TBK Madde 135 Borçların sona ermesi: Birleşme

Özet 3 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 135, alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borcun sona ermesini düzenler; ancak üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut olan hakları bu birleşmeden etkilenmez. Birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa borç varlığını sürdürür; taşınmaz rehni ve kıymetli evraka ilişkin özel hükümler saklıdır.

Resmi Metin

Birleşme

Madde 135- (1) Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borç sona erer. Ancak, üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut olan hakları birleşmeden etkilenmez.

(2) Birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa, borç varlığını sürdürür.

(3) Taşınmaz rehni ve kıymetli evraka ilişkin özel hükümler saklıdır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Birleşme (sıfat birleşmesi), alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide toplanmasıyla borcun kendiliğinden sona ermesidir; uygulamada en sık alacaklının borçlusuna mirasçı olması ile karşımıza çıkar. Müvekkilinizin böyle bir borçtan kurtulduğunu ileri sürerken birleşmenin gerçekleştiği anı ve dayanağını (mirasçılık belgesi, devir sözleşmesi) somut belgeyle ortaya koymanız gerekir; bu olguyu ispat yükü, sona ermeye dayanan tarafa aittir.

İki nüansı atlamak ağır hata doğurur. Birincisi, üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden kurulmuş hakları (alacağın rehni veya haczi gibi) birleşmeden etkilenmez; rehinli alacaklı ya da haciz koyduran kişi bu sona ermeyi kendisine karşı ileri süremez. İkincisi, birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa (örneğin mirasçılığın iptali) borç canlanır; bu nedenle birleşmeyi kesin ve geri dönülemez bir sona erme sanıp zamanaşımı veya def’i hesabını ona göre kurmak risklidir. Taşınmaz rehni ve kıymetli evraka ilişkin özel hükümler de TBK m.135‘in dışında ayrıca saklıdır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 135. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 116. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 134. maddesinde, alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 116. maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Alacaklı ve Borçlu Sıfatlarının Birleşmesi” şeklindeki ibare, sona erme hallerinin düzenlendiği Tasarının 130 ve devamı maddelerinin kenar başlıklarında kısa sözcüklerin kullanıldığı göz önünde tutularak uyumluluğun sağlanması bakımından, Tasarıda kısaca “D. Birleşme” şeklinde ifade edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 116. maddesinin birinci fıkrası tek cümleden oluştuğu halde, Tasarıda aynı fıkraya, ikinci cümle olarak eklenen hüküm şöyledir: “Ancak, üçüncü kişilerin, alacak üzerinde önceden mevcut olan hakları birleşmeden etkilenmez.” Bu hükümle, birleşme sonucunda, borç sona ereceği için, üçüncü kişilerin birleşmeden önce mevcut olan haklarının kaybı önlenmek istenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 116. maddesinin ikinci fıkrası, Tasarıda “Birleşme, geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa, borç varlığını sürdürür.” şeklinde değiştirilerek, hükme açıklık kazandırılmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.135 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay HGK E. 2020/460 K. 2022/754 Bozma

Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide (aynı malvarlığında) birleşmesiyle borç sona erer. Her iki aracın işleteninin aynı kişi olması hâlinde bu sıfatlar o kişide birleşeceğinden, işleten aynı zamanda üçüncü kişi sayılamaz ve zorunlu trafik sigortacısından tazminat isteyemez.

Detaylı özeti gör

Davacı kasko sigortacısı, sigortalısı kamyona, davalıya zorunlu trafik sigortasıyla (ZMSS) sigortalı aracın geri manevra sırasında çarpması nedeniyle sigortalısına ödediği hasar bedelini halefen davalı sigortacıdan tahsil amacıyla icra takibi başlatmış, takibe itiraz edilince itirazın iptali davası açmıştır. İlk derece mahkemesi davayı kabul edip takibin devamı ile icra inkâr tazminatına hükmetmiş; ancak çarpışan iki aracın da işleteninin aynı şirket (dava dışı ... Liman İnşaatı Ltd. Şti.) olduğu saptanmıştır. Özel Daire, işletenin her iki araç yönünden de üçüncü kişi sayılamayacağı ve alacaklı ile borçlu sıfatlarının bu işletende birleştiği gerekçesiyle kabul kararını bozmuş, yerel mahkeme önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, Özel Daire bozma gerekçesini benimseyerek direnme kararının bozulmasına oy birliğiyle kesin olarak karar vermiştir.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.135 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2019/561 K. 2020/887 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Aynı zarar bakımından hem rücu alacaklısı hem de rücu ettiği kişinin mali mesuliyet sigortacısı sıfatını taşıyan sigorta şirketinde alacaklı ve borçlu sıfatları birleştiğinden borcun sona erdiği, bu nedenle rücu davasının reddi gerektiği kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Nakliyat sigortacısı, taşınan emtianın boşaltma sırasında forklift operatörünün hatasıyla hasarlandığını ileri sürüp sigortalısına ödediği bedeli boşaltmayı yapan şirketten ve operatörden rücuen tahsil için başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiştir. Daire, rücu edilen şirketin de aynı sigortacı tarafından taşıyıcı mali mesuliyet poliçesiyle sigortalandığını ve aynı zararın bu ikinci poliçe kapsamında da kaldığını, böylece alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşerek borcun sona erdiğini saptayarak istinaf başvurusunu esastan kabul etmiş, kararı kaldırıp davanın reddine hükmetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!