TBK Madde 17 İradi şekil
TBK 17, kanunen şekle bağlı olmayan bir sözleşme için taraflar belirli bir şekli kararlaştırmışsa, kararlaştırılan şekle uyulmadan yapılan sözleşme tarafları bağlamaz; herhangi bir belirleme olmaksızın yazılı şekil kararlaştırılmışsa yasal yazılı şekle ilişkin hükümler uygulanır.
Resmi Metin
İradi şekil
Madde 17- (1) Kanunda şekle bağlanmamış bir sözleşmenin taraflarca belirli bir şekilde yapılması kararlaştırılmışsa, belirlenen şekilde yapılmayan sözleşme tarafları bağlamaz.
(2) Herhangi bir belirleme olmaksızın yazılı şekil kararlaştırılmışsa, yasal yazılı şekle ilişkin hükümler uygulanır.
↪ Bu kanunda başka maddeye git
Avukat Yorumu
Bu madde, kanunun aslında hiçbir şekil şartına bağlamadığı bir sözleşmeyi tarafların kendi iradeleriyle (örneğin yazılı yapılsın, noterde yapılsın diye) belirli bir şekle bağlamasını düzenler. Buna iradi (akdî) şekil denir; bunu kanunen zorunlu olan resmî ya da yasal şekille karıştırmayın, çünkü buradaki şekli sözleşmeyle taraflar getirir.
Pratik sonuç şudur: Taraflar belirli bir şekil kararlaştırmışsa, o şekle uyulmadan yapılan sözleşme kural olarak tarafları bağlamaz. Yani kararlaştırılan şekil, aksi açıkça belirtilmedikçe geçerlilik şekli sayılır. Dikkat: Taraflar bu şeklin yalnız ispat amaçlı olduğunu da kararlaştırabilir; o zaman şekle uyulmasa da sözleşme geçerli kalır, sadece ispatı güçleşir.
Eğer sadece yazılı yapılsın denip ayrıntı verilmemişse, yasal yazılı şekle ilişkin hükümler uygulanır. Bu yüzden sözleşmeye böyle bir kayıt koyarken amacınızı net yazın.
Gerekçe
818 sayılı Borçlar Kanununun 17. maddesini karşılamaktadır.
Tasarının iki fıkradan oluşan 17. maddesinde, iradi şekle uyulmamasının hukuki sonucu ve herhangi bir belirleme olmaksızın kararlaştırılan yazılı şekle uygulanacak hükümler düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 16. maddesinin kenar başlığında kullanılan “Akitte mahfuz kalan şekil” ibaresi yerine, Tasarının 17. maddesinin kenar başlığında, “İradi şekil” ibaresi kullanılmıştır.
818 sayılı Borçlar Kanununun 16. maddesinin birinci fıkrasında, iradi şekle uyulmaması durumunda, tarafların, o sözleşmeyle bağlı olmadıkları mutlak bir ifadeyle belirtildiği halde, Tasarının 17. maddesinin birinci fıkrasında, bu sonuç bir adi karine olarak kabul edilmiştir.
Tasarının 17. maddesinin ikinci fıkrasında, tarafların, adi veya resmi yazılı şekil gibi herhangi bir belirleme yapmaksızın iradi şekil olarak, sadece yazılı şekli kararlaştırmaları durumunda, bu şekle uymamalarının yaptırımı da belirtilmiştir. Gerçekten, 818 sayılı Borçlar Kanununun 16. maddesinin ikinci fıkrasında, “iki tarafın ona riayet etmesi lazımdır.” şeklinde ve niteliği pek de açık olmayan bir ibare kullanıldığı halde, Tasarının 17. maddesinin ikinci fıkrasında, bu durumda “yasal yazılı şekle ilişkin hükümler uygulanır.” şeklinde bir ibarenin kullanılması tercih edilmiştir.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe