TBK Madde 548 Ticari temsilci: Temsil yetkisinin kapsamı

Özet 2 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 548, ticari temsilci, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemi yapmaya yetkili sayılır; ancak açıkça yetkili kılınmadıkça taşınmazları devredemez veya bir hakla sınırlandıramaz.

Resmi Metin

Temsil yetkisinin kapsamı

Madde 548- (1) Ticari temsilci, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili sayılır.

(2) Ticari temsilci, açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Ticari temsilcinin yetkisi geniş ve iyiniyetli üçüncü kişilere karşı yasadan doğar: işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunabilir ve işletmenin amacına giren her türlü işlemi yapabilir; bu yetkinin varlığı için karşı tarafın ayrı bir belge araması gerekmez, temsilci bu işlemler bakımından yetkili sayılır. Uygulamada sık rastlanan hata, işletme sahibinin iç ilişkideki sınırlamalarının (örneğin belli tutarı aşan işlemlerde onay şartı) iyiniyetli üçüncü kişiyi bağlayacağını sanmaktır; bu tür içerik kısıtlamaları (tutar veya onay şartı gibi), TBK m.549 uyarınca tescil ve ilan edilmiş olsalar bile iyiniyetli üçüncü kişiye ileri sürülemez. Tek gerçek istisna taşınmazlardadır: temsilci açıkça yetkili kılınmadıkça taşınmazı devredemez veya üzerinde ipotek gibi bir hakla sınırlandıramaz. Bu nedenle taşınmaz işleminde karşı taraf, özel yetkiyi belgeyle aramalıdır. Genel ticari işlem yetkisiyle taşınmaz işlem yetkisini birbirinden ayırmak, hem işletme sahibini korur hem de üçüncü kişinin ileride tescilin geçersizliğiyle karşılaşmasını önler. TBK m.548 yetkiyi, vekâlet ve komisyondaki özel yetki mantığından ayrı, işletme lehine kurar.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 548. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 450 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 548 inci maddesinde, ticari temsilcinin temsil yetkisinin kapsamı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 450 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Vekaletin şümulü” şeklindeki ibare, Tasarıda, “II. Temsil yetkisinin kapsamı” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.548 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2025/4269 K. 2025/6977 Bozma

Ticari temsilcinin yetkisi işletmenin amacına giren her türlü işlemi kapsar; taşınmaz ve araç alım satımı, ipotek tesisi ve resmî dairelerde işletmenin idaresi için gereken işlemler gibi kapsamlı yetkiler verilen kişi ticari temsilci sayılacağından, onun işletme adına icra takibine yaptığı itiraz geçerlidir.

Detaylı özeti gör

Alacaklı şirket, borçlu limited şirket aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatmış; 31.05.2024 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine 04.06.2024 tarihinde borçlu şirket adına bir kişi itiraz etmiştir. Alacaklı icra mahkemesine başvurarak itiraz edenin şirket yetkilisi olmadığını, vekaletnamede adli işlemlere ilişkin yetki bulunmadığını ve vekaletnamenin ortaklıktan ayrılmadan önce düzenlendiğini ileri sürerek takibin durdurulmasına dair 13.06.2024 tarihli müdürlük kararının kaldırılmasını istemiştir. İcra mahkemesi şikayeti reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu kabul ederek şikayetin kabulüne karar vermiştir. Daire, 23.06.2021 tarihli vekaletnamede taşınmaz ve araç alım satımı, ipotek tesisi, ahzu kabz ve tüm resmi dairelerde şirketin idaresi için gerekli işlemler gibi kapsamlı yetkiler verildiğini, bu kişinin ticari temsilci sayılacağını ve borca itirazın geçerli olduğunu belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/5229 K. 2025/7255 Bozma

Ticari temsilci, iyiniyetli ucuncu kisilere karsi isletme sahibi adina isletmenin amacina giren islemleri yapmaya yetkili sayilir; tasinmaz devri ise acik yetki gerektirdiginden, temsil yetkisinin ticaret sicilinde ilan edilmis siniri asilmis ve karsi taraf bu asimi bilecek durumdaysa iyiniyetten soz edilemez, islem isletme sahibini baglamaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı şirkette 1977 yılından iş sözleşmesinin sona erdiği 30.04.2015 tarihine kadar muhasebe müdür yardımcısı olarak çalıştığını, toplu iş sözleşmesinden doğan haklarının güvenceye alındığını ve 15.01.2015 tarihli sözleşmeyle kendisine devri kararlaştırılan dört dairenin devredilmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ve cezai şart alacağı istemiştir. Davalı şirket, sözleşmeden dava ile haberdar olduğunu, 700.000,00 TL ve üzeri taşınmaz satımlarının yönetim kurulu kararı gerektirdiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi davayı kısmen kabul edip dairelerin devredilmemesi nedeniyle 1.608.133 TL cezai şartı hüküm altına almış, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Daire, sözleşmenin yalnız iki birinci derece yetkilinin imzasını taşıdığını, ticaret sicilinde ilan edilen sınıra göre yönetim kurulu kararı bulunmadığını, davacının bu aşımı bilecek durumda olup iyiniyetli sayılamayacağını belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2023/6176 K. 2024/2820 Bozma

Kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi ticari temsilci sıfatına bağlıdır; bu sıfat usulüne uygun biçimde kazandırılmamış, kişiye yalnızca işletmenin bazı işleri için ticari vekil olarak yetki verilmiş ve vekâletnamede çek düzenleme yetkisi tanınmamışsa, onun imzaladığı çekten işletme sahibi sorumlu tutulamaz.

Detaylı özeti gör

Alacaklı, çeke dayalı olarak borçlu şirket hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatmış; borçlu şirket, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine icra mahkemesine başvurarak çekteki imzanın şirket yetkilisi tarafından atılmadığını ileri sürüp takibin iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesi, çeki imzalayan kişinin 23.01.2018 tarihli geniş yetkili noter vekaletnamesiyle ticari mümessil kılındığını kabul ederek imzaya itirazı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi de başvuruyu esastan reddetmiştir. Daire ise TTK 616 ve 631 uyarınca alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığını, ana sözleşmenin 8. maddesinde müdürlere ticari mümessil atama yetkisi tanınmadığını, vekaletnamede de çek düzenleme yetkisi yer almadığını belirtmiş; imzalayanın yalnızca ticari vekil olduğunu, bu çekten şirketin sorumlu tutulamayacağını, İİK 169/a-5 uyarınca takibin durdurulması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2022/2517 K. 2023/1722 Bozma

İşletmenin bütün işlerini idare etme olanağı veren geniş içerikli bir vekâletname ile donatılan kişi ticari temsilci sayılır; ticari temsilci ayrıca ve açıkça yetkilendirilmiş olmasa bile işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya yetkili olduğundan, imzaladığı çekten işletme sahibi sorumlu olur.

Detaylı özeti gör

Alacaklı, borçlu şirket aleyhine beş çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatmış; borçlu şirket, 20.11.2016 keşide tarihli 200.000 TL, 30.11.2016 ve 15.12.2016 keşide tarihli 240.000 TL bedelli çeklerdeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını ileri sürerek imzaya ve borca itiraz etmiştir. Çeklere imza atan kişiye şirket yetkilisi tarafından 03.06.2016 tarihli noter vekaletnamesiyle taşınmaz satışını da kapsayan geniş yetkiler verilmiş, bu kişi 24.10.2016 tarihli azilnameyle azledilmiş, ancak azil ticaret siciline tescil ve ilan edilmemiştir. İlk derece mahkemesi çeklerin azilden sonra imzalandığı gerekçesiyle takibi durdurmuş, Bölge Adliye Mahkemesi vekaletnamede çek keşide yetkisi bulunmadığı gerekçesini benimseyerek sonucu korumuştur. Daire, imza sahibinin ticari temsilci sayılacağını ve tescil edilmeyen azlin üçüncü kişileri bağlamayacağını belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2021/6493 K. 2023/1045 Bozma

Ticari temsilciye yapılan ödeme işletme sahibine yapılmış sayılır; temsilcinin başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ispatlayamadığı hâlde kabul ettiği ödemelerin, yetkilisi olduğu işletmenin defterlerinde görünen açık ticari ilişki kapsamında yapıldığı kabul edilir.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket, davalıdan 20.05.2017, 26.06.2017 ve 30.06.2017 tarihli üç fatura nedeniyle alacaklı olduğunu, alacağın tahsili için başlattığı icra takibine davalının ödeme nedeniyle itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini istedi. Davalı, davacı şirketin ortaklarıyla uzun süredir para alışverişi bulunduğunu, dönemsel mahsuplaşma kapsamında 293.500 TL gönderdiğini ve fatura bedelleri düşüldüğünde kendisinin alacaklı kaldığını savundu. İlk derece mahkemesi, ödemelerin fatura tarihlerinden önce yapıldığı ve şirket dışındaki kişilere ödeme konusunda yazılı bir anlaşma bulunmadığı, davalının ödeme savunmasını yazılı delille ispatlayamadığı gerekçesiyle davayı kabul etti; Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetti. Daire, davacı şirketin eski yetkilisi olan ticari temsilcinin hesabına fatura tarihinden sonra yapılan ödemelerin faturaya dayalı ödeme sayılması gerektiğini belirterek istinaf kararını kaldırıp ilk derece kararını bozdu.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.548 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2019/106 K. 2020/403 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Bonodaki imzaya dayalı menfi tespit davasında daire, ticari temsilcinin TBK m.548 uyarınca işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunabileceğini, vekaletnamedeki yetkinin kapsamı karşısında imzayı atan kişinin ticari vekil olduğunu belirleyip istinafı esastan reddetmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Dava, kambiyo senetlerine dayalı takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı, bonoları düzenlemediğini ve imzaların kendisine ait olmadığını; davalı ise senetlerin davacının noterden vekil tayin ettiği kişi tarafından imzalandığını, aynı kişinin imzaladığı önceki senetlerin ödendiğini ve bu nedenle imza itirazının kötü niyetli olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi imzaların davacının eli ürünü olmadığını ve vekaletnamede kambiyo taahhüdü yetkisi bulunmadığını saptayarak davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, vekaletname kapsamına göre imzalayan kişinin ticari temsilci değil ticari vekil olduğunu, özel yetki olmadıkça kambiyo taahhüdünde bulunamayacağını, önceki senetlerin ödenmiş olmasının imza itirazına engel olmadığını belirterek davalının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!