TBK Madde 506 Vekilin şahsen ifası, sadakat ve özen borcu: a. Genel olarak

Özet 3 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 506, vekil vekâlet borcunu kural olarak bizzat ifa etmekle yükümlüdür; ancak kendisine yetki verildiği ya da durumun zorunlu veya teamülün mümkün kıldığı hâllerde işi başkasına yaptırabilir. Vekil ayrıca üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olup, özen sorumluluğu benzer alanda iş ve hizmet üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranışa göre belirlenir.

Resmi Metin

a. Genel olarak

Madde 506- (1) Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.

(2) Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

(3) Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.506, vekilin iki çekirdek yükümlülüğünü kurar: bizzat ifa ile sadakat ve özen. Kural, işin vekilce bizzat görülmesidir; üç istisnada başkasına yaptırılabilir: yetki verilmişse, durum zorunlu kılıyorsa ya da teamül mümkün kılıyorsa. Bu hâllerde alt-vekalet caiz olur ve sonuçları TBK m.507’ye taşınır; yetkisiz devirde vekil, alt-vekilin fiilinden kendi yapmış gibi sorumlu tutulur, yetkili devirde yalnız seçme ve talimat özeninden sorumlu olur. Özen ölçüsü objektiftir: benzer alanda basiretli bir vekilin davranışı esas alınır, vekilin kişisel becerisi değil. Kapsam belirsizse TBK m.504, açık talimata aykırılık TBK m.505 devreye girer. Dava vekaletinde özenli davranış tek başına yetmez; sulh, davadan feragat, davayı kabul gibi işlemler için HMK m.74 uyarınca vekaletnamede ayrı bir özel yetki aranır. Davanın açılması ise kural olarak genel dava vekaletnamesiyle mümkündür; HMK m.74 dava açmayı özel yetkiye bağlamaz. Sık görülen yanılgılar: alt-vekalet için soyut gerekçeyi yeterli sanmak (üç koşuldan biri şart), özeni sübjektif ölçmek ve özen borcunu hesap verme (TBK m.508) ile karıştırmak.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 506. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 390 ıncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 506 ncı maddesinde, vekilin genel olarak şahsen ifa, sadakat ve özen gösterme borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 390 ıncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Hüsnü suretle ifa mükellefiyeti / a. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, Tasarıda “2. Şahsen ifa, sadakat ve özen gösterme / a. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, vekilin, vekalet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlü olduğu, ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hallerde vekilin, işi başkasına yaptırabileceği öngörülmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 390 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen ve vekilin sorumluluğunun genel olarak işçinin sorumluluğuna tabi olduğuna ilişkin düzenleme Tasarı metnine alınmamış; bunun yerine, Tasarının 506 ncı maddesinin ikinci fıkrasında vekilin vekalet sözleşmesinden doğan sorumluluğuna özgü bir düzenleme yapılması daha doğru görülmüştür.

Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 390 ıncı maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkrada, vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, objektif bir ölçüte yer verilmiştir. Buna göre, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınacaktır.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.506 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay HGK E. 2023/1037 K. 2025/235 Bozma

Vekilin sadakat ve özen borcuna (TBK m.506) aykırılık, yani vekâlet görevinin kötüye kullanılması; salt tarafların tanışıklığı ve sözleşme bedeli ile gerçek değer arasındaki farka dayanılarak ispatlanamaz, somut ve yeterli delil gerekir.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, Mersin'deki bir taşınmaz hissesinde malik adına dayısı tarafından vekâleten düzenlenen 12.12.2014 tarihli satış vaadi sözleşmesinin, vekil ile alıcının işbirliğiyle vekâlet görevi kötüye kullanılarak tanzim edilip edilmediği noktasında toplanmıştır. Malikin açtığı birleşen davada, keşifte 3.288.673,21 TL olarak belirlenen değerin sözleşmede yalnızca 260.000,00 TL gösterilmesi ve tarafların birbirini tanıması kötüye kullanmaya dayanak yapılmış; İlk Derece Mahkemesi ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl davadaki tapu iptali ve tescili kabul edip birleşen davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise aksi yönde hüküm kurarak direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, vekilin TBK m.506 uyarınca vekâlet vereni zararlandırıcı davranışlardan kaçınma ile sadakat ve özenle hareket etme yükümlülüğü altında olduğunu vurgulamakla birlikte, vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının ispat yükünün bunu ileri sürene ait olduğunu; davacının çelişkili beyanları ve dosyaya yansıyan inanç ilişkisi karşısında salt tanışıklık ile bedel farkının somut olayda kötüye kullanmayı ispata yeterli olmadığını belirterek 16.04.2025 tarihinde direnme kararının oy birliğiyle bozulmasına karar vermiştir.

Yargıtay 3.HD E. 2024/2246 K. 2025/1422 Onama

Vekilin (avukatın) TBK m.506/2 sadakat ve özen borcuna aykırı davranması tek başına tazminat sorumluluğu doğurmaz; sorumluluk için kusurun yanında müvekkilin gerçekleşmiş bir zararı ve eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının da bulunması şarttır, zarar ispatlanamazsa dava reddedilir.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, Bitlis Ahlat'ta pomza işletme ruhsatı sahibi olan davacı şirketin, ruhsat alanına başlatılan cezaevi projesine karşı iptal davası açması için 13.07.2017 tarihli avukatlık sözleşmesiyle vekil tayin ettiği davalı avukatın, TBK m.506/2 uyarınca vekâleti sadakat ve özenle ifa etme borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı; avukatın Van 2. İdare Mahkemesinde açtığı iptal davasının dilekçe eksiklikleri nedeniyle reddedildiğini, verilen 30 günlük hak düşürücü sürenin bitiminden sonra 04.01.2018'de yeniden dava açılması yüzünden davanın süre aşımından reddedilip kesinleştiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100,00 TL maddi tazminat talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının Adalet Bakanlığına karşı açtığı tam yargı davasında zararını ispatlayamayarak o davanın reddedilip kesinleşmesi karşısında gerçekleşmiş bir zararın bu dosya yönünden ortaya konulamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ise, vekilin TBK m.506 kapsamındaki özen borcuna aykırılığı ve kusuru bulunsa dahi sorumluluğa gidilebilmesi için müvekkilin gerçekleşmiş bir zararının ve eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmasının şart olduğunu, somut olayda davacı zararının ispatlanamadığını belirterek yerel mahkeme kararını 10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle onamıştır.

Yargıtay 3.HD E. 2025/919 K. 2025/1220 Bozma

Vekil sıfatıyla hareket eden hekim ve sağlık kuruluşu, TBK m.506 özen borcu gereği hasta ve doğuma ilişkin tıbbi kayıtları (NST, ÇKS, travay takibi) tutup saklamakla yükümlüdür; kayıtların bulunmaması hastanenin organizasyon kusurunu oluşturur ve sorumluluk bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Detaylı özeti gör

Hamile davacı, suyunun gelmesi üzerine başvurduğu hastanede kadın hastalıkları ve doğum uzmanı davalı hekim tarafından takip edilmiş; suni sancı verilerek normal doğum denenmiş, sezaryana alınmadığı ve doğumda gecikildiği ileri sürülmüş, doğan bebekte oksijensiz kalmaya bağlı serebral palsi teşhis edilmiştir. Davacılar, vekil konumundaki hekim ile hastaneyi işleten davalı şirketlerin özen borcuna aykırı davrandıklarını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemiş; ilk derece mahkemesi, Adli Tıp Kurumu raporunda doğum sürecine ilişkin tıbbi kayıtların bulunmaması nedeniyle nedensellik bağının belirlenemediği değerlendirmesine dayanarak davayı reddetmiş, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ise hekim ve hastanenin TBK m.506/2-3 uyarınca vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle hareket etmekle yükümlü olduğunu, travaya ilişkin NST ve ÇKS kayıtlarının tutulup saklanmasının hastanenin yükümlülüğünde bulunduğunu, bu kayıtların dosyaya sunulamamasının hastanenin organizasyon kusurunu oluşturduğunu belirtmiştir. Daire, diğer davalıların hukuki sorumluluğunun da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Yargıtay 3.HD E. 2020/4501 K. 2021/4382 Bozma

TBK m.506'ya göre vekil (avukat) vekâleti sadakat ve özenle ifa etmekle yükümlüdür; özeni göstermeyen (ör. temyiz süresini kaçıran) veya güven ilişkisini sarsan davranışta bulunan vekilin azli haklıdır ve vekil ancak azil tarihinde kesinleşmiş işlerin ücretine hak kazanır.

Detaylı özeti gör

Davacı avukat, 31.12.2007 tarihli avukatlık sözleşmesi kapsamında 2008-2011 yılları arasında 38 ay boyunca davalı şirketin hukuk müşavirliğini yaptığını ve şirketin dava ile icra işlerini takip ettiğini, 25.02.2011 tarihli azilname ile sözleşmenin haksız biçimde feshedildiğini ileri sürerek, süresinden önceki fesih nedeniyle uğradığı maddi zararın tazminini istemiştir. Davalı şirket ise avukatın sadakat ve özen borcuna aykırı davrandığını, bu nedenle haklı olarak azledildiğini savunmuştur. Asliye hukuk mahkemesi feshin ve azlin haksız olduğunu kabul ederek davanın kabulüne ve 72.912,00 TL alacağa hükmetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ise vekilin TBK m.506 uyarınca müvekkiline karşı vekâleti sadakat ve özenle ifa etmekle yükümlü olduğunu, davacı avukatın takip ettiği Orhangazi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/507 esas sayılı dosyasında temyiz süresini kaçırması (Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 25.01.2011 tarihli süre aşımından ret kararı) ve taraflar arasındaki yazışmalardaki üslubunun güven ilişkisini sarsıcı nitelikte bulunması nedeniyle azlin ve feshin haklı olduğunu belirtmiştir. Haklı azil hâlinde avukatın yalnızca azil tarihi itibarıyla sonuçlanıp kesinleşen işlerden ücrete hak kazanacağını vurgulayan Daire, bir yıllık ücretin tahsiline hükmeden kararı davalı yararına bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

TBK Madde 506 - Vekilin şahsen ifası,…

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!