TBK Madde 92 İfa zamanı: Diğer sürelerde vade

Özet 3 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 92, sözleşmenin kurulmasından başlayarak belli bir sürenin sonunda ifası gereken borçta vadenin nasıl hesaplanacağını belirler: gün olarak belirlenen sürede sözleşmenin kurulduğu gün sayılmaz ve süre son günün dolmasıyla, hafta olarak belirlenen süre son haftanın sözleşme gününe ismen uyan gününde, ay veya yıl, yarıyıl gibi süre ise son ayın karşılık gelen gününde (bu gün yoksa ayın son gününde) dolar; sekiz veya onbeş gün tam gün olarak, yarım ay ise onbeş gün olarak anlaşılır. Bu kurallar sürenin sözleşmenin kurulmasından başka bir andan işlemeye başladığı hâllerde de uygulanır ve borçlu, belirli bir süre içinde yerine getirilmesi gereken borcu bu sürenin dolmasından önce ifa etmekle yükümlüdür.

Resmi Metin

Diğer sürelerde vade

Madde 92- (1) Bir borcun veya taraflardan birine düşen herhangi bir yükümlülüğün sözleşmenin kurulmasından başlayarak belli bir sürenin sonunda ifası gerekiyorsa, ifa zamanı aşağıdaki biçimde belirlenir:

  1. 1. Gün olarak belirlenmiş süre, sözleşmenin kurulduğu gün sayılmaksızın, bu sürenin son günü dolmuş olur. Sekiz veya onbeş gün olarak belirlenmiş süre ise, bir veya iki haftayı değil, tam sekiz veya onbeş günü ifade eder.
  2. 2. Hafta olarak belirlenmiş süre, son haftanın sözleşmenin kurulduğu güne ismen uyan gününde dolmuş olur.
  3. 3. Ay olarak veya yıl, yarıyıl ve yılın dörtte biri gibi birden çok ayı içeren bir zaman olarak belirlenmiş süre, sözleşmenin kurulduğu gün ayın kaçıncı günü ise, son ayın bunu karşılayan gününde dolmuş olur. Son ayda bunu karşılayan gün yoksa süre, bu ayın son günü dolmuş sayılır.
  4. 4. Yarım aydan onbeş günlük süre anlaşılır. Bir veya birden çok ay ve yarım ay olarak belirlenmiş sürenin dolduğu gün, son aya onbeş gün eklenerek belirlenir.

(2) Bu kurallar, sürenin sözleşmenin kurulmasından başka bir andan işlemeye başladığı durumlarda da uygulanır.

(3) Borçlu, belirli bir süre içinde yerine getirilmesi gereken bir borcu, bu sürenin dolmasından önce ifa etmekle yükümlüdür.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, TBK m.91 dışındaki sürelerin (gün, hafta, ay, yıl) takvim hesabını düzenler ve dosya yönetiminde sessizce hayati önem taşır. Kilit ayrım şudur: gün olarak verilen sürede sözleşmenin (veya sürenin başladığı olayın) gerçekleştiği gün sayılmaz, son günün dolmasıyla vade gelir; “8 veya 15 gün” ifadesi 1-2 hafta değil, tam 8 veya 15 günü anlatır. Hafta verilmişse son haftanın, ismen aynı günde dolar. Ay/yıl/yarıyılda ise başlangıç ayın kaçıncı günüyse, son ayda onu karşılayan gün vade günüdür; o gün yoksa (örneğin 31 Ocaktan başlayan bir aylık sürede Şubat) ayın son günü dolmuş sayılır. Yarım ay, 15 gündür.

Avukat için pratik risk burada başlar: hak düşürücü ve dava açma sürelerinde bir günlük hesap hatası davayı baştan düşürür ve karşı taraf bunu ilk itiraz olarak öne sürer. Borçlu, sürenin dolmasından önce ifa etmekle yükümlü olduğundan; ihtar, temerrüt ve vade savunmalarınızı kurarken başlangıç gününü ve karşılayan günü dilekçede açıkça gösterin, tarihi takvim üzerinden gün gün doğrulayın.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 92. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 76. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 91. maddesinde, diğer sürelerde vade düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 76. maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Diğer eceller” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Diğer sürelerde vade” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 76. maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “veya sair herhangi bir tasarruf” şeklindeki ibare, Tasarıda “veya taraflardan birine düşen her hangi bir yükümlülüğün” şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca 818 sayılı Borçlar Kanununun 76. maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesi, Tasarının 91. maddesinin son fıkrası olarak düzenlenmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.92 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2015/11479 K. 2016/1350 Bozma

Ay olarak belirlenmis sure, islemeye basladigi gun ayin kacinci gunune rastliyorsa son ayin bunu karsilayan gununde dolar; bu hesap kurali surenin sozlesmenin kurulmasindan baska bir andan islemeye basladigi hallerde de uygulandigindan, kira doneminin bitiminden itibaren isleyen bir aylik dava acma suresi de ayni yontemle belirlenir.

Detaylı özeti gör

Davacı kiralayan, 01.02.2011 başlangıç tarihli bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesiyle kiraya verdiği iş yerinin ihtiyaç sebebiyle tahliyesini istemiştir. 20.01.2015 keşide, 22.01.2015 tebliğ tarihli ihtarnameyle kira ilişkisinin 31.01.2015 tarihinde sona ereceğini ve tahliye edilmezse dava açılacağını bildirmiş, davasını 02.03.2015 tarihinde açmıştır. Yerel mahkeme, TBK m.347/1'de kiracıya tanınan on beş günlük süreden söz ederek davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle istemi reddetmiştir. Daire, sözleşme yıldan yıla yenilenerek 31.01.2015 tarihinde bittiğine göre bir aylık dava açma süresinin 01.03.2015 tarihinde dolacağını, ancak bu günün Pazar gününe rastlaması nedeniyle sürenin izleyen ilk mesai günü sona erdiğini, dolayısıyla davanın süresinde olduğunu belirtmiştir. Yenilenmeyeceğin dönem başlamadan ihtar edilmiş olması karşısında dava hakkının dönem sonuna kadar saklı bulunduğunu da vurgulayarak hükmü bozmuştur.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2013/11157 K. 2013/19310 Bozma

Yıl olarak belirlenmiş süre, işlemeye başladığı gün ayın kaçıncı günü ise son yılın bunu karşılayan gününde dolar; bu hesap kuralı zamanaşımı sürelerine de uygulandığından, on yıllık süre başlangıç gününün son yıldaki karşılığı olan günde sona erer ve o gün açılan dava süresinde sayılır.

Detaylı özeti gör

Davacılar, murislerinin davalı Belediyede belirsiz süreli hizmet sözleşmesiyle çalıştığını ve emekliye ayrılması nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdiğini belirterek kıdem tazminatı ile yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili, fazla mesai ve toplu iş sözleşmesinden doğan yardım alacaklarını istemiştir. Davalı, alacakların zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Yerel mahkeme, iş sözleşmesinin 13.09.2002 tarihinde emeklilik nedeniyle sona erdiğini, kıdem ve ihbar tazminatı için on yıllık, ikramiye alacakları için beş yıllık zamanaşımı sürelerinin davanın açıldığı 13.09.2012 tarihinden bir gün önce 12.09.2012 itibarıyla dolduğunu kabul ederek, süresinde ileri sürülen zamanaşımı defi nedeniyle davayı reddetmiştir. Daire ise yıl olarak belirlenen sürenin başladığı güne son yılda karşılık gelen günde biteceğini, fesih 13.09.2002 olduğuna göre on yıllık sürenin 13.09.2012 tarihinde dolacağını ve davanın tam da bu son gün açıldığını belirlemiştir. Böylece on yıllık zamanaşımına tabi kıdem tazminatı zamanaşımına uğramamış, beş yıllık alacaklar uğramıştır; kıdem tazminatının zamanaşımından reddi hatalı bulunarak karar bozulmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!