Resmi Metin
b. Temsil yetkisinin içeriği ve derecesi
Madde 41- (1) Başkası adına ve hesabına temsil kamu hukukundan doğmuşsa, temsil yetkisinin içeriği ve derecesi bu konudaki yasal hükümlere; temsil hukuksal bir işlemden doğmuşsa, temsil yetkisinin içeriği ve derecesi o hukuksal işleme göre belirlenir.
(2) Temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmişse temsil yetkisinin içeriği ve derecesi, bu bildirime göre belirlenir.
↪ Bu kanunda başka maddeye git
Avukat Yorumu
Bu madde, bir kişinin başkası adına işlem yapma yetkisinin sınırlarının nereden okunacağını belirler. Temsil kamu hukukundan doğmuşsa (örneğin vesayet altındaki kişi için vasi ya da kayyım), yetkinin kapsamı bu konudaki yasal hükümlere göre saptanır. Temsil bir hukuki işlemden doğmuşsa (örneğin verilen bir vekaletname), yetkinin içeriği ve derecesi o işlemin kendisine bakılarak belirlenir.
Maddenin en kritik kuralı son cümledir: temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmişse, yetkinin kapsamı bu dış bildirime göre belirlenir. Burada iç ilişki ile dış yetki ayrımına dikkat etmek gerekir. Temsil olunan ile temsilci arasındaki gizli/iç sınırlama, üçüncü kişiye duyurulmadıkça onu bağlamaz; işlem yapan üçüncü kişi, kendisine bildirilen yetkiye güvenir.
Pratikte: bir vekaletnameyi sınırlamak istiyorsanız sınırı dışa, yani işlem yapacak tarafa da yansıtın. Aksi halde temsilci, dışa görünen yetki çerçevesinde işlem yaparsa iyiniyetli üçüncü kişinin güveni korunur ve bu sizi bağlar.
Gerekçe
Türk Borçlar Kanunu’nun 41. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:
818 sayılı Borçlar Kanununun 33. maddesini karşılamaktadır.
Tasarının iki fıkradan oluşan 41. maddesinde, temsil yetkisinin kapsamı düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 33. maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Salahiyetin derecesi” şeklindeki ibare, Tasarının 41. maddesinde, “b. Temsil yetkisinin kapsamı” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun iki cümleden oluşan 33. maddesinin birinci fıkrası, Tasarıda tek cümleye dönüştürülmüştür.
818 sayılı Borçlar Kanununun 33. maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “salahiyetinin derecesi” şeklindeki ibare, fıkraya açıklık kazandırmak amacıyla, Tasarının 41. maddesinin ikinci fıkrasında, “yetkinin varlığının ve kapsamının belirlenmesinde” şeklinde değiştirilmiştir.
Sistematik yapısı ile metninde yapılan değişiklik ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.