Bir satış işleminin alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı (muvazaalı) yapıldığı ileri sürülürse, sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken tarafların kullandığı sözcüklere değil gerçek ve ortak iradelerine bakılır; mahkeme muvazaayı araştırmadan davayı reddedemez.
Detaylı özeti gör
Davacı, boşanma davasında davalı eşi aleyhine hükmedilen tazminat ile mal rejiminden doğan katkı payı alacağını güvence altına almak istemiştir. Eşe ait taşınmaz üzerine 20.04.2011 tarihli tedbir kararıyla taşınmazın davacı ve çocuklarına tahsis edilmesine rağmen, davalı eş bu tedbir sürerken taşınmazı 11.11.2011'de dostu olan üçüncü kişiye, o da kısa süre sonra 30.11.2011'de bir başka davalıya devretmiş; davacı bu ardışık satışların alacaktan mal kaçırmak için danışıklı (muvazaalı) yapıldığını ileri sürerek tasarrufun iptalini talep etmiştir. Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi, uyuşmazlığı katkı payının eksik hesaplanması sorununa indirgeyerek satışların muvazaalı olup olmadığını hiç araştırmadan davayı reddetmiş, bozmaya karşı da direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, açılan davanın mülga 818 sayılı BK m.18 (güncel TBK m.19) anlamında muvazaaya dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğunu, hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğunu (HMK m.33) vurgulamış; boşanma ve katkı payı davaları kesinleştiğinden mahkemenin öncelikle satışın gerçek ve ortak iradeye uygun olup olmadığını, yani danışıklı yapılıp yapılmadığını araştırması gerektiğini belirterek kararı değişik gerekçeyle bozmuştur.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe