TBK Madde 71 Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme

Özet 4 fıkra · ~3 dk okuma

TBK 71, önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden doğan zarardan işletme sahibi ile varsa işletenin müteselsilen sorumlu tutulduğu kusursuz tehlike sorumluluğunu düzenler; bu tür faaliyete hukuk düzenince izin verilmiş olsa bile zarar görenler, işletmenin sebep olduğu zararların uygun bir bedelle denkleştirilmesini isteyebilir.

Resmi Metin

Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme

Madde 71- (1) Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur.

(2) Bir işletmenin, mahiyeti veya faaliyette kullanılan malzeme, araçlar ya da güçler göz önünde tutulduğunda, bu işlerde uzman bir kişiden beklenen tüm özenin gösterilmesi durumunda bile sıkça veya ağır zararlar doğurmaya elverişli olduğu sonucuna varılırsa, bunun önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletme olduğu kabul edilir. Özellikle, herhangi bir kanunda benzeri tehlikeler arzeden işletmeler için özel bir tehlike sorumluluğu öngörülmüşse, bu işletme de önemli ölçüde tehlike arzeden işletme sayılır.

(3) Belirli bir tehlike hâli için öngörülen özel sorumluluk hükümleri saklıdır.

(4) Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin bu tür faaliyetine hukuk düzenince izin verilmiş olsa bile, zarar görenler, bu işletmenin faaliyetinin sebep olduğu zararlarının uygun bir bedelle denkleştirilmesini isteyebilirler.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.71 borçlar hukukunun en sert sorumluluğudur: önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğmuşsa, işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur. En kritik nokta şu: kurtuluş kanıtı yoktur. Karşı taraf “uzman bir kişinin tüm özenini gösterdik, tedbir aldık” dese bile sorumluluktan kurtulamaz; faaliyet sıkça veya ağır zarar doğurmaya elverişliyse tehlike sorumluluğu kurulur. Davalı vekiliyseniz özen ispatına yüklenmek yerine illiyet bağının kesilmesini (mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru) tartışmaya odaklanın.

Davacı tarafta sık yapılan hata, “faaliyete izin verilmiş, o halde tazminat olmaz” sanmaktır. Oysa madde tam tersini söyler: faaliyete hukuk düzenince izin verilmiş olsa bile, zarar görenler uygun bir bedelle denkleştirme isteyebilir. Dilekçenizde işletmenin niteliğini ve tehlike yoğunluğunu somutlaştırın; özel kanunda öngörülen tehlike sorumluluğu varsa onu da saklı tutarak talebinizi ikincil dayanakla güçlendirin. İspat yükü tehlikenin önemli ölçüde olduğu ve zararın bu faaliyetten doğduğu noktasında davacıdadır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 71. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “III. Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının dört fıkradan oluşan 70. maddesinde, kusursuz sorumluluk türlerinden biri olan tehlike sorumluluğunun genel ilkesi düzenlenmektedir.

Borçlar Kanunumuzun kaynağını oluşturan İsviçre hukukunda, tehlike sorumluluğunun öngörüldüğü birçok özel kanun bulunduğu halde, Hukukumuzda bu konuya ilişkin yeterli sayılabilecek yasal düzenlemelerin olmaması karşısında, söz konusu maddede tehlike sorumluluğunun genel ilkesinin belirtilmesi uygun görülmüştür.

Maddenin birinci fıkrasında belirtilen ilkeye göre: “Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur.” Bu nedenle, önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetlerini yürüten kişiler, bu faaliyetlerin gerektirdiği izni veya ruhsatı almış olsalar bile, tipik tehlike olgusunun doğurduğu tipik zarardan sorumlu olmaktan kurtulamazlar.

Maddenin ikinci fıkrasının ilk cümlesinde, bir işletmenin, hangi durum ve koşullarda, “önemli ölçüde tehlike arzettiği”nin kabul edileceği düzenlenmiştir. Buna göre: “Bir işletmenin, mahiyeti veya faaliyette kullanılan malzeme, araçlar ya da güçler göz önünde tutulduğunda, bu işlerde uzman bir kişiden beklenen tüm özenin gösterilmesi durumunda bile sıkça veya ağır zararlar doğurmaya elverişli olduğu sonucuna varılırsa, bunun önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletme olduğu kabul edilir.” Bu hüküm uyarınca, önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin beklenmedik hal sonucunda, sık olarak ya da zaman zaman ağır zararlar doğurmaya elverişli ise, söz konusu işletmeyi işleten kişiler hakkında, maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanabilir. Aynı fıkranın son cümlesinde de, özellikle herhangi bir kanunda, benzeri tehlikeler arzeden işletmeler için özel bir tehlike sorumluluğunun öngörülmüş olması durumunda, bu işletmenin de önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletme sayılacağı belirtilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, tehlike sorumluluğu öngören özel kanun hükümlerinin saklı olduğu belirtilmektedir.

Maddenin son fıkrasında ise, hukuk düzenince, önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetine izin verilmiş olsa bile, zarar görenlerin, bu işletmenin faaliyetinden doğan zararlarının, uygun bir bedelle denkleştirilmesini isteyebilecekleri kabul edilmiştir.

Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.71 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2025/108 K. 2025/3543 Onama

Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin (elektrik) faaliyetinden doğan bedensel zarardan işletme sahibi TBK m.71 uyarınca kusursuz sorumludur; zarar görenin illiyet bağını kesmeyen müterafik kusuru bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Detaylı özeti gör

21.05.2016 tarihinde Van'da koyun otlatmaya giden zihinsel engelli davacı, köyündeki yüksek gerilim hattının olması gereken 6 metre yerine yere yaklaşık 2,5-3 metreye kadar sarkan teline temas ederek ağır yanıklar almış ve sağ kolunu yitirmiştir. Davacılar, davalı elektrik dağıtım şirketinden maddi ve manevi tazminat istemiş; şirket ise tellerin düşüklüğüne ilişkin bir ihbar bulunmadığını ve olayda kusuru olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, hattın bakım ve onarımının davalının sorumluluğunda olduğu gerekçesiyle davayı kabul etmiş, davacının müterafik kusuru oranında tazminattan indirim yapmıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, davalının tehlike sorumluluğu kapsamında kusursuz sorumlu bulunduğunu, indirilen müterafik kusurun illiyet bağını kesecek nitelikte olmadığını ve bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2023/2778 K. 2024/824 Onama

Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin (elektrik dağıtım hattı) faaliyetinden doğan zarardan işletme sahibi ve işleten kusursuz olarak müteselsilen sorumlu olup, gerekli güvenlik ve rutin kontrol tedbirlerinin alınmaması ayrıca munzam kusur oluşturur.

Detaylı özeti gör

Davacı, 11.01.2014 tarihinde bindiği minibüsten indiği yerdeki elektrik direğine dokunarak elektrik akımına kapıldığını, bir kolu ve bazı ayak parmakları kesilecek şekilde ağır yaralanıp maluliyete uğradığını ileri sürerek bölgede elektrik dağıtımı yapan davalı şirketten maddi tazminat istemiştir. Davalı, davacının kablo çalmak amacıyla trafo binasında kablo keserken çarpıldığını, direkte topraklama bulunduğunu ve kusuru olmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, davacının kablo keserken çarpıldığının ispatlanamadığını, kuvvetli akım tesisini işleten davalının rutin bakım kontrollerini yapmayıp kayıt altına almamasının munzam (ek) kusur oluşturduğunu belirterek davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, istinafta ileri sürülmeyen itirazların temyizde incelenemeyeceğini de belirterek kararı onamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2023/914 K. 2024/136 Bozma

6098 sayılı Kanun'un 71. maddesi tehlike sorumluluğunun genel düzenlemesi olup, önemli ölçüde tehlike arzeden işletmenin faaliyetinden doğan zarardan işletme sahibi kusursuz sorumludur; özel kanunlardaki tehlike sorumluluğu hükümleri saklı kalır.

Detaylı özeti gör

Davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortasıyla sigortalanan aracın sürücüsünün 10.11.2009'da direksiyon hâkimiyetini kaybetmesiyle oluşan kazada, araçta yolcu olan davacı sol bacağını diz altından kaybetmiş (%42 maluliyet), takılan protezin ve ömür boyu belirli aralıklarla yenilenmesi gereken protezlerin bedelini trafik sigortacısı davalıdan istemiştir. Davalı, protez giderlerinin 2918 sayılı Kanun m.98 uyarınca SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, kendisinden talep edilemeyeceğini savunmuş; uyuşmazlık ileride yapılacak protez giderlerinden kimin sorumlu olduğu noktasında toplanmıştır. Hukuk Genel Kurulu, henüz belgeye bağlanmamış ileride yapılacak protez giderlerinin anılan maddedeki tedavi giderlerinden sayılamayacağını, dolayısıyla SGK'nın değil işleten, sürücü ve trafik sigortacısının sorumlu olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2022/5566 K. 2022/9064 Bozma

Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin maliki ve işleteni, TBK m.71 uyarınca işletme faaliyetinden doğan zarardan kusuru aranmaksızın (kusursuz) sorumludur; bu sorumluluk gözetilerek bilirkişi incelemesi yapılmalıdır.

Detaylı özeti gör

Basit elektrik işleriyle geçinen davacıların desteği, davalılardan birinin isteği üzerine evinin önündeki elektrik direğine arızayı gidermek için çıktığı sırada düşerek vefat etmiş; davacılar destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, ceza dosyası ve son bilirkişi heyet raporuna dayanarak tam kusurun destekte olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi de istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, dosyadaki ilk iki rapor ile hükme esas alınan son rapor arasındaki çelişki giderilmeden ve davalı şirketin tehlike arzeden işletmenin maliki/işleteni olarak kusursuz sorumlu olduğu gözetilmeden hüküm kurulmasını hatalı bulmuş; iş güvenliği ve elektrik mühendislerinden oluşan yeni bir heyetten çelişkileri giderir nitelikte rapor alınması gerektiğini belirterek kararı davacılar yararına bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.71 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 16. Hukuk Dairesi E. 2024/1144 K. 2026/71 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Bölgede elektrik dağıtımı yapan şirketin faaliyeti nitelik itibarıyla tehlike taşıdığından sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu; trafoda çıkan yangında trafonun korunması ve periyodik kontrolü için önlem alınmadığı, üçüncü kişinin kusurunun illiyet bağını kesmediği kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: İş merkezinin bodrum katındaki trafoda çıkan yangın nedeniyle davacı şirketin işyerinde ve cihazlarında oluşan zararın tazmini istemi. İlk derece mahkemesi davayı kabul etti. Davalı elektrik dağıtım şirketi, rapora itirazlarının karşılanmadığını ve havalandırma borusunun trafo üzerine düşmesiyle illiyet bağının kesildiğini ileri sürerek istinaf etti. Daire, dağıtım şirketinin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğunu, trafonun bakım ve korunmasının davalıya ait bulunduğunu, metal parçanın yangından önce düştüğüne dair delil olmadığını, aksi kabul edilse dahi iş merkezi yönetiminin kusurunun illiyet bağını kesmeyeceğini belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetti.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!