TBK Madde 19 Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler

Özet 2 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 19, bir sözleşmenin türü ile içeriği belirlenip yorumlanırken tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere değil, gerçek ve ortak iradelerine bakılır; böylece muvazaalı işlemde görünürdeki beyan değil tarafların gizledikleri gerçek irade esas alınır. Buna karşılık borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasını ileri süremez.

Resmi Metin

Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler

Madde 19- (1) Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.

(2) Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bir sözleşmenin niteliğini ve içeriğini belirlerken hâkim, tarafların kullandığı sözcüklere değil, gerçek ve ortak iradelerine bakar. Yani bir kâğıdın üzerine “satış” yazmanız, işin aslında gerçekten satış olduğunu göstermez; önemli olan tarafların ne yapmak istediğidir.

Burada kritik kavram muvazaa, yani danışıklı işlemdir. Görünürdeki işlem (örneğin aslında bağışlamak istediğiniz bir malı satış gibi göstermeniz) taraflar arasında hükümsüzdür. Gizlenen gerçek işlem ise, kendi geçerlilik şartlarını (örneğin şekil şartını) taşıyorsa ayakta kalabilir.

Önemli bir istisnayı atlamayın: borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralan iyiniyetli üçüncü kişiye karşı “bu işlem muvazaalıydı” savunmasını yapamaz. Yani danışıklı bir senet düzenlerseniz, onu temiz alan üçüncü kişiye ödemek zorunda kalabilirsiniz.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 18. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 19. maddesinde, sözleşmelerin yorumunda göz önünde tutulacak ilke ile işlemin muvazaalı olduğu savunmasının ileri sürülemeyeceği durum düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 18. maddesinin kenar başlığında kullanılan “d. Akitlerin tefsiri, muvazaa” şeklindeki ibare, Tasarıda “D. Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasına göre, bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenip yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcükler değil, onların gerçek ve ortak iradeleri esas alınacağı düzenlenmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, Tasarının 17. maddesinin gerekçesinde de açıklandığı gibi, yazılı bir “borç tanıması”na güvenerek alacağı kazanmış üçüncü kişiye karşı, işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunulamayacağı belirtilmektedir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.19 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay HGK E. 2018/378 K. 2019/1329 Bozma

Bir satış işleminin alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı (muvazaalı) yapıldığı ileri sürülürse, sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken tarafların kullandığı sözcüklere değil gerçek ve ortak iradelerine bakılır; mahkeme muvazaayı araştırmadan davayı reddedemez.

Detaylı özeti gör

Davacı, boşanma davasında davalı eşi aleyhine hükmedilen tazminat ile mal rejiminden doğan katkı payı alacağını güvence altına almak istemiştir. Eşe ait taşınmaz üzerine 20.04.2011 tarihli tedbir kararıyla taşınmazın davacı ve çocuklarına tahsis edilmesine rağmen, davalı eş bu tedbir sürerken taşınmazı 11.11.2011'de dostu olan üçüncü kişiye, o da kısa süre sonra 30.11.2011'de bir başka davalıya devretmiş; davacı bu ardışık satışların alacaktan mal kaçırmak için danışıklı (muvazaalı) yapıldığını ileri sürerek tasarrufun iptalini talep etmiştir. Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi, uyuşmazlığı katkı payının eksik hesaplanması sorununa indirgeyerek satışların muvazaalı olup olmadığını hiç araştırmadan davayı reddetmiş, bozmaya karşı da direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, açılan davanın mülga 818 sayılı BK m.18 (güncel TBK m.19) anlamında muvazaaya dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğunu, hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğunu (HMK m.33) vurgulamış; boşanma ve katkı payı davaları kesinleştiğinden mahkemenin öncelikle satışın gerçek ve ortak iradeye uygun olup olmadığını, yani danışıklı yapılıp yapılmadığını araştırması gerektiğini belirterek kararı değişik gerekçeyle bozmuştur.

Yargıtay HGK E. 2017/1731 K. 2019/608 Bozma

Bir sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken taraflarca verilen ad ve başlığa değil, tarafların gerçek ve ortak iradesine bakılır; bu nedenle "kefalet sözleşmesi" başlıklı bir belge, gerçek iradeye göre kefalet veya garanti sözleşmesi olarak nitelendirilir.

Detaylı özeti gör

Akaryakıt satıcısı Molu Petrol, dava dışı Kamaş Nakliyat şirketinin ödenmeyen akaryakıt borçları için, taraflar arasında imzalanan 15.08.2007 tarihli "Kefalet Sözleşmesi" başlıklı belgeye dayanarak, teminat veren davalıdan 276.685 TL'lik zararının tahsilini istemiştir. Davacı belgeyi garanti (başkasının fiilini taahhüt) sözleşmesi sayarken, davalı belgenin ne kefalet ne de garanti unsurlarını taşıdığını, kefalet limiti bulunmadığından geçersiz olduğunu savunmuş; yerel mahkeme belgeyi garanti sözleşmesi niteliğinde görerek davayı kısmen kabul etmiştir. Uyuşmazlık, "Kefalet Sözleşmesi" başlığını taşıyan belgenin gerçekte kefalet mi yoksa garanti sözleşmesi mi olduğu noktasında toplanmıştır. Hukuk Genel Kurulu, mülga 818 sayılı BK m.18 (güncel TBK m.19) gereğince sözleşmenin niteliğinin belgeye verilen ad ve başlığa göre değil, tarafların gerçek ve ortak iradesine göre belirleneceğini vurgulamıştır. Asli/fer'i yükümlülük, menfaat ve kişiye yönelik teminat verme kıstaslarını uygulayan HGK, verilen teminatın asıl borçlu Kamaş Nakliyat'ın borcuna bağlı, fer'i nitelikte ve kefalet amaçlı olduğu sonucuna varmış; kefilin sorumlu olduğu miktar gösterilmediğinden sözleşmenin geçersiz olduğunu belirterek yerel mahkemenin direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay HGK E. 2017/2051 K. 2019/19 Bozma

Genel muvazaaya (TBK m.19) dayanan dava, İİK m.277 vd. tasarrufun iptali davasından ayrıdır; muvazaa iddiasında zamanaşımı ve hak düşürücü süre işlemediğinden dava, İİK'daki hak düşürücü süre nedeniyle reddedilemez; işlemin danışıklı (muvazaalı) olup olmadığı esastan araştırılmalıdır.

Detaylı özeti gör

Alacağını icra yoluyla tahsil edemeyen davacı alacaklı, borçlunun oturduğu 150.000 TL değerindeki dubleks daireyi, borç muaccel hale gelmeden kısa süre önce yeğenine 32.100 TL bedelle satmış gibi göstererek muvazaalı işlemle mal kaçırdığını ileri sürmüş ve satışın danışıklı olduğunun tespiti ile kendisi bakımından iptalini istemiştir. Yerel mahkeme davayı İİK m.277 vd. kapsamında tasarrufun iptali sayarak, satış tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü sürenin (İİK m.284) geçtiği gerekçesiyle reddetmiş; Özel Dairenin bozması üzerine önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu ise dava dilekçesinin hukuki sebepler bölümünde mülga 818 sayılı BK m.18 (güncel TBK m.19) hükmüne dayanıldığını belirterek, uyuşmazlığın genel muvazaaya dayalı bir dava olduğunu saptamıştır. HGK, muvazaa iddialarında zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığını, muvazaalı işlemin hiçbir hüküm doğurmayacağını vurgulayarak, davalılar arasındaki satışın gerçekten danışıklı olup olmadığının esastan araştırılması gerektiğine hükmetmiş ve direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

Yargıtay HGK E. 2013/751 K. 2014/333 Bozma

Bir sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken tarafların gerçek ve ortak iradesi esas alınır; ölünceye kadar bakma ile yapılan temlikte miras bırakanın asıl amacının bakılıp gözetilmek olduğu ve mirasçıdan mal kaçırma kastı bulunmadığı saptanırsa muvazaadan söz edilemez.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, miras bırakan Muhammet Aydın'ın taşınmazını 2004 yılında ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle davalı gelini Bahtınur'a temlik etmesi, onun da taşınmazı dahili davalıya devretmesi üzerine, mirasçı kızların bu işlemlerin diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek açtığı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat davasından kaynaklanmıştır. Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi temliki muvazaalı sayarak davanın kabulüne karar vermiş, Özel Daire bu kararı bozmuş, yerel mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, muvazaa kavramını mülga 818 sayılı BK m.18 (güncel TBK m.19) çerçevesinde ele alarak, bir sözleşmenin şekil ve şartları belirlenirken tarafların kullandıkları sözcüklere değil gerçek ve ortak iradelerine bakılması gerektiğini vurgulamıştır. Kurul, murisin ölümünden önceki son üç ayını yatalak geçirdiği ve tüm bakım ihtiyaçlarının gelini tarafından karşılandığı, temlikten sonra altı yıl daha yaşayıp bakım koşulunun ihlal edildiğine dair hiçbir dava veya ihtar bulunmadığı, devredilen malın da makul ölçüde kaldığı olgularından hareketle, temlikteki asıl amacın mirasçıdan mal kaçırma değil ölünceye kadar bakıp gözetme olduğu, dolayısıyla muvazaanın bulunmadığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle direnme kararı oyçokluğuyla bozulmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.19 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 17. Hukuk Dairesi E. 2025/853 K. 2026/1084 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Muvazaa savunmasında bulunan üçüncü kişinin işlemin geçersizliğini tanık dahil her türlü delille ispat edebileceği gözetilerek; yeni abone ile önceki kullanıcı arasında organik bağ bulunup bulunmadığı araştırılmadan karar verilmesi eksik inceleme sayılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Dava, abonelik öncesi dönemde önceki kullanıcı adına düzenlenen kaçak elektrik tutanağı nedeniyle elektriğin kesilmesinden doğan muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, yeni abone ile tutanak düzenlenen kişi arasında organik bağ bulunmadığını kabul ederek borçlu olunmadığının tespitine karar vermiştir. Daire, dağıtım şirketinin muvazaa savunması karşısında kira sözleşmesinin vergi dairesine bildirilip bildirilmediğinin ve iki işletme arasında organik bağ bulunup bulunmadığının araştırılması, tutanaklar ile tanık beyanlarının değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca nitelendirme hâkime ait olduğu hâlde muaraza istemi yerine yalnız menfi tespit hükmü kurulmasının hatalı olduğunu belirterek istinafı kabul edip kararı kaldırmıştır.

Adana BAM · İstinaf · 17. Hukuk Dairesi E. 2024/2110 K. 2026/257 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Elektrik aboneliği kurulmasından kaçınmanın dayanağı yapılan muvazaa savunması bakımından, ticaret sicil kayıtları getirtilerek şirketin ortaklık yapısı ile ortaklar arasında akrabalık ilişkisi bulunup bulunmadığı araştırılmadan hüküm kurulamayacağı belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Taşınmazını satın alan şirket, elektrik aboneliği başvurusunun eski abonenin borcu gerekçe gösterilerek karşılanmadığını ileri sürerek muarazanın giderilmesini ve enerji verilmesini istemiş; ilk derece mahkemesi, sözleşme özgürlüğü kapsamında tedarik şirketinin sözleşme yapmaya zorlanamayacağı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, abonelik tesisinde istenebilecek belgelerin sınırlı olduğunu ve yeni başvuru sahibinin önceki abonenin borcundan sorumlu tutulamayacağını belirtmiş; tedarik şirketinin muvazaa savunması yönünden ticaret sicil kayıtları getirtilerek ortaklık yapısı ve akrabalık ilişkisinin araştırılması, ayrıca davacının başka bir tedarikçiyle sözleşme yapması karşısında davanın konusuz kalıp kalmadığının değerlendirilmesi gerektiğini saptayarak eksik inceleme nedeniyle kararı kaldırmış ve dosyayı mahkemesine göndermiştir.

Adana BAM · İstinaf · 17. Hukuk Dairesi E. 2024/2022 K. 2026/189 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Muvazaa nedeniyle hakkı ihlal edilen üçüncü kişi, muvazaayı tanık dahil her türlü delille ispat edebilir; sicil ve abonelik kayıtlarına göre yeni abone ile önceki abone arasında organik bağ bulunduğundan, önceki abonenin kaçak tüketim borcu için elektriğin kesilmesi hukuka uygun görülmüştür.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Dava, kaçak elektrik tüketiminden kaynaklanan borç nedeniyle elektriğin kesilip mühürlenmesine karşı açılan muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, yeni abone ile aynı kullanım yerinin önceki abonesi arasında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, muvazaa nedeniyle hakkı ihlal edilen üçüncü kişinin işlemin geçersizliğini her türlü delille ileri sürebileceğini, adres, faaliyet alanı, temsile yetkili kişi ile abonelik ve ticaret sicil kayıtlarının aynı olması karşısında iki şirket arasında organik bağ bulunduğunu, bu nedenle kesme işleminde hukuka aykırılık olmadığını kabul ederek davacı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 17. Hukuk Dairesi E. 2024/2075 K. 2026/210 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Yeni abonelik başvurusunda bulunan şirket ile borçlu eski abone arasında organik bağ ya da muvazaa bulunduğu, bunu ileri süren elektrik perakende satış şirketince ispatlanamamış; önceki abonenin ödenmemiş borcu nedeniyle abonelik isteminin reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Depo olarak kiraladığı taşınmaz için elektrik aboneliği isteyen şirkete, önceki kullanıcının ödenmemiş elektrik borcu gerekçesiyle abonelik verilmemesi üzerine muarazanın giderilmesi davası açılmıştır. Perakende satış şirketi, yeni başvuru sahibi ile borçlu eski abone arasında organik bağ bulunduğunu ve başvurunun muvazaalı olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi, abonelik tesisinin başkasına ait borcun ödenmesi koşuluna bağlanmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek davayı kabul etmiştir. Daire, şirketler arasında organik bağ veya muvazaa bulunduğunun bunu ileri süren tarafça ispatlanamadığını saptamış; önceki abonenin borcu nedeniyle abonelik isteminin reddedilmesini hukuka aykırı bularak istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 17. Hukuk Dairesi E. 2024/1649 K. 2025/1843 Düzelterek Esastan Red

Şirketin borçlu tarafından kurulması, hisse devrinin enerji kesintisinden sonra yapılması, önceki işletmeyle unvan benzerliği ve yeni yetkilinin kaçak kullanım döneminde de aynı tesisatta sözleşme imzalaması birlikte değerlendirilerek abonelik işlemlerinin muvazaalı olduğu kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: İşyerini devralıp elektrik aboneliği başvurusunda bulunan şirket, önceki kullanıcının kaçak elektrik borçlarından sorumlu olmadığının tespitini ve enerji verilmesini istemiş; ilk derece mahkemesi, davacı şirketin önceki işletmenin devamı olduğu ve işletmeyi devralanın borçlardan sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, red sonucunu yerinde görmekle birlikte gerekçeyi değiştirmiş; şirketin borçlu tarafından kurulduğu, hisse devrinin enerji kesintisinden sonra yapıldığı, devri izleyen gün şirket adına perakende satış sözleşmesi imzalandığı, önceki işletmeyle unvan benzerliği bulunduğu ve yeni yetkilinin kaçak kullanım döneminde de aynı tesisatta sözleşme imzaladığı olgularını birlikte değerlendirerek abonelik işlemleri ile şirket yapılanmasının muvazaalı olduğunu kabul etmiş, istinaf başvurusunu gerekçeye yönelik kabul edip kararı düzelterek davanın reddine hükmetmiştir.

Diğer kararlar (5)
Adana BAM · İstinaf · 17. Hukuk Dairesi E. 2024/1502 K. 2025/1674 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Elektrik aboneliğinin muvazaalı olduğu savunmasının, işlemin tarafı olmayıp butlanını istemekte hukuki menfaati bulunanlarca tanık dahil her delille ispat edilebileceği; şirketler arasında bağ olup olmadığı defter kayıtları üzerinden araştırılmadan hüküm kurulamayacağı belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, kiralanan iş yerine elektrik aboneliği tesis edilmemesi üzerine açılan muarazanın giderilmesi davasıdır. Perakende satış şirketi, önceki abonenin ödenmeyen borçları nedeniyle aboneliğin sonlandırıldığını, davacı ile önceki abonenin muvazaalı davrandığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi bilirkişi raporuna dayanarak davanın kabulüne ve aboneliğin davacı adına tesisine karar vermiştir. Daire, önceki abonenin aboneliği sona erdikten bir gün sonra abone olunması ve kira sözleşmesinde elektrik tesisatının demirbaş gösterilmesi karşısında, iki şirket arasında bağ bulunup bulunmadığının keşif ve bilirkişi heyeti incelemesiyle araştırılması gerektiğini belirterek eksik inceleme nedeniyle kararı kaldırmış ve dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir.

Adana BAM · İstinaf · 17. Hukuk Dairesi E. 2024/537 K. 2025/338 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Muvazaa TBK m.19'da düzenlendiğinden hareketle, muvazaa nedeniyle hakları ihlal edilen ve zarar gören üçüncü kişinin işlemin geçersizliğini ileri sürebileceği belirtilmiş; somut olayda yeni elektrik abonelik başvurusu muvazaalı görülerek aboneliğin iptali kararı yerinde bulunmuştur.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Elektrik tedarik şirketi, borcu nedeniyle aboneliği iptal edilen önceki abonenin bulunduğu adres için yeni abonelik tesis eden şirketin başvurusunun muvazaalı olduğunu ileri sürerek muarazanın giderilmesi ve aboneliğin iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesi keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda davayı kabul edip aboneliğin iptaline karar vermiştir. Daire, muvazaanın TBK m.19'da düzenlendiğini ve muvazaadan zarar gören üçüncü kişilerin işlemin geçersizliğini ileri sürebileceğini belirtmiş; yeni abonenin aynı adreste yıllardır şube olarak bulunduğu, aboneliğin enerji kesiminden bir gün sonra kurulduğu, borçlu önceki abonenin yerden ayrılmadığı ve aynı pano ile tesisattan kullanımın sürdüğü tespitleri karşısında başvurunun muvazaalı olduğu sonucuna varıp abone şirketin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2020/412 K. 2020/1191 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Şirket hissesi devrinin muris muvazaası kapsamında değil, muvazaaya ilişkin genel hükümler çerçevesinde değerlendirildiği; devrin muvazaalı olduğuna dair somut delil sunulamadığından hisse devrinin iptali isteminin reddedildiği belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacılar, murisin vefatından önce taşınmazlarını ve şirket hisselerini muvazaalı satışlarla davalılara devrettiğini, mirastan mal kaçırıldığını ileri sürerek tapu ve hisse devirlerinin iptali ile adlarına tescilini, olmazsa tenkisini istemiştir. İlk derece mahkemesi, satışların gerçek olduğu, murisin satış tarihlerinde ve sonrasında borçlu olduğu, mal kaçırma kastının ve muvazaanın ispatlanamadığı, ayrıca saklı payın zedelendiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Adana BAM, ispat külfetinin davacıda olduğunu ve muris muvazaası olgusunun ispatlanamadığını saptayarak ilk derece kararında isabetsizlik bulmamış ve davacıların istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2019/1616 K. 2020/296 Düzelterek Esastan Red

Muris muvazaasında öteki mirasçılardan gizlenenin malın temliki değil, temlik sözleşmesinin niteliği olduğu; gizli sözleşme bulunmadığı takdirde muris muvazaasından söz etme olanağının bulunmadığı belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı devir nedeniyle muris muvazaası iddiasıyla açılan tapu iptali-tescil istemine ilişkindir. Adana BAM, tarafların istinaf başvurularını, TMK m.545 uyarınca sözleşmenin resmî şekil koşulu ile murisin gerçek iradesinin ve mal kaçırma kastının delillerle araştırılması ilkeleri çerçevesinde değerlendirdi.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2019/133 K. 2019/167 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Muvazaa nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil davasının dayanağının muvazaalı işlemlere ilişkin genel hüküm olduğu, ileri sürülen muvazaalı işlemin davacı yönünden haksız eylem niteliği taşıdığı ve uyuşmazlığın genel mahkemelerde çözümleneceği kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacı, boşanma sürecinde alınan kredi ile satın alınıp davalı adına tescil edilen taşınmaz yönünden katılma alacağı talep etmiş, kredi geri ödemesine davalının katkı sunmadığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi boşanma protokolünü yorumlayarak davayı reddetmiştir. Adana BAM, eşler başka rejim ileri sürmediğinden TMK m.202 uyarınca edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu çerçevesinde istinaf başvurusunu incelemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!