TBK Madde 291 Yüklemeli bağışlama

Özet 4 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 291, yüklemeli bağışlamada bağışlayan bağışlamasına yüklemeler koyabilir ve sözleşme gereğince bağışlanan tarafından kabul edilmiş yüklemelerin yerine getirilmesini isteyebilir; kamu yararına konulmuş bir yüklemenin yerine getirilmesini isteme yetkisi bağışlayanın ölümünden sonra ilgili kamu kurumuna geçer. Bağışlama konusunun değeri yüklemenin yerine getirilmesi masraflarını karşılamaz ve aşan kısım kendisine ödenmezse bağışlanan, yüklemeyi yerine getirmekten kaçınabilir.

Resmi Metin

Yüklemeli bağışlama

Madde 291- (1) Bağışlayan bağışlamasına yüklemeler koyabilir.

(2) Bağışlayan, sözleşme gereğince bağışlanan tarafından kabul edilmiş olan yüklemelerin yerine getirilmesini isteyebilir.

(3) Kamu yararına olarak bağışlamaya konulmuş olan bir yüklemenin yerine getirilmesini isteme yetkisi, bağışlayanın ölümünden sonra, ilgili kamu kurumuna geçer.

(4) Bağışlama konusunun değeri, yüklemenin yerine getirilmesi masraflarını karşılamaz ve aşan kısım kendisine ödenmezse bağışlanan, yüklemeyi yerine getirmekten kaçınabilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Yüklemeli (mükellefiyetli) bağışlama, bağışlayanın kazandırmaya bir yükleme eklediği bağışlama türüdür. Kritik nitelendirme: yükleme karşı edim (ivaz) değildir; bu yüzden sözleşme ivazsız kalır ve trampadaki (TBK m.282) karşılıklı edim değişimi ya da satıştaki bedel karşılığı ile karıştırılmamalıdır. Ayrımı komşu maddelerle sabitleyin: TBK m.290 koşullu (şarta bağlı) bağışlama, TBK m.292 ise bağışlayana dönme koşullu bağışlamadır; yükleme, bunlardan farklı olarak bağışlananın yerine getirmesi gereken bir edimdir. Bağışlayan, sözleşme gereğince kabul edilmiş yüklemenin ifasını isteyebilir; kamu yararına konulmuş yüklemede bu isteme yetkisi, bağışlayanın ölümünden sonra ilgili kamu kurumuna geçer. Önemli sınır: bağışlama konusunun değeri yükleme masraflarını karşılamaz ve aşan kısım kendisine ödenmezse, bağışlanan yüklemeyi yerine getirmekten kaçınabilir. Şekil yönünden bağışlama sözü yazılı olmalı (TBK m.288), elden bağışlama ise şekle bağlı değildir (TBK m.289).

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 291. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 240 ıncı maddesinin birinci fıkrasını kısmen ve 241 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 290 ıncı maddesinde, yüklemeli bağışlama düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 241 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Şartın icrası” şeklindeki ibare, Tasarının 290 ıncı maddesinde, “IV. Yüklemeli bağışlama” şeklinde değiştirilmiştir. Gerçekten, 818 sayılı Borçlar Kanununun 241 inci maddesinin kenar başlığında “şart” teriminin kullanılmasına karşın, madde metninde “mükellefiyet” teriminin kullanılması yanlış olduğu gibi, “yükleme” denilmesi gerekirken yükümlülük (mükellefiyet) denilmesi de hatalı olmuştur. Öte yandan, Türk Medeni Kanununun 515 inci maddesinde “mükellefiyet” yerine “yükleme” teriminin kullanıldığı göz önünde tutularak, Türk Medeni Kanunu ile Tasarı arasında terim birliği de sağlanmıştır.

Bağışlayan, sözleşmeye koyduğu yüklemelerle, belirli bir amaca ulaşmak için, bağışlanana verme borcunu da kapsayacak şekilde, geniş anlamda yapma veya yapmama borcu yükler. Yüklemeden yararlanacak olanlar, sadece bağışlanandan yüklemeye uygun davranmasını isteyebilirler.

Yüklemeli bağışlama, yüklemeden yararlanacak olanlar lehinde bir alacak hakkı doğurmaz; bu sebeple, yüklemeye aykırı davranan bağışlanan, yüklemeden yararlanacak olanlara tazminat ödemekle yükümlü tutulamaz. Fakat bağışlayan, Tasarının 294 üncü maddesinin (3) numaralı bendine dayanarak, yüklemenin, haklı bir sebep olmaksızın, bağışlananca yerine getirilmemesi sebebiyle, yerine getirdiği bağışlama konusunu geri alabilir.

Üç fıkradan oluşan 818 sayılı Borçlar Kanununun 241 inci maddesi, aynı Kanunun 240 ıncı maddesinin birinci cümlesi, Tasarının 289 uncu maddesinin birinci fıkrasına kısmen alınarak, Tasarıda dört fıkra halinde düzenlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrasına göre: “Bağışlayan, bağışlamasına yüklemeler koyabilir.”

818 sayılı Borçlar Kanununun 241 inci maddesinin ikinci fıkrasının sonunda kullanılan “ait olduğu mercie intikal eder.” şeklindeki ibare, Tasarıda “ilgili kamu kurumuna geçer.” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 241 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “Bağışlanılan şeyin kıymeti masrafını korumaz ve masraf fazlası kendisine tesviye edilmezse” şeklindeki ibare, Tasarıda “Bağışlama konusunun değeri, yüklemenin yerine getirilmesi masraflarını karşılamaz ve aşan kısım kendisine ödenmezse” şekline dönüştürülmüştür.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.291 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2025/6439 K. 2026/4182 Bozma

Okul yeri olarak kullanılma yüklemesiyle idareye yapılan bağışlamada yüklemenin ifası, yapının fiilen inşa edilmiş olmasına indirgenemez; taşınmaz imar planında aynı amaca ayrılmış ve okul yeri olarak ilgili bakanlığa süresiz tahsis edilmişse, üzerinde henüz yapı bulunmaması bağışlama amacına aykırılık oluşturmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, 23.10.2002 tarihli akitle parseldeki payını okul yeri olarak kullanılması şartıyla İl Özel İdaresine bağışlamış; aradan yirmi yılı aşkın süre geçtiği halde taşınmaz üzerine okul yapılmadığını, bağıştan rücu şartlarının oluştuğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. İl özel idarelerinin kapatılması üzerine taşınmaz 23.10.2014'te Hazine adına tescil edilmiş, 09.03.2015 tarihli tahsis kararıyla okul yeri olarak Milli Eğitim Bakanlığına süresiz tahsis edilmiştir. İlk derece mahkemesi, keşifte herhangi bir okul binasına rastlanmadığı gerekçesiyle davayı kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi davalının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire ise taşınmazın imar planında lise alanı olarak planlı olması ve bu amaçla Bakanlığa tahsis edilmiş bulunması karşısında bağış amacına aykırılık ve rücu koşulu bulunmadığını, ayrıca taşınmaz dava dışı Hazine adına kayıtlıyken iptal ve tescil kararı verilmesinin de doğru olmadığını belirterek kararları kaldırıp bozmuştur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2026/128 K. 2026/2097 Bozma

Bağışlamanın yüklemeli sayılabilmesi için yüklemenin sözleşmede ya da temlikin dayanağını oluşturan kayıt ve belgelerde ortaya konulmuş olması gerekir; resmî akitte kayıtsız, şartsız ve bedelsiz bağış yapıldığı yazılıysa ve dayanak belgelerde de taşınmazın belirli bir amaca özgülendiğine dair ibare yoksa temlik koşullu bağış sayılmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, dava konusu parseldeki 42/2400 payını 03.10.1996 tarihinde davalı Belediyeye bağışladığını, resmi akitte kayıtsız, şartsız ve bedelsiz görünse de bağışın şartlı olduğunun Belediye encümen kararından anlaşıldığını, aradan geçen sürede davalının bağış amacına uygun bir faaliyeti bulunmadığını ileri sürerek tapu iptali ve payı oranında adına tescilini istemiş, yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmiştir. Davalı Belediye, taşınmazın imar planında kreş kullanımlı planlandığını, payın kayıtsız ve şartsız hibe edildiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi bağışın koşula bağlandığını, 26 yıl geçmesine rağmen fiilen hiçbir faaliyet bulunmadığını gerekçe göstererek davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, resmi akit ve encümenin 26.03.1996 tarihli kararı dahil dayanak belgelerde bağışın koşula bağlandığına dair ibare bulunmadığını, bağıştan rücu şartlarının oluşmadığını belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2026/826 K. 2026/1292 Bozma

Yüklemeli bağışlamada yüklemenin yerine getirilip getirilmediği, bağışın dayanağını oluşturan işlemlerin bütünü gözetilerek belirlenir; imar uygulamasında kullanılmak yüklemesiyle yapılan bağışlamada uygulama gerçekleşmiş, bağışlayan adına oluşan parsellerde yapılaşma izni doğmuş ve taşınmazın plandaki amacı da hiç değişmemişse bağıştan dönme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez.

Detaylı özeti gör

Davacı, paydaşı olduğu tarla vasfındaki kök parselin 26.08.1998 tarihli belediye encümen kararıyla ifraz edilip yüzde 40 lık kısmının bedelsiz yola terk edildiğini, ifrazen oluşan 1.519 metrekarelik parseldeki 1/6 payını da 26.11.1998 tarihli resmi akitle ileride yapılacak imar uygulamasında zayiatta kullanılması şartıyla davalı Belediyeye hibe ettiğini, sonradan taşınmazın plandaki amacının konut alanına dönüştürüldüğünü öğrendiğini ileri sürerek bağıştan rücu nedeniyle tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemiştir. İlk derece mahkemesi, koşulun yerine getirilmediği gerekçesiyle davayı kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi de 23 yıl geçtiği halde imar uygulaması yapılmadığını belirterek istinafı esastan reddetmiştir. Daire, taşınmazın 1986 dan beri konut alanında kaldığını ve plan değişikliği yapılmadığını, davacı adına oluşan dava dışı parsellerde yapılaşma izni doğduğunu, Belediyenin imar planı yapmaya zorlanamayacağını belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2024/571 K. 2025/582 Direnme Bozuldu

Bağışlamanın yüklemeli olup olmadığı, resmî akitte kullanılan sözlere göre değil tarafların gerçek iradesine ve bağışlayanın asıl amacına göre belirlenir; akitte kayıtsız ve şartsız bağışlandığı yazılı olsa bile yükleme varsa bağışlama yüklemelidir ve bağışlananın tüzel kişiliğinin son bulması üzerine taşınmazı devralan idare de bu yüklemelerle bağlıdır.

Detaylı özeti gör

Davacı, 1990 yılında taşınmazı üzerine ilköğretim okulu yaptırmış; 1616 sayılı parselin tamamını 16.11.1990, ifrazla oluşan 1615 sayılı parselin tamamını ise 02.03.2001 tarihli akitle kayıtsız ve şartsız olarak köy tüzel kişiliğine bağışlamıştır. İkinci devirden önce muhtarlığa verdiği 28.02.2001 tarihli dilekçede taşınmaz gelirinin bir bölümünün köy camisine, diğer bölümünün okula harcanmasını istemiş, köy ihtiyar heyeti 12.03.2001 tarihli kararla şartları aynen kabul etmiştir. Trabzon'un büyükşehir olmasıyla köy tüzel kişiliği son bulmuş, taşınmazlar 21.11.2014 tarihinde davalı belediye adına tescil edilmiş, okul da kapatılmıştır. Davacı bağıştan rücu ile tapu iptali ve tescil istemiştir. İlk Derece Mahkemesi davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinafı esastan reddetmiş, Özel Daire önce hak düşürücü süre sonra esas yönünden bozmuş, mahkeme iki kez direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bağışlamaların yüklemeli olduğunu ve taşınmazları devralan belediyenin de yüklemelerle bağlı olduğunu kabul etmiş; ancak okulun kapatılmasının Millî Eğitim Bakanlığı işlemi, devrin ise kanun gereği olduğunu, fındık gelirlerinin hâlen cami giderleri ile okul bakımında kullanıldığını gözeterek rücu koşullarının gerçekleşmediği sonucuna varmış ve direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2024/4024 K. 2024/5255 Bozma

Yüklemeli bağışlamada yüklemenin yerine getirilip getirilmediği, dosyaya sunulan idari kararlar ve protokoller ile keşif bulguları birlikte değerlendirilerek kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır; bu belgeler hiç tartışılmadan ve gerektiğinde yeniden keşif yapılmadan eksik incelemeyle bağıştan dönme koşulları hakkında sonuca gidilemez.

Detaylı özeti gör

Davacı, imar planındaki amacına uygun kullanılmak şartıyla 15.11.2007 tarihinde davalı Belediyeye bağışladığı taşınmaz payının aradan geçen sürede bağış amacına uygun hiçbir işleme konu edilmediğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiş, yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davayı sürdürmüştür. Davalı Belediye, bağışın resmi senette kayıtsız ve şartsız yapıldığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi bağıştan rücu koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi bağışın koşullu olduğunu benimseyerek imar sonucu değişen parsel numarasını düzeltmek suretiyle kabul kararı vermiştir. Daire, pazar yeri kurulmasına dair 05.05.2017 tarihli belediye meclis kararının, 21.12.2017 tarihli ortak hizmet protokolünün ve 201 reyon için yapılan noter kura çekilişinin hiç tartışılmadığını, taşınmazda pazar yeri kurulup kurulmadığının gerekirse yeniden keşifle saptanması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Diğer kararlar (2)
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2022/8461 K. 2024/431 Bozma

Taşınmazın imar planındaki amacına uygun kullanılması yüklemesiyle yapılan bağışlamada, taşınmaz üzerinde henüz yapılaşma bulunmaması tek başına yüklemenin ihlali sayılmaz; plan sonradan değişmiş olsa bile taşınmaz bağışlama amacına uygun biçimde kullanılabilir durumdaysa yüklemeye aykırılıktan söz edilemez.

Detaylı özeti gör

Davacı, hisseli taşınmazdaki 73/764 payının tamamını 11.11.1998 tarihinde plandaki amacına uygun kullanılması şartıyla davalı Belediyeye bağışlamış; aradan yirmi bir yıl geçmesine rağmen imar amacına uygun hiçbir yapılaşma yapılmadığını ileri sürerek bağıştan rücu nedeniyle tapu iptali ve tescil istemiştir. Davalı Belediye bağışın kayıtsız şartsız olduğunu, taşınmazın imar planındaki amacıyla korunduğunu, planın rekreasyon alanı olarak yeniden düzenlendiğini ve davanın hak düşürücü sürede açılmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi rücu koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi uzun süreye rağmen yapılaşmaya gidilmediğini belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire ise TBK'nın 285, 291 ve 295 inci maddeleri çerçevesinde, bağış tarihinde çay bahçesi olarak planlı taşınmazın halen aynı amaçla kullanılabileceğini ve bağış amacına aykırı bir unsur bulunmadığını belirterek kararları bozmuştur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2022/5278 K. 2023/1999 Bozma

Yüklemeli bağışlamada yüklemenin yerine getirilmemiş olması tek başına yeterli değildir; yükleme, bağışlayanın bağış anında bildiği hukuki ya da fiilî bir engel yüzünden yerine getirilemiyor ve ifa için taraflarca bir süre de belirlenmemişse, bağışlanandan kaynaklanan bir neden bulunmadığından yüklemeye aykırılıktan söz edilemez.

Detaylı özeti gör

Davacı, maliki olduğu taşınmazı 15.07.2013 tarihinde davalı Derneğe tapuda bedelsiz bağışlamış, aynı tarihli taahhütnamede taşınmazın yatılı kız Kur'an kursu yapılmak üzere verildiği ve başka amaçla kullanılması hâlinde bedelsiz iade edileceği kararlaştırılmıştır. İnşaata dair hiçbir başvuru yapılmaması ve taşınmazın icara verilmesi üzerine davacı 19.10.2015 tarihli ihtarnameyle iadesini istemiş, 08.04.2016 tarihinde tapu iptali ve tescil davası açmıştır. İlk Derece Mahkemesi bağış amacına uygun kullanılmadığı gerekçesiyle davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi davalının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire ise taşınmazın uygulama imar planı dışında kaldığını ve öğrenci yurdu yapılamayacağını, davacının bağış sırasında bu durumu bildiğini, yüklemenin yerine getirilmesi için taraflarca süre de belirlenmediğini, dolayısıyla yüklemenin ifa edilememesinin davalıdan kaynaklanmadığını belirterek davanın reddi gerektiği sonucuna varmış ve kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!