Kefalet sözleşmesinden doğan borç yan borç niteliğinde olduğundan, kefaletin kurulabilmesi geçerli bir asıl borcun varlığını gerektirir; kefil ehliyeti ve kanunun aradığı şekil koşullarıyla birlikte bu koşullar kümülatif biçimde gerçekleşmedikçe kefalet geçerli sayılmaz, koşullardan birinin eksikliği kefaleti geçersiz kılar.
Detaylı özeti gör
Davacı banka, dava dışı limited şirketle imzaladığı genel kredi sözleşmesini davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesiyle takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatını istemiştir. Davalı, kefalet sözleşmesindeki tarih, kefalet miktarı ve kefalet türüne ilişkin kısımların kendi eli ürünü olmadığını, şekil şartları eksik olduğundan kefaletinin kesin hükümsüz olduğunu savunmuştur. Mahkeme, 25.11.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuyla 26.04.2013 tarihinin ve 400.000 TL'lik kefalet tutarının davalının el yazısı olmadığı saptanmasına rağmen, asıl borçlu şirketin ortağı ve yöneticisi olan davalının şekil şartına sığınmasını iyiniyet kurallarına aykırı bularak davanın kabulüne karar vermiş ve önceki bozmaya direnmiştir. Daire, kefalet koşullarının kümülatif olarak gerçekleşmediğini ve kefaletin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddi gerektiği sonucuyla hükmü bozmuştur.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe