TBK Madde 585 Adi kefalet

Özet 3 fıkra · ~3 dk okuma

TBK 585, adi kefalette alacaklı, asıl borçluya başvurup onu takip etmedikçe kefili takip edemez; ancak borçlu aleyhine yapılan takipte kesin aciz belgesi alınması, Türkiye'de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi, borçlunun iflasına karar verilmesi ya da borçluya konkordato mehli verilmesi hâllerinde doğrudan doğruya kefile başvurulabilir. Alacak kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvenceye alınmışsa kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir; borçlunun iflasına ya da konkordato mehli verilmesine karar verilmişse bu rehin önceliği uygulanmaz.

Resmi Metin

Adi kefalet

Madde 585- (1) Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez; ancak, aşağıdaki hâllerde doğrudan doğruya kefile başvurabilir:

  1. 1. Borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması.
  2. 2. Borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi.
  3. 3. Borçlunun iflasına karar verilmesi.
  4. 4. Borçluya konkordato mehli verilmiş olması.

(2) Alacak, kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa, adi kefalette kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir. Ancak, borçlunun iflasına veya kendisine konkordato mehli verilmesine karar verilmişse, bu hüküm uygulanmaz.

(3) Sadece açığın kapatılması için kefil olunmuşsa, borçlu aleyhine yapılan takibin kesin aciz belgesi alınmasıyla sonuçlanması veya borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi ya da konkordatonun kesinleşmesi durumlarında, doğrudan doğruya kefile başvurulabilir. Sözleşmede, bu durumlarda alacaklının, önce asıl borçluya başvurmak zorunda olduğu kararlaştırılabilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Adi kefalet, kefil için en güvenli kefalet türüdür. Çünkü burada kuralın özü şudur: Alacaklı parasını alamayınca doğrudan kefilin kapısını çalamaz; önce asıl borçlunun peşine düşmek, ona karşı yasal yollara başvurmak zorundadır. Kefil de “git önce borçluyla uğraş” diyerek bu önce-asıl-borçlu kuralını öne sürebilir; buna uygulamada tartışma def’i denir. Yani kefil ikinci sıradadır, asıl yük borçludadır.

Bu korumanın birkaç istisnası var. Borçlu hakkındaki icra takibi sonuçsuz kalıp kesin aciz belgesi çıkmışsa, borçluyu ülkemizde takip etmek artık olanaksız ya da çok zor hale gelmişse, borçlu iflas etmişse veya kendisine konkordato süresi tanınmışsa alacaklı doğrudan kefile yönelebilir. Ayrıca borç bir rehinle de güvenceye bağlanmışsa, kefil “önce sat rehni, alacağını oradan çıkar” deme hakkına sahiptir; fakat iflas ya da konkordato durumunda bu rehin önceliği işlemez. Müteselsil kefaletle (TBK m.586) karıştırmamak gerekir; orada bu sıra koruması yoktur.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 585. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 585 inci maddesinde, adi kefaletin içeriği düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Nevileri / I. Adi kefalet” şeklindeki ibare, Tasarıda, “C. İçeriği / I. Türlerine göre / 1. Adi kefalet” şekline dönüştürülmüştür.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesinin birinci fıkrasından farklı olarak adi kefalette alacaklının borçluya başvurmadıkça, doğrudan doğruya kefili takip edemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Fıkra 818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesine benzer bir içeriğe sahip olmakla birlikte, bu fıkraya, “iflasına karar verilmesi” yanında “borçluya konkordato mehli verilmiş olması” durumu da eklenmiştir. Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesinin birinci fıkrasından farklı olarak, Tasarıda alacaklının doğrudan doğruya kefile başvurabileceği haller, dört bent halinde sayılmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesinin ikinci fıkrasıyla benzer içeriğe sahiptir. Ancak, maddenin birinci fıkrasında olduğu gibi, bu fıkraya da “iflası” yanında “borçluya konkordato mehli verilmesi” durumu eklenmiştir. Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde yer verilen “borçlunun iflası ilan olunmadıkça rehnin nakde tahvili kabil olmazsa” şeklindeki ibare gereksiz görülerek, Tasarıya alınmamıştır.

Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkraya göre, sadece açığın kapatılması için kefil olunmuşsa, borçlu aleyhine yapılan takibin kesin aciz belgesi alınmasıyla sonuçlanması veya borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkansız hale gelmesi ya da konkordatonun kesinleşmesi durumlarında, doğrudan doğruya kefile başvurulabilecektir. Ancak, fıkraya eklenen ikinci cümle ile, kaynak İsviçre Borçlar Kanunundan farklı olarak, kefilin korunması ilkesinden hareketle, sözleşmede, bu durumlarda alacaklının, önce asıl borçluya başvurmak zorunda olduğunun kararlaştırılabileceği kabul edilmiştir. Böylece, sadece açığın kapatılması için kefalete özgü, ayrık bir düzenleme olmak üzere, sözleşmede öngörülmesi koşuluyla, fıkrada belirtilen durumlarda, kefile, alacaklıya karşı, öğretide kullanılan terimle, “tartışma def’i” ya da “peşin dava def’i” ileri sürme olanağı sağlanmıştır.

Maddenin son fıkrasının nisbi emredici nitelikte olması dışında, birinci ve ikinci fıkralarının mutlak emredici nitelikte hükümler içermesi, kefilin korunması ilkesine daha uygun görüldüğü için, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 495 inci maddesinin son fıkrasındaki “Aksine anlaşmalar saklıdır.” şeklindeki hüküm, Tasarı metnine alınmamıştır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 495 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.585 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3.HD E. 2017/3035 K. 2018/5792 Onama

Kefaletin adi kefalet niteliğinde olması hâlinde, TBK m.585 uyarınca alacaklı borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez; bu nedenle doğrudan kefile karşı dava açılamaz ve kefile yönelik talep bu koşulda kabul edilemez.

Detaylı özeti gör

Karar, taraflar arasındaki bir itirazın iptali davasına ilişkindir. Sulh Hukuk Mahkemesi yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne hükmetmiş, bu hüküm taraf vekillerince süresi içinde temyiz edilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın çözümünde kefaletin adi kefalet niteliğinde olduğunu belirlemiş ve TBK m.585 uyarınca alacaklının borçluya başvurmadıkça kefili takip edemeyeceğini, bu nedenle doğrudan kefile karşı dava açılamayacağını vurgulamıştır. Daire ayrıca kefaletin, TBK m.583'te öngörülen şekil şartlarına uygun biçimde yapılmadığını da saptamıştır. Bu gerekçelerle yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazları reddedilmiş; usul ve kanuna uygun görülen yerel mahkeme kararı 24.05.2018 tarihinde oy birliğiyle onanmıştır.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.585 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 10. Hukuk Dairesi E. 2019/2259 K. 2020/1667 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Bonoyu kefil sıfatıyla imzalayan borçlu aval veren sayıldığından ve taraflar arasında tüketici işlemi bulunduğu ispatlanamadığından, kefaletin adi kefalet olmadığı; alacaklının önce asıl borçluyu takip etmesi gerektiği yönündeki istinaf sebebinin yerinde görülmediği belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte şahsi kefalet nedeniyle takibin iptali ve borca itiraz istemine ilişkindir. İcra hukuk mahkemesi, takip dayanağı senedin bono niteliğinde olduğunu ve borçlunun itirazını icra ve iflas mevzuatının aradığı belgelerle ispatlayamadığını belirterek davayı reddetmiştir. Daire, bonoyu kefil sıfatıyla imzalayan kişinin ticaret hukuku uyarınca aval veren sayıldığını, bu nedenle kefalet için aranan eş rızası ve el yazısı koşullarının aranmayacağını; taraflar arasında tüketici işlemi bulunduğu ispatlanamadığından kefaletin adi kefalet sayılamayacağını belirterek borçlunun istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 5. Hukuk Dairesi E. 2018/1056 K. 2018/696 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Tüketici kredisinde kefalet adi kefalet sayıldığından, asıl borçlu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi takibinin sonucu ve hayat sigortasından tahsil bulunup bulunmadığı belirlenmeden, kefil hakkında ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, konut kredisi borçlusunun ölümü üzerine banka tarafından mirasçılar ve kefil hakkında istenen ihtiyati haciz kararına kefilin itirazının reddedilmesine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, kefilin müteselsil kefil olduğu ve kendi borcu için verilmiş rehin bulunmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Kefil istinafında, tüketici işlemi olduğundan kefaletin adi kefalet sayılacağını ileri sürmüştür. Daire, takibin tüketici kredisine dayandığını; asıl borçlu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yürütülen takipte satış bedelinin borcu karşılayıp karşılamayacağının ve hayat sigortasından tahsil bulunup bulunmadığının belirsiz olduğunu saptayarak ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığını kabul etmiş; istinaf başvurusunu kabul edip itirazın reddine dair ek kararı ve ihtiyati haciz kararını kaldırmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!