TBK Madde 131 Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi

Özet 3 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 131, asıl borç ifa ya da başka bir sebeple sona erdiğinde rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi ona bağlı hak ve borçların da sona ermesini düzenler. İşlemiş faiz ile ceza koşulunun ifası, sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bildirimle ya da durum ve koşullardan saklı tutulmuşsa istenebilir; taşınmaz rehni, kıymetli evrak ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır.

Resmi Metin

Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi

Madde 131- (1) Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur.

(2) İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir.

(3) Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu hüküm borçlar hukukunun temel mantığını kurar: asıl borç ödeme ya da başka bir sebeple sona erince, ona bağlı (feri) rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu da kendiliğinden sona erer. Avukat açısından kritik olan, asıl borcun gerçekten son bulup bulmadığını doğru saptamaktır; çünkü asıl borç ayakta kaldıkça feri haklar da yaşamaya devam eder. Sık yapılan hata, asıl borç ödenince işlemiş (birikmiş) faizin ve ceza koşulunun da otomatik düştüğünü sanmaktır. Oysa TBK m.131 bunu istisna eder.

İşlemiş faiz ve ceza koşulu; sözleşmeyle, ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılıyorsa hâlâ istenebilir. Pratik taktik şudur: alacaklı vekili, asıl borcu tahsil ederken işlemiş faiz hakkını yazılı olarak saklı tuttuğunu ihtirazi kayıtla belgelemelidir; aksi halde bu kalem düşer. Borçlu tarafında ise saklı tutmaya dair somut bir kayıt yoksa, ödenen asıl borçla birlikte faiz ve ceza koşulu talebinin de sona erdiğini savunmak doğru yoldur. İspat yükü, faizi saklı tuttuğunu iddia eden alacaklıdadır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 131. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 113. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 130. maddesinde, asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 113 . maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Borçların Ferilerinin Sukutu” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 113. maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “kefalet ve rehin ve sair fer’i haklar dahi sakıt olur.” şeklindeki ibare, Tasarıda “rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur.” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 113. maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan olumsuz ifade, olumluya çevrilmiş ve fıkra yeniden kaleme alınarak, “saklı tutma koşulu”na açıklık kazandırılmıştır. Buna göre, asıl borcun ifasını kabul eden alacaklının, faizleri ve ceza koşulunu isteyebilmesi için, bu hakkını sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapacağı bir bildirimle saklı tutması veya durum ve koşullardan bunu saklı tuttuğunun anlaşılması gerekir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.131 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2021/6610 K. 2021/12243 Bozma

Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiğinde rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona erer; ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin talebe uygun yapılan ödeme, borcu sona erdiren hâllerden biridir.

Detaylı özeti gör

Davalı belediye ile dar gelirli ailelere konut edindirme kapsamında arsa tahsis sözleşmesi yapıp bedeli taksitlerle ödeyen davacı; tahsisin iptali ve imar planı değişikliğiyle ifa imkansızlaşınca belediyenin, davacının 29.04.2010 tarihli talep dilekçesi üzerine ödediği bedeli bir miktar artırarak iade etmesinden sonra, iade edilen tutarın gerçek zararı karşılamadığını ileri sürerek arsanın rayiç değerinin tahsilini istemiştir. Mahkemece dava kabul edilmiş, miktar itibariyle kesin olan karar Adalet Bakanlığınca kanun yararına temyiz edilmiştir. Yargıtay, davacının kendi talebine uygun ve ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin olduğu gibi kabul ettiği ödemenin borcu sona erdiren hallerden biri olduğunu, irade fesadı ve baskı iddiasının da ispatlanamadığını belirterek davanın reddi gerektiği gerekçesiyle kararı sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2021/6629 K. 2021/12245 Bozma

Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiğinde rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona erer; ödeme ve ibra ile borcu sona erdiren olgular gerçekleşmişse alacak talep edilemez.

Detaylı özeti gör

Dar gelirli ailelere konut edindirme kapsamında davalı belediye ile arsa tahsis sözleşmesi yapan davacı, tahsisin iptali ve imar planı değişikliğiyle ifanın imkansızlaşması üzerine arsanın rayiç değerinin (artırılan talebiyle 70.000 TL) tahsilini istemiştir. Mahkeme, davacıya iade edilen bedele ilişkin belgeyi ibra değil makbuz sayarak davayı kabul etmiş, karar miktar itibariyle kesin olduğundan Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz yoluna başvurmuştur. Yargıtay, davacının imzaladığı tarihsiz ibraname ile belediyeden hiçbir hak ve alacağının kalmadığını kayıt altına aldığını, ödeme sırasında ihtirazi kayıt ileri sürmediğini ve irade fesadı ile baskı iddiasını ispatlayamadığını belirterek, ödeme ve ibranamenin borcu sona erdiren nitelikte olduğu ve davanın reddi gerektiği sonucuna varmış; kararı sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2021/7563 K. 2021/12249 Bozma

Asıl borç, ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiğinde ona bağlı hak ve borçlar da sona erer; alacaklının ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kabul ettiği ifa, borcu sona erdiren hallerden biridir.

Detaylı özeti gör

Davacı, dar gelirli ailelere konut edindirme kapsamında davalı belediyeyle yaptığı arsa tahsis sözleşmesi uyarınca satış bedelini taksitler halinde ödediğini, ancak tahsis kararının iptali ve imar planı değişikliğiyle ifanın imkansız hale geldiğini ileri sürerek arsanın rayiç değerinin tahsilini istemiş; belediye davanın reddini savunmuştur. Yerel mahkeme davanın kabulüne karar vermiştir. Yargıtay ise davadan önce belediyenin davacıya ödeme yaptığını, davacının 10.11.2005 tarihli dilekçesiyle ödediği bedelin iadesini talep ettiğini ve yapılan bu ödemeyi hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin olduğu gibi kabul ettiğini, irade fesadı ve baskı iddiasını da ispatlayamadığını belirterek, gerçekleşen ödemeyle borcun sona erdiği ve davanın reddi gerektiği gerekçesiyle hükmü davalı yararına bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2021/6609 K. 2021/12242 Bozma

Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiğinde rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi ona bağlı hak ve borçlar da sona erer; talebe uygun ve ihtirazi kayıtsız yapılan ödeme, borcu sona erdiren ifa hallerinden biridir.

Detaylı özeti gör

Davacı, dar gelirli ailelere konut edindirme kapsamında davalı belediye ile sözleşme yaparak kendisine tahsis edilen arsanın bedelini taksitler halinde ödemiş; tahsis kararının iptali ve imar planı değişikliğiyle ifa imkansız hale gelince kendi dilekçesiyle ödediği bedelin iadesini istemiş, belediye de tutarı bir miktar ilaveyle iade etmiştir. Davacı, iade edilen bedelin gerçek zararı karşılamadığını ileri sürerek arsanın rayiç değerinin tahsilini istemiş, mahkeme ödeme belgesini makbuz niteliğinde sayarak davanın kabulüne karar vermiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, davacının kendi talebine uygun ve ödeme sırasında ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin bedeli kabul ettiğini, bunun borcu sona erdiren bir ifa oluşturduğunu, irade fesadı ve baskı iddiasının da ispatlanamadığını belirtmiştir. Bu nedenle davanın reddi gerekirken kabulünü usul ve yasaya aykırı bularak Adalet Bakanlığı'nın talebi üzerine kararı sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2021/6611 K. 2021/12244 Bozma

Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiğinde buna bağlı hak ve borçlar da sona erer; alacaklının ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin talebine uygun yapılan ödeme, borcu sona erdiren hallerden biri olup bu durumda alacak davasının reddine karar verilmelidir.

Detaylı özeti gör

Dar gelirli ailelere konut edindirme kapsamında davalı belediye ile arsa tahsis sözleşmesi yapan ve bedeli taksitle ödeyen davacı, tahsisin iptali ve imar planı değişikliğiyle ifanın imkansızlaşması üzerine kendi dilekçesiyle ödediği bedelin iadesini istemiş, belediye de bu bedeli bir miktar ilaveyle iade etmiştir. Davacı sonradan iade edilen tutarın gerçek zararı karşılamadığını ileri sürerek arsanın rayiç değerinin (53.125,00 TL) tahsilini talep etmiş, yerel mahkeme davayı kabul etmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, davacının kendi talebine uygun yapılan ödemeyi ihtirazi kayıt ileri sürmeden kabul ettiğini ve irade fesadı iddiasını ispatlayamadığını belirterek borcun sona erdiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini saptamış; Adalet Bakanlığı'nın talebini yerinde görerek kararı sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.131 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2020/904 K. 2022/1704 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Asıl alacak icra takibiyle tahsil edilip dosya infazen kapandıktan sonra işlemiş faizin istenebilmesinin bu hakkın saklı tutulmasına bağlı olduğu; ancak takipte fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının, kullanılmış faiz türü tercihini geri almaya yetmediği kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: İlama dayalı tazminat alacağını icra takibine koyarken yasal faiz talep eden alacaklı, faiz türünün sehven yanlış seçildiğini ileri sürerek eksik tahsil edildiğini savunduğu faiz farkı için yeni bir takip başlatmış ve itirazın iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesi, ilk takipte fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu gerekçesiyle davayı kabul etmiştir. Daire, ticari işlerde yasal faiz ile avans faizi arasındaki tercihin kanunla alacaklıya tanındığını, bu seçimin yenilik doğuran bir hak olarak kullanılmakla tükendiğini belirterek yasal faiz yönünde tercih yapan alacaklının sonradan avans faizi isteyemeyeceği sonucuna varmış; istinaf başvurusunu kabul ederek kararı kaldırmış ve davayı reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 3. Hukuk Dairesi E. 2020/189 K. 2020/1684 Düzelterek Esastan Red

Destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin asıl borç sigortacının ödemesiyle sona erdiğinden, tahsil sırasında faiz hakkı saklı tutulmadığı ve koşullardan da saklı tutulduğu anlaşılmadığı için asıl borca bağlı faiz borcunun sona erdiği kabul edilerek faiz istemi reddedilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Dava, trafik kazasında ölen desteğin yakınlarına ödenen destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, desteğin tam kusurlu olması nedeniyle tazminat istenemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, sulh ve ibraname protokolünün geçersiz sayılamayacağını, poliçe limiti kapsamındaki tazminatın tamamının ödendiğini, tahsil sırasında faiz hakkının saklı tutulmadığını belirleyerek asıl borcun ifasıyla ona bağlı faiz borcunun da sona erdiği sonucuna varmıştır. Davacılar vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, davalı vekilinin başvurusu kabul edilerek karar gerekçesi düzeltilmek üzere kaldırılmış ve dava yeniden reddedilmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2019/763 K. 2020/967 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Faizin asıl alacağı genişleten bir yan hak olduğu, asıl alacak doğmamışsa faiz borcunun da doğmayacağı; eser sözleşmesinden doğan asıl alacağın tahsili istemiyle açılan dava reddedilip kesinleştiğine göre yalnız faize ilişkin istemin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden doğan asıl alacak için önceki davada faiz istenmemesi üzerine ayrı bir davayla yalnız faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, asıl alacak davasının reddedilmiş olması nedeniyle faiz istemini de reddetmiştir. Daire, faiz alacağının asıl alacağın fer'isi olarak asıl alacağın zamanaşımı süresine tabi bulunduğunu ve eser sözleşmesi için beş yıllık sürenin geçerli olduğunu belirterek zamanaşımı definin yerinde olmadığını saptamış; ancak faizin varlığının asıl alacağın varlığına bağlı olduğunu, asıl alacak davası reddedilip kesinleştiğinden faiz alacağının hiç doğmadığını belirterek davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!