TBK Madde 35 Yanılmada kusur

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 35, yanılarak sözleşmeyle bağlılıktan kurtulan taraf, yanılmasında kusurlu ise sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zararı karşı tarafa ödemekle yükümlüdür; ancak diğer taraf yanılmayı biliyor ya da bilmesi gerekiyorsa tazminat istenemez, hâkim de hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda ifadan beklenen yararı aşmamak kaydıyla daha fazla tazminata hükmedebilir.

Resmi Metin

Yanılmada kusur

Madde 35- (1) Yanılan, yanılmasında kusurlu ise, sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Ancak, diğer taraf yanılmayı biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, tazminat istenemez.

(2) Hâkim, hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda, ifadan beklenen yararı aşmamak kaydıyla, daha fazla tazminata hükmedebilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, yanılmanın bedelini düzenler. Yanılan taraf sözleşmeyle bağlı olmadığını ileri sürerek kurtulabilir; ancak yanılmasında kusurluysa (kendi dikkatsizliği yüzünden yanılmışsa), karşı tarafın bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Bu zarar, sözleşmenin geçerli kalacağına güvenen karşı tarafın boşa giden hazırlık ve masraflarını, yani güven (menfi) zararını kapsar.

Yükümlülük koşulludur: karşı taraf yanılmayı biliyor ya da bilmesi gerekiyorsa (yalnız kötü niyet değil, ihmal de yeter), ondan tazminat istenemez. Ayrıca hâkim, yalnızca hakkaniyetin gerektirdiği istisnai hâllerde, ifadan beklenen yararı (müspet zararı) aşmamak şartıyla daha fazla tazminata hükmedebilir.

Pratikte: yanıldığını fark edip sözleşmeden dönen kusurlu taraf, karşı tarafın güvenerek yaptığı nakliye, ekspertiz gibi masrafları karşılamak zorunda kalabilir. Bu, sözleşmeden kurtulmanın bedelidir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 35. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 26 . maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 35. maddesinde, yanılmada kusurlu olan tarafın, tazminat sorumluluğu ve kapsamı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun kenar başlığında kullanılan “4. İhmal yüzünden hata” şeklindeki ibare, Tasarıda “4. Yanılmada kusur” olarak değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 26. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde kullanılan “mukavelenin bu suretle feshinden mütevellit zarar” şeklindeki ibare, Tasarıda “sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zarar” şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarının 35. maddesinin birinci fıkrasına göre yanılan, esaslı yanılmaya dayanarak sözleşmenin hükümsüz kalmasına sebep olursa, bunda kusurlu olması durumunda, kural olarak, diğer tarafın uğradığı olumsuz (menfi) zararı gidermekle yükümlüdür. Ancak, diğer taraf yanılmayı bildiği veya bilmesi gerektiği takdirde, yanılandan tazminat isteyemez.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, hakimin, hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda, yanılanı diğer tarafın sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan olumsuz zararını aşabilmekle birlikte, onun ifadan beklenen yararını, yani olumlu zararını aşmaması kaydıyla, daha fazla tazminat ödemekle yükümlü kılacak bir tazminat kararı da verebileceği belirtilmiştir. Nitekim, uygulamada da durum bu yöndedir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.35 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2018/1163 K. 2018/1184 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Hataya dayalı tapu iptali ve tescil uyuşmazlığında daire, gerekçesinde sözleşme yapılırken hataya düşen tarafın kusurlu olmasının iptale engel olmadığını, ancak TBK m.35 uyarınca hatayı bilmeyen ve kusursuz olan karşı tarafın zararının giderilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, ifraz sırasında tapuda yapılan hataya dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı, kendisine ait olması gereken parselin davalı adına, davalıya devredilmesi gereken parselin ise kendi adına tescil edildiğini ileri sürmüş; ilk derece mahkemesi keşif, tanık ve bilirkişi beyanları ile tapuya sunulan tescil istem belgesine dayanarak davayı kabul etmiştir. Davalı vekili, uyuşmazlığın tapu kaydının düzeltilmesi davası olduğunu, sulh hukuk mahkemesinin görevli bulunduğunu ve tebligatların usulsüz olduğunu ileri sürmüştür. Daire, davalının bir vekilinin istinaf dilekçesinde hatayı kabul ettiğini, sonraki aksi beyanların bu kabulü bertaraf etmeyeceğini, tebligat itirazının ise yargılama sırasında ileri sürülmediğinden yerinde olmadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!