TBK Madde 430 Hizmet sözleşmesinin sona ermesi: Belirli süreli sözleşmede

Özet 4 fıkra · ~3 dk okuma

TBK 430, belirli süreli hizmet sözleşmesi aksi kararlaştırılmadıkça fesih bildiriminde bulunulmasına gerek olmaksızın sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer; süresinin bitiminden sonra örtülü olarak sürdürülürse belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür, ancak esaslı bir sebebin varlığı hâlinde üst üste belirli süreli hizmet sözleşmesi kurulabilir. Taraflardan her biri, on yıldan uzun süreli hizmet sözleşmesini on yıl geçtikten sonra altı aylık fesih bildirim süresine uyarak feshedebilir; fesih bildirimiyle sona ereceği kararlaştırılıp iki taraf da bildirimde bulunmamışsa sözleşme belirsiz süreliye dönüşür.

Resmi Metin

Belirli süreli sözleşmede

Madde 430- (1) Belirli süreli hizmet sözleşmesi, aksi kararlaştırılmadıkça, fesih bildiriminde bulunulmasına gerek olmaksızın, sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer.

(2) Belirli süreli sözleşme, süresinin bitiminden sonra örtülü olarak sürdürülüyorsa, belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Ancak, esaslı bir sebebin varlığı hâlinde, üst üste belirli süreli hizmet sözleşmesi kurulabilir.

(3) Taraflardan her biri, on yıldan uzun süreli hizmet sözleşmesini on yıl geçtikten sonra, altı aylık fesih bildirim süresine uyarak feshedebilir. Fesih, ancak bu süreyi izleyen aybaşında hüküm ifade eder.

(4) Sözleşmenin fesih bildirimiyle sona ereceği kararlaştırılmış ve iki taraf da fesih bildiriminde bulunmamışsa, sözleşme belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Belirli süreli hizmet sözleşmesinin bitişini düzenleyen bu kural, sürenin dolmasıyla sözleşmenin fesih bildirimine gerek kalmadan kendiliğinden sona ereceğini esas alır; pratikte ayrıca ihbar çekmek gerekmez. Süre bittikten sonra taraflar ilişkiyi örtülü sürdürürse sözleşme belirsiz süreliye dönüşür ve artık TBK m.431 genel fesih hakkı ile TBK m.432 bildirim süreleri devreye girer. Zincirleme (üst üste) belirli süreli sözleşme yalnızca esaslı sebep varsa geçerlidir; bu koşul, sürekli yenileme yoluyla kıdem ve bildirim haklarının aşındırılmasını önler. On yıldan uzun süreli sözleşme, on yıl geçtikten sonra altı aylık bildirim süresine uyularak feshedilebilir ve fesih izleyen aybaşında hüküm ifade eder. İş K. (4857) m.11 kapsamındaki işçi bakımından özel rejim önceliklidir ve belirli süre için ayrıca esaslı neden arar. Sık görülen hata, esaslı sebep bulunmadan yapılan zincirleme sözleşmenin baştan belirsiz süreli sayılabileceğini gözden kaçırmaktır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 430. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 338 inci maddesi ile 339 uncu maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 429 uncu maddesinde, belirli süreli sözleşmelerde sona erme düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 338 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. Hitamı / I. Müddetin müruru” ve 339 uncu maddesinde kullanılan “II. Sükut ile tecdit” şeklindeki ibareler, Tasarıda “G. Sözleşmenin sona ermesi / I. Belirli süreli sözleşmede” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 338 ve 339 uncu maddelerinde birbiriyle bağlantılı konuların düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarıda tek madde halinde kaleme alınmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanununun 339 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, hizmet sözleşmesinin örtülü olarak yenilenmesinin bir koşulunu oluşturduğu düşünülerek Tasarıya alınmasına gerek görülmemiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 339 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “akit, aynı müddet ve fakat nihayet bir sene için tecdit edilmiş sayılır” şeklindeki ibare, Tasarıda “sözleşme, … belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür.” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece fıkra, 4857 sayılı İş Kanununun 11 inci maddesiyle uyumlu hale getirilmiştir.

Aynı fıkranın son cümlesinde ise, 4857 sayılı İş Kanununun 11 inci maddesinin ikinci ve son fıkralarından yararlanılmıştır. Böylece, esaslı bir sebep olmadıkça, aynı işçi ile belirli süreli hizmet sözleşmesinin üst üste yapılması durumunda bu sözleşmeler belirsiz süreli sözleşmeye dönüşecek, işçi bu tür sözleşmelerin koşullarından ve bu arada feshe karşı korunmaya ilişkin yasal hükümlerden yararlanacaktır. Buna karşılık, belirli süreli sözleşmelerin zincirleme yapılmasında esaslı bir sebep varsa, belirli süreli sözleşme olma özellikleri varlığını sürdürecektir.

Maddenin son fıkrasında ise, 818 sayılı Borçlar Kanununun 339 uncu maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “akit, tecdit edilmiş sayılır.” şeklindeki ibare, sözleşmede kararlaştırılan süre sona erdiği halde, tarafların hizmet ilişkisini sürdürmeleri durumunda, ortaya çıkan sözleşmenin örtülü olarak yenilenmesinin sonucunu ifade etmek üzere, Tasarının 429 uncu maddesinde “sözleşme belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür.” şeklinde bir ibare kullanılmakla yetinilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 334 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.430 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 8. Hukuk Dairesi E. 2018/782 K. 2018/1105 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

TBK m.430'da ilk kez kurulacak belirli süreli iş sözleşmesi için objektif neden öngörülmemiş olmasının, özel kanun niteliğindeki İş Kanunu m.11'deki objektif neden şartını ortadan kaldırmadığı; işin niteliği süreye bağlamayı gerektirmediğinden sözleşme baştan belirsiz süreli sayılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, belirli süreli olduğu ileri sürülen iş sözleşmesinin süresinden önce feshi nedeniyle bakiye süre ücreti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, işçi istinaf başvurusunda bulunmuştur. Daire, belirli süreli iş sözleşmesinden söz edilebilmesi için süreye bağlamayı gerektiren objektif nedenlerin bulunması gerektiğini, TBK'daki düzenlemenin İş Kanunu m.11'deki objektif neden şartını ortadan kaldırmadığını belirtmiş; müşteri işlemleri servisinde yetkili yardımcısı olarak çalışmanın niteliği gereği belirli süreli sözleşme gerektirmediğini saptayarak sözleşmeyi baştan itibaren belirsiz süreli kabul etmiş ve istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!