TBK Madde 350 Tahliye sebebi: a. Gereksinim, yeniden inşa ve imar

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 350, kiraya veren; kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa ya da kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile kira sözleşmesini sona erdirebilir.

Resmi Metin

a. Gereksinim, yeniden inşa ve imar

Madde 350- (1) Kiraya veren, kira sözleşmesini;

  1. 1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa,
  2. 2. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise,

(2) belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

İhtiyaç (gereksinim) tahliyesinin can alıcı noktası ispat değil samimiyettir: dava açmak kolay, gereksinimin gerçek, samimi ve zorunlu olduğunu mahkemeye geçirmek zordur. Davacı tarafında olunca gereksinim duyan kişinin başka uygun konutunun/işyerinin bulunmadığını, neden o taşınmaza ihtiyaç olduğunu somut belgeyle (tapu, ikametgâh, işyeri devri, atama yazısı) ortaya koymak gerekir; soyut beyan tahliye getirmez.

Pratikte en sık yapılan hata dava süresinin kaçırılmasıdır: belirli süreli sözleşmede sürenin bitiminden, belirsiz süreli sözleşmede fesih döneminden itibaren bir aylık dava açma süresi hak düşürücüdür. Yeniden inşa/imar sebebinde ise kiralananın bu işler sırasında kullanılmasının gerçekten imkânsız olması aranır; basit boya-badana yetmez, ruhsatlı esaslı proje istenir. Tahliyeden sonra eski kiracıya tekrar kiralama yasağı (m.355) da müvekkile baştan hatırlatılmalıdır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, ancak 6570 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b), (c) ve (ç) bentlerini karşılayan, “II. Dava yoluyla / 1. Kiraya verenden kaynaklanan sebeplerle / a. Gereksinim, yeniden inşa ve imar” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 349 uncu maddesinde, kiraya verenden kaynaklanan gereksinim, yeniden inşa ve imar sebepleriyle, kira sözleşmesinin dava yoluyla sona erdirilmesi düzenlenmektedir.

Madde, 6570 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b), (c) ve (ç) bentlerinden alınmıştır. Ancak, kira sözleşmesinin, kiraya veren tarafından, üstsoyunun (mesela, babasının, büyük babasının) konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle de, dava yoluyla sone erdirilebileceği kabul edilmiş, “çocuk” sözcüğü yerine, “altsoy” terimi kullanılarak, 6570 sayılı Kanunun uygulanmasında torun ve torun çocuğu gereksinimi bakımından ortaya çıkan olumsuz çözümlerin terk edilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, “Kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler”in gereksinimi de sona erdirme sebebi sayılmıştır. Maddenin (1) numaralı bendi ile, Türk aile içi ilişkileri dikkate alınmış, piyano, otomobil koymak veya hayvan bağlamak için gereksinimi geçerli sayan, ancak ana, baba ve kardeşlerin gereksiniminin dışlanması sonucunu doğuran düzenleme ve buna dayanan uygulama benimsenmemiş olmaktadır. “Kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler” çevresi ise, Türk Medeni Kanununun 364 üncü maddesi gibi hükümlerle belirlenecektir. 6570 sayılı Kanunda bir düzenleme olmamakla birlikte, belirsiz süreli sözleşmeler bakımından uygulamada benimsendiği gibi, Tasarıda da, genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirim sürelerine uyularak belirlenecek tarihten itibaren bir ay içinde dava açılabileceği açıklığa kavuşturulmuştur.

Maddede, davanın açılma süresi olarak, mahkeme kararlarında, İcra ve İflas Kanununun 272 nci maddesinin kıyas yoluyla uygulanması sonucunda benimsenen bir aylık süre açıkça belirtilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.350 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2023/4583 K. 2024/3289 Onama

İşyeri gereksinimi sebebiyle açılan tahliye davasında, kiraya verenin dayandığı gereksinimin gerçek, samimi ve zorunlu olduğu kanıtlanmalıdır; bu koşulların ispatlanması hâlinde kiralananın tahliyesine karar verilir.

Detaylı özeti gör

Kiraya veren şirket, davalı kiracıyla 21.12.2016 başlangıçlı beş yıl süreli kira sözleşmesi bulunduğunu, üretim kapasitesinin artması nedeniyle mevcut iş yerinin yetersiz kaldığını ve kendi iş yerinin bitişiğindeki kiralanana gereksinim duyduğunu belirterek, 05.11.2021 tarihli ihtarnameye rağmen tahliye etmeyen kiracının iş yeri ihtiyacı sebebiyle tahliyesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi, bilirkişi raporları ve keşfe dayanarak üretim ve depolama için yeni alan gereksiniminin gerçek, samimi ve zorunlu olduğunu, kiracının kendi ihtiyacının belirleyici olmadığını kabul edip davayı kabul etmiş; davalının istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kanıtlanan ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu niteliğini benimseyerek davalının temyiz itirazlarını reddetmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararını oy birliğiyle onamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2021/2159 K. 2021/4476 Bozma

Gereksinim nedeniyle tahliye davasını yalnızca kiraya veren veya malik; kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu ya da bakmakla yükümlü olduğu kişilerin konut/işyeri gereksinimi için açabilir; gerçek kişi şirketin ihtiyacı için tahliye isteyemez.

Detaylı özeti gör

Davacı, 13/11/2014 tarihinde satın alarak malik olduğu kiralananı kendi işyeri ihtiyacı için tahliye ettirmek istemiş; torna-freze alanında uzman olduğunu ve kendi işini kuracağını ileri sürmüştür. Yerel mahkeme önce ihtiyacı gerçek ve samimi bulmayarak davayı reddetmiş, Yargıtay'ın bozmasına uyularak yapılan yargılamada ise davayı kabul etmiştir. Ancak yargılama sırasında, davacının kiralananda faaliyet göstermek üzere münferiden temsile yetkili olduğu bir limited şirket kurduğu anlaşılmıştır. Yargıtay, gerçek kişinin şirketin ihtiyacı için tahliye isteyemeyeceğini, mahkemenin bu hususu değerlendirmesi gerektiğini belirterek kararı davalı yararına bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2018/619 K. 2018/1605 Bozma

TBK m.350'ye göre gereksinim nedeniyle tahliye davası açabilecek kişiler; kiraya veren veya malikin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu ya da kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilerle sınırlı olarak sayılmış olup, konut/işyeri ihtiyacı bu kişiler yönünden araştırılmalıdır.

Detaylı özeti gör

Kiraya veren ve malik sıfatındaki davacılar, evlenip bir çocuğu olan malikin aynı apartmandaki 80 m2'lik dairesinin konut ihtiyacını karşılamadığını ileri sürerek kiralananın ihtiyaç nedeniyle tahliyesini istemiş; davalı ise ihtiyacın samimi olmadığını, amacın kira bedelini artırmak olduğunu savunmuştur. Sulh hukuk mahkemesi, davacının apartmandaki boş başka taşınmazlarını yeniden kiraya vermesini hayatın olağan akışına aykırı bularak ihtiyacı samimi görmemiş ve davayı reddetmiştir. Yargıtay, davacıların kiraya veren ve malik sıfatıyla dava açmalarında usulsüzlük bulunmadığını, ancak 8 numaralı dairenin tapu maliki, kiraya verilme tarihi ve malik davacının ihtiyacını karşılayıp karşılamayacağının araştırılmadığını, ayrıca malikin 6 numaralı konuttan çıkıp başka bir konut kiraladığının gözetilmediğini belirterek eksik araştırma nedeniyle hükmü bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2017/6229 K. 2017/14491 Bozma

Gereksinim, yeniden inşa ve imar nedeniyle açılan tahliye davasının TBK m.350'de kiraya veren tarafından açılacağı belirtilmiş olsa da, kiraya veren konumunda olmayan malik de bu davayı içtihaden açabilir.

Detaylı özeti gör

Taşınmaz malikleri, babalarının vekaleten davalıya kiraya verdiği işyeri için TBK m.347/2'deki on yıllık uzama süresinin dolduğunu ve ihtarla sözleşmeyi feshettiklerini ileri sürerek kiralananın tahliyesini istemiş; davalı ise bu tahliye hakkının yalnızca kiraya verene tanındığını, maliklerin bundan yararlanamayacağını savunmuştur. Sulh hukuk mahkemesi, dava açma hakkının kiraya verene ait olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, davalının temyizini sekiz günlük süre geçtiğinden reddetmiş; davacılar yönünden ise Anayasa m.35 ve TMK m.683 karşısında, kanunda malikin dava açamayacağına dair açık bir kural bulunmadığından, kiraya veren konumunda olmayan malikin de tahliye davası açabileceğini belirterek hükmü davacılar lehine bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!