TBK Madde 102 Mahsup: b. Kanuna göre

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 102, borçlu kanunen geçerli bir açıklama yapmadığında veya makbuzda açıklık bulunmadığında ödemenin hangi borca mahsup edileceğini kanuna göre belirler: ödeme muaccel borç için yapılmış sayılır; birden çok borç muaccel ise borçluya karşı ilk takip edilen, takip yapılmamışsa vadesi ilk gelen borç için yapılmış kabul edilir; birden çok borcun vadesi aynı anda gelmişse mahsup orantılı olarak yapılır; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.

Resmi Metin

b. Kanuna göre

Madde 102- (1) Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.

(2) Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, taraflar arasında birden çok borç varsa ve ödeme yapılırken hangi borca mahsup edileceği ne sözleşmeyle ne de makbuzla belirlenmemişse devreye girer; TBK m.101 ile birlikte okunmalıdır, çünkü önce tarafın açıklaması esastır, açıklama yoksa bu kanuni sıra uygulanır. Sıra şaşmaz: ödeme önce muaccel borca; birden çok muaccel borç varsa ilk takip edilen borca; takip yoksa vadesi önce gelen borca; vadeler aynıysa orantılı olarak; hiçbiri muaccel değilse güvencesi en az olan borca sayılır. Uygulamada en sık hata bu sırayı karıştırmak ve teminatlı alacağı önce düşmüş saymaktır; oysa güvencesi en az olan, yani teminatsız borç önceliklidir.

Avukat için pratik değer şudur: bir borcun kapandığını ileri süren taraf, mahsubun bu sıraya göre yapıldığını ispatla yükümlüdür (HMK m.190). Müvekkilinizin lehine olan borcun önce düştüğünü otomatik varsaymayın; vade, muacceliyet ve takip tarihlerini dosyadaki belgeyle sabitleyin. Dilekçe taktiği: makbuza tek bir cümle (“işbu ödeme … tarihli borca mahsuben”) koydurmak, bu kanuni sıralamayı baştan bertaraf eder ve ileride doğacak ihtilafı önler.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 102. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 86. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 101. maddesinde, birden çok borcu bulunan borçlunun yaptığı ödemenin, hangi borcu için olduğunu bildirmemesi ve bu konuda makbuzda da bir açıklık bulunmaması durumunda, ödemenin kanunen hangi borç için yapılmış sayılacağı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 86. maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Kanunen mahsup” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Kanuna göre” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.102 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay HGK E. 2017/2332 K. 2021/665 Bozma

Ödemenin hangi borca ait olduğuna dair borçlu veya alacaklı tarafından kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı ve makbuzda da bu yönde açıklık bulunmadığı, birden çok borcun muaccel olduğu hâllerde ödeme, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış sayılır.

Detaylı özeti gör

Haydarpaşa hızlı tren projesinde fore kazık imalatı işini taşeron olarak üstlenen davacı, faturaya dayalı alacağını tahsil için başlattığı icra takibine davalı yüklenicinin itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davası açmıştır. Davalı, alacağın henüz muaccel olmadığını, teminat ve gerekli kesintiler yapıldıktan sonra ödeneceğini savunmuştur. Yerel mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, Özel Dairenin bozması üzerine direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, alacağın muacceliyetine ilişkin (1 numaralı) uyuşmazlıkta direnmeyi yerinde bularak davalı vekilinin temyiz itirazlarını reddetmiş; ancak davalının yargılama aşamasında sunduğu, üzerinde "Hidrotemel cari hesap ödemesi" yazılı 03.03.2014 tarihli dekontla yapılan 10.369,67 TL'lik kısmî ödemenin, TBK m.102 gereği takip ve dava konusu borç için yapılmış sayılması ve infaz sırasında icra müdürlüğünce dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle (2 numaralı uyuşmazlık yönünden) direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay 3.HD E. 2020/4271 K. 2020/7039 Bozma

Ödeme belgesinde (havale veya makbuzda) kanunen geçerli bir açıklama bulunması hâlinde ödeme bu açıklamaya göre yapılmış sayılır; açıklamanın aksini ispat yükü, açıklamaya karşı çıkan tarafa aittir ve bu yük ters çevrilerek hüküm kurulamaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalının talebi üzerine banka havalesiyle "emanet borç para" açıklaması altında 60.000 TL gönderdiğini, davalının bu parayı geri ödemeyip başlatılan icra takibine haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile inkar tazminatını talep etmiştir. Davalı ise tarafların ortak iş yaptığını, havalenin borç olarak değil davacı adına yapılan harcamalar nedeniyle doğan borcun iadesi olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi, davacı tanıklarının paranın şantiye masrafları için gönderildiği yönündeki beyanlarına dayanarak davayı reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi de tarafların istinaf başvurularını ayrı ayrı esastan reddetmiştir. Yargıtay, havale üzerinde "emanet borç para" kaydı bulunması nedeniyle aksini ispat yükünün davalıda olduğunu, mahkemenin ispat yükünü ters çevirip davacı tanık beyanlarını gerekçe göstererek davayı reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararı davacı yararına bozmuştur.

Yargıtay 3.HD E. 2017/4660 K. 2019/6415 Bozma

Borçlu ödeme sırasında geçerli bir açıklama yapmışsa (örneğin ödemenin belirli bir dönem kira bedeli olduğunu belirtmişse), alacaklı bu ödemeyi kendi iradesiyle borçlunun eski ya da başka borçlarına mahsup edemez; ödeme, açıklamada gösterilen borç için yapılmış sayılır.

Detaylı özeti gör

Kiraya veren, 03/08/2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesine dayanarak 2015 yılı Ocak, Şubat ve Mart ayının 10 günlük kira bedellerinin (toplam 8.430,96 TL) tahsili için kiracı hakkında icra takibi başlatmış, takibe itiraz üzerine itirazın iptali davası açmıştır. Kiracı, 15/01/2015 tarihinde "Ocak 2015" açıklamasıyla ödeme yaptığını ve 5.500 TL depozitonun kira alacağından mahsubu gerektiğini savunmuş; kiraya veren ise bu ödemenin önceki dönem kira borçlarına mahsup edildiğini, ayrıca kiralanandaki zarar nedeniyle depozitonun iade edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Sulh hukuk mahkemesi, kiracının ödemeyi ispatlayamadığı gerekçesiyle davayı kabul etmişse de Yargıtay, TBK m.102 uyarınca "Ocak 2015" açıklamalı ödemenin kiraya verence eski borçlara mahsup edilemeyeceğini ve takibe konu Ocak kira bedelinin ödendiğinin gözetilmesi gerektiğini, ayrıca depozitonun mahsubu konusunda hiçbir değerlendirme yapılmadığını belirterek hükmü davalı yararına bozmuştur.

Yargıtay 3.HD E. 2017/1352 K. 2017/16261 Bozma

Ödeme yapılırken hangi borca ilişkin olduğu makbuzda açıklanmamışsa, yapılan ödeme öncelikle muaccel olan borca mahsup edilir; birden fazla kira borcu bulunan durumda ödemelerin bu kurala göre değerlendirilmesi gerekir.

Detaylı özeti gör

Otel işleten davacı kiracı, davalı kiraya verenle 01/01/2008 tarihli on yıllık kira sözleşmesi kapsamında 2012 yılı kira bedelinin banka ödemeleri ve kira borcuna mahsuben yapılan kredi ödemeleriyle karşılandığını ileri sürerek bu yıla ait kira borcu bulunmadığının tespitini istemiş; davalı ise ödemelerin gecikmeli 2011 yılı kirasına ve krediye ilişkin olduğunu savunmuştur. Sulh hukuk mahkemesi davayı kabul etmişse de, dosyadaki bilirkişi raporları (kimi kez kiracının borçlu olmadığı, kimi kez kiraya verenin alacaklı olduğu yönünde) birbiriyle çelişkilidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kira açıklaması taşımayan dekontların tek başına kira ödemesi sayılamayacağını, yalnızca kira ödemesine ilişkin dekontlar ile tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde denetime elverişli bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek, çelişki giderilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulmasını hatalı bulmuş ve kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.102 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2020/1391 K. 2023/514 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Aynı alacaklının borçlu aleyhine iki ayrı icra takibi başlattığı olayda, borçlunun yaptığı 50.000 TL'lik ödemenin yasa gereği ilk olarak takip edilen borç için yapılmış sayılacağı; bu nedenle takip tarihi itibarıyla dava konusu faturalardan doğan bir alacak kalmadığı sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Faturalara dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak davanın kabulüne karar vermiştir. Daire, borçlunun ödeme savunmasını incelemek üzere bankadan dekont celbetmiş; aynı alacaklı tarafından borçlu aleyhine iki ayrı icra takibi başlatıldığını ve dava konusu takibin bunların ilki olduğunu saptamıştır. TBK m.101 ve 102 uyarınca 50.000 TL'lik ödemenin ilk olarak takip edilen borç için yapılmış sayılması gerektiği sonucuna varan daire, takip tarihi itibarıyla alacak kalmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunu kabul ederek kararı kaldırmış, davayı ve borçlunun kötüniyet tazminatı istemini reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2020/377 K. 2022/949 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Cari hesabın tamamı dava konusu olmadığından inceleme takibe konu faturalarla sınırlandırılmış; hangi borca ilişkin olduğu belirtilmeyen ödemelerin TBK m.102 uyarınca öncelikle takip konusu faturalara sayılacağı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Borçlu, ürünlerin eksik teslim edildiğini ve kısmi ödeme yaptığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, cari hesap ilişkisini de inceleyen bilirkişi raporuna dayanarak davanın tam kabulüne karar vermiştir. Daire, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı olduğunu, cari hesabın tamamı dava konusu olmadığından incelemenin takibe konu iki faturayla sınırlı tutulması gerektiğini, borçlunun dekontlarla kanıtladığı ödemelerin TBK m.102 uyarınca öncelikle bu faturalara sayılacağını belirtmiş; kararı kaldırıp yeniden esas hakkında hüküm kurarak itirazın kısmen iptaline karar vermiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2020/378 K. 2022/374 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Banka havalesiyle yapılan ödemenin dekontunda hangi fatura ya da borç için yapıldığı belirtilmemişse, ödemenin icra takibine konu edilen faturalar için yapıldığının kabulü gerektiği; borç dava açılmadan önce ödendiğinden itirazın iptali davasında hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri sözleşmesinden doğan fatura alacağı için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, borçlunun takipten sonra takip borcunu aşan tutarda açıklamasız banka havalesi yaptığını, ödemenin takibe konu faturalara mahsup edilmiş sayılacağını, dava açılmadan önce borç sona erdiğinden hukuki yarar bulunmadığını belirterek davayı usulden reddetmiş ve maktu vekalet ücretine hükmetmiştir. Daire, açıklamasız ödemenin takibe konu faturalar için yapılmış sayılacağını ve dava şartı yokluğundan reddedilen davada maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olduğunu belirterek her iki tarafın istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 10. Hukuk Dairesi E. 2019/1690 K. 2020/1856 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Birden çok alacaklının bulunduğu ilamlı takipte kısmi ödemenin hangi alacaklının asıl alacağından ve faiz kalemlerinden ne oranda düşüleceği oranlama yöntemiyle saptanmalıdır; bu hesaplama bilirkişi incelemesini gerektirdiğinden, rapor alınmadan icra emrinin düzeltilemeyeceği belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: İlama dayalı takipte düzenlenen icra emrinin, dayanak ilamda borçlunun sınırlı sorumlu tutulduğu kalemleri göstermediği ve daha önce yatırılan kısmi ödemenin mahsup edilmediği ileri sürülerek düzeltilmesi istenmiştir. İcra hukuk mahkemesi, ek avans yatırılmadığı için hesaplama yapılamadığı gerekçesiyle şikayeti usulden reddetmiştir. Daire, birden çok alacaklının bulunduğu bu takipte kısmi ödemenin hangi alacak ve faiz kalemlerinden hangi oranda düşüleceğinin ancak bilirkişi incelemesiyle belirlenebileceğini, bu inceleme yapılmadan icra emrinin düzeltilemeyeceğini belirtmiş; şikayetin usulden değil esastan reddi gerekirken usuli kazanılmış hak nedeniyle hüküm fıkrasının değiştirilmediğini açıklayarak istinaf başvurusunu reddetmiş, ilk derece kararını yalnızca gerekçe hatası nedeniyle kaldırıp şikayetin usulden reddine hükmetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2019/724 K. 2020/966 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Havale dekontunda hangi borca ilişkin olduğu yönünde açıklama bulunmadığında ödemenin mevcut borç için yapıldığının kabulü gerektiği; havalelerin başka bir borç için yapıldığı alacaklı tarafça ispat edilemediğinden bu ödemelerin alacaktan düşülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Toptan gıda satışına ilişkin faturalara dayalı icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesi, malların borçluya teslimi ve alacak ilişkisi ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, borçlunun duruşmada borcu ödediğini savunmasıyla malları teslim aldığını ve borcu kabul ettiğini, uyuşmazlığın yalnızca ödeme noktasında toplandığını belirlemiş; dekontlarında açıklama bulunmayan havalelerin mevcut borca sayılması gerektiğini kabul ederek bakiye alacağı hesaplamış, ilk derece kararını kaldırarak davayı bu miktar üzerinden kısmen kabul etmiştir.

Diğer kararlar (2)
Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2018/1283 K. 2020/557 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Hangi borca ilişkin olduğu açıklanmayan banka ödemesinin, TBK m.102 uyarınca muaccel borç için yapıldığı kabul edilmiş; alacaklı takip konusu borcun bu ödemeden sonra doğduğunu ya da ödemenin başka bir borca ait olduğunu ispatlayamadığından itirazın iptali istemi reddedilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Ticari alışverişten kaynaklanan alacağın tahsili için takip başlatan satıcı şirket, itiraz üzerine itirazın iptali davası açmıştır. Ticari defterler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde takip konusu borcun banka aracılığıyla ödendiği, bu ödemenin alacaklının kayıtlarında görünmediği belirlenmiş; ilk derece mahkemesi davayı reddederek alacaklıyı kötü niyet tazminatına mahkum etmiştir. Daire, ödemeye ilişkin banka kayıtlarını ilgili kurumdan getirtip dekontu dosyaya kazandırmış; ödemenin hangi borca ilişkin olduğu açıklanmadığından TBK m.102 uyarınca muaccel borç için yapıldığının kabulü gerektiğini, alacaklının aksini ispatlayamadığını belirtmiştir. Eksik inceleme nedeniyle istinaf başvurusunu kabul ederek kararı kaldırmış, yeniden hüküm kurarak davayı reddetmiş ve kötü niyet tazminatına ilişkin kabulü yerinde bulmuştur.

Adana BAM · İstinaf · 8. Hukuk Dairesi E. 2019/410 K. 2020/551 Düzelterek Esastan Red

Hangi borca ilişkin olduğu belirtilmeyen bakiye ödemenin muacceliyeti önce gelen alacaklara sayılacağı; çalışma ücretlerinin ayı takip eden ayda, yıllık izin ücretinin fesihte muaccel olduğu esas alınarak bakiyenin çalışma ücretlerine oransal bölüştürüldüğü belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Hamurkar olarak çalışan işçi, kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretleri ile asgari geçim indirimi istemiştir. İlk derece mahkemesi, işverenin bankaya yatırdığı 20.000 TL'yi önce çalışma ücretlerinden mahsup ederek bu alacakları reddetmiş, kalanı kıdem tazminatından düşmüştür. Daire, ödemenin tazminat açıklamasıyla yapıldığını, bu nedenle önce kıdem tazminatına sayılması gerektiğini, kalan tutarın ise muacceliyeti önce gelen çalışma ücretlerine oransal olarak bölüştürülmesi gerektiğini belirtmiş; mahsup sırasındaki hatayı gidermek için hükmü düzeltilmek üzere kaldırıp yeniden hüküm kurmuş, bunun dışındaki istinaf taleplerini esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!