TBK Madde 126 Sözleşmede temerrüt: d. Sürekli edimli sözleşmelerde

Özet 1 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 126, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.

Resmi Metin

d. Sürekli edimli sözleşmelerde

Madde 126- İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu hüküm, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde (kira, hizmet, abonelik gibi) borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklının elindeki yol haritasını çizer: alacaklı dilerse ifa ve gecikme tazminatı ister, dilerse sözleşmeyi feshederek erken sona erme yüzünden uğradığı zararı talep eder. Uygulamada en sık görülen ve davayı baştan sakatlayan hata, sürekli edimli ilişkide dönme (TBK m.125) isteyip geçmiş edimlerin iadesini talep etmektir. Burada dönme değil fesih söz konusudur: etki ileriye dönüktür, geçmiş edimler iade edilmez, ilişki yalnızca ileriye doğru tasfiye olur.

Dilekçe tekniğinde talebi “feshe bağlı müspet zarar” olarak kurgulayın; iadeye dayanan terminolojiden kaçının, aksi hâlde hâkim talebi nitelendirirken çelişki çıkar. İspat yükü alacaklıdadır: temerrüdü, varsa ihtarı, geçerli feshi ve sözleşmenin süresinden önce sona ermesinden doğan zararı somut kalemlerle ortaya koymalısınız. Karşı taraf vekiliyseniz, sürekli edimli ilişkide dönme talebini ve geçmiş edimlerin geri istenmesini bir zayıf nokta olarak işaretleyin.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 126. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “d. Sürekli edimli sözleşmelerde” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının tek fıkradan oluşan 125. maddesinde, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü halinde, alacaklının seçimlik hakları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 106 ila 108. maddeleri ile Tasarının 124. maddesinde, ani edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdünün hukuki sonuçlarının düzenlendiği göz önünde tutularak, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmeler için de, bu konuda ayrı bir düzenleme yapılması zorunlu görülmüştür. Bu yeni düzenlemeyle, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü halinde, alacaklının, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceği kabul edilmiştir. Maddede, alacaklıya seçimlik bir hak olarak, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteme hakkının tanındığı ve bu zararın olumlu (müspet) zarar niteliği taşıdığı göz önünde tutulursa, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü halinde, onun sahip olduğu seçimlik hakların kapsamında, ani edimli sözleşmelere göre herhangi bir sınırlama söz konusu değildir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.126 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2022/3855 K. 2024/994 Bozma

Borçlunun temerrüdü üzerine sözleşme ilişkisinin sona erdirilmesinin dönme mi yoksa fesih mi sayılacağı, sözleşmenin türüne göre belirlenir; uzun süreli ve sürekli borç doğuran bir sözleşmede sona erdirme, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde temerrüde ilişkin hüküm kapsamında nitelendirilir ve zarar bu çerçevede belirlenir.

Detaylı özeti gör

Davacı yayınevi, 10.04.2013 tarihli iki çeviri sözleşmesiyle davalı çevirmenden iki kitabın çeviri mali haklarını devraldığını, davalı meslek birliğinin ikinci ve üçüncü baskılar için ücret istediğini, talep karşılanmayınca 08.03.2017 tarihli ihtarnameyle sözleşmeden cayıldığını, cayma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek caymanın hükümsüzlüğünü istemiştir. İlk derece mahkemesi, baskı adedi kararlaştırılmadığını ve sözleşmenin kelepçeleme niteliğinde olduğunu belirterek davayı reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi, genel işlem koşullarının caymaya gerekçe yapılamayacağını belirterek istinaf başvurusunu kabul edip davayı kabul etmiştir. Daire, davacının üç baskı yapıp yalnız ilk baskı bedelini ödediğini, TBK m.491 gereği baskı adedi kararlaştırılmadığından tek baskı hakkı bulunduğunu, sonraki baskılardan feragat hükmünün geçersizliğini, altmış yıl süreli sözleşmenin sürekli borç doğurduğunu, TBK m.126 kapsamında nitelendirme yapılıp davanın reddi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2021/6576 K. 2022/5782 Bozma

İfasına başlanmış sürekli edimli bir sözleşmede borçlu temerrüde düştüğünde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir; fesih tarihine kadar doğan gelir kaybı istemi, menfi zarar kalemlerinden ayrı olarak araştırılıp sonucuna göre karara bağlanır.

Detaylı özeti gör

Davacı idare, hastane bilgi sistemleri yazılım işine ilişkin 29.11.2011 tarihli eser sözleşmesinin yüklenicinin taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle feshedildiğini, işin pazarlık usulüyle yeniden ihale edildiğini ileri sürerek iki ihale arasındaki fark, sözleşmede kararlaştırılan cezalar ve hastanenin gelir kaybı dahil toplam 268.310,84 TL zararın tahsilini istemiş; davalı şirket kusuru bulunmadığını savunmuştur. Mahkeme ilk kararında 12.706,97 TL eksik iş bedelinin tahsiline hükmetmiş, bu karar taleple bağlılık ilkesine aykırılık nedeniyle bozulmuş, bozmaya uyan mahkeme istemin tamamını kabul etmiştir. Daire, fesihte kimin kusurlu olduğunun araştırılmadığını, ceza kalemlerinin ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğunu, iki ihale arasındaki farkın menfi zarar olarak hesaplanması gerektiğini, gelir kaybı isteminin ise TBK'nın 126. maddesi uyarınca ayrıca araştırılması gerektiğini belirterek hükmü davalı yararına bozmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2015/4486 K. 2016/1556 Bozma

Sürekli edimli bir sözleşmede ifa sürecine geçildikten sonra ortaya çıkan bozukluk, alacaklıya sözleşmeden dönme değil ileriye etkili fesih hakkı verir; teslim alınıp kullanılmaya başlanan kiralanandaki ayıp nedeniyle yapılan fesih geriye değil ileriye etkili sonuç doğurur ve fesheden taraf, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararı isteyebilir.

Detaylı özeti gör

Davacı kiraya veren, 01.06.2013 başlangıç tarihli on yıl süreli kira sözleşmesiyle taşınmazını davalıya kiralamış; davalı kiracı, kiralananın iskan ruhsatı bulunmadığını öğrenince 17.07.2013 tarihli ihtarnameyle on beş iş günü süre vermiş, ruhsat alınmayınca 15.08.2013 tarihinde tebliğ edilen ihtarnameyle sözleşmeyi feshetmiştir. Kiraya veren, 2013 yılı Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım ayları kira bedelleri toplamı 400.000 TL ile 5.541,10 TL elektrik tüketim bedeli için 15.11.2013 tarihinde icra takibi başlatmış, itiraz üzerine itirazın iptalini istemiştir. Mahkeme kira alacağı istemini yerinde görmemiş, davalıyı 15.08.2013 tarihine kadarki elektrik bedelinden sorumlu tutarak davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, kiracının feshinin haklı olduğunu ancak kira borcunun sona ermesi için anahtarın kiraya verene teslimi gerektiğini, elektrik bedelinin de ancak kiraya verence ödenmişse istenebileceğini belirterek hükmü her iki taraf yararına bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!