TBK Madde 527 Vekâletsiz işgörme: Sorumluluk

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 527, vekâletsiz işgörenin her türlü ihmalinden sorumlu olduğunu, ancak işi işsahibinin karşılaştığı zararı veya zarar tehlikesini gidermek üzere yapmışsa sorumluluğunun daha hafif değerlendirileceğini düzenler. İşsahibinin açık ya da örtülü yasağına karşın işi gören işgören, bu yasak hukuka veya ahlaka aykırı değilse beklenmedik hâlden de sorumlu olur; işi hiç yapmasaydı bile zararın beklenmedik hâl sonucu doğacağını ispat ederse sorumluluktan kurtulur.

Resmi Metin

Sorumluluk

Madde 527- (1) Vekâletsiz işgören, her türlü ihmalinden sorumludur. Ancak, işgören bu işi, işsahibinin karşılaştığı zararı veya zarar tehlikesini gidermek üzere yapmışsa, sorumluluğu daha hafif olarak değerlendirilir.

(2) İşgören, işsahibinin açıkça veya örtülü olarak yasaklamış olmasına karşın bu işi yapmışsa ve işsahibinin yasaklaması da hukuka veya ahlaka aykırı değilse, beklenmedik hâlden de sorumlu olur. Ancak, işgören o işi yapmamış olsaydı bile, bu zararın beklenmedik hâl sonucunda gerçekleşeceğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Vekâletsiz iş görende kusur eşiği yüksektir: iş gören her türlü ihmalinden sorumlu tutulur, yani hafif kusuru dahi tazminat doğurur. Uygulamada iki yönü karıştırmamak gerekir. Menfaate hizmet eden müdahalede, yani iş sahibinin karşılaştığı zararı ya da zarar tehlikesini gidermek için hareket edilmişse sorumluluk daha hafif değerlendirilir; bu, iyi niyetli kurtarma davranışını cezalandırmama amacını taşır. Buna karşılık iş sahibinin açık veya örtülü yasağına rağmen müdahale edilmiş ve yasak da hukuka ya da ahlaka aykırı değilse sorumluluk ağırlaşır: iş gören artık beklenmedik hâlden (kaza) de sorumlu olur. Tek kurtuluş yolu, o işe hiç girişilmeseydi bile aynı zararın beklenmedik hâl sonucu doğacağını ispat etmektir ve bu yük iş gördendir. İş sahibi tarafında olan avukat için pratik ipucu: yasağın varlığını ve hukuka aykırı olmadığını yazılı/tanık delille sabitlemek, karşı tarafın kaza savunmasını büyük ölçüde etkisiz kılar. TBK m.526’daki menfaate uygun ifa yükümüyle birlikte okunmalıdır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 527. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 411 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 527 nci maddesinde, vekaletsiz işgörenin sorumluluğu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 411 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Mes’uliyet” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Sorumluluk” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 411 inci maddesi üç fıkradan oluştuğu halde, birinci ve ikinci fıkralar, birbiriyle bağlantılı konulara ilişkin oldukları göz önünde tutularak, Tasarının 526 ncı maddesinde, tek fıkra halinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 411 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “her türlü ihmal ve ihtiyatsızlıktan” şeklindeki ibare, Tasarıda “özensizliğinden” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 411 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “maruz bulunduğu zararı” şeklindeki ibareye, Tasarıda “zarar tehlikesini” şeklindeki ibare de eklenerek, hükmün kapsamı genişletilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 411 inci maddesinin son fıkrasının birinci cümlesinde kullanılan “kazadan” şeklindeki terim, Tasarıda “beklenmedik halden” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 411 inci maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesinin “Meğer ki o kimse müdahalesi olmasa bile kazanın vukua geleceğini ispat etsin” şeklindeki hükmü, Tasarıda “işgören o işi yapmamış olsaydı bile beklenmedik hal sonucunda bu zararın gerçekleşeceğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.” şeklinde ifade edilmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.527 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2022/5091 K. 2022/7029 Bozma

Kiracı, kira ilişkisinin devamı sırasında kiralanana yaptığı değer artırıcı masraf ve harcamaları, sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça vekâletsiz işgörme hükümlerine göre kiraya verenden isteyebilir; bu talepte kiraya verenin benimsediği imalatlardan hangisinin zorunlu ve faydalı, hangisinin lüks olduğu belirlenir ve bedel yapıldığı tarih itibarıyla saptanıp varsa yıpranma payı düşülür.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalıyla imzaladığı 15.12.2012 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesiyle bir dükkanı restoran olarak işletmek üzere kiralamış; boş depo hâlindeki yeri tümüyle tadilat yaparak restorana çevirdiğini, işleri bozulup kirayı ödeyemeyince 15.03.2019 tarihinde taşınmazı tahliye ettiğini, sulh hukuk mahkemesinin delil tespiti dosyasında zorunlu ve değer artırıcı masrafların KDV hariç 569.155 TL olarak belirlendiğini ileri sürerek şimdilik 75.000 TL nin tahsilini istemiştir. İlk derece mahkemesi, sözleşme süresinin 15.12.2017 tarihinde dolduğu ve sözleşme hükmü uyarınca kiracının masraf için tazminat isteme hakkının kalmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi de sözleşmenin 12. maddesi ile TBK madde 321 dikkate alındığında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, sözleşmedeki tezyinat ibaresinin süsleme anlamına geldiğini, zorunlu ve faydalı masrafları kapsamadığını belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2017/8353 K. 2019/4508 Bozma

Kira sözleşmesinde kiracının yaptıracağı tezyinat masraflarının kendisine ait olacağı yolundaki kayıt, süsleme ile ufak tefek tamir ve onarımları kapsar; bu kayıt, kiracının kendi ihtiyacı ve işinin gereği olarak kiralanana yaptığı zorunlu ve faydalı nitelikteki değer artırıcı imalatların bedelini vekâletsiz işgörme hükümlerine göre kiraya verenden istemesini engellemez.

Detaylı özeti gör

Davacı kiracı, davalı kiraya verenlerle 01.03.2010 başlangıç tarihli beş yıl süreli kira sözleşmesi yapmış; davalıların kira süresi içinde açtığı tahliye davasının reddedilmesinin ardından taşınmazı 2014 yılında tahliye etmiştir. Kiralanana yaptığı imalatları sulh hukuk mahkemesindeki delil tespiti dosyasında saptatan davacı, bilirkişi raporunda 37.350,00 TL olarak belirlenen faydalı masrafların dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle tahsilini istemiştir. Davalılar, imalatların onayları alınmadan yapıldığını ve zorunlu ya da faydalı nitelikte olmadığını savunmuştur. Yerel mahkeme, sözleşmenin kiracının tezyinat masraflarını üstlendiğine ilişkin 10. maddesini esas alarak davayı reddetmiştir. Daire ise keşif ve bilirkişi incelemesiyle imalatların hangisinin zorunlu ve faydalı hangisinin lüks olduğu belirlenip, yapıldıkları tarihteki değerlerinden beş yıllık sözleşmenin dördüncü yılında gerçekleşen tahliye gözetilerek yıpranma payı düşülmesi gerektiğini belirtip kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2017/6480 K. 2019/3000 Bozma

Kiracının kiralanana yaptığı değer artırıcı masraf ve harcamalara ilişkin vekâletsiz işgörme talebi, taşınmazın malikine değil kira sözleşmesinin tarafı olan kiraya verene yöneltilir; kira sözleşmesi şahsi hak doğurduğundan kiraya verenin malik olması gerekmez, malik olmaması da onu bu talep karşısında sorumluluktan kurtarmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, eşine ait dükkan niteliğindeki taşınmazı 01.05.2010 tarihli sözleşmeyle davalıya kiraya vermiş; kiracı taşınmazı tahliye ettikten sonra kiralanana yaptığını ileri sürdüğü işlerin bedelini sulh hukuk mahkemesinde delil tespiti yaptırarak belirletmiş ve bilirkişinin hesapladığı tutarı ilamsız icra takibine koymuştur. Takibe süresinde itiraz edemeyen kiraya veren, takibin iptali ve kötüniyet tazminatı istemiyle menfi tespit davası açmıştır. Yerel mahkeme, kiralananın maliki dava dışı kişi olduğundan davacının kiracıya karşı bir sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davayı kabul ederek takibi iptal etmiş, kötü niyet saptanmadığından tazminat istemini reddetmiştir. Daire ise kira sözleşmesinin şahsi hak doğurduğunu, kiraya verenin malik olmasının gerekmediğini, kiracının değer artırıcı masraflarını TBK'nın 527. maddesindeki vekaletsiz işgörme hükümlerine göre kiraya verenden isteyebileceğini belirterek işin esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2017/6293 K. 2019/2346 Bozma

Kiracının kiralanana yaptığı zorunlu ve faydalı masrafların kural olarak kira sözleşmesinin başlangıcında yapıldığı kabul edilir; kiracı, kiralananda kalan ve kiraya verence benimsenen imalat bakımından sebepsiz zenginleşilen oranda, yapıldıkları tarihteki rayiç bedeller üzerinden ve geçen süreye göre yıpranma düşülerek bedelin tazminini isteyebilir.

Detaylı özeti gör

Davacı kiracı, davalıyla 10.04.2013 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi kurmuş; iş yeri olarak kiralanan yerin sığınak ve kömürlük olduğunu, bu nedenle diğer kat maliklerinin kullandırmadığını, durumu 30.05.2013 ve 02.07.2013 tarihli ihtarlarla bildirdiğini ileri sürerek 2.676,00 TL tadilat bedeli ile 450 USD depozitonun tahsilini istemiş, taşınmazı 13.07.2013 tarihinde teslim etmiştir. Davalı, giderlerin kiracının kendi iş sahasına göre yapıldığını, depozitonun ancak eski hale getirme halinde iade edileceğini savunmuştur. Yerel mahkeme, sözleşmede tadilat bedelinin tahliyeden sonra istenebileceğine dair bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, depozito istemi hakkında HMK'nın 297. maddesine rağmen olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, özel şartların 12. maddesindeki tezyinat kaydının süsleme ile ufak onarımlara ilişkin olup zorunlu ve faydalı masrafları kapsamadığını belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2017/2162 K. 2017/14066 Bozma

Kiracının kiralanana yaptığı değer artırıcı masrafları vekâletsiz işgörme hükümlerine göre isteyebilmesi için, yapılan giderlerin kiracının malvarlığından çıkarak kiraya verenin malvarlığına geçmiş ve kiralananın tahliye edilmiş olması gerekir; tahliye gerçekleşmeden açılan faydalı masraf talebi bu nedenle reddedilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, 1988 yılında devraldığı ve o tarihteki belediyeden kiraladığı dükkan için arsa üzerine masraflarını kendisi karşılayarak bina yaptırdığını, bu belediyenin kapatılmasından sonra kira bedellerinin davalı belediyece tahsil edildiğini, ancak taşınmazın Hazineye ait olduğu belirtilerek kendisine ecrimisil ihbarı gönderildiğini ileri sürerek yaptığı faydalı masrafların tespitini ve ödediklerinin istirdadını istemiştir. Davalı belediye, kiraya verenin malik olmasının gerekmediğini savunmuştur. Mahkeme TBK m.321 gerekçesiyle davayı reddetmiş, hüküm davacı ve ihbar olunan Hazine vekilince temyiz edilmiştir. Daire, ihbar olunanın temyiz dilekçesini reddetmiş; faydalı masraf istemi yönünden ret gerekçesini kiralananın tahliye edilmemiş olması olarak düzeltmiş, zapt nedeniyle ödenen ecrimisilin kira bedellerini aşmamak üzere istenebileceğini belirtip ödeme belgesinin araştırılması için hükmü bozmuştur.

Diğer kararlar (3)
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2017/1339 K. 2017/12721

Faydalı masrafların belirli bir süreyi kapsayan kira bedeline karşılık yapıldığı kararlaştırılmışsa, kiracı erken tahliye hâlinde kalan süreyle orantılı olarak masraf bedelini isteyebilir; talep giderlerin kiraya verenin malvarlığına geçmesine ve tahliyeye bağlı olup, tahliye için fiilen boşaltma yetmez, anahtarın da teslimi gerekir.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalılara ait binayı 15.09.2007 başlangıç tarihli ve 8 yıl süreli sözleşmeyle öğrenci yurdu olarak kiralamış; sözleşmede taşınmaza yapılacak tadilatlar nedeniyle 8 yıllık kira bedelinin ödenmeyeceği kararlaştırılmıştır. Davacı, önce belediye ruhsatına dayanarak yurdu işlettiğini, sonradan özel yurtlara ilişkin yönetmelik değişikliğiyle işletmenin Bakanlık iznine bağlandığını ve binanın ruhsatı bulunmadığından başvurusunun reddedildiğini, 18.03.2009 tarihinde işyerinin vergi kaydının kapatıldığını ileri sürmüş; tespit dosyasında 70.248,40 TL faydalı masraf yapıldığının belirlendiğini belirterek 5.000 TL masraf bedeli ile 80.000 TL gelir kaybının tahsilini istemiştir. Davalılar, dava tarihi itibarıyla taşınmazın tahliye edilmediğini ve anahtarların teslim edilmediğini savunmuştur. Mahkeme, sözleşme yapılırken de yapı kullanma izin belgesinin bulunmadığı, ayıbın giderilmesi için ihtar çekilmediği ve davacı kiracının sebepsiz zenginleşmediği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, davacı kiracının tahliyeyi ve anahtar teslimini yazılı delille kanıtlayamadığını, bu nedenle davanın ispat edilememesi gerekçesiyle reddi gerektiğini belirterek sair temyiz itirazlarını reddetmiş ve hükmün gerekçesini düzelterek onamıştır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2016/796 K. 2016/1848 Bozma

Kiracı, kiralananda kalan ve kiraya verence benimsenen imalatın bedelini vekâletsiz işgörme hükümlerine göre isteyebilir; sözleşme sökülüp götürülebilen taşınır nitelikteki imalatları bu kapsamın dışında bırakmışsa, keşif ve bilirkişi incelemesiyle taşınır imalatlar ayrıştırılır ve bedel kiralananın kullanıldığı süreyle orantılı olarak belirlenir.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket, 01.08.2009 başlangıç tarihli ve on yıl süreli kira sözleşmesiyle taşınmazı kiralamış, kullanım amacına uygun hâle getirmek için imalat yaptırmış; taşınmazın devrinden sonra davalı yeni malikle 05.08.2010 tarihli protokolle sözleşme aynı şartlarda sürdürülmüştür. Yapı kullanma izni alınmadığı için faaliyete geçemediğini ileri süren davacı, 31.03.2012 tarihli protokolle taşınmazı tahliye etmiş; inşaat işleri için 23.562,46 TL, malzemeler için 3.894,00 TL olmak üzere 27.456,46 TL imalat bedeli ile şimdilik 500,00 TL kazanç kaybı istemiştir. Yerel mahkeme, masrafların market olarak kullanma amacıyla yapıldığı ve davacının basiretli tacir gibi davranmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, kazanç kaybına yönelik temyiz itirazlarını yerinde görmemiş; imalat bedeli yönünden keşif yapılarak sözleşmenin özel şartlarına göre taşınır nitelikteki imalatların ayrılması ve kullanılan süreyle orantılı bedel belirlenmesi gerektiğinden hükmü bozmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2015/7961 K. 2016/574 Bozma

Kiracının kiralanana yaptığı zorunlu ve faydalı imalat bedellerini vekâletsiz işgörme hükümlerine göre kiraya verenden istemesi kuraldır; ancak taraflar sözleşme veya ek protokolle bu harcamaların kiracıya ait olacağını ve kiraya verenden bedel istenmeyeceğini kararlaştırmışlarsa bu hüküm geçerli olup tarafları bağlar, talep reddedilir.

Detaylı özeti gör

Davacı kiracı şirket, tarihi eser niteliğindeki ahşap ve tamire muhtaç taşınmazı 01.04.2004 başlangıç tarihli kira sözleşmesiyle lokanta olarak kiralamış, dört yıl boyunca taşınmazdan yararlanmadan proje, bakım ve restorasyon işleriyle uğraştığını, kira borcunu ödeyemez hale gelip 12.10.2011 tarihinde tahliye edildiğini, tespit dosyasında restorasyon ve imalat bedelinin 1.029.073,92 TL olarak belirlendiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutup şimdilik 10.000,00 TL istemiştir. Davalı, sözleşme ve protokol uyarınca bu bedelin istenemeyeceğini savunmuştur. Mahkeme davanın kabulüyle 619.500,00 TL'nin tahsiline karar vermiştir. Daire, imalat bedellerinin kural olarak vekaletsiz iş görme hükümlerine göre kiraya verenden istenebileceğini, ancak kira sözleşmesinin genel şartlar 21. maddesi ile 14.01.2005 tarihli protokolün 9. maddesi uyarınca davacının bu bedelleri talep edemeyeceğini belirterek kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!