TBK Madde 392 Tüketim ödüncü: Geri verme zamanı

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 392, tüketim ödüncünün geri verilmesi için belirli bir gün, bildirim süresi ya da borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.

Resmi Metin

Geri verme zamanı

Madde 392- Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Tamamlayıcı bir muacceliyet kuralıdır: yalnızca taraflar geri verme için belirli bir gün, bildirim süresi ya da “istendiğinde muaccel olma” kaydı kararlaştırmadığında devreye girer. Böyle bir belirsizlikte ödünç alan, verenin ilk istemi üzerine derhal ödemek zorunda değildir; kendisine borcu hazırlamak için ilk istemden başlayan altı haftalık bir bekleme tanınır ve bu süre dolmadan temerrüde düşürülemez. Sözleşmede vade veya bildirim öngörülmüşse bu kural uygulanmaz. Uygulamada sık rastlanan bir hata, bu altı haftalık süreyi TBK m.389‘daki altı aylık zamanaşımıyla karıştırmaktır; oysa TBK m.389 verenin teslim istemlerini kapsayan bir zamanaşımı, buradaki altı hafta ise iade borcunun muaccel olma anıdır (altı hafta zamanaşımı değildir). İade alacağının kendi zamanaşımı ise kural olarak TBK m.146 uyarınca on yıldır. Alacağın muaccel olmadan istenmesi, faiz ve temerrüt taleplerini de dayanaksız bırakacağından, ihtar ve dava zamanlaması bu ayrıma göre kurgulanmalıdır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 392. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 312 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 391 inci maddesinde, tüketim ödüncünde ödünç alanın ödünç konusunu geri verme zamanı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 312 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. İade zamanı” şeklindeki ibare, Tasarıda “D. Geri verme zamanı” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 312 nci maddesinde kullanılan “altı hafta içinde geri verilmek lazımdır.” şeklindeki ibare, geri verme borcunun ödünç verenin ilk isteminden başlayarak altı hafta sonra muaccel olacağı göz önünde tutularak, Tasarıda “altı hafta geçmedikçe, ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.” şeklinde düzeltilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.392 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2025/4813 K. 2026/1785 Bozma

Ödüncün geri istendiği, yalnız ihtar veya dava ile değil, olayın akışından da anlaşılabilir; ödünç alanın borcun bir bölümünü kendiliğinden geri göndermesi, ödüncün o tarihte istendiğini gösterir ve alacak muaccel hale geldiğinden işin esasına girilerek karar verilmesi gerekir.

Detaylı özeti gör

Davacı, 19.03.2015 tarihli banka dekontuyla davalıya geri iade edilmek üzere borç açıklamasıyla 50.000,00 TL gönderdiğini, ödenmemesi üzerine 17.06.2016 tarihinde ilamsız takip başlattığını ve borçlunun itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile kötüniyet tazminatı istemiştir. Davalı, paranın borç olarak değil, ortak işlem yapılan bir sisteme girmek üzere üçüncü kişilere aktarılmak için gönderildiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, açıklama içermeyen 17.06.2015 tarihli dekontla 5.920,00 TL iade edilmesini borç ödemesi sayarak davayı kısmen kabul etmiş, 44.080,00 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına ve 8.816,00 TL icra inkar tazminatına hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, ödüncün ilk isteminden itibaren altı haftalık süre beklenmeden takip başlatıldığını resen gözeterek kararı kaldırmış ve davayı usulden reddetmiştir. Daire ise davalının borcun bir kısmını kendiliğinden iade etmesiyle alacağın muaccel hale geldiğini belirterek kararı davacı yararına bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2025/4276 K. 2026/1212 Onama

İade istemi ihtarname ile yapılmışsa ödünç alan, ihtarnamenin kendisine tebliğinden altı hafta sonra temerrüde düşer; belirli bir ödeme günü ya da bildirim süresi kararlaştırılmamış olan ödünçte alacak da ilk istemden başlayarak altı hafta sonra muaccel olduğundan, temerrüdün sonuçları bu andan itibaren doğar.

Detaylı özeti gör

Davacı, 18.05.2022 tarihinde 175.000,00 TL ve 25.05.2022 tarihinde 75.000,00 TL olmak üzere toplam 250.000,00 TL parayı havale açıklamasına borç verildi ibaresini yazarak davalıya göndermiş; iade edilmeyince gönderdiği noter ihtarnamesi davalıya 01.04.2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Altı haftalık sürede ödeme yapılmayınca 02.06.2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, davalının itirazı üzerine itirazın iptali istenmiştir. Davalı, gönderilen paraya karşılık cirantası olduğu bir çeki davacının oğluna teslim ederek ödeme yaptığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi ödemenin ispatlanamadığı ve muacceliyet koşulunun gerçekleştiği gerekçesiyle davayı kabul ederek takibin devamına ve 50.000,00 TL icra inkar tazminatına hükmetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, ödünç verildiği ispatlandığından ödemeye ilişkin ispat yükünün davalıda olduğunu ve davalının ihtarnamenin tebliğinden altı hafta sonra temerrüde düştüğünü belirterek kararı onamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2025/2355 K. 2026/1153 Bozma

Ödüncün geri istenmesi hiçbir şekle bağlı değildir; kanun istemin nasıl yapılacağını düzenlemediğinden geri isteme tanık beyanıyla da ispatlanabilir ve ilk istemden takip tarihine kadar altı haftalık süre dolmuşsa dava usulden reddedilmeyip işin esası incelenir.

Detaylı özeti gör

Kardeş olan taraflardan davacı, davalının talebi üzerine 05.11.2020 tarihinde bahçe satış emanet açıklamasıyla 1.420.000,00 TL gönderdiğini, paranın geri ödenmediğini ileri sürerek icra takibi başlatmış; davalının itirazı üzerine itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemiştir. Davalı, TBK 392 uyarınca önce bildirimde bulunulup altı hafta beklenmeden takip yapılamayacağını, ayrıca gönderilen paranın borç olmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, altı haftalık süreye uyulduğunu gösteren yazılı delil bulunmadığı gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi her iki tarafın istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, kanunun istemin nasıl yapılacağını düzenlemediğini, davacı tanığının beyanıyla ödüncün 2021 yılının ilk aylarında geri istendiğinin ispatlandığını, takibin ise 3.11.2022 tarihinde başlatıldığını belirterek işin esası incelensin diye kararı bozmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2025/695 K. 2025/6497

Vade kararlaştırılmamış tüketim ödüncünde alacaklı, iade isteminde bulunup altı hafta beklemeden icra takibi başlatamaz; bu süreye uyulmadan yürütülen takip usul ve yasaya aykırı olduğundan, takibe vaki itirazın iptali istemiyle açılan davanın da reddi gerekir.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalıya "borç olarak verilen" açıklamasıyla 15.000.000,00 TL tutarında EFT yaparak ödünç para verdiğini, borcun ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir. Davalı, kendisine borç verilmediğini, organik bağ içinde olduğu dava dışı şirket adına ödeme yapıldığını, ayrıca TBK 392 gereğince alacağın muaccel olmadığını savunmuştur. Yerel mahkeme, dekontun davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu ve davalının verilen süreye rağmen defterlerini ibraz etmediğini gözeterek davanın kısmen kabulüne karar vermiş; ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 07.11.2019 tarihine altı hafta ekleyerek bulunan 19.12.2019 ile 04.01.2022 takip tarihi arasındaki işlemiş faizi hesaplamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, iade talebinden sonra altı hafta beklenmeden takibe geçildiği için itirazın iptali davasının reddi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2025/3259 K. 2025/4640

Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi kararlaştırılmamış veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı öngörülmemişse alacak, ilk istemden başlayarak altı hafta sonra muaccel olur; bu süre dolmadan dava açılmasında veya takip başlatılmasında hukuki yarar bulunmadığından anılan koşul dava şartına ilişkindir.

Detaylı özeti gör

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu, TBK m.392'deki altı haftalık sürenin dava şartı mı yoksa yalnız temerrüt koşulu mu olduğu konusunda yedi bölge adliye mahkemesi dairesinin kesin nitelikteki kararları arasında çelişki bulunduğunu ileri sürerek 5235 sayılı Kanun m.35/3 uyarınca uyuşmazlığın giderilmesini istemiştir. Başvuruya konu kararlar, ödünç verildiği ileri sürülen 60.000 TL ile 15.000.000 TL arasında değişen paralar için açılan itirazın iptali davalarına ilişkindir. Daire, ticari ödünçten kaynaklanan ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi incelemesinden geçen kararları kapsam dışında bırakıp incelemeyi kendi görev alanına giren üç karar üzerinden yapmış; kendi uygulamasında ilk istemden altı hafta sonra alacağın muaccel olduğunu ve muaccel olmayan alacak için açılan davada HMK m.114/1-h anlamında hukuki yarar bulunmadığını vurgulamakla birlikte, incelenen üç kararın da aynı yönde olduğunu, aralarında çelişki bulunmadığını belirterek talebi reddetmiştir.

Diğer kararlar (3)
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2024/4362 K. 2025/3525 Bozma

Altı haftalık bekleme kuralı yalnızca iade için belirli bir gün ya da bildirim süresi kararlaştırılmamışsa uygulanır; borçlunun parayı belirli bir tarihe kadar geri ödeyeceğini bildirmesi, tarafların iade günü konusunda iradelerinin birleştiğini gösterir ve ödüncün belli bir günde geri verileceğinin kararlaştırıldığı kabul edilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalıya 28.02.2019 tarihinde banka aracılığıyla 500.000,00 TL borç para gönderdiğini, 16.04.2019'da yalnızca 90.000,00 TL'nin iade edildiğini ileri sürerek kalan 410.000,00 TL için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiştir. Davalı, borcun en geç 15.07.2019 tarihine kadar geri ödeneceğini kararlaştırdıklarını ve toplam 295.000,00 TL iade ettiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi üçüncü kişilere yapılan ödemelerin ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı kısmen kabul ederek takibin 380.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına ve 76.000,00 TL icra inkar tazminatına hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, TBK'nın 392. maddesindeki altı haftalık süreye uyulmadığı gerekçesiyle kararı kaldırıp davayı usulden reddetmiştir. Daire ise davalının cevap dilekçesinde parayı 15.07.2019'a kadar ödeyeceğini beyan etmesi karşısında iade günü konusunda iradelerin birleştiğini kabul ederek kararı davacı yararına bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2024/3306 K. 2025/2243 Bozma

Ödünçte altı haftalık sürenin dolup dolmadığı hukuki yararı ve dolayısıyla dava şartını ilgilendirdiğinden mahkeme, ilk istemin yapılıp yapılmadığını taraf delillerini toplayarak araştırmak zorundadır; tanıkla ispatın mümkün olduğu hallerde tanıklar dinlenmeden eksik incelemeyle muacceliyet konusunda hüküm kurulamaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, 2004 ila 2010 yıllarına ait maaşlarını kardeşi olan davalıya borç olarak gönderdiğini, sözlü başvurularına rağmen paranın iade edilmediğini ileri sürerek alacağının yasal faiziyle tahsilini istemiştir. Davalı, gönderilen paraların davacının kendi borçlarına harcandığını ve alacağın zamanaşımına uğradığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, ödemelerin bir bölümünün 2009 öncesinde yapıldığını ve TBK'nın 146. maddesindeki on yıllık sürenin dolduğunu belirterek davayı esastan reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi ise ödüncün geri verilmesi için gün, bildirim süresi ya da istenildiği anda muacceliyet kararlaştırıldığına dair delil bulunmadığını, ilk istemden başlayarak altı hafta beklenmediğini belirterek HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğundan usulden ret kararı vermiştir. Daire, taraflar kardeş olduğundan HMK'nın 203/1-a maddesi uyarınca tanık dinlenebileceğini, tanıklar dinlenmeden eksik incelemeyle hüküm kurulamayacağını belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2024/248 K. 2024/1217

Ödünç verilen paranın geri alınabilmesi için önce iade isteminde bulunulması, ardından altı hafta beklenmesi gerekir; alacak bu sürenin sonunda muaccel olduğundan, süreye uyulmadan başlatılan takip ve açılan dava için hukuki yarar bulunmaz ve davanın usulden reddi yerindedir.

Detaylı özeti gör

Davacı, aynı yerde çalıştığı davalının parayı bitcoin ile değerlendirip kâr ile birlikte iade edeceği vaadi üzerine 02.05.2019 tarihinden itibaren yaptığı havalelerle davalının banka hesabına toplam 24.400,00 TL gönderdiğini, paranın iade edilmediğini ileri sürmüştür. Davacı paraların iadesini ilk kez 29.08.2019 tarihli yazışmalarla istemiş, ardından 16.09.2019 tarihli noter ihtarnamesini göndermiş, ihtarname 01.10.2019 tarihinde tebliğ edilmiş, üç gün içinde ödeme yapılmayınca 07.10.2019 tarihinde icra takibi başlatmış, itiraz üzerine itirazın iptali davası açmıştır. İlk Derece Mahkemesi ödünç ilişkisinin bulunduğunu, ancak paranın ilk istemden başlayarak altı hafta içinde geri verilmesi gerektiğini, bu süreye uyulmadan başlatılan takibin yasaya uygun olmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiş, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz istemi Daire tarafından reddedilmiştir.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.392 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2019/746 K. 2020/529 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Çeyrek altın ödüncünün geri verilmesi isteminde, TBK m.392 kapsamında sözleşmede vade bulunmadığı ve ödünç alana ödeme için ihtar veya bildirim gönderilmediği saptanarak, dava tarihi itibarıyla muaccel hale gelmiş bir alacak bulunmadığı ve davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Yazılı ödünç sözleşmesiyle verilen 135 adet çeyrek altından geri verilmeyen 131 adedinin misliyle aynen iadesi, olmazsa dava tarihindeki değerinin tahsili istenmiştir. İlk derece mahkemesi aynen ifa talebini gözeterek davayı kabul etmiş ve 131 çeyrek altının ödünç alandan alınıp ödünç verene verilmesine karar vermiştir. Daire, dayanılan sözleşmede herhangi bir vade bulunmadığını, ödünç alana borcunu ödemesi konusunda bir ihtar veya bildirim gönderilmediğini ve temerrüdün iddia ve ispat edilmediğini saptayarak dava tarihi itibarıyla muaccel hâle gelmiş bir alacak bulunmadığı sonucuna varmış; istinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece kararını kaldırmış, yeniden yargılama gerekmediğinden yeniden hüküm kurup davayı reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!