TBK Madde 583 Kefalet sözleşmesi: Şekil

Özet 3 fıkra · ~3 dk okuma

TBK 583, kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesine bağlıdır; kefilin, bu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla yükümlülük altına girdiğini sözleşmede kendi el yazısıyla yazması şarttır. Kefilin sorumluluğunu sonradan artıran değişiklikler de aynı şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.

Resmi Metin

Şekil

Madde 583- (1) Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.

(2) Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.

(3) Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu hüküm, kefalet davalarında en sık başvurulan geçersizlik gerekçesidir; kefil tarafının avukatı dosyayı açar açmaz sözleşmenin şekil unsurlarını denetlemelidir. Yazılılık tek başına yetmez: kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefalette bu sıfatın bizzat kefilin el yazısıyla yazılması gerekir. Bu üç unsurdan biri matbu/bilgisayar çıktısı olarak bırakılmış ya da kefilin elinden çıkmamışsa, kefalet baştan geçersizdir ve bu eksiklik sonradan tamamlanamaz; geçersizlik re’sen göz önüne alınır.

Alacaklı tarafında isen, sözleşme metnini matbu doldurup yalnız imza aldırmak en tehlikeli hatadır; el yazısı satırlarını kefile bizzat yazdırmak ve fotokopiyle yetinmeyip aslı saklamak şarttır. Sorumluluğu artıran sonraki değişikliklerin de aynı şekle tabi olduğu unutulmamalı; faiz/limit artışını sözlü mutabakatla yapmak hükümsüzdür. El yazısının kefile ait olup olmadığı tartışmasında imza ve yazı incelemesi delil değeri taşır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 484 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 583 üncü maddesinde, kefalet sözleşmesinin şekli düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 484 üncü maddesinde kullanılan “muayyen bir miktar” şeklindeki ibare, Tasarıda “azami miktar” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, kefalet sözleşmesinin geçerliliği, sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın ve kefalet tarihinin sözleşmede belirtilmiş olmasına bağlanmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanununun 484 üncü maddesinde yapılan düzenlemeden farklı olarak kefalet tarihinin de sözleşmede belirtilmesi, geçerlilik koşulu haline getirilmiştir. Çünkü, Tasarının 589 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen hüküm uyarınca, kefil, sözleşmede aksi açıkça kararlaştırılmadıkça borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur. Belirtilen hükmün uygulanabilmesi ve Tasarının 600 üncü maddesinde öngörülen süreli kefaletin sonunun belirlenebilmesi bakımından, kefalet sözleşmesinin kurulduğu tarihin sözleşmeden açıkça anlaşılması şarttır.

Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu cümlede, kefilin, kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu hususlar açıklanmıştır. Buna göre, kefalet sözleşmesinde, kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefalet söz konusu ise, müteselsil kefil sıfatının veya bu anlama gelen herhangi bir ifadenin yer alması gerekmektedir.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Buna göre, kefil, kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verecekse ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunacaksa, aynı şekil koşullarına uymak zorundadır. Aynı fıkranın son cümlesinde tarafların, yazılı şekle uyarak, kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilecekleri öngörülmüştür.

Maddenin son fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 484 üncü maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu hükme göre, kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişikliklerin, kefalet sözleşmesinin şekline uygun olarak yapılması da geçerlilik koşulu olarak kabul edilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 493 üncü maddesinin birinci, ikinci ve altıncı fıkraları göz önünde tutulmuştur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.583 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3.HD E. 2025/639 K. 2025/4867 Onama

Süresi ve bedeli açıkça gösterilmiş kira sözleşmesini kefil olarak imzalayan kişi, belirtilen süre boyunca sorumludur; uzayan dönemde sorumluluğun sürmesi, bunun sözleşmede kararlaştırılmasına ve azami süre ile miktarın gösterilmesine bağlıdır. Sınırsız sorumluluk öngören hükümler geçersizdir.

Detaylı özeti gör

AVM'deki mecurun maliki davacı şirketin vekili, dava dışı kiracının ödemediği kira alacakları için başlattığı takibe, sözleşmedeki müşterek ve müteselsil kefil davalının itirazının iptalini istemiş; davalı ise kira süresinin 12.02.2008-28.02.2013 olduğunu ve sorumluluğu bulunmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi kefilin bu dönem için 238.008,25 TL ile sorumlu olduğunu kabul ederek takibin bu miktar üzerinden devamına hükmetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinafı esastan reddetmiştir. Yargıtay, kira sözleşmesi 01.07.2012'den önce imzalandığından 6101 sayılı Kanun m.1 gereği mülga 818 sayılı BK m.484'ü (güncel TBK m.583) uygulayarak kefilin sorumluluğunun sözleşme süresiyle sınırlı olduğunu, hesaplanan miktarın davalının sorumlu olduğu dönemi kapsadığını ve istinafta ileri sürülmeyen faiz itirazının temyizde dinlenemeyeceğini belirterek davacı vekilinin temyiz itirazlarını reddedip kararı onamıştır.

Yargıtay 3.HD E. 2024/4158 K. 2025/3211 Onama

Kefaletnamede kefilin sorumlu olacağı azamî miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil sıfatı bizzat kefilin kendi el yazısıyla belirtilmedikçe kefalet sözleşmesi geçerli olmaz; bu unsurların matbu olması ya da başka biri tarafından yazılmış bulunması yeterli olmayıp kefil sorumlu tutulamaz.

Detaylı özeti gör

Dava, 1416 sayılı Kanun kapsamında yurt dışında öğrenim gören bursiyerin taahhüde aykırı davrandığı ileri sürülerek yapılan öğrenim masraflarının asıl borçlu ve kefillerinden müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, doktora öğrenimini tamamlamayan ve kanuni iki aylık süre içinde görev talebinde bulunmayan asıl borçlu yönünden davayı kabul etmiş; kefiller bakımından ise 01.12.2009 tarihli kefalet senedinden doğan sorumluluğun TBK m.598/3 uyarınca on yılın dolmasıyla 01.12.2019'da sona erdiğini belirtmiş, doktora öğrenimi için düzenlenen 14.07.2014 tarihli ek kefalet senedini ayrıca şekil yönünden denetlemiştir. Mahkeme, bu senette kefilin sorumlu olacağı azamî miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil ibaresinin kefillerin bizzat kendi el yazılarıyla belirtilmediğini saptayarak kefaletnamenin TBK m.583'te aranan şartları taşımadığı ve kefillerin sorumlu tutulamayacağı sonucuna varmış, davayı reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, kararı usul ve yasaya uygun bularak istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Davacı vekili temyizinde, kefaletnamede kefillerin sorumlu oldukları azami borç miktarının ve kefalet tarihinin yazılı olduğunu, eşlerin rızasının da alındığını ileri sürmüşse de Yargıtay, TBK m.583'teki geçerlilik şartının bu unsurların belgede herhangi bir biçimde yer almasıyla değil, bizzat kefilin el yazısıyla yazılmasıyla sağlanacağı yolundaki gerekçeyi usul ve yasaya uygun bulmuş; faiz başlangıcına ilişkin itirazı da yerinde görmeyerek kararı HMK m.370/1 uyarınca onamıştır.

Yargıtay 3.HD E. 2024/1358 K. 2025/966 Onama

TBK m.583'te öngörülen şekil şartlarına (yazılı şekil; azamî miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil sıfatının kefilin kendi el yazısıyla belirtilmesi) uyulmadan yapılan kefalet geçersizdir; geçersiz kefalet, kefilin süresinde itiraz etmemesiyle onanmış sayılamaz.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, vakıf iş hanı nitelikli taşınmaza ilişkin 01.06.2015 başlangıç tarihli kira sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil gösterilen davacıların, takip dolayısıyla borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir. Davacılar, kiracı şirkette ücretli çalıştıklarını, kefalet iradelerinin bulunmadığını, işlerini kaybetme endişesiyle sözleşmeyi imzaladıklarını ve geçerli bir kefalet bulunmadığını ileri sürmüş; davalı, davacıların sözleşmeye itiraz etmediklerini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, TBK m.583/1 uyarınca kefalet sözleşmesinin yazılı yapılması, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesi ve müteselsil kefil sıfatının kefilin kendi el yazısıyla gösterilmesi gerektiğini, şekle aykırı kefaletin geçersiz olduğunu belirterek davayı kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi de bu açıklamaların kefillerin el yazısıyla yer almadığını saptayarak istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Davalı temyizinde, davacıların bir yıl içinde bağlı olmadıklarını bildirmediklerini, kefaleti onamış sayılmaları gerektiğini ileri sürmüştür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, TBK m.583'te öngörülen şekilde yapılmayan kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu ve bu nedenle sözleşmenin onanmış sayılmasının söz konusu olamayacağını, kefilin süresinde itiraz etmemesinin şekil noksanlığından doğan geçersizliği gidermeyeceğini belirterek temyiz itirazlarını reddetmiş ve kararı oy birliğiyle onamıştır (19.02.2025).

Yargıtay HGK E. 2022/277 K. 2023/408 Bozma

TBK m.583/1'in kefalet için öngördüğü şekil şartları (azamî miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil ibaresinin kefilin el yazısıyla belirtilmesi) emredici olup hâkim tarafından resen gözetilir; ancak bu hüküm kamu düzeninden sayılmaz, aleyhe hüküm verme yasağının istisnası değildir.

Detaylı özeti gör

Davacı banka, dava dışı şirketin 02.10.2013 tarihli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzalayan davalı hakkında ilâmsız icra takibine geçmiş, itirazın iptalini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi davalıyı 300.000,00 TL limitle müteselsil kefil sayıp kısmen kabul etmiş, takibin 97.097,57 TL üzerinden devamına karar vermiş; karara yalnız davacı istinafa başvurmuş, davalı başvurmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, azamî miktar ve müteselsil kefil ibaresi el yazısıyla bulunsa da kefalet tarihinin bulunmadığını, bunun TBK m.583 uyarınca geçerlilik koşulu olup resen gözetileceğini belirterek başvuruyu kamu düzeni gerekçesiyle kabul etmiş, ilk derece kararını kaldırıp davayı reddetmiş ve Özel Daire bozmasına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, TBK m.583/1'in şekil şartlarının emredici olup resen gözetileceğini kabul etmekle birlikte, İçtihadı Birleştirme kararına atıfla her emredici hükmün ihlâlinin kararı kamu düzenine aykırı kılmayacağını, hükmün kamu düzenine ilişkin sayılamayacağını vurgulamıştır. Kurulda, hükmün kamu düzenine ilişkin olduğu ve kamu düzeninin aleyhe hüküm verme yasağının istisnasını oluşturduğu yönündeki görüş ileri sürülmüş, çoğunlukça benimsenmemiştir. Davalı istinaf etmediğinden, yalnız davacının başvurusu üzerine kamu düzeni gerekçesiyle davanın tümden reddi aleyhe hüküm verme yasağına aykırıdır; direnme kararı 03.05.2023'te oy çokluğuyla bozulmuştur.

Yargıtay 3.HD E. 2022/6127 K. 2022/7804 Bozma

TBK m.583'teki kefalet şekil şartları, yalnız asıl kira sözleşmesinde değil uzayan/yenilenen dönem için sonradan imzalanan taahhütnamede de aranır; şekle uymayan taahhütname bakımından kefil, uzayan dönem kira borcundan sorumlu tutulamaz.

Detaylı özeti gör

Kiraya veren, 29/11/2017 tarihli kira sözleşmesiyle kiralanan 75 bağımsız bölüme ilişkin 2019 yılı ödenmeyen 167.110 TL kira bedeli için, kiracı ve sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalı aleyhine icra takibi başlatmış, itiraz üzerine itirazın iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kabul edip takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kiracı yönünden harcı ikmal edilmeyen işlemiş faizi de kapsayan hüküm kurulmasını HMK m.26'daki taleple bağlılık kuralına aykırı bulmuş; kefil yönünden ise 29/11/2017 başlangıç, 30/12/2018 bitim tarihli kira sözleşmesinde TBK m.583'te aranan şekil şartlarına uyulmuş olmasını tek başına yeterli görmemiştir. Takibe konu alacak, sözleşme süresinin dolmasından sonraki uzayan döneme (01/01/2019-31/12/2019) ilişkindir ve bu dönem için imzalanan taahhütname kefalete ilişkin şekil şartlarına uygun düzenlenmemiştir. Şekil şartı asıl sözleşmeyle tükenmez; uzayan dönemin kira borcunu kefil sıfatıyla üstlendiren belgenin de TBK m.583'ün aradığı unsurları, yazılı şekli, azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil sıfatının el yazısıyla belirtilmesini taşıması gerekir. Bunları taşımayan taahhütname geçerli bir kefalet doğurmadığından, kefilin uzayan dönem kira borcundan sorumlu tutulması mümkün olmayıp hakkındaki davanın reddi gerekir. Daire, bölge adliye mahkemesi kararını kaldırıp ilk derece kararını davalılar yararına bozmuştur (17/10/2022, oy birliği).

Diğer kararlar (2)
Yargıtay 3.HD E. 2020/4405 K. 2021/1534 Bozma

Kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktarın sözleşmede belirtilmesi zorunludur; azamî miktarın gösterilmediği kefalet, müteselsil kefil sıfatıyla imzalanmış olsa dahi geçersiz olup kefili sorumlu kılmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı enstitü, yurtdışı bursuyla İngiltere'de eğitim alıp mecburi hizmetini eksik bırakarak 29.08.2003'te görevinden çekilen personel için yapılan ödemelerin, yüklenme senedi ve 08.06.2001 tarihli müteselsil kefalet senedi uyarınca kefillerden de müştereken tahsilini istemiştir. Bozmaya uyan mahkeme davayı 1.665,07 TL üzerinden kısmen kabul etmiş, taraflar yeniden temyize başvurmuştur. Yargıtay, davalı kefiller yönünden mülga 818 sayılı BK m.484 (güncel TBK m.583) uygulayarak, senette kefilin sorumlu olacağı miktarın hiç gösterilmediğini, bu nedenle belgeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olsalar dahi kefaletten sorumlu tutulamayacaklarını saptamıştır. Davacı ile asıl borçlu davalının temyiz itirazları reddedilmiş, hüküm yalnızca kefiller yararına BOZULMUŞTUR.

Yargıtay 3.HD E. 2017/2148 K. 2017/8827 Bozma

TBK m.583'teki şekle (azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil sıfatının kefilin el yazısıyla belirtilmesi) uyulmadan yapılan kefalet geçersizdir; kefilin sorumluluğu ancak sözleşmedeki belirli borçları kapsar, erken tahliye nedeniyle makul süre kira tazminatına uzanmaz.

Detaylı özeti gör

Kiraya veren, kiracının kiralananı erken tahliye ettiğini ve taşınmazın ancak 01.10.2014 tarihinde yeniden kiraya verilebildiğini ileri sürerek, tahliye tarihine kadar ödenmeyen kira alacağı ile tahliyeden sonra mahrum kalınan kira bedeli olarak toplam 20.000 TL'nin kiracı ve kefilden tahsilini istemiş; davalılar kiralananın ayıplı olduğunu ve sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini savunmuştur. Sulh hukuk mahkemesi davayı kısmen kabul ederek, 26.07.2014 tahliye tarihine kadar ödenmeyen 11.466 TL kira alacağı ile erken tahliye nedeniyle iki aylık kira bedeli olan 8.000 TL'nin davalılardan tahsiline hükmetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kiracı yönünden hükmü onamış; kefil bakımından ise 01.05.2014 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde TBK m.583'te öngörülen şekle uygun bir kefaletin bulunmadığını, kefilin sorumlu olacağı azamî miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil sıfatının kefilin kendi el yazısıyla belirtilmediğini saptayarak kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını belirtmiştir. Daire ayrıca, kefilin sorumluluğunun yalnızca sözleşme kapsamındaki borçlar için ve sözleşme süresince geçerli olduğunu; davada istenen ve tazminat niteliği taşıyan erken tahliye sebebiyle yeniden kiraya verme süresine (makul süre) ilişkin kira bedelinin belli ve muayyen sayılamayacağını, taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinde de kefilin bu bedellerden sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmadığını vurgulamıştır. Bu nedenlerle kefil hakkındaki davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hüküm kefil yararına bozulmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.583 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2023/752 K. 2026/1192 Kısmen Kabul

Takibe dayanak genel kredi sözleşmelerinde kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil sıfatının el yazısıyla yazılmadığı saptanarak kefaletin şekil koşullarını taşımadığı ve geçersiz olduğu sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Banka, genel kredi sözleşmelerinde kefil olduğunu ileri sürdüğü kişiye karşı başlattığı altı icra takibine yapılan itirazların iptalini istemiş; ilk derece mahkemesi kefaletin şekil şartlarını taşımadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, takibe konu kredilerin dayandığı sözleşmelerde kefilin el yazısıyla azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil sıfatını yazmadığını, eşin rızasının da alınmadığını saptayarak davanın reddini yerinde bulmuş; ancak kötü niyet tazminatı talebi hakkında hüküm kurulmamasını hatalı görerek kararı kaldırmış ve yeniden esas hakkında hüküm kurmuştur.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2023/188 K. 2026/532 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Bankanın genel kredi ve teminat sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer alan şirket ortağının kefaletinin TBK 583 kapsamında aranan şekil koşullarına uygun ve geçerli olduğu kabul edilerek, kefil hakkındaki itirazın iptali davasının kısmen kabulü yerinde görülmüştür.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Bankanın genel kredi ve teminat sözleşmesine dayanarak müşterek borçlu müteselsil kefil hakkında başlattığı takibe itirazın iptali istenmiştir. Kefil, kredi taleplerinin reddedildiğini ve sonradan hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığını savunmuş, ilk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, sözleşmedeki kefaletin şekil koşullarına uygun olduğunu, şirket ortağınca verilen kefalette eşin rızasının aranmayacağını, ortaklıktan ayrılmanın kefaleti tek başına geçersiz kılmadığını ve kefilin sözleşmedeki azami miktar üzerinden nakdi kredi ile çek depo bedelinden sorumlu olduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2022/768 K. 2025/459 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Bankanın genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil sıfatıyla katılan şirket ortaklarının kefaletlerinin, madde 583'te aranan şekil şartlarını taşıdığı ve geçerli olduğu saptanarak, kefilin ölüm tarihine kadar kullandırılan kredilerden mirasçıların sorumlu tutulması yerinde görülmüştür.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Banka ile bir limited şirket arasındaki genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil olarak katılan iki şirket ortağından birinin ölümü üzerine, banka mirasçılara karşı da icra takibi başlatmış; itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmıştır. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, kefaletlerin şekil şartlarını taşıdığını ve şirket ortağı sıfatıyla verilen kefaletlerde eşin rızasının aranmayacağını, kefilin ölümüyle kefaletin sona erdiğini, mirasçıların yalnız ölüm tarihine kadar kullandırılan kredilerden sorumlu olduğunu, hükme esas alınan hesaplama yönteminin de yerinde bulunduğunu belirterek mirasçıların istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2021/934 K. 2024/778 Kısmen Kabul

Kredi çerçeve sözleşmesindeki imzalar kefile ait olsa da, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil sıfatının kefilin kendi el yazısıyla yazılmadığı belirlenerek kefaletin geçerlilik şartlarını taşımadığı, bu nedenle rücu alacağına dayalı takipte kefilin borçlu olmadığı sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, kredi kooperatifinin ödediği kredi borcu nedeniyle kefil aleyhine başlattığı rücu takiplerine karşı açılan menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, takibin kefalete değil bonolara ve kooperatifin aval sıfatına dayandığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaları ayrı ayrı reddetmiştir. Daire, asıl davada takip talebindeki borç sebebinin senet değil kredinin kapatılmasından doğan rücu alacağı olduğunu, kefaletin ise kefalet tarihi ve müteselsil kefil sıfatı kefilin el yazısıyla yazılmadığından geçerlilik koşullarını taşımadığını belirterek istinaf başvurusunu kabul edip kararı kaldırmış ve davanın kabulüne karar vermiş; birleşen dava yönünden ise kesinlik sınırı altında kaldığından istinaf başvurusunu usulden reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2021/88 K. 2023/911 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Genel kredi sözleşmesini, sorumlu olunacak azami limit gösterilerek müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan şirket ve gerçek kişi bakımından kefaletin şekil şartlarını taşıdığı ve geçerli olduğu sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Genel kredi sözleşmesine dayanan kredinin geri ödenmemesi üzerine banka hesabı kat etmiş, asıl borçlu şirket ile müteselsil kefiller aleyhine başlattığı takibe itiraz edilince itirazın iptali davası açmıştır. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, alacaklı banka akdi ve temerrüt faizinin eksik hesaplandığını ileri sürerek istinafa başvurmuştur. Daire, kefaletin şekil şartlarını taşıdığını ve şirket ortağı ile yetkilisi olan kefil yönünden eşin rızasının aranmayacağını, ihtarnamelerin akıbetine göre temerrüt tarihlerinin doğru belirlendiğini, faizi anaparaya eklemeden hesaplayan bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Diğer kararlar (4)
Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2020/1601 K. 2023/361 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan kefilin kefaletinin kanunda aranan şekil koşullarını taşıdığı saptanmış; takip tarihindeki borç kefalet limitini aşsa da kefilin yalnız sözleşmede yazılı azami tutarla sınırlı olarak sorumlu tutulacağı belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden doğan alacak için müteselsil kefil aleyhine başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Kefil, kefaletinin ipotek verilen taşınmazın malikliğinden kaynaklandığını, taşınmazı asıl borçluya devretmesiyle kefaletin sona erdiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiştir. Daire, kefaletin kanunda aranan şekil koşullarını taşıdığını ve eşin rızasının alındığını, kefaletin sona ermesine ilişkin bir anlaşma bulunmadığını, taşınmaz üzerindeki ipoteğin kefilin değil asıl borçlunun borcunu güvence altına aldığını, takip tarihindeki borcun kefalet limitini aştığını ve kefilin sözleşmedeki limitle sınırlı olarak sorumlu olduğunu belirterek kefilin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2019/2272 K. 2022/1135 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Şirket yetkilisince müteselsil kefil sıfatıyla imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesinde kefaletin TBK 583'teki şekil şartlarını taşıdığı saptanarak kefaletin geçerli olduğu ve kefilin nakdi kredi borcundan sorumlu tutulabileceği kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Banka, genel kredi ve teminat sözleşmesinden doğan kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçlu şirket ve müteselsil kefil hakkında başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini, ayrıca iade edilmeyen çeklerin garanti bedellerinin depo edilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, kefaletin şekil şartlarını taşıdığını ve eşin rızasının gerekmediğini saptamış; temerrüt tarihindeki yanılgıyı gidererek alacağı yeniden belirlemiş, kefilin depo talebinden sorumlu tutulamayacağını ve iade edilen çekler yönünden davanın konusuz kaldığını kabul ederek kararı kaldırmış ve yeniden hüküm kurmuştur.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2019/451 K. 2020/759 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Eş rızası aranmayan faiz destekli tarımsal kredide kefaletin geçerliliği yalnızca şekil yönünden denetlenmiş; sözleşmenin TBK 583'te aranan şekil şartlarını taşıdığı saptanarak kefilin bu sözleşmedeki kefaletinin geçerli olduğu, ona yönelik davanın reddi gerektiği kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Eşinin bilgisi ve yazılı rızası olmadan iki ayrı tarımsal kredi sözleşmesine kefil olunduğunu ileri süren davacı, kefaletlerin geçersizliğinin tespitini istemiş; ilk derece mahkemesi davacının sözleşmenin tarafı olmadığı gerekçesiyle aktif husumet yokluğundan davayı reddetmiştir. Daire, rızası alınmayan eşin hukuku doğrudan ihlal edildiğinden dava açma ehliyetinin bulunduğunu kabul ederek kararı kaldırmış; yeniden kurduğu hükümde faiz desteği bulunmayan kredideki kefaleti eş rızası alınmadığından geçersiz saymış, 5570 sayılı Kanun kapsamındaki faiz destekli kredideki kefaleti ise geçerli kabul ederek davayı kısmen kabul etmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2019/1275 K. 2020/652 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Müteselsil kefil sıfatıyla imzalanan üç ayrı genel kredi sözleşmesinin, eşin rızası dışında kalan şekil şartlarını da taşıdığı saptanarak, geçerli bir kefaletten söz edilemeyeceği yönündeki savunma yerinde görülmemiş ve kefaletin geçerli olduğu sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, üç ayrı genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan kişi hakkında başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi nakdi kredi alacakları yönünden davayı kısmen kabul etmiş, çek sorumluluk tutarına ilişkin gayrinakdi alacak talebini reddetmiştir. Daire, kefaletin geçerli olduğunu saptadıktan sonra, takipten sonra tazmin edilerek nakde dönüşen çek bedelleri yönünden sözleşmede hüküm bulunmasa dahi tahsil hükmü kurulması gerektiğini belirterek davacı bankanın istinaf başvurusunu kabul etmiş ve ilk derece kararını kaldırarak yeniden esas hakkında hüküm kurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!