası dışında çıktığını belirterek davanın kabulü gerekirken reddedilmesini hukuka aykırı bulmuş, istinaf kararını ortadan kaldırıp ilk derece mahkemesi kararını davacı yararına bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2024/46 K. 2025/282 Bozma

6098 sayılı TBK m.36 uyarınca, diğer tarafın aldatması sonucu sözleşme yapan taraf, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir; aldatma (hile), gerçekleşme biçimi bakımından hata ve ikrahtan farklı bir irade sakatlığıdır.

Detaylı özeti gör

Gayriresmî ortaklık ilişkisi bulunan davacı, 2014'te maddi sıkıntı yaşayıp kredi notu düşüklüğü nedeniyle kredi alamayınca, davalının "payını geçici devret, taşınmazı teminat gösterip kredi çekelim ve sana yardım edeyim" söylemine güvenerek dava konusu taşınmazdaki payını satış göstererek davalıya devretmiş; ancak davalı teminatla aldığı krediyi davacıya vermemiş ve payı, iyiniyetli üçüncü kişi görünümü yaratmak için diğer davalıya aktarmıştır. Davacı, iradesinin hile ile sakatlandığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi ise reddetmiş; Özel Dairenin bozma kararına direnilmesi üzerine uyuşmazlık Hukuk Genel Kuruluna taşınmıştır. Genel Kurul, taşınmazı görmeden ve taraflar arasındaki ilişkiyi bilerek devralan son malikin TMK m.1023 korumasından yararlanamayacağını da belirterek, direnme kararını Özel Daire bozması doğrultusunda oy çokluğuyla bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.36 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2019/589 K. 2020/880 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Aldatma iddiası her türlü delille ispatlanabilirse de ispat yükü bunu ileri sürendedir; imzası ve içeriği inkâr edilmeyen, karşılıklı alacak kalmadığını bildiren belgenin aldatmayla alındığını yalnız defter ve dekontla ispatlayamayan davacının davasının reddi doğru bulunmuştur.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, ticari satıma dayanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı şirket, mal bedeli olarak gönderdiği 10.000 USD karşılığında mal teslim edilmediğini ileri sürerek icra takibi yapmış; davalı ise davacının imzaladığı ve tarafların birbirinden alacağı kalmadığını bildiren belgeye dayanmıştır. İlk derece mahkemesi bu belgeyi ibraname sayarak davayı reddetmiştir. Daire, belgenin karşı tarafın aldatması sonucu verildiği yönündeki iddianın her türlü delille ispatlanabileceğini, ancak ticari defter ve ödeme dekontu dışında delil sunulmadığını, tanık ve yemin deliline de dayanılmadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2019/861 K. 2020/676 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Aldatma nedeniyle taşınır satış sözleşmesinin iptali isteminde, aldatmanın ispat yükünün bunu ileri süren tarafta olduğu ve her türlü delille ispatlanabileceği belirtilerek, noterde vekili eliyle satış yapan satıcının aldatıldığını ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: İşçilik alacağına mahsuben icra ihalesinden aldığı prefabrik yapı malzemelerini noterde vekili aracılığıyla satan kişi, alıcının kendisini bu malzemelerin ancak hurda değerine satılabileceğine inandırarak aldattığını ileri sürüp satış sözleşmesinin iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesi, satış bedeli ile gerçek değer arasındaki farkın tek başına aldatma sayılmayacağı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, aldatma ve yanılma iddiasının ispat yükünün bunu ileri süren tarafta olduğunu ve her türlü delille ispatlanabileceğini belirterek satıcının iddiasını ispatlayamadığı sonucuna varmış ve istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2018/1095 K. 2018/1151 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Bedelin ödenmediği ileri sürülerek tapu iptali ve tescil istenen davada dayanılan sebebin hile olduğu belirlenmiş; bedelin koşulsuz biçimde sonradan ödenmesi kararlaştırılmışsa satıcının hakkının bedel olduğu, ödememenin tapu iptali ve tescilin hukuki nedenini oluşturmadığı belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Taşınmazını satan davacı, satış bedelinin bir kısmının ödenmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. İlk derece mahkemesi, dava dilekçesinde gösterilen parselin ve sonradan bildirilen parselin de davacı adına kayıtlı olduğunu saptayarak davayı husumet yokluğundan reddetmiştir. Daire, dayanılan hukuki sebebin hile olduğunu belirlemiş; bedelin koşulsuz olarak sonraya bırakıldığı hâllerde salt ödememenin tapu iptali ve tescil nedeni olmadığını, dava konusu parselin istinaf aşamasında da bildirilmediğini vurgulamış, doğru gerekçenin hukuki yarar yokluğu olması gerektiğini belirtmekle birlikte ret sonucunu usule uygun bularak istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2018/102 K. 2018/119 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Taraflardan biri diğerinin kasıtlı aldatması sonucu sözleşme yapmaya yöneltilmişse, yanılma esaslı olmasa bile sözleşmenin aldatılan bakımından bağlayıcı sayılamayacağı; aldatılanın hukuki ilişkiyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırıp verdiğini geri isteyebileceği belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, oğlunun borçları için taşınmazlarını satan davacının, satış bedelinin tamamı ödenmediği ve işlemin hileli olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescili, olmazsa bedelin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, davalı beyanlarıyla ispat yükü yer değiştirdiğinden bir davalı yönünden davayı kısmen kabul, diğeri yönünden reddetmiştir. Adana BAM, davacı vekilinin hile ve müteselsil sorumluluk yönündeki istinaf sebeplerini değerlendirmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!