TBK Madde 42 Temsil yetkisi: a. Yetkinin sınırlanması ve geri alınması

Özet 3 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 42, temsil olunanın hukuki bir işlemden doğan temsil yetkisini her zaman sınırlayabileceği veya geri alabileceği kuralını koyar; temsil olunan bu haktan önceden feragat edemez ve taraflar arasındaki hizmet, vekâlet ya da ortaklık ilişkilerinden doğabilecek haklar saklı kalır. Yetkiyi üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı biçimde bildiren temsil olunan, geri almayı onlara bildirmedikçe yetkinin geri alındığını iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez.

Resmi Metin

a. Yetkinin sınırlanması ve geri alınması

Madde 42- (1) Temsil olunan, hukuki bir işlemden doğan temsil yetkisini her zaman sınırlayabilir veya geri alabilir. Ancak, taraflar arasındaki hizmet, vekâlet veya ortaklık sözleşmeleri gibi hukuki ilişkilerden doğabilecek haklar saklıdır.

(2) Temsil olunan, bu hakkından önceden feragat edemez.

(3) Temsil olunan verdiği yetkiyi üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı biçimde bildirmişse, bu yetkiyi tamamen veya kısmen geri aldığını onlara bildirmediği takdirde, yetkinin geri alındığını iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.42, temsil yetkisini veren kişiye (temsil olunana) güçlü bir koruma tanır: hukuki bir işlemden doğan temsil yetkisini her zaman sınırlayabilir ya da geri alabilir. Bu, halk arasında azil olarak bilinen serbestidir ve emredicidir; temsil olunan bu hakkından önceden feragat edemez, yani “seni asla azletmeyeceğim” şeklinde bağlayıcı bir taahhüt geçersizdir.

Ancak burada dış yetki ile iç ilişkiyi ayırmak gerekir. Yetkiyi geri almak serbesttir; fakat taraflar arasındaki hizmet, vekâlet veya ortaklık sözleşmesinden doğan haklar saklıdır. Örneğin haksız veya zamansız bir azilde, iç ilişkiden doğan tazminat sorumluluğu doğabilir.

Üçüncü kişi koruması da kritiktir: temsil olunan yetkiyi üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı bildirmişse, geri aldığını onlara duyurmadıkça, geri almayı iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez. Bu nedenle azilden sonra ilgili kişileri yazılı bilgilendirmek şarttır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 42. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 34. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 42. maddesinde, temsil yetkisinin sınırlanması ve geri alınması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 34. maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Hukuki muameleden neşet eden salahiyet / a. Salahiyetin tahdidi ve ref’i” şeklindeki ibareler, Tasarının 42 nci maddesinde, “2. Hukuki işlemden doğan yetki / a. Yetkinin sınırlanması ve geri alınması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 34. maddesinin üçüncü fıkrasında kullanılan “üçüncü şahıslara karşı dermeyan edemez.” şeklindeki ibare, öğretideki genel eğilim göz önünde tutularak, Tasarıda “iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez.” şeklinde düzeltilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.42 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2021/4929 K. 2022/1974 Bozma

Temsil olunan, verdiği yetkiyi üçüncü kişilere bildirmişse, bu yetkinin daraltıldığını ya da kaldırıldığını onlara bildirmedikçe, temsilci, yetkisinin sona erdiğini bilerek hareket etmiş olsa bile, yapılan sözleşmeden doğan hak ve borçlar temsil olunanın hukuk alanında doğar ve onu bağlar; yetkinin son bulduğunu başka bir suretle öğrenen üçüncü kişi ise bu korumadan yararlanamaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı şirketin noterde düzenlenen 23.06.2015 tarihli vekaletname ile yetkilendirdiği vekiliyle 23.07.2015 tarihli harici taşınmaz satım sözleşmesini imzalayarak 145.000,00 TL bedeli peşin ödediğini, satışın gerçekleşmemesi üzerine bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesini istemiştir. Bedelin 45.000,00 TL'si vekilin, 100.000,00 TL'si ise onun gösterdiği diğer davalının hesabına havale edilmiştir. Davalı şirket, vekilini 31.07.2015 tarihinde azlettiğini ve kendisine ödeme yapılmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise şirketin yalnızca 45.000,00 TL ile sorumlu olduğu sonucuna varmıştır. Daire, satış bedelinin azil tarihinden önce ve şirket adına tahsil edildiğini, davacının vekilin görevini kötüye kullandığını bildiği yönünde bir iddia da bulunmadığını belirterek, temsil olunan şirketin alacağın tamamından vekille birlikte müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.42 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2019/1041 K. 2020/819 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Harici daire satımından doğan sebepsiz zenginleşme alacağı davasında, istinaf sebepleri arasında TBK m.42'ye dayanılarak şirket ile satış temsilcisinin birlikte sorumlu olduğu ileri sürülmüş; daire, temsilcinin şirket adına satış ve sözleşme yapma yetkisinin sabit olduğunu kabul etmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacı, davalı şirketin satış temsilcisi olarak çalışan diğer davalı ile daire alımı konusunda anlaştığını ve bedelin bir bölümünü ödediğini, buna rağmen dairenin devredilip teslim edilmediğini ileri sürerek ödediği bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesini istemiştir. İlk derece mahkemesi, şirket aleyhine açılan davayı esastan, satış temsilcisi aleyhine açılan davayı pasif husumet yokluğundan reddetmiştir. Daire, 15/03/2013 tarihli satış sözleşmesinin şirket adına ve şirket kaşesiyle imzalandığını, aynı yöntemle yapılmış çok sayıda sözleşme ve tahsilatı benimseyen şirketin yetkisiz temsile dayanmasının hakkın kötüye kullanılması sayılacağını belirtmiş; istinaf başvurusunu kabul edip kararı kaldırarak yeniden kurduğu hükümle davayı kısmen kabul etmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2019/93 K. 2019/164 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Velayeti kaldırılan annenin çocuk adına yaptığı taşınmaz satışına dayalı tapu iptali ve tescil davasında ilk derece mahkemesi, alıcının temsil yetkisizliğini bildiğinin TBK m.42 uyarınca ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl talebi reddetmiş; daire kararı görev yönünden esasa girmeden kaldırmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, velayeti kaldırılmış annenin, küçük çocuk adına kayıtlı 3/4 tapu payını üçüncü kişiye satması üzerine açılan; yetkisiz temsile dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa payın değerinin tazmini istemli terditli davadan doğmuştur. İlk derece mahkemesi, satış tarihinde vesayet kararının tapuya bildirilmediğini ve alıcının kötüniyetinin ispatlanamadığını belirterek tapu iptali istemini reddetmiş, tazminat yönünden yalnız anne hakkındaki davayı kabul etmiştir. Daire ise çocuk mallarının korunmasına ilişkin bu uyuşmazlığa aile mahkemesinin bakması gerektiğini, asliye hukuk mahkemesinin görevsiz olduğunu belirterek tarafların istinaf başvurusunu esasa girmeden kabul etmiş, kararı kaldırıp dosyayı mahkemesine göndermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!