TBK Madde 280 Açık artırma yoluyla satış: Zapttan ve ayıptan sorumluluk

Özet 3 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 280, cebrî artırmalarda zapttan ve ayıptan sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanmaz; artırmadan mal alan kişi, o mala tapu siciline, satış koşullarına ya da kanuna göre belirli olan durumu, hakları ve yükleriyle birlikte malik olur. İsteğe bağlı açık artırmalarda satıcı satılanın zaptından ve ayıplarından sorumlu olup, aldatma durumu dışında bu sorumluluktan ancak artırma koşullarında açıkça belirtip duyurarak kurtulabilir.

Resmi Metin

Zapttan ve ayıptan sorumluluk

Madde 280- (1) Cebrî artırmalarda zapttan ve ayıptan sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanmaz.

(2) Artırmadan mal alan kişi, o mala, tapu siciline veya satış koşullarına ya da kanuna göre belirli olan durumu, hakları ve yükleri ile birlikte malik olur.

(3) İsteğe bağlı açık artırmalarda satıcı, satılanın zaptından ve ayıplarından sorumludur. Ancak, aldatma durumu dışında, artırma koşullarında açıkça belirtip duyurmak suretiyle bu sorumluluktan kurtulabilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.280 açık artırma yoluyla satışta zapttan ve ayıptan sorumluluğu cebrî ve isteğe bağlı artırma ayrımıyla düzenler; kritik pratik nokta budur. Cebrî artırmalarda (icra/mahkeme kararıyla) satıcının zapt ve ayıba ilişkin genel hükümleri (TBK m.214 vd. ve TBK m.219 vd.) uygulanmaz; alıcı malı, tapu sicilinde, satış koşullarında veya kanunda belirli durumu, hakları ve yükleriyle devralır, sonradan ayıp veya zapt ileri süremez. Buna karşılık isteğe bağlı (ihtiyari) açık artırmada satıcı, olağan satıştaki gibi zapttan ve ayıptan sorumludur; ancak aldatma (hile) bulunmadıkça, bu sorumluluğu artırma koşullarında açıkça belirtip duyurarak kaldırabilir. Sık hata, cebrî artırma alıcısının sorumsuzluk kuralını ihtiyari artırmaya taşımaktır. Mülkiyetin geçiş anı için TBK m.279’a bakılır. İspatta, sorumsuzluk kaydını ileri süren satıcı açık ilanı; aldatma iddiasında bulunan alıcı ise hileyi kanıtlamakla yükümlüdür.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 280. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 230 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 279 uncu maddesinde, açık artırma yoluyla satışlarda zapttan ve ayıptan sorumluluk düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 230 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “V. Tekeffül” şeklindeki ibare, Tasarıda “4. Zapttan ve ayıptan sorumluluk” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 230 uncu maddesinin birinci fıkrasında, cebri artırmalarda “tekeffül”e yer olmamasına ilişkin kuralın iki istisnasına (artırma şartnamesinde aksine açık bir düzenleme olması ile artırmaya katılanlara karşı hile yapılması) ilişkin sorunlara, ancak icra hukuku kurumları çerçevesinde (şikayet, ihalenin feshi gibi) çözüm bulunabileceği göz önünde tutularak, Tasarı metnine alınmamış; bu tür artırmalarda ayıptan ve zapttan sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı kabul edilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.280 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2016/14705 K. 2019/568 Bozma

Cebrî artırma bir satış sözleşmesi değil, resmî makamca gerçekleştirilen bir kamu hukuku tasarrufudur; bu nedenle cebrî artırmalarda zapttan ve ayıptan sorumluluğa ilişkin hükümler istisnasız uygulanmaz ve ihale alıcısı, taşınmazın sonradan zapt edilmesinden doğan zararını zapta karşı tekeffül borcuna dayanarak satışı yapan icra dairesinden isteyemez.

Detaylı özeti gör

Davacı, icra müdürlüğünce satışa çıkarılan taşınmazı 20.02.2009 tarihli ihalede 65.000,00 TL bedelle satın alıp adına tescil ettirdiğini, ancak açılan tapu iptali ve tescil davasında tapu kaydının iptal edildiğini ve kararın 20.11.2011 tarihinde kesinleştiğini, ihale bedelini tahsil eden takip alacaklısı bankaya karşı açtığı davanın ve icra müdürlüğüne yaptığı iade başvurusunun da reddedildiğini belirterek ödediği ihale bedeli, harç ve masrafların davalı Bakanlıktan tahsilini istemiştir. Davalı husumet ve zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Yerel mahkeme, icra dairesini satıcı sayıp zapta karşı tekeffül borcu gerekçesiyle davayı kabul etmiştir. Daire, cebrî artırmanın akit değil kamu hukukuna ait bir tasarruf olduğunu, TBK m.280 uyarınca cebrî artırmalarda zapttan ve ayıptan sorumluluk hükümlerinin istisnasız uygulanmayacağını, icra memurunun kusuru bulunmadığından İİK m.5 koşullarının da oluşmadığını belirterek kararı oy çokluğu ile bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!