TBK Madde 603 Kefalet hükümleri: Uygulama alanı

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 603, kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin koruyucu hükümlerin; gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanacağını düzenler.

Resmi Metin

Uygulama alanı

Madde 603- Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, kefilini koruyan kuralların kılık değiştirilerek aşılmasının önüne geçer. Düşünün ki bir alacaklı, kefalete getirilen ağırlaştırılmış korumalardan kurtulmak için sözleşmenin başına kefalet yerine başka bir ad yazıyor. Kanun bu yola izin vermez: bir gerçek kişinin başka bir borçluya kişisel güvence verdiği her durumda, sözleşmenin etiketi ne olursa olsun, kefaletin yazılı biçim, kefil olabilme yeterliği ve eşin onayı kurallarının yine devreye girip girmediğine bakılır. Burada belirleyici olan başlık değil, taahhüdün gerçek niteliği ve kişisel teminat amacı taşıyıp taşımadığıdır. Pratikte: borçludan bağımsız, fer’i olmayan bir garanti taahhüdü kefaletten farklı olsa da, bir vatandaş kişisel güvence vermek istiyorsa, bu koruyucu kuralların gündeme gelebileceğini hesaba katmadan imza atmamalısınız. Genç meslektaş için ipucu: önce ekonomik amacı çözümleyin, sonra adına bakın.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 603. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanunu ile kaynak İsviçre Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “E. Uygulama alanı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 603 üncü maddesinde, kefalet hükümlerinin uygulama alanının genişletilmesi düzenlenmektedir.

Madde kefili koruyucu hükümlerden kurtulmak amacıyla, başka adlar altında yaptıkları sözleşmelere de kefalet hükümlerinin uygulanacağı belirtmektedir. Böylece, mesela kefalet sözleşmesi yerine, üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmesi yapılmasında olduğu gibi, alacaklıların kefili koruyucu hükümlerden kurtulmalarının ve bunları dolanmalarının önlenmesi amaçlanmıştır.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.603 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3.HD E. 2024/2835 K. 2025/3756 Onama

Gerçek kişilerce teminat amacıyla yapılan borca katılma sözleşmesi, TBK m.603 uyarınca kefaletin şekline ilişkin hükümlere tabidir; azami sorumluluk miktarı ile kefalet tarihi katılanın el yazısıyla yazılmamışsa sözleşme geçersizdir ve katılan sorumlu tutulamaz.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, davacının dava dışı asıl borçluya verdiği ödünç para için başlattığı icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ile asıl borçlu arasında 30.05.2022 tarihli ödünç sözleşmesi düzenlenmiş, borç ödenmeyince davacı, davalı ve asıl borçlu arasında sorumluluk tutarı 7.441,86 gram altın olarak belirlenen 20.12.2022 tarihli sözleşme imzalanmıştır. İlk derece mahkemesi ile Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, asıl borçlunun babası olan davalının imzaladığı bu sözleşmeyi borca katılma (TBK m.201) niteliğinde görmüş; TBK m.603 uyarınca gerçek kişilerce teminat amacıyla yapılan borca katılma sözleşmelerinin de kefaletin şekline ilişkin hükümlere tabi olduğunu, sorumluluk miktarı ile kefalet tarihinin davalının el yazısıyla yazılmaması nedeniyle sözleşmenin TBK m.583/1 anlamında geçersiz kaldığını belirterek davayı reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, sözleşmenin borcun üstlenilmesi olduğu ve şekle aykırılığın davalıca ileri sürülmediği yönündeki temyiz itirazlarını yerinde görmeyerek, kişisel güvence niteliğindeki borca katılmaya TBK m.603 yollamasıyla kefaletin geçerlilik şartlarının uygulanacağını ve şekil şartını taşımayan sözleşmenin davalıyı sorumluluk altına sokmayacağını kabul edip kararı onamıştır.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.603 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2022/1961 K. 2025/2352 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Banka kredisinden doğan kefalete karşı açılan menfi tespit davasında, davacılar dilekçelerinde kefaletin geçersizliğini TBK m.583, 584 ve 603 hükümlerine dayandırmış; daire uyuşmazlığı istirdat davası olarak nitelendirip ilk derece kararını kaldırmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacılar, dava dışı şirkete kullandırılan kredide müteselsil kefil ve ipotek borçlusu gösterildiklerini, ipoteğin paraya çevrilmesi baskısı altında ödedikleri 292.914,50 TL yönünden borçlu olmadıklarının tespitini ve bu tutarın istirdadını istemiştir. İlk derece mahkemesi istirdat talebini tefrik etmiş, menfi tespit davasını bir davacı yönünden aktif husumet yokluğundan, diğeri yönünden esastan reddetmiştir. Daire, taleplerin bir bütün olarak ödenen tutarın iadesine yönelik istirdat davası niteliğinde olduğunu, hukuki nitelendirmenin hakime ait bulunduğunu ve tefrik kararıyla nitelendirmede yanılgıya düşüldüğünü belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile kararı kaldırmış; tefrik edilen talep birleştirilerek yargılamaya devam edilmek üzere dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2021/744 K. 2024/167 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Genel kredi sözleşmesindeki kefaletten kaynaklanan istirdat davasında, kefalet sözleşmesinin TBK'nın 581 ile 603. maddeleri arasında düzenlendiği savunmada belirtilmiş; daire, kefilin sorumlu olduğu tutarın eksik incelemeyle saptandığı gerekçesiyle ilk derece kararını kaldırmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Kefil olan davacı, kefalet limitinin 5.000,00 TL olmasına rağmen hakkında yürütülen icra takibinde bu limitin çok üzerinde tahsilat yapıldığını ileri sürerek fazladan alınan 31.000,00 TL'nin istirdadını ve kötü niyet tazminatını istemiştir. İlk derece mahkemesi, kefilin kendi temerrüdünün sonuçlarından limitle sınırlı olmaksızın sorumlu olduğu ve limiti aşan tahsilat yapılmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, takibe dayanak genel kredi sözleşmesinin aslı ile hesap hareketleri getirtilmeden, takibin dayanağı olmayan belgeler üzerinden düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılmasını eksik inceleme saymış; hesap kat ihtarının kefile tebliğ edilemediği gözetilerek temerrüt tarihinin takip tarihi kabul edilmesi gerektiğini de belirterek istinaf başvurusunu kabul edip kararı kaldırmıştır.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2019/451 K. 2020/759 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Eşin yazılı rızası alınmadan verilen kefaletin geçersizliği davasında daire, TBK m.584 ve m.603'teki 'eşin rızası' ibaresine yönelik Anayasaya aykırılık itirazının, düzenlemenin amacı ailenin korunması olduğu tespitiyle Anayasa Mahkemesince reddedildiğini anmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Eşinin bilgisi ve yazılı rızası olmadan iki ayrı tarımsal kredi sözleşmesine kefil olunduğunu ileri süren davacı, kefaletlerin geçersizliğinin tespitini istemiş; ilk derece mahkemesi davacının sözleşmenin tarafı olmadığı gerekçesiyle aktif husumet yokluğundan davayı reddetmiştir. Daire, rızası alınmayan eşin hukuku doğrudan ihlal edildiğinden dava açma ehliyetinin bulunduğunu kabul ederek kararı kaldırmış; yeniden kurduğu hükümde faiz desteği bulunmayan kredideki kefaleti eş rızası alınmadığından geçersiz saymış, 5570 sayılı Kanun kapsamındaki faiz destekli kredideki kefaleti ise geçerli kabul ederek davayı kısmen kabul etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!