TBK Madde 83 Şahsen ifa zorunluluğunun olmaması

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 83, borcun bizzat borçlu tarafından ifasında alacaklının menfaati bulunmadıkça borçlu borcunu şahsen ifa etmekle yükümlü olmadığından, edim üçüncü kişi tarafından da ifa edilebilir.

Resmi Metin

Şahsen ifa zorunluluğunun olmaması

Madde 83- Borcun, bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde alacaklının menfaati bulunmadıkça borçlu, borcunu şahsen ifa etmekle yükümlü değildir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Pratikte borçluyla muhatabınız sandığınız edimi üçüncü bir kişinin ifa etmesi sık çıkar. TBK m.83 kuralı nettir: alacaklının, borcun bizzat borçlu tarafından yerine getirilmesinde korunmaya değer bir menfaati yoksa, borçlu şahsen ifaya zorunlu değildir; üçüncü kişi ifa edebilir ve alacaklı, geçerli bir sebep yokken bunu reddedemez. Sunum gereği gibi yapıldığı hâlde reddedilirse alacaklı temerrüdü doğabilir; bu da müvekkiliniz alacaklıysa aleyhine, borçlu cephesindeyseniz lehinize çevirebileceğiniz bir kozdur.

Sık yapılan hata, her edimi şahsa bağlı sanmaktır. Dilekçe ve savunmada ispat yükü sizdedir: edimin neden bizzat borçluya bağlı olduğunu (hekim, ressam, sanatçı, güvene dayalı iş gibi kişisel beceri veya itimat unsuru) somut olgularla ortaya koyun. Para borcu ve sıradan edimlerde bu menfaat genelde yoktur. Ayrıca üçüncü kişinin ifası ile halefiyet (ödeyenin alacaklının yerine geçmesi) farklı konulardır; bunu TBK m.127 çerçevesinde ayrı değerlendirin ve talebinizi buna göre kurun.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 83. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 67. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 82. maddesinde, hangi durumda borcun, borçlu tarafından şahsen ifasının zorunlu olmadığı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 67. maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Umumi Esaslar / I. Bizzat borçlu tarafından ifa” şeklindeki ibareler, Tasarıda “A. Genel olarak / I. Şahsen ifa zorunluluğunun olmaması” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.83 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2023/2686 K. 2024/938 Onama

Kanun, borcu kimin ifa edeceği yönünden genel bir kural getirmekle birlikte ifanın kime karşı yapılacağını belirlememiştir; alacaklı dışındaki bir üçüncü kişiye yapılan ifa ancak alacaklının onayıyla borcun ifası yerine geçer, böyle bir yetkilendirme yoksa üçüncü kişiye yapılan ödeme borçlu iyiniyetli olsa dahi onu borcundan kurtarmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalıdan 2014 yılında 150.000 TL bedelle bir daire satın aldığını, 100.000 TL peşinat ödediğini, kalan bedelden 8.000 TL'yi de 03.12.2014 tarihli ara protokol başlıklı belgeyle elden verdiğini, buna rağmen tapu devrinin yapılmadığını belirterek başlattığı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptalini ve icra inkar tazminatını istemiştir. Davalı, yalnızca 8.000 TL aldığını ve bu tutarı banka yoluyla iade ettiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, söz konusu 8.000 TL'nin davacının ağabeyinin hesabına yatırıldığını, ağabeyin sözleşmenin tarafı olmadığını ve ödemenin davacıya yapıldığının ispatlanamadığını kabul ederek 108.000 TL asıl alacak ile 54.192,33 TL işlemiş faiz yönünden itirazın iptaline ve yüzde yirmi icra inkar tazminatına hükmetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, alacaklının onayı olmadan üçüncü kişiye yapılan ödemenin borçluyu borcundan kurtarmayacağını belirterek kararı onamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/2700 K. 2017/1462 Direnme Bozuldu

Borcun bizzat borçlu tarafından ifası zorunlu olmadığı hâllerde ödeme üçüncü kişi tarafından da yapılabilir; ancak üçüncü kişiye ait bir alacağın borca mahsubu, mahsup talebi o alacağın kendi alacaklısından gelmedikçe ifa yerine geçmez ve bu yolla borcun ifa edildiğini ileri süren taraf iddiasını ispatla yükümlüdür.

Detaylı özeti gör

Davacı, iş yerini davalı sigorta şirketine 06.12.2008 ile 06.12.2009 dönemini kapsayan iş yeri poliçesiyle sigortalattığını, 26.01.2009 tarihinde iş yerinde hırsızlık olduğunu ve tazminatın ödenmediğini ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL istemiştir. Davalı sigorta şirketi primin yatırılmadığını, bu nedenle teminatın başlamadığını savunmuştur. Davacı, 189,51 TL tutarındaki primi peşin ödediğini, ayrıca dava dışı bir kişiye ait süresinden önce sona eren poliçeden doğan prim iadesi alacağının bu poliçeye mahsup edildiğini ileri sürmüştür. Yerel mahkeme davayı kabul etmiş, Özel Daire hükmü bozmuş, mahkeme önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, mahsuba konu prim iadesi alacağının alacaklısının davacı olmadığını ve mahsup talebinin o alacağın alacaklısından gelmediğini, rizikodan sonra 30.07.2010 tarihinde yapılan 71,06 TL tahsilatın da sorumluluk doğurmayacağını belirterek direnme kararını bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.83 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 17. Hukuk Dairesi E. 2024/1393 K. 2025/1530 Usulden Red

Kaçak su bedelinin istirdadı davasında ilk derece mahkemesi, red gerekçesinde borcun TBK m.83 uyarınca üçüncü kişi tarafından da ifa edilebileceğini belirtmiş; daire ise kararın kesinlik sınırı altında kalması nedeniyle istinaf başvurusunu usulden reddetmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, kaçak su kullanımı nedeniyle dava dışı bir kişi adına düzenlenen tespit tutanağına dayalı faturanın, davacı şirketin otomatik ödeme talimatı verdiği banka hesabından tahsil edilmesi üzerine ödenen 14.174,51 TL'nin istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, ödemenin ihtirazi kayıt konulmaksızın yapıldığını ve TBK 83 uyarınca borcun üçüncü kişi tarafından ifasının mümkün olduğunu belirterek davayı reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi esasa girmemiş; karar tarihi olan 2023 yılı itibarıyla kesinlik sınırının 17.830,00 TL olduğunu, dava değerinin bunun altında kaldığını ve gerekçeli kararda sehven istinaf yolunun açık gösterilmesinin kesin karara karşı başvuru hakkı sağlamayacağını belirterek istinaf başvurusunu HMK 352/1-b uyarınca usulden reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!