TBK Madde 555 Havale: Tanımı

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 555, havaleyi düzenler: havale eden, kendi hesabına para, kıymetli evrak ya da diğer mislî bir eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini, bunları kendi adına kabul etmek üzere de havale alıcısını yetkili kılar; havale, bu iki yönlü yetkilendirmeyle kurulan bir hukuki işlemdir.

Resmi Metin

Tanımı

Madde 555- Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Havale, üç taraflı bir yetkilendirme kurumudur ve tek bir işlemde iki ayrı yetki barındırır: havale eden talimatı kendi hesabına vererek, hem parayı, kıymetli evrakı ya da mislî eşyayı havale alıcısına vermesi için havale ödeyicisini, hem de bunları kendi adına kabul etmesi için havale alıcısını yetkili kılar. Uygulamada sık rastlanan hata, havaleyi tek başına borç doğuran bir işlem sanmaktır; oysa havale kimseye borç yüklemez, yalnızca bir ödeme talimatı verir. Bu yönüyle havaleyi borcun üstlenilmesinden (TBK m.195 vd.) ve kefaletten (TBK m.581 vd.) dikkatle ayırmak gerekir; ödeyici, ancak havaleyi kabul ederse (TBK m.557) yükümlü hâle gelir. Rolleri ters çevirmemek pratik açıdan kritik önem taşır: ödeyici ödemeyi yapacak, alıcı ödemeyi alacak taraftır ve çoğu kez havale eden alıcıya borçlu, ödeyiciden alacaklıdır. İlişkileri bu talimat üzerine kurarken tarafların kimliğini ve yetkinin kapsamını net yazmak, ileride çıkacak uyuşmazlıkları önler.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 555. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 457 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 555 inci maddesinde, havale tanımlanmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 457 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Tarifi” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Tanımı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 457 nci maddesinde havalenin bir “akit” olarak nitelendirilmesi, teknik bakımdan hatalı bulunduğu için, Tasarı’da yapılan tanımda havalenin bir “hukuki işlem” olduğu belirtilmiştir. Gerçekten, havale bir sözleşme olmayıp, çifte yetkilendirme içeren bir hukuki işlemdir.

Her ne kadar maddede yapılan tanımda, havalenin konusunu para veya kıymetli evrak ya da başka misli bir eşyanın oluşturabileceği belirtilmişse de, uygulamada havalenin konusunu genellikle paranın oluşturduğu göz önünde tutularak, Tasarıda “havale ödeyicisi” teriminin kullanılmasında bir sakınca görülmemiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.555 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2025/4302 K. 2026/1832 Onama

Havale bir ödeme vasıtasıdır ve mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine bulunur; havale ile gönderilen para için gönderiliş nedenine ilişkin bir açıklama yapılmamışsa havalenin borcun ödendiğini gösterdiği kabul edilir ve karinenin aksini ileri süren havaleci bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olur.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalının banka havalelerini dayanak yaparak aleyhine icra takibi başlattığını, havalelerin aslında davalının kendisine olan borcunu ödemek için çeşitli zamanlarda gönderildiğini ve dekontlarda açıklama bulunmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istemiş; 07.10.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle icra dosyasına yatan 168.625,17 TL nin faiziyle iadesini talep etmiştir. Davalı, paraların davacıya borç olarak verildiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, dekontlarda hiçbir açıklama bulunmadığını, Whatsapp yazışmasının borç ikrarı içermediğini ve davalının yemin deliline dayanmadığını belirterek davayı kabul etmiş, istirdada dönüşen alacağın tahsiline karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi, tutar itibarıyla tanıkla ispatın mümkün olmadığını ve açıklamasız havalenin muaccel bir borç için yapılmış sayılacağını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiş; Daire kararı onamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2025/3305 K. 2026/1779 Onama

Havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı karinesi aksi ispatlanabilir nitelikte olup, havale açıklamasına paranın hangi amaçla gönderildiği yazılmışsa bu kayıt karinenin aksini ortaya koyar; böyle bir durumda havale eden iddiasını ispatlamış sayılır.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalının banka hesabına 21.10.2022 tarihinde açıklama kısmına ariyet yazarak 69.745 USD gönderdiğini, 19.06.2023 tarihli noter ihtarnamesine rağmen borcun ödenmediğini ve başlattığı icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatını istemiştir. Davalı, paranın aslında kendisine ait olduğunu, davacının döviz bürosundan teslim alıp hesabına gönderdiğini, açıklamaya haksız kazanç için ariyet yazıldığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, paranın borç olarak gönderildiğinin ispatlandığı gerekçesiyle davayı kabul etmiş, asıl alacağın yüzde yirmisi oranında 365.242,12 TL icra inkar tazminatına hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, davalının havaleyi kabul edip hukuki nitelendirmesine itiraz etmesini vasıflı ikrar sayarak ispat yükünü davacıya yüklemiş, dekonttaki açıklamayı yeterli görüp başvuruyu esastan reddetmiştir. Daire, davalının sunduğu yazışmaların yazılı delil başlangıcı niteliğinde olmadığını da belirterek kararı onamıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2024/4157 K. 2025/4061 Bozma

Havale hukuksal niteliği itibarıyla bir ödeme vasıtası olduğundan mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı karine olarak kabul edilir ve karinenin aksini ileri süren havaleci bunu ispatla yükümlüdür; havalenin gönderen tarafından kendi adına ya da üçüncü bir kişi adına yapılmış olması sonucu değiştirmez.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalıya 13.02.2018 tarihli dekontla 110.223,00 USD gönderdiğini, bu ödemenin avans olduğunu ancak ticari ilişkinin gerçekleşmediğini ileri sürerek başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiştir. Davalı, yurt dışındaki bir firmaya ürün sattığını, o ülkeye uygulanan kısıtlamalar nedeniyle ödemenin broker şirketler aracılığıyla yapıldığını, davacının ödemesinin satılan mal tutarıyla örtüştüğünü savunmuştur. İlk derece mahkemesi savunma kanıtlanamadığı gerekçesiyle davayı kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi yabancı para üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesini isabetsiz bularak kararı düzeltip takibin devamına ve 127.638,23 TL tazminata karar vermiştir. Daire ise havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığının karine olduğunu, dekontta avans açıklaması bulunmadığını, taraflar arasında sözleşme ve sipariş formu olmadığını gözeterek gerektiğinde davacıya yemin teklif hakkı hatırlatılması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2021/5826 K. 2022/1289 Bozma

Havale dekontunda paranın belirli sürede geri ödenmek üzere borç olarak gönderildiği kayıtlıysa ödeme karinesi tersine döner; bu durumda havalenin borç verme dışında başka bir amaca, örneğin taşınmaz satış bedeline ilişkin olduğunu ileri süren havale alıcısı iddiasını yasal delillerle ispat etmekle yükümlüdür.

Detaylı özeti gör

Davacı, müteahhit olduğunu ve davalının hissedarı bulunduğu taşınmazda inşaat yaptığını, davalıya 23.05.2014 tarihinde banka havalesiyle 139.000 TL borç para verdiğini, havale açıklamasına 15 gün geri ödemeli borç verme kaydının düşüldüğünü, borç ödenmeyince başlattığı icra takibine itiraz edildiğini belirterek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatını istedi; yargılama sırasında alacak temlik edildiğinden davayı temellük eden sürdürdü. Davalı, taşınmaz hisselerinin satışı için 167.000 TL üzerinde anlaşıldığını, resmi senette bedelin 28.000 TL gösterildiğini ve havalenin gerçekte satış bedeline ilişkin olduğunu savundu. Yerel mahkeme, havale tarihi ile tapu devir tarihinin aynı olduğu ve tanıkların davalıyı doğruladığı gerekçesiyle davayı reddedip davacıyı kötü niyet tazminatına mahkum etti; Bölge Adliye Mahkemesi istinafı esastan reddetti. Daire, ispat yükünün davalıda olduğunu ve iddianın yasal delille kanıtlanması gerektiğini belirterek kararı bozdu.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/42 K. 2018/562 Onama

Havale, havale edenin kendi hesabına para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini, bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir; bu niteliğiyle havale, havale eden, havale ödeyicisi ve havale alıcısı arasında üçlü bir ilişki doğurur.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı bankanın şubesinden Western Union sistemiyle yurt dışına gönderdiği paranın akrabası yerine bir başkası tarafından çekildiğini ileri sürerek 5.000 Euro nun 15.04.2014 işlem tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini istemiştir. Davalı banka, sistemin elektronik bir havale sistemi olduğunu, ödemenin yurt dışındaki acente tarafından yapıldığını ve kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur. Asliye ticaret mahkemesi, dava tarihinde yürürlükte olan 6502 sayılı Kanun uyarınca görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Özel Daire, havalenin kural olarak ticari iş olmadığını ancak havale ödeyicisinin işletmesiyle ilgili bulunması nedeniyle TTK m.4 uyarınca ticari dava sayılacağını belirterek kararı bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu ise havalenin kanunda tahdidi sayılmayan bankacılık ve benzeri işlemlerden olduğunu belirterek direnme kararını oy çokluğu ile onamıştır.

Diğer kararlar (1)
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2015/17841 K. 2016/11709 Bozma

Havale açıklamasında ödemenin kimin borcu için yapıldığını gösteren bir kayıt bulunması ve paranın doğrudan alacaklının hesabına gönderilmiş olması, ödemenin hataya dayalı olarak yapılmadığını gösterir; bu durumda havale eden, ödediğini yanlışlığa düştüğünü ileri sürerek geri isteyemez.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket, 25.02.2013 tarihinde gün içinde fazlaca işlem yapılması nedeniyle davalı şirketin hesabına 50.000 TL'yi sehven yatırdığını, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını ve çektiği ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek bu tutarın ticari faiziyle tahsilini istemiştir. Davalı, havale açıklamasına eski bayisinin bayilik kodunun yazıldığını, ödemenin dava dışı bayinin cari hesabına yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkeme, ödemenin bilinçli yapılmadığı ve hatayla gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Daire ise havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığına ilişkin yasal karine bulunduğunu, aksini ileri sürenin ispatla yükümlü olduğunu; havale açıklamasına dava dışı bayinin kodunun yazılması ve paranın doğrudan davalının hesabına gönderilmesi karşısında ödemenin hataya dayanmadığını, davacı vekilinin 11.12.2014 tarihli celsedeki beyanının tevil yollu ikrar niteliğinde olduğunu belirterek hükmü bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.555 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2021/1911 K. 2024/1639 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Banka aracılığıyla gönderilen ve yanlış hesaba ulaşan EFT havale hükümleri kapsamında nitelendirilmiş; göndereni havale eden, parayı hesabına alan şirketi havale alıcısı, aracı bankayı havale ödeyicisi sayan üçlü borç ilişkisi esas alınarak uyuşmazlığın çözüleceği belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacı, mal aldığı firmaya ödeme yaparken sehven başka bir şirketin banka hesabına EFT göndermiş; para iade edilmeyince sebepsiz zenginleşmeye dayanarak hem hesap sahibi şirkete hem de bankaya karşı dava açmıştır. İlk derece mahkemesi şirket yönünden davayı kabul edip banka yönünden reddetmiştir. Daire, havale bedeli havale alıcısının hesabına geçtikten sonra havale edenin geri alma yetkisini havale ödeyicisi bankaya karşı kullanamayacağını, bankanın hesap sahibiyle arasındaki kredi sözleşmesine dayanarak tahsilat yapmasının hukuka aykırı olmadığını belirterek davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2019/1105 K. 2020/940 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Açıklama içermeyen banka dekontuna dayalı takipte, havalenin borç ödeme aracı olduğu ve bedelin başka bir hukuki ilişki için gönderildiği belgede belirtilmediğinden ödemenin borcun ifası sayılacağı; parayı borç verdiğini ispat edemeyen gönderenin alacaklı kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Karşı tarafın banka hesabına açıklama içermeyen dekontla para gönderen kişi, bu parayı borç verdiğini ileri sürerek ilamsız takip başlatmış; itiraz üzerine itirazın iptali davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, açıklamasız ödemenin borç ödeme niteliğinde olduğu ve alacaklı olunduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, havalenin hukuki niteliği itibarıyla bir borç ödeme aracı olduğunu, dekontta bedelin başka bir hukuki ilişki için gönderildiği belirtilmediğini ve gönderenin parayı borç olarak verdiğini ispat edemediğini belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2019/966 K. 2020/732 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Havale borç ödeme aracı olduğundan, dekontta bedelin başka bir hukuki ilişki için gönderildiği yazılmadıkça belge borcun ödendiğinin kanıtı sayılmıştır; dekonta göre paranın davalının kooperatife olan aidat borcu için gönderildiği, aksini ispat yükünün davalıda kaldığı kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Alacaklı, karşı tarafa kooperatif aidat borcu için verdiği parayı ödünç olarak geri istemiş; borca itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmıştır. İlk derece mahkemesi davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin asıl alacak üzerinden devamına, alacak likit olmadığı gerekçesiyle icra inkar tazminatı isteminin reddine karar vermiştir. Daire, havalenin borç ödeme aracı olduğunu, dekontta bedelin başka bir hukuki ilişki için gönderildiği yazılmadığından belgenin borcun ödendiğinin kanıtı sayılacağını, paranın davalının kooperatife olan aidat borcu için gönderildiğini ve aksini ispat yükünün davalıda olduğunu belirtmiş; zamanaşımı itirazının iki haftalık cevap süresi içinde yapılmadığını da tespit ederek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!