TBK Madde 288 Bağışlama sözü verme

Özet 3 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 288, bağışlama sözü vermenin geçerliliği bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır; bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği ise ancak resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde elden bağışlama hükmündedir; ancak geçerliliği resmî şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu kural uygulanmaz.

Resmi Metin

Bağışlama sözü verme

Madde 288- (1) Bağışlama sözü vermenin geçerliliği, bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.

(2) Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.

(3) Şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde, elden bağışlama hükmündedir. Ancak, geçerliliği resmî şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bağışlama sözü verme, bağışlayanı ileride ivazsız bir kazandırma yapmaya borçlandıran taahhüt işlemidir; TBK m.289 elden bağışlamadan farkı, edimin henüz ifa edilmemiş olmasıdır. Geçerlilik yazılı şekle bağlıdır; bu bir sıhhat (geçerlilik) şartıdır, ispat şekli değildir. Adi yazılı şekil kural iken, taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni hakkın bağışlanması sözü resmî şekil (tapuda) gerektirir. Şekle aykırılık kesin hükümsüzlük doğurur; ancak bağışlayan sözünü fiilen yerine getirirse işlem elden bağışlama hükmünde geçerli sayılır, yani şekil eksikliği ifayla telafi edilir. Bu telafi, resmî şekle bağlı taşınmaz bağışlamalarında uygulanmaz. Sık hata: sözü TBK m.289 elden bağışlamayla ya da ivazlı TBK m.282 trampayla karıştırmaktır; burada karşı edim yoktur. Ehliyet TBK m.286, bağışlananın kabulü TBK m.287; yüklemeli (TBK m.291) ve koşullu (TBK m.290) bağışlama ayrı kurumlardır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 288. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 238 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 287 nci maddesinde, bağışlama sözü verme düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 238 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Bağışlama vaadi” şeklindeki ibare, Tasarının 287 nci maddesinde, “C. Kurulması / I. Bağışlama sözü verme” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 238 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “Bağışlama taahhüdü tenfiz edilince” şeklindeki ibare, Tasarıda “Şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde” şeklinde; “elden yapılmış bağışlama gibi olur.” şeklindeki ibare de “elden bağışlama hükmündedir.” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı fıkranın son cümlesi olarak, Tasarı metnine eklenen hüküm şöyledir: “Ancak, geçerliliği resmi şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz.”

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.288 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E. 2020/1721 K. 2020/5685 Bozma

Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanmasında resmî şekil geçerlilik şartıdır; bu nedenle miras bırakanın sağlığında yaptığı harici bağışlamaya değer verilerek, taşınmazı haricen bağışlandığını ileri süren paydaşların haksız işgalci sayılmaması ve ecrimisil isteminin reddi doğru olmaz.

Detaylı özeti gör

Davacılar ile davalılar aynı murisin mirasçıları olup davacılar, fındık bahçesi niteliğindeki çok sayıda parselin tamamının davalılarca kullanıldığını ve fındık gelirinden pay alamadıklarını ileri sürerek 2006-2010 yılları için ecrimisil istemiş, talebi 31.10.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle 122.730,57 TL ye çıkarmışlardır. Yerel mahkeme, önceki bozmaya uyduktan sonra davayı bir bölüm parsel yönünden kabul etmiş; 365, 364, 387, 444 ve 385 adalarındaki bir kısım parsel bakımından ise bu yerlerin kök muris tarafından sağlığında davalı oğullarına haricen bağışlanıp zilyetliğinin devredildiği, bu nedenle davalıların haksız işgalci sayılamayacağı gerekçesiyle istemi reddetmiştir. Daire, fındık gibi doğal ürün veren taşınmazlarda intifadan men koşulunun aranmayacağını, TBK 288/2 uyarınca taşınmaz bağışının geçerliliğinin resmi şekle bağlı olduğunu belirtmiş; tapuda paylı malik olan davacıların iddiaları dinlenmeden geçersiz harici bağışa değer verilmesini bozma sebebi saymıştır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E. 2016/9564 K. 2019/11359 Bozma

Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır; tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyeti bağışlama yoluyla ancak tapuda yapılacak resmî işlemle kazanılabileceğinden, harici bağışa dayanan mülkiyet iddiasına değer verilemez.

Detaylı özeti gör

Davacılar, murislerinin küçük yaşta öksüz kalıp dayısının yanında büyüdüğünü, bu hizmetleri karşılığında tarla vasfındaki 119 parselin 900 metrekarelik kısmının 1975 yılında haricen bağışlanıp zilyetliğinin devredildiğini, murisin üzerine ev yapıp ağaç dikerek bahçe haline getirdiğini ileri sürmüş; kayıt malikinin 25.09.1982'de ölmesi ve tapunun intikal görmemesi nedeniyle TMK'nin 713/2. maddesi uyarınca mülkiyetin kazanıldığının tespitini, taşınmazın 19.11.2014'te kamulaştırılması üzerine davalılara ödenen 283.211,50 TL bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerince tahsilini istemiştir. Yerel mahkeme, mülkiyeti belgeleyen delil bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, tapulu taşınmazda harici bağışa değer verilemeyeceğinden mülkiyete ilişkin itirazları yerinde görmemiş; ancak muhdesatları davacıların murisinin meydana getirdiği ispatlanırsa bunlar için ödenen kamulaştırma bedelinin istenebileceği araştırılmadan davanın tümden reddini bozma nedeni saymıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2019/482 K. 2019/3079 Bozma

Mehr-i müeccel, evliliğin boşanma ya da ölümle sona ermesine kadar ileriye yönelik bir bağışlama sözü verme olup geçerliliği yazılı şekle bağlıdır; taraflar arasında bu nitelikte bir sözleşme ilişkisi bulunduğundan uyuşmazlık aile hukukundan kaynaklanan alacak değil, bağışlama hükümlerine dayalı ve genel hükümlere tabi bir alacak istemidir.

Detaylı özeti gör

Davacı kadın, davalı ile evlenmeden önce düzenlenen 25/08/1997 tarihli evlilik teminatına esas senede dayanarak, davalı adına kayıtlı taşınmazın tapusunun, bu mümkün olmazsa 22 ayar 650 gram altının kendisine verilmesinin vadedildiğini, davalının evlilik birliği süresince bu taahhüdü yerine getirmediğini ileri sürerek altının aynen iadesini, mümkün değilse bedelinin faiziyle tahsilini istemiştir. Davalının vasisi, davalının okuma yazmasının ve akıl sağlığının yerinde olmadığını, sözleşmenin geçersiz olduğunu savunmuştur. Yerel mahkeme, belgenin bağışlama sözü verme niteliğinde olduğunu, taşınmaz bağışı vaadinin resmi şekilde yapılmaması nedeniyle geçersiz sayılacağını, feri nitelikte cezai şart olarak kararlaştırılan 650 gram altının da istenemeyeceğini belirterek davayı reddetmiştir. Daire, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğunu, uyuşmazlığın aile hukukundan değil genel hükümlerden kaynaklandığını, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu belirterek hükmü bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/451 K. 2019/355 Onama

Mehir senedinde kararlaştırılan mehr-i müeccel, ileriye yönelik bir bağışlama sözü verme niteliğindedir; bu nedenle koca dışındaki bir üçüncü kişinin aynı sözü üstlenmesi hâlinde ortada üçüncü kişi yararına borç altına girme değil bağışlama sözü verme bulunur ve sözleşme serbestisi gereği bu üstlenme geçerli sayılır.

Detaylı özeti gör

Davacı kadın, 29.07.2004 tarihinde evlendiği davalı eş ile kayınbabası olan diğer davalı aleyhine açtığı davada, 01.08.2004 tarihli mihr senedinde yazılı eşyalardan yalnız yatak odası takımının alındığını, ayrıca eşinin Danimarka'da çalışması nedeniyle kayınbabasının evinde yaşarken senet uyarınca kendisine verilen 150 gram altını saklaması için ona teslim ettiğini ve bu altınların 04.10.2005 tarihli hırsızlık olayında çalındığını ileri sürerek bedellerin tahsilini istemiştir. Yerel mahkeme, senette yazılı ev eşyalarının bedeli olan 6.850 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, 150 gram altın yönünden eş hakkındaki davanın reddine, kayınbaba yönündeki istemin ise saklama ilişkisine dayandığından tefrikine karar vermiş; Özel Dairenin bozmasına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, mihr senedindeki bağışlama vaadinin 150 gram altın teslim edilerek ifa edildiğini ve altınların kadının kişisel malı hâline geldiğini belirterek direnme kararını onamıştır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2014/2903 K. 2015/11649 Bozma

Bağışlama sözü vermenin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır; bağışlama sözü verme bağışlayan tarafından yerine getirilmiş ve taşınmazın sicil kaydı da bağışlanana geçirilmişse bu olguya değer verilir; temlikin sebebinin mehir olduğu kabul edildiğinde ise miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırma iradesiyle hareket ettiğinden söz edilemez.

Detaylı özeti gör

Davacılar, ortak mirasbırakanın maliki olduğu bağımsız bölümü 31.05.2001 tarihli satışla üçüncü eşi olan davalıya intifa hakkını üzerinde bırakarak temlik ettiğini, işlemin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescil istemişlerdir. Davalı, satışın gerçek olduğunu ve temlik sırasında mirasbırakanla tanışıp evlendiklerini savunmuştur. Mirasbırakan 12.09.2011 tarihinde ölmüş, davalıyla 01.06.2001 tarihinde evlenmişti. Yerel mahkeme muvazaayı sabit görerek davayı kabul etmiştir. Daire, devrin sembolik bedelle ve davalının alım gücü bulunmaksızın yapıldığını, ancak tanıkların mal kaçırma iradesini ortaya koymayıp taşınmazın mehir olarak verildiğini bildirdiklerini, bağışlama vaadinin yazılı şekle bağlı olduğunu ve sicil kaydının da davalıya geçirildiğini vurgulamış; temlik sebebi mehir kabul edildiğinde mal kaçırma iradesinden söz edilemeyeceğini belirterek kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.288 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2020/586 K. 2020/961 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliğinin ancak resmî şekilde yapılmış olmasına bağlı olduğu; geçerliliği resmî şekle bağlanmış bağışlamalarda elden bağışlama hükmünün uygulanmadığı belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Adi yazılı hibe/bağışlama sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istenmiştir. İlk derece mahkemesi, BAM'ın ilk kaldırma kararı sonrası yeniden yargılama yaparak davayı kısmen kabul etmiş; bir kısım davalı bu kez istinafa başvurmuştur. Adana BAM, taşınmaz devrine ilişkin sözleşmenin geçerlilik şekli yönünden uyuşmazlığı incelemiştir.

Adana BAM · İstinaf · 5. Hukuk Dairesi E. 2017/123 K. 2018/34 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Taşınmaz üzerinde bağışlama niteliği taşıyan taahhüdün resmî şekilde düzenlenmemesi hâlinde geçersiz olduğu, geçersiz belgeye dayanan istemin ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre değerlendirilebileceği sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacı, baba olan davalıya ait taşınmaz üzerine muvafakatname/taahhütnameye dayanarak yaptığı dükkanların yıkılması nedeniyle zararının tahsili için itirazın iptali davası açmıştır. Adana BAM, taraflar arasındaki belgenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğunu, davacının ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre enkaz bedelini (983 TL) talep edebileceğini; ayrıca dükkanlardan uzun süre gelir elde edilmesi ve baba-oğul ilişkisi karşısında ilk derecenin TMK 2 dürüstlük kuralını da uygulayarak verdiği kısmen kabul kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirtmiştir. Davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!