TBK Madde 55 Ölüm ve bedensel zarar: c. Belirlenmesi

Özet 4 fıkra · ~5 dk okuma

TBK 55, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağını düzenler; kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler bu zararların belirlenmesinde gözetilemez ve zarardan ya da tazminattan indirilemez, hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz.

Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlem ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.

Maddeye 7589 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle eklenen ve 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren üçüncü ve dördüncü fıkralar, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalanların kayıplarına özgü olmak üzere, kanuni faizin başlangıcını kazancın bilindiği ve bilinemediği döneme göre ayırmakta; bu tazminatlar için tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedelin, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsubunu öngörmektedir. Aynı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca bu iki fıkra yalnız 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır.

Yürürlükte Kanunla eklenen fıkra 7589 s.K. m.18 (31 Temmuz 2026)

Resmi Metin

c. Belirlenmesi

Madde 55- (1) Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.

(2) Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.

(3) Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.

Ek hüküm: · 7589 s.K. m.18

(4) Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.

Ek hüküm: · 7589 s.K. m.18

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Norm Durumu ve Değişiklikler

Bu madde yürürlüktedir; aşağıdaki fıkra(lar) maddeye sonradan kanunla eklenmiştir:

  1. Kanunla eklenen fıkra 3. ve 4. fikra 7589 s.K. m.18 · RG 31/7/2026, S.33326 Türk Borçlar Kanunu m.55'e, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle üçüncü ve dördüncü fıkralar eklenmiştir. Değişiklik, 7589 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi uyarınca 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Üçüncü fıkra, kanuni faizin başlangıcını; çalışma gücü kaybında zarar görenin, destekten yoksun kalmada ise destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği ve bilinemediği dönemlere göre ayırır: bilinen döneme ilişkin tazminat toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten, bilinemeyen döneme ilişkin toplama ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. Dördüncü fıkra, aynı kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedelin, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilmesini öngörür. 7589 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca bu iki fıkra, yürürlüğe girdikleri tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır; bu tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından Türk Borçlar Kanunu m.55'in değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

Avukat Yorumu

TBK m.55, bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatının hesabını sıkı kurallara bağlar. Pratikte en kritik etkisi denkleştirme kaleminde görülür: kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler (yardım, bağış, hatır niteliğindeki ödemeler) bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarardan veya tazminattan indirilemez. Karşı taraf bu kalemleri mahsup ettirmeye çalışır; davacı vekilinin görevi, ödemenin niteliğini ortaya koyup indirim talebine itiraz etmektir. İkinci kural, hesaplanan tazminatın miktar esas alınarak hakkaniyetle artırılıp azaltılamamasıdır; yani sonuç rakamı “çok yüksek/düşük” denilerek törpülenemez. Hakkaniyet, kusur paylaşımı veya müterafik kusur (TBK m.52) gibi yerlerde devreye girer, nihai miktarın üzerinde değil.

Zarar gören, TBK m.50 uyarınca zararını ve zarar verenin kusurunu, genel ispat kuralı gereğince de (HMK m.190) fiil ile zarar arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür; kusursuz sorumluluğun söz konusu olduğu hâllerde kusur ispatı aranmaz. Hesap çoğunlukla aktüer bilirkişiyle yapılır. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlem ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.

7589 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle eklenen üçüncü fıkra (yürürlük 31 Temmuz 2026), çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin kayıplarında kanuni faizin başlangıcını böler: kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminat toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten, bilinemediği döneme ilişkin toplama ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. Değişikliğin gerekçesi, henüz elde edilme zamanı gelmemiş ve varsayıma dayalı olarak belirlenen tazminat toplamına olay tarihinden faiz işletilmesinin tazminat yükünü ciddi oranda ağırlaştırmasıdır. Kanun lafzı ölçütü “zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancı” biçiminde ayrımsız kurar; gerekçenin hesap esasını anlattığı bölümden çıkan eşleme şudur: çalışma gücü kaybında zarar görenin, destekten yoksun kalmada ise olayın mağduru olan, destekte bulunan kişinin (ölenin) kazancı esas alınır. Destekten yoksun kalma dosyasında davacının kendi kazancı üzerinden dönem kurgusu yapılması bu sebeple hatalı olur. Gerekçe kavramları da tanımlar: bilinen dönem, hesaplamanın yapıldığı tarih itibarıyla kazancın belirlenmesine esas alınan verilerin açıkça bilindiği dönemdir; bilinemeyen dönem ise bu verilerin bilinememesi nedeniyle bilinen son ücretten hareketle hesaplanan dönemdir. Gerekçe, uygulamada bilinemeyen dönemin geleceğe yönelik kazanç hesabına karşılık geldiğini de belirtir; buna karşılık tanımın ölçütü takvim değil verinin bilinirliği olduğundan, kazancın belgelenemediği hâllerde ayrımın nasıl kurulacağı uygulamaya kalmaktadır. Bu ayrımın pratik sonucu doğrudandır: bir dönemin bilinemeyen sayılması, o kısma ilişkin faizi olay tarihinden karar tarihine taşır. Fıkradaki “karar tarihi” ile hangi kararın kastedildiği kanunda ve gerekçede belirtilmemiştir.

Dördüncü fıkra, aynı kayıplara bağlı tazminatlarda tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedelin, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsubunu öngörür. Bu kural, birinci fıkradaki denkleştirme yasağının karşı kutbudur: ifa amacı taşımayan ödeme hiç indirilemezken, ifa amacıyla yapılan ödeme bu fıkraya göre mahsup edilir; dolayısıyla dosyadaki her ödemenin önce niteliği belirlenmelidir. Gerekçe, uygulamadaki iki yöntemden ikincisinin tercih edildiğini belirtir: oran, ödemenin yapıldığı tarih itibarıyla davacının zararına göre bulunur; indirim ise hükme esas alınan hesap raporunun düzenlendiği tarih itibarıyla belirlenen toplam tazminata bu oranda uygulanır. Gerekçe tercih sebebini taraflar arasındaki menfaat dengesinin sağlanması, kanuni düzenlemeyle uygulama birliğinin sağlanması ve zararın bir an önce karşılanması olarak açıklar. Kanun lafzındaki “ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından” ifadesi, mahsubun uygulanacağı taban olarak da oranın hesaplanacağı taban olarak da okunabilir; fark içtihatla netleşecektir. Eşiğin tahkikatla çizilme sebebi, sürekli yeni bilirkişi raporu alınmasının yargılamayı uzatmasını önlemek ve zararın bir an önce giderilmesidir; tahkikat ön inceleme tamamlanmadan başlamayacağından (HMK m.137/2), dava açılmadan yapılan ve ön inceleme aşamasındaki ödemeler bu eşiğin içinde kalır. Eşiğin tam anı kanunda tanımlanmamıştır. Gerekçeye göre tahkikat başladıktan sonra yapılan ödemelerde oransal hesap yapılmaz; ödeme, işlemiş kanuni faiziyle birlikte toplam tazminattan mahsup edilir. Gerekçe ayrıca mahsubun tabiatı gereği öncelikle bilinen dönem için hesaplanan tazminattan yapılacağını söyler; faiz başlangıcı iki kola bölündüğü için bu sıra sonucu doğrudan etkiler. Ödenen kısım için ödeme tarihine kadar işlemiş faizin ayrıca istenip istenemeyeceği fıkrada düzenlenmemiştir; talep dilekçesinde bu kalem gözden kaçırılmamalıdır. Rücu edilebilen sosyal güvenlik ödemelerinin “ifa amacıyla ödenen bedel” sayılıp sayılmayacağı da fıkranın lafzından doğrudan çıkmamaktadır.

Zaman bakımından uygulama. 7589 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca bu iki fıkra, yalnız 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır; ölçüt dava ya da karar tarihi değil, olayın meydana geldiği tarihtir. Kanun “sonra” ve “önce” dediğinden, tam 31 Temmuz 2026 günü meydana gelen olayın hangi rejime gireceği açık bırakılmıştır. Bu tarihten önce meydana gelen olaylarda maddenin değişiklikten önceki hükümleri uygulanmaya devam olunur; maddenin o hâlinde faize ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından temerrüt ve faiz genel hükümlere (TBK m.117 vd.) göre çözülür. Kapsam dardır. Yeni fıkralar yalnız çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar (TBK m.53’ün ikinci bendinin ikinci kısmı ile m.54’ün üçüncü bendi) ve ölenin desteğinden yoksun kalma kayıpları (TBK m.53’ün üçüncü bendi) içindir. Ölüm hâlinde cenaze giderleri ile ölüm hemen gerçekleşmemişse yapılan tedavi giderleri, bedensel zarar hâlinde ise tedavi giderleri, kazanç kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar, ayrıca manevi tazminat (TBK m.56) kapsam dışındadır. Bu kalemlerde üçüncü fıkradaki faiz başlangıcı ayrımı uygulanmaz ve faiz başlangıcı genel hükümlere göre belirlenir. Çok kalemli dosyalarda bilirkişiden hesabın bu ayrıma göre yapılması istenmelidir. Maddenin ikinci fıkrasındaki yollama nedeniyle yeni fıkraların idari yargıdaki tam yargı davalarında da uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca değerlendirilmelidir. Üçüncü fıkra işletilecek faizi kanuni faiz olarak belirler; uygulanacak oran, 7589 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle değiştirilen 3095 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenir. 7589 sayılı Kanunun usule ilişkin değişiklikleri de ayrıca değerlendirilmelidir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.55 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2024/250 K. 2025/354 Bozma

TBK m.55 gereği gerçek zararın tespiti kanun hükümleri ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre yapılır; bu resen araştırılması gereken bir konu olduğundan, tarafın eksik bilirkişi raporuna itiraz etmemesi karşı taraf lehine usulî kazanılmış hak doğurmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı şirkete ait otel inşaatında 25.11.2014 tarihinde meydana gelen iş kazasında yaralanan işçinin vefatı üzerine davacı, mirasçılara ödediği tazminatı, sorumluluğu poliçede ferdi kaza başına 50.000 Euro ile sınırlanan davalı sigortacıdan rücuen talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise alacağı yabancı para cinsinden kısmen kabul ederek Özel Daire bozmasına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, birinci uyuşmazlık yönünden direnmeyi yerinde görüp davalının temyiz itirazlarını reddetmiş; ancak davalının sorumlu olduğu gerçek zararın belirlenmesinde eksik bilgi ve belgeye dayanan bilirkişi raporuyla yetinilmesini hatalı bularak ikinci uyuşmazlık yönünden direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2018/927 K. 2021/531 Onama

Bedensel ve ölüme bağlı zararlarda hesaplanan tazminat, hakkaniyet düşüncesiyle artırılıp azaltılamaz; aile içi bakım ve dayanışma gerekçesiyle bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılamaz.

Detaylı özeti gör

Arkeolojik kazıda işçi olarak çalışan davacı, dar bir kazı çukuru yolunda yürürken düşerek iş kazası geçirmiş ve %100 malul kalmıştır. Açtığı tazminat davasında bilirkişi, meslekte kazanma gücü kaybına dayalı tazminat ile brüt asgari ücret üzerinden bakıcı giderini hesaplamış, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değeri mahsup edilerek maddi tazminat belirlenmiştir. Özel Daire, aile içi bakım ve dayanışma nedeniyle bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği yönünde bozma yapmış; yerel mahkeme buna direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, zarar görenin aile bireylerinin bakım dayanışmasının haksız fiil failine hizmet eder şekilde zarar sorumlusu lehine yorumlanamayacağını belirterek direnme kararını isabetli bulmuş ve onamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2015/17972 K. 2016/11289 Bozma

Bedensel zararların TBK m.55 uyarınca hesaplanmasında, meslekte kazanma gücü kaybı oranı kanaat verici ve çelişkisiz bir rapora dayanmalıdır; itiraza uğrayan, çelişkili ve yetersiz rapor esas alınarak tazminat belirlenemez.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı vakfa ait kesimhanede bulunduğu sırada kasabın elinden kaçan büyükbaş hayvanın çarpması sonucu yaralanmış; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak istediği maddi tazminatı ıslahla 30.204 TL'ye yükseltmiştir. Yerel mahkeme vakfı hayvan bulunduran sıfatıyla kusursuz sorumlu kabul edip davayı kabul etmiş, diğer davalı hakkındaki davayı ise husumet yokluğundan reddetmiştir. Yargıtay, vakfın kusursuz sorumluluğunu yerinde bulmakla birlikte; davalının, davacının bekleme salonunu terk edip kesim yerine inmesi yönündeki bölüşük kusur savunmasının keşif ve bilirkişi incelemesiyle araştırılmadığını, ayrıca Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nin %9,3 meslekte kazanma gücü kaybını gerekçe göstermeden bildiren raporunun kanaat verici ve çelişkisiz olmadığını, Adli Tıp Genel Kurulu'ndan rapor alınması gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2015/1407 K. 2015/1747 Bozma

TBK m.55 kamu düzenine ilişkin olsa da, ilk mahkeme kararından sonra yürürlüğe girmesi karşısında, daha önce taraflar lehine doğmuş usuli kazanılmış hakkı ortadan kaldırmaz; bu hakka aykırı biçimde m.55'e dayanılarak tazminat yeniden hesaplanamaz.

Detaylı özeti gör

İş kazasında %90 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan ve olayda %20 müterafik kusuru bulunan sigortalı işçi, maddi ve manevi zararının giderilmesi için davalı D.. İnşaat ve Ticaret A.Ş. ile diğer şirketlere tazminat davası açmıştır. İlk hüküm Özel Dairece bozulup mahkemece bozmaya uyulduktan sonra, mahkeme ilk karardan sonra yürürlüğe giren TBK m.55'i kamu düzenine ilişkin sayarak maddi tazminatı ikinci bilirkişi raporuna göre yeniden hesaplamış; oysa davacı vekili 14.12.2011 tarihli hesap raporuna yazılı itirazda bulunmadığından, taraf denetimine tabi bu rapordaki tazminat miktarı yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur. Hukuk Genel Kurulu, bu kazanılmış hakkın göz ardı edilerek önceki kararda direnilmesini usul ve yasaya aykırı bularak, direnme kararının Özel Daire bozma kararı doğrultusunda bozulmasına oybirliğiyle karar vermiştir.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.55 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 3. Hukuk Dairesi E. 2024/2878 K. 2024/2924 Düzelterek Esastan Red

Destekten yoksun kalma ve iş gücü kaybı zararının belirlenmesinde TRH 2010 yaşam tablosu ile progresif rant yönteminin kullanılması ve rapor tarihine en yakın yıl asgari ücret verilerinin esas alınması yerinde görülerek, hesap raporuna yönelik istinaf başvuruları haksız bulunmuştur.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Nişan törenine giden yolcuları taşıyan minibüsün virajda devrilmesi sonucu birden çok kişinin öldüğü, bir kısmının yaralandığı kazada, ölenlerin yakınları ile yaralananlar destekten yoksun kalma, iş gücü kaybı, cenaze gideri ve manevi tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, sürücünün tam kusurlu olduğu raporunu, maluliyet ve hesap raporlarını yerinde bulmuş; zamanaşımı, sigortaya usulüne uygun başvurulmadığı, geçici iş göremezliğin teminat dışı olduğu, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği ve zorunlu olmayan cenaze merasimi giderlerinin de istenebileceği yönündeki istinaf sebeplerini reddetmiş; manevi tazminatın her bir davacı ve her bir ölüm yönünden ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı düzelterek yeniden hüküm kurmuştur.

Adana BAM · İstinaf · 3. Hukuk Dairesi E. 2021/2533 K. 2023/1456 Düzelterek Esastan Red

Destekten yoksun kalma zararının hesabında çalışma hayatının aktif ve pasif dönem olarak ayrıldığı; pasif dönemde esas alınan ücretin bir çalışmanın karşılığı olmadığı, bu nedenle zararın asgari geçim indirimsiz asgari ücret düzeyinde kabul edildiği belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, trafik kazasında annelerini kaybeden davacıların destekten yoksun kalma maddi tazminat davasını kabul edip manevi tazminat davasını kısmen kabul etmiş; davacılar vekili maddi tazminat hesabı (desteğin geliri) ve manevi tazminat miktarına itirazla istinafa başvurmuştur. Adana BAM, desteğin asgari ücret üzerinde gelir elde ettiğinin kanıtlanamadığını belirterek maddi tazminata yönelik istinafı reddetmiş; ancak tarafların ekonomik-sosyal durumu, kusur oranları (davalı sürücü %85, müteveffa %15) ve TMK m.4 hakkaniyet ilkesi çerçevesinde hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğunu, artırılması gerektiğini saptamıştır. Yeniden yargılamaya gerek bulunmadığından, manevi tazminat miktarını artırarak HMK m.353/1-b-2 uyarınca kararı düzelterek yeniden esas hakkında karar vermiştir.

Adana BAM · İstinaf · 3. Hukuk Dairesi E. 2021/2444 K. 2023/1182 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Destekten yoksun kalma tazminatının hesabında, hükme esas alınan aktüer raporunun TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılarak hazırlanmış olması yerinde görülmüş, hesaplama yöntemine yönelik istinaf istemi kabul edilmemiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Trafik kazasında küçük kızı vefat eden davacı anne, destekten yoksun kalma maddi tazminatı için sigorta şirketine dava açmış; ilk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiştir. Davalı sigorta vekili; kusur oranı, hesap yöntemi ve anne lehine hesaplanan tazminattan yetiştirme gideri düşülmemesi yönlerinden istinafa başvurmuştur. Adana BAM, kusur belirlemesini olayın oluşuna uygun, hesap raporunu yöntem yönünden yerinde bulmuş; annenin çalışmaması nedeniyle yetiştirme giderinin düşülmemesinin yerleşik ilkelere uygun olduğunu belirterek davalının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!