TBK Madde 285 Bağışlama sözleşmesi: Tanımı

Özet 3 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 285, bağışlama sözleşmesini bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlar. Henüz edinilmemiş bir haktan feragat etmek veya mirası reddetmek bağışlama değildir; ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz.

Resmi Metin

Tanımı

Madde 285- (1) Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir.

(2) Henüz edinilmemiş olan bir haktan feragat etmek veya bir mirası reddetmek, bağışlama değildir.

(3) Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.285, bağışlamayı bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere malvarlığından karşılıksız bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlar; ayırt edici unsur ivazsızlıktır. Bu yönüyle karşılıklı edim değişimi içeren trampadan (TBK m.282) ve bedel karşılığı satıştan kesin biçimde ayrılır. ‘Sağlararası’ vurgusu önemlidir: ölüme bağlı kazandırma bağışlama değil vasiyettir; nitekim yerine getirilmesi bağışlayanın ölümüne bağlı bağışlamada vasiyet hükümleri uygulanır (TBK m.290). Maddenin negatif sınırlarına dikkat edilmeli: henüz edinilmemiş haktan feragat, mirasın reddi ve ahlaki ödevin yerine getirilmesi bağışlama sayılmaz; bu nitelendirme, şekil ve iptal hükümlerinin uygulanmasını doğrudan etkiler. Bağışlamanın geçerliliği türüne göre şekle tabidir: bağışlama sözü verme yazılı, taşınmaz resmî şekil (TBK m.288); elden bağışlama şekilsizdir (TBK m.289). Ehliyet için TBK m.286-287; sık hata, ivazsız kazandırmayı satış veya trampa gibi ivazlı işlem sayarak muvazaa ve tenkis değerlendirmesini atlamaktır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 285. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 234 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 284 üncü maddesinde, bağışlama sözleşmesi tanımlanmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 234 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Mevzuu” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Tanımı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 234 üncü maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “malının tamamını veya bir kısmını diğer bir kimseye temlik eder.” şeklindeki ibare, Tasarıda “malvarlığından … bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununda iki fıkradan oluşan madde, bu maddenin ikinci fıkrasında iki ayrı konunun düzenlendiği göz önünde tutularak, bu fıkra Tasarıda iki fıkraya bölünerek düzenlenmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.285 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2024/283 K. 2024/8526 Bozma

Bir taşınmazın malik tarafından bir başkasına devredilerek onun adına tescil edilmesi, tek başına bağışlama olarak kabul edilemez; bağışlamadan söz edilebilmesi için bağış iradesini ortaya koyan beyan ve davranışın duraksamaya yer vermeyecek biçimde bulunması gerekir, aksi hâlde devir bağış sayılmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı erkek, 28.09.2002 tarihinde evlendiği davalı kadınla arasındaki mal rejiminin tasfiyesini isteyerek katılma alacağı davası açmış; evlilik birliği içinde kendi adına edinilen kooperatif hissesinin ödemelerini kendisinin yaptığını, hissenin sonradan davalıya, davalı tarafından da 07.11.2008 tarihinde babasına devredildiğini, taşınmazın 30.12.2009 tarihinde ferdileşme nedeniyle babanın adına tescil edildiğini ileri sürmüştür. Davalı kadın, hisse bedelinin babasının kredisi ve kendi ziynetleriyle ödendiğini, davacının devri karşılıksız yaptığını ve bu devrin bağış niteliğinde olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi devri bağışlama sayıp hisseyi kişisel mal kabul ederek davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, salt devir ve tescilin tek başına bağış sayılamayacağını, taşınmazın eklenecek değer olup olmadığının ve kişisel malların edinme bedelinin tamamını karşılayıp karşılamadığının araştırılmadığını belirterek bozmuştur.

Yargıtay HGK E. 2018/990 K. 2021/1728 Bozma

Bağış iradesi açıkça ortaya konulabileceği gibi örtülü biçimde de gösterilebilir; ancak bir kazandırmanın bağışlama olarak nitelendirilebilmesi için bağış iradesi ve kastının kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanması gerekir, bu kanıt yoksa yapılan kazandırma bağışlama sayılmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı erkek, tarafların 19.06.2003 tarihinde evlendiklerini ve açılan boşanma davasıyla evliliğin sona erdiğini, evlilik birliğinin ömür boyu süreceği düşüncesiyle kendi adına kayıtlı kişisel malı niteliğindeki taşınmazı 29.11.2006 tarihinde 35.000,00 TL bedelle davalı eşine sattığını ileri sürerek artık değere katılma alacağının tahsilini istemiştir. Davalı, taşınmazın bağış kastıyla devredildiğini, kendisinin böyle bir bedeli ödeyecek güçte olmadığını savunmuştur. Yerel mahkeme, eşler arasındaki satışın hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve taşınmazın evlenme nedeniyle hibe edildiği gerekçesiyle davayı reddetmiş; Özel Daire, tapuda satış görünen işlemin bağış olduğunun yazılı delille kanıtlanamadığını ve taşınmazın edinilmiş mal sayılması gerektiğini belirterek bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, TBK 285 anlamındaki bağış iradesi ve kastının kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığını belirterek direnme kararını oy çokluğu ile bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2018/657 K. 2021/1617

Bağışlama, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere malvarlığından bağışlanana karşılıksız bir kazandırma yapmayı üstlenmesidir; kazandırmanın bağışlama sebebiyle yapılmış olması, yani ivaz alınmaksızın ve bağışlananı zenginleştirme amacıyla yapılması zorunlu olduğundan, bu amacı taşımayan kazandırmalar bağışa benzese de bağışlama sayılmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı erkek, davalı ile 22.01.1976 tarihinde evlendiklerini, 02.04.2012 tarihinde açılan dava ile boşandıklarını, dava konusu arsanın 1978 yılında kendi parasıyla alınıp 1982 yılında üzerine ev yapıldığını, taşınmazı jest ve güven ilişkisine dayanarak bedelsiz biçimde eşine devrettiğini ileri sürerek katkı payı alacağı istemiştir. Davalı kadın, taşınmazın evlilik öncesinde kendisine takılan altınların satılmasıyla alındığını savunmuştur. Yerel mahkeme, davacının bu beyanını gizli bağış sayarak davayı reddetmiş; Özel Daire hükmü önce onamış, karar düzeltme üzerine bağış iradesinin duraksamaya yer vermeyecek biçimde ortaya konmadığı gerekçesiyle bozmuştur. Mahkeme iki kez direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, taşınmazın mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 1984 yılında davalı eş adına tescil edildiğini de gözeterek Özel Daire bozmasını benimsemiş ve direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay HGK E. 2017/1618 K. 2019/1370 Bozma

Evlilik birliği içinde bir eşin diğer eşi adına yaptığı edinim, ortak yaşamı ve ailenin geleceğini güvence altına almak amacıyla beraberlikten doğan dayanışma ve karşılıklı güvene dayanılarak yapılmışsa gizli bağış olarak nitelendirilemez; böyle bir edinim bağışlama değil, ortak yatırım olarak değerlendirilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, 10.09.1973 tarihinde evlendiği davalı eşle birlikteyken kendi emek ve geliriyle edinilen bağımsız bölümün tapuda davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek, 27.03.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle mal rejiminin tasfiyesi gereğince tapunun yarı oranda iptal ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Taşınmaz, davalının 28.01.1999 tarihinde devraldığı kooperatif üyeliği yoluyla edinilmiş ve 2009 yılında ferdileşme ile davalı adına tescil edilmiştir. Yerel mahkeme, edinilmiş mallara katılma rejiminden önce alınan taşınmazın kimin adına alınmışsa onun kişisel malı olacağı ve işlemin gizli bağış niteliği taşıdığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Özel Dairenin bozması üzerine önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, eşler arasındaki dayanışma ve güvene dayanan bu edinimin bağış sayılamayacağını, kooperatife yapılan ödemelerin 01.01.2002 tarihinden önceki ve sonraki dönemlere göre ayrı ayrı hesaplanması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay HGK E. 2017/1613 K. 2019/419 Bozma

Karşılıksız her kazandırma bağışlama değildir; henüz edinilmemiş bir haktan feragat etmek, bir mirası reddetmek ve ahlaki bir ödevi yerine getirmek kanunen bağışlama sayılmaz, çünkü bu kazandırmalarda bağışlama amacı güdülmez; ahlaki bir görevin yerine getirilmesinde ve eksik bir borcun ödenmesinde güdülen amaç bağışlama değil ifadır.

Detaylı özeti gör

Davacı, 1973 yılında evlendiği davalıya, murisinden miras kalan bağımsız bölümdeki payını diğer mirasçılarla birlikte 25.09.2006 tarihinde bedelsiz olarak devrettiklerini belirterek, boşanma davasının açılmasıyla sona eren mal rejiminin tasfiyesi kapsamında şimdilik 10.000 TL katılma alacağının tahsilini istemiştir. Davalı, taşınmaz bedelinin kendi çalışmasıyla ödendiğini savunmuştur. Yerel mahkeme, bedelsiz devir nedeniyle taşınmazın kişisel mal niteliği kazandığını ve bağıştan dönme koşullarının bulunmadığını belirterek davayı reddetmiş; Özel Daire, kişisel mal savunmasının TMK'nın 6. maddesi uyarınca kanıtlanmadığını, taşınmazın 222/son madde gereğince edinilmiş mal sayılması gerektiğini belirterek bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, TBK'nın 285. maddesindeki bağışlama tanımından ve karşılıksız kazandırma amacı ölçütünden hareketle eşlerin dayanışmaya dayanan ortak yatırımlarının bağış sayılamayacağını belirterek direnme kararını bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.285 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2020/586 K. 2020/961 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Bağışlama sözleşmesinin, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlandığı ve bağışlamanın bir koşula bağlanarak da yapılabildiği belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Adi yazılı hibe/bağışlama sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istenmiştir. İlk derece mahkemesi, BAM'ın ilk kaldırma kararı sonrası yeniden yargılama yaparak davayı kısmen kabul etmiş; bir kısım davalı bu kez istinafa başvurmuştur. Adana BAM, taşınmaz devrine ilişkin sözleşmenin geçerlilik şekli yönünden uyuşmazlığı incelemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!