TBK Madde 169 Müteselsil alacaklılık

Özet 5 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 169, müteselsil alacaklılık, borçlunun alacaklılardan her birine borcun tamamını isteme hakkı tanıması veya kanunun belirlediği durumlarda doğar; borçlu, alacaklılardan birine yaptığı ifayla bütün alacaklılara karşı borcundan kurtulur ve alacaklılardan birinin icraya ya da mahkemeye başvurduğu kendisine bildirilmedikçe dilediği alacaklıya ifada bulunabilir. Aksi kararlaştırılmadıkça veya aralarındaki hukuki ilişkinin niteliğinden başka türlü anlaşılmadıkça alacaklıların edim üzerindeki hakları eşit olup, kendisine düşen paydan fazlasını elde eden alacaklı bu fazlalığı payını alamamış diğer alacaklılara öder.

Resmi Metin

Müteselsil alacaklılık

Madde 169- (1) Müteselsil alacaklılık, borçlunun, alacaklılardan her birine borcun tamamını isteme hakkını tanıdığı veya kanunun belirlediği durumlarda doğar.

(2) Borçlu, alacaklılardan birine yaptığı ifayla, bütün alacaklılara karşı borcundan kurtulmuş olur.

(3) Alacaklılardan birinin icraya veya mahkemeye başvurmuş olduğu kendisine bildirilmedikçe, borçlu onlardan dilediği birine ifada bulunabilir.

(4) Aksi kararlaştırılmadıkça veya alacaklılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, alacaklılardan her birinin edim üzerindeki hakları eşittir.

(5) Kendisine düşen paydan fazlasını elde eden alacaklı, bu fazlalığı payını alamamış olan diğer alacaklılara ödemekle yükümlüdür.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Müteselsil alacaklılık, müteselsil borçluluğun aynası gibi görünse de yön terstir: burada birden çok alacaklıdan her biri borcun tamamını isteyebilir. Uygulamada sık karıştırılan nokta seçim hakkının kimde olduğudur; müteselsil borçlulukta (TBK m.163) tahsil yönünü alacaklı seçerken, müteselsil alacaklılıkta seçim borçlunundur. Borçlu, alacaklılardan herhangi birine yaptığı ifayla hepsine karşı borcundan kurtulur; bu yüzden alacaklılar iç paylaşımı kendi aralarında çözmek zorundadır. Önemli sınır şudur: alacaklılardan birinin icraya veya mahkemeye başvurduğu borçluya bildirildikten sonra borçlu artık dilediğine ödeyemez, o alacaklıya ifada bulunmalıdır; bildirim yoksa dilediğine ödeyebilir. Bu bildirimi ihmal eden alacaklı, borçlunun bir başkasına geçerli ifada bulunması riskini üstlenir. İç ilişkide aksi kararlaştırılmadıkça alacaklıların edim üzerindeki hakları eşittir; payından fazlasını tahsil eden alacaklı, fazlalığı payını alamayan diğerlerine ödemekle yükümlüdür. Bu iç talep borçluya karşı değil, fazlayı tahsil eden diğer alacaklıya karşı doğar; çünkü borçlu, alacaklılardan birine yaptığı geçerli ifayla bütün alacaklılara karşı borcundan zaten kurtulmuştur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.169 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2025/4001 K. 2026/1400 Onama

Müşterek hesapta alacaklıların edim üzerindeki hakları, aksi kararlaştırılmadıkça eşit kabul edilir; payına düşen tutarı mahkeme kararıyla elde etmiş ya da payı hesapta duran hesap sahibi, bankanın tedbire aykırı ödeme yapmakla kusurlu davranmış olmasına rağmen zarara uğramış sayılmaz.

Detaylı özeti gör

Davacılar, kardeş olarak biriktirdikleri paraları bir bankada açılan müşterek hesapta değerlendirmiş, mevduat garantisi sınırının düşmesi üzerine 14.02.2005 tarihli teselsüllü müşterek hesap sözleşmesine üç kişinin daha adını yazdırmışlardır. Boşanma davasında verilen tedbir kararıyla hesabın bir kısmı bloke edilmişken banka 26.03.2008 tarihinde hesaptaki 297.989,87 USD bakiyeden 238.391,90 USD'yi hesap sahiplerinden birine ödemiş; davacılar çekilen 178.793,78 USD'nin hesaba iadesini istemiştir. İlk derece mahkemesi bankanın sözleşmenin 5. maddesine aykırı davrandığı gerekçesiyle davayı kısmen kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi payların eşit olduğunu, davacılardan birinin payını ayrı bir davayla tahsil ettiğini, diğerinin payının hesapta durduğunu belirterek kararı kaldırıp davayı reddetmiştir. Daire, zarar doğmadığı yönündeki bu değerlendirmeyi yerinde bularak kararı onamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2024/2218 K. 2025/2871 Bozma

Birden fazla kişinin bankada açtırdığı ortak hesap, sözleşmeye dayanan müteselsil alacaklılık tipini oluşturur; hesap sahiplerinin her biri müteselsil alacaklı sıfatını taşır, aksi iddia edilip kanıtlanmadıkça hesaptaki paylar eşit sayılır ve payından fazlasını çeken hesap sahibi fazlalık için diğerine karşı sorumlu olur.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalının kendisinin avukatı olduğunu, eşinin ölümü üzerine açılan miras davaları nedeniyle parasının elinden gitmemesi için davalının kendi hesabının güvenli olduğuna inandırdığını, banka hesabındaki paraları ve sattığı aracın bedelini davalının hesabına aktardığını, aralarında duygusal ilişki bulunduğu dönemde davalı adına daire ve otomobil alındığını, aldatıldığını anlayınca davalıyı azlettiğini ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL istemiş, ıslahla talebini 410.000,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı, araç ve taşınmazın kendi parasıyla alındığını savunmuştur. Yerel mahkeme, paranın davalı uhdesine geçtiğinin ispat edilemediği ve hesabın ortak hesap olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, bankanın 28.01.2022 tarihli yazısıyla ortak hesap bulunduğunun bildirilmesine rağmen hesap sözleşmesi ve hareket özetleri incelenmediğini belirterek kararı eksik inceleme nedeniyle bozmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2020/5977 K. 2021/6330

Tek bir senede dayalı olarak birden çok kişi hakkında tek bir icra takibi yapılmışsa, müteselsil takip borçlusu konumundaki bu kişilerin birlikte görülen menfi tespit davasında kötüniyet tazminatı müteselsil alacaklılık esasına göre belirlenir; her davacı için ayrı ayrı değil, takip konusu alacak üzerinden tek bir tazminata hükmedilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı alacaklının 23.000,00 TL bedelli bonoya dayanarak aleyhine icra takibi başlattığını, oysa senet bedelinin davalıya ödendiğini ve senedin iade edilmesi gerekirken kötüniyetle takibe konulduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini ve tazminat istemiş; dava, aynı senette kefil konumundaki kişinin açtığı dava ile birleştirilmiştir. Davalı, senet bedelinin davacı tarafından ödenmediğini savunmuştur. Yerel mahkeme, bozmaya uyarak yaptığı yargılamada imzası sabit belgelerle senet bedelinin davalı tarafından teslim alındığının kanıtlandığını ve takibin kötüniyetli olduğunu kabul ederek davaların ve tazminat taleplerinin ayrı ayrı kabulüne karar vermiştir. Daire, her iki davacı hakkında tek bir bonoya dayalı tek icra takibi yapıldığını, müteselsil takip borçluları lehine tek bir kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, takip konusu asıl alacağın %20'si oranında tek tazminat şeklinde hükmü düzelterek onamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2021/5801 K. 2021/10444 Bozma

Müteselsil alacaklılıkta borçlu, alacaklılardan birine yaptığı ifayla borcundan kurtulur; buna karşılık kiraya verenler birden fazlaysa kiralananın geri verilmesi borcu bölünemez nitelikte olduğundan kiracı, bu borcu tek bir kiraya verene ifa etmekle kurtulamaz, iadeyi kiraya verenlerin tümüne yapmak zorundadır.

Detaylı özeti gör

Davacı kiracı, davalı kiraya verenlerle 01.02.2014 başlangıç tarihli 8 yıl süreli kira sözleşmesi yapmış; 06.01.2015 tarihli noter ihtarnamesiyle sözleşmeyi sürdürmeyeceğini bildirmiş, anahtarlar teslim alınmayınca tevdi mahalli tayin ettirerek 15.04.2015 tarihinde sulh hukuk mahkemesine bırakmıştır. Buna rağmen 324.280 TL kira alacağı ve 3.118,42 TL işlemiş faiz için hakkında icra takibi başlatılınca borçlu olmadığının tespitini istemiştir. İlk derece mahkemesi kiraya verenlerin iyiniyetli davranmadığı gerekçesiyle davayı kısmen kabul edip 391.092,58 TL tahsiline hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiştir. Daire, birden fazla kiraya veren bulunduğundan geri verme borcunun bölünemez olduğunu, tahliyenin itirazın kaldırılması davasındaki 11.06.2015 tarihli ilk oturumda öğrenildiğini belirterek bu tarihin esas alınıp makul sürenin ek bilirkişi raporuyla yeniden belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2020/2173 K. 2021/2774 Bozma

İhtiyari dava arkadaşlığında davalar birbirinden bağımsız olduğundan davacılar arasında müteselsil alacaklılık doğmaz; bu nedenle her davacı yönünden istenen tutar ayrıca belirlenmeli, dilekçede kişi bazında miktar gösterilmemişse toplam tutar davacı sayısına bölünerek her biri için o tutarı aşmayacak biçimde hüküm kurulmalıdır.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket ile ortağı, banka ve ödeme işlerini takip etmesi için vekaletname verdikleri davalının 25.07.2017 tarihinde davacıya ait hesaptan 415.000,00 TL tutarındaki parayı EFT ile kendi hesabına aktardığını, toplam 554.000,00 TL parayı uhdesinde tuttuğunu ve vekalet görevini kötüye kullandığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL tahsilini istemiştir. Yerel mahkeme, davalının çektiği parayı vekil edenlere ödediğini yazılı delille ispatlayamadığı gerekçesiyle davayı kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi vekilin hesap verme ve edindiklerini ödeme yükümlülüğü bulunduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, aralarında teselsül olmadığını, dilekçede kişi başına miktar gösterilmediğinden toplam tutarın davacı sayısına bölünmesiyle her biri için 5.000,00 TL üzerinden hüküm kurulması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Diğer kararlar (1)
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2020/2405 K. 2020/4460 Bozma

Kira alacağı ve sözleşmeden doğan parasal haklar bölünebilir nitelikte olduğundan, kiraya veren birden fazlaysa her biri yalnız kendi payına düşen alacağı isteyebilir; sözleşmede kiraya verenlere hangi oranda ödeme yapılacağı gösterilmemişse paylar eşit sayılır ve alacak, kiraya veren sayısına bölünerek belirlenir.

Detaylı özeti gör

Davacı kiraya veren, davalı kiracının 2012 yılına ait 6.000 TL kira borcunu ödemediğini belirterek başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatını istemiştir. Davalı, 01.05.2010 başlangıç tarihli sözleşmenin süresinin 30.04.2011'de dolmasıyla taşınmazı tahliye ettiğini savunmuştur. Yerel mahkeme, tahliyeye ilişkin yazılı belge sunulmadığı ve ödeme emrinin 27.08.2012 tarihinde kiralanan iş yerinde tebliğ edildiği gerekçesiyle, sözleşmede ikinci yıl için öngörülen 5.500 TL yönünden itirazın iptaline karar vermiştir. Daire ise sözleşmede kiraya veren olarak muris mirasçılarının gösterildiğini ve altı kiraya veren bulunduğunu, kira alacağının bölünebilir nitelikte olması nedeniyle her birinin ancak 1/6 payı oranında talepte bulunabileceğini, takibin alacaklılardan üçü tarafından başlatıldığı da gözetilerek davacı vekilinden açıklama alınması gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.169 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 3. Hukuk Dairesi E. 2022/1506 K. 2024/947 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Trafik kazasında ölüm nedeniyle açılan tazminat davasında ilk derece mahkemesi, müteselsil sorumluluk değerlendirmesini TBK m.61 ve m.169/1'e dayandırmıştı; daire, maddi tazminat yönünden sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Trafik kazasında ölen kişinin eşi ve yakınları destekten yoksun kalma, cenaze gideri ve manevi tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul ederek eş yararına 288.831,67 TL destek tazminatı, 1.500,00 TL cenaze gideri ve 20.000,00 TL, diğer davacılar yararına ayrı ayrı 10.000,00'er TL manevi tazminata hükmetmiştir. Karara hem davacılar hem de zorunlu mali sorumluluk sigortacısı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf aşamasında maddi zararı karşılayan sulh anlaşması sunulduğundan Daire, maddi tazminat bakımından sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Manevi tazminat tutarlarını uygun bulan Daire, ihtiyari dava arkadaşı olan davacıların her biri için ayrı vekalet ücreti takdiri gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesini hukuka aykırı görerek kararı kaldırmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!