TBK Madde 72 Haksız fiilde zamanaşımı: Kural

Özet 2 fıkra · ~3 dk okuma

TBK 72, haksız fiilden doğan tazminat isteminin zamanaşımını düzenler: istem, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar; ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu daha uzun ceza zamanaşımı uygulanır. Zarar gören, haksız fiil dolayısıyla bir borç altına girmişse, tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.

Resmi Metin

Kural

Madde 72- (1) Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.

(2) Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Haksız fiilde zamanaşımı, dava dilekçesi yazılmadan önce kontrol edilmesi gereken ilk kalemdir. İki yıllık süre zararın ve failin birlikte öğrenildiği tarihten işler; bu “öğrenme” anı çoğu uyuşmazlıkta çekişmelidir ve davacı vekili olarak öğrenmenin geç gerçekleştiğini, davalı vekili olarak ise erken öğrenildiğini delillendirmek belirleyicidir. On yıllık azami süre ise öğrenmeden bağımsız mutlak tavandır; gizli kalan zararlarda dahi bu sınır işler.

En kritik pratik nokta ceza zamanaşımı uzaması: fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanunu daha uzun süre öngörüyorsa, tazminat talebi için de o uzun süre uygulanır; iki yıl geçmiş görünen bir dosya bu sayede kurtarılabilir, bu yüzden fiilin ceza boyutu mutlaka değerlendirilmelidir. Zamanaşımının hâkimce re’sen dikkate alınmadığını, def’i olarak ileri sürülmesi gerektiğini unutmamak; davalı tarafta süresinde ve usulüne uygun zamanaşımı def’i kaçırmamak şarttır. Son fıkra ayrıca, talebi zamanaşımına uğramış mağdura, doğmuş borcu ifadan sürekli kaçınma (def’i) imkânı tanır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 60. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 71. maddesinde, haksız fiilden doğan tazminat isteminin zamanaşımı süresi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun söz konusu maddesinin kenar başlığında kullanılan “F. Müruruzaman” şeklindeki ibare, Tasarının 71. maddesinde, “C. Zamanaşımı / I. Kural” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 60. maddesinin ikinci fıkrası hükmü, Tasarının 71. maddesinin birinci fıkrasıyla birleştirildiği için, 818 sayılı Borçlar Kanununda üç fıkradan oluşan madde, Tasarıda iki fıkraya dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 60. maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Zarar ve ziyan yahut manevi zarar nedeniyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava” şeklindeki ibare yerine, Tasarının 71. maddesinin birinci fıkrasında, kısaca “Tazminat istemi” ibaresi kullanılmıştır. Gerçekten, tazminat isteminin mutlaka bir dava açılarak ileri sürülmesi şart olmayıp, bu istem dava dışında da ileri sürülebilir. Haksız fiil tazminatı için, 818 sayılı Borçlar Kanununda öngörülen bir yıllık kısa zamanaşımı süresinin, yetersiz bulunması nedeniyle, Tasarıda iki yıla çıkarılması öngörülmüştür. Nitekim, motorlu taşıt işletenlerin sebep oldukları maddi zararlar da, niteliği itibarıyla bir haksız fiil oluşturduğu halde, bu tür zararlardan doğan sorumluluk, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda iki yıllık zamanaşımı süresine tabi tutulmuştur.

Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununda on yıllık uzun zamanaşımı süresi için kullanılan “zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren” şeklindeki ibarenin, haksız fiilin “zarar” unsuru gerçekleşmedikçe, fiilin işlendiği tarihten itibaren kaç yıl geçerse geçsin, haksız fiil nedeniyle tazminat isteminin zamanaşımına uğramayacağı şeklinde yorumlanmasını önlemek amacıyla, bu ibare “her halde, fiilin işlendiği tarihten başlayarak” şeklinde değiştirilmiş ve 818 sayılı Borçlar Kanunundaki on yıllık uzun zamanaşımı süresinin de, bu değişiklik göz önünde tutularak yirmi yıla çıkarılması öngörülmüştür. Nitekim, haksız fiil zamanaşımı süreleri olarak Alman Medeni Kanununun (BGB) 852. maddesinde on ve otuz yıllık süreler öngörülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 60. maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “Eğer haksız bir fiil, mutazarrır olan taraf aleyhinde bir alacak tevlit etmiş olursa” şeklindeki ibare, “Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa” şeklinde değiştirilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 60. maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “mutazarrır kendisinin tazminat talebi müruru zaman ile sakıt olsa bile o alacağı vermekten imtina edebilir” şeklindeki hüküm ise, Tasarının 71. maddesinde “zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.” şeklinde ifade edilmiştir.

TBK Madde 72 - Haksız fiilde…

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!