TBK Madde 644 Adi ortaklık: Tasfiye usulü

Özet 4 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 644, adi ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiyenin, yönetici olmayanlar da dâhil bütün ortakların elbirliğiyle yapılacağını düzenler; ancak ortaklık sözleşmesinde bir ortağın kendi adına ve ortaklık hesabına belirli işlemleri yapması öngörülmüşse, o ortak sona ermeden sonra da bu işlemleri tek başına yürütüp diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür. Ortaklar tasfiye görevlisi atayabilir, anlaşamazlarsa her ortak hâkimden atanmasını isteyebilir; görevlinin ücreti ile tasfiye usulüne veya ortaklara dağıtılacak paya ilişkin uyuşmazlıklar hâkim tarafından belirlenir.

Resmi Metin

Tasfiye usulü

Madde 644- (1) Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür.

(2) Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir.

(3) Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca oybirliğiyle verilmiş bir karar yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının geliri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenir ve ortaklık malvarlığından, buna imkân bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanır.

(4) Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak doğabilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Adi ortaklığın sona ermesiyle (TBK m.639-644) başlayan tasfiye, ortaklığın kendiliğinden dağılması demek değildir; malvarlığı paylaştırılana kadar ilişki tasfiye amacıyla sürer. Uygulamada sık yapılan hata, yönetici ortağın tasfiyeyi tek başına yürütebileceğini sanmaktır: tasfiye, yönetici olmayan ortaklar dâhil bütün ortakların elbirliğiyle yapılır, çünkü adi ortaklığın tüzel kişiliği yoktur ve malvarlığı elbirliği mülkiyetindedir (TBK m.638). Yalnızca sözleşmede bir ortağa kendi adına ve ortaklık hesabına bırakılmış belirli işlemler, sona ermeden sonra da o ortakça tek başına yürütülür; bu ortak diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür. İşleri kolaylaştırmak için tasfiye görevlisi atanabilir; ortaklar anlaşamazsa her biri hâkimden atama isteyebilir. Görevlinin ücreti sözleşme veya oybirliğiyle karar yoksa hâkimce belirlenir ve önce ortaklık malvarlığından, yetmezse ortaklardan müteselsilen karşılanır. Pay ve usul uyuşmazlıklarını da hâkim çözer; bu nedenle tasfiye kalemlerini ve payları baştan yazılı tutanağa bağlamak, sonraki davaları önler.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 644. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 540 ıncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 644 üncü maddesinde, adi ortaklığın tasfiyesi usulü düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 540 ıncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Tasfiyenin nasıl yapılacağı” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Tasfiye usulü” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun iki fıkradan oluşan 540 ıncı maddesi, aynı konuya ilişkin oldukları göz önünde tutularak, Tasarının 644 üncü maddesinin birinci fıkrası olarak kaleme alınmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Buna göre: “Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları halinde ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hakim tarafından atanması isteminde bulunabilir.”

Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkrada, tasfiye görevlisine ödenecek ücretin, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca oybirliğiyle verilmiş bir karar yoksa, tasfiyenin gerektirdiği emek ve ortaklık malvarlığının geliri göz önünde tutularak, ortaklık malvarlığından, buna imkan bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanacağı belirtilmektedir. Tasfiye görevlisine ödenecek ücret konusunda, sözleşmede bir hükmün veya ortaklarca oybirliğiyle verilmiş bir kararın bulunması durumunda, ücretin bu hükme ya da karara göre ödenmesi gerektiğinde bir duraksama yoktur.

Maddenin son fıkrası da, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkrada, tasfiye usulüne ve tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak doğabilecek uyuşmazlıkların, ilgililerin istemi üzerine hakim tarafından çözüme bağlanacağı hükme bağlanmaktadır.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.644 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2016/3616 K. 2017/16849 Bozma

Adi ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil bütün ortakların elbirliğiyle yapılır; tasfiye usulüne veya paylara ilişkin doğabilecek uyuşmazlıklar ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır.

Detaylı özeti gör

Davacı, araçların ortak işletilmesine dayalı adi ortaklıktan doğan alacağı için giriştiği icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine, davalının el yazısıyla düzenleyip imzaladığı belgeye dayanarak itirazın iptalini ve icra inkar tazminatını istemiş; davalı ise araçların davacıya devir ve temliki ile ortaklığın sona erdiğini, davacının hiçbir alacağının kalmadığını savunmuştur. Yerel mahkeme davayı kısmen kabul ederek 21.750 TL yönünden itirazı iptal etmiş, fazlaya ilişkin istemi ve icra inkar tazminatını reddetmiştir. Yargıtay, bir ortağın alacak talebinin ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemini de kapsadığını, araçların 29.07.2011 tarihinde devriyle ortaklık sona erdiğinden tasfiyenin mahkemece bizzat yapılması gerektiğini belirtmiş; bu inceleme yapılmadan eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile kurulan hükmü her iki taraf yararına bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2016/4702 K. 2017/14848 Bozma

Adi ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar dâhil bütün ortakların elbirliğiyle yapılır; tasfiye usulüne ilişkin uyuşmazlıklar hâkim tarafından çözülür ve mahkeme bu sıra ve yöntemi izlemeden eksik incelemeyle hüküm kuramaz.

Detaylı özeti gör

Boşanma öncesi birlikte kuaför dükkanı işleten eski eşlerden davacı, kâr payı esasıyla çalıştırdıkları işletmeden çocukları olduktan ve araları bozulduktan sonra kendisine pay verilmediğini ileri sürerek 10.000 TL'nin faiziyle tahsilini istemiş; davalı ise aralarındaki adi ortaklığın feshi ve tasfiyesinin dava edilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme, önceki bozma üzerine alınan bilirkişi raporuna göre ortaklığın zarar ettiği ve zarar eden ortaklıkta kâr dağıtımının mümkün olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın adi ortaklıktan kaynaklı alacağa ilişkin olduğunu, mahkemenin tasfiye için belirtilen aşamalar ile sıra ve yöntemi izlemeden yanılgılı ve eksik incelemeyle hüküm kurduğunu belirterek kararı BOZMUŞTUR.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2015/1711 K. 2015/12042 Bozma

Adi ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, TBK m.644 uyarınca bütün ortakların elbirliğiyle yapılır; tasfiye usulüne ve her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır.

Detaylı özeti gör

Davacı ile yüklenici davalı, 05.12.2008 ve 03.01.2009 tarihli sözleşmelerle adi ortaklık kurmuş; davalının dava dışı arsa sahipleriyle yaptığı 15.08.2005 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinden davalıya düşen %67 inşaat payının yarısının (%33,5) davacıya ait olacağı kararlaştırılmıştır. Davacı, ortaklık için 293.500 TL ödediğini, davalının kendisine bilgi vermeden daireleri sattığını ileri sürerek inşaat payının tespitini ve 300.000 TL zararının tahsilini istemiş; davalı ise 525.000 TL harcadığını, davacının edimini yerine getirmediğini ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin arsa sahiplerince feshedildiğini savunmuştur. Yerel mahkeme davayı kabul ederek davacının payını 348.075 TL hesaplamış ve talep edilen 300.000 TL'nin davalıdan tahsiline hükmetmiştir. Yargıtay, taraflar arasında geçerli bir adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu, uyuşmazlığın belirtilen sıra ve yönteme göre tasfiye işlemleri yürütülerek ve davacının arsa sahiplerinden devraldığı taşınmazlar da gözetilerek çözülmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılmasını isabetsiz bularak hükmü bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2014/10190 K. 2015/5112 Bozma

Adi ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil bütün ortakların elbirliğiyle yapılır; tasfiye usulüne ve paya ilişkin uyuşmazlıklar hâkim tarafından çözülerek bu usule uygun biçimde hüküm kurulmalıdır.

Detaylı özeti gör

Şarküteri/büfe işyerinin maliki olan davacı, mali sıkıntı nedeniyle davalıyı ortak almış ve 24.03.2011 tarihli protokolle işyerinin toplam değerini 70.000 TL, ortaklığı yarı yarıya belirleyip ruhsatı davalı adına devretmiştir. Davacı, davalının ödemesi gereken 15.000 TL'yi ödemediğini ve 35.000 TL'lik hissesine el koyduğunu ileri sürerek 50.000 TL alacak istemiş; davalı ise ilişkinin adi ortaklık olduğunu, davacının protokol yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunmuştur. Yerel mahkeme, bilirkişi raporuna dayanarak davayı 18.900 TL üzerinden kısmen kabul etmiştir. Yargıtay, hükme esas alınan raporun yalnızca büfedeki malların değerini (aktif 7.800 TL) tespit ettiğini, oysa protokolde işletme değerinin 70.000 TL olarak taraflarca belirlendiğini, tasfiyenin bu değer gözetilerek yapılması gerekirken yetersiz rapora dayanıldığını belirterek hükmü bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2014/2568 K. 2014/5130 Bozma

Adi ortaklığın sona ermesinde tasfiye, bütün ortakların elbirliğiyle ve TBK m.644'teki sıra ve yönteme göre yapılır; hâkim, tasfiye görevlisinin sonuç bilançosuna göre tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp tasfiyeyi sonlandırmalıdır.

Detaylı özeti gör

Davacı, kardeşi olan davalıyla miras ve satın alma yoluyla edindikleri taşınmazları işletip gelir sağlamak amacıyla ortak tarım makineleri (biçerdöver, traktör) aldıklarını, davalının bunları ve taşınmazları kiralayarak gelir elde ettiğini, bir kısmını elden çıkarıp bir kısmını kendi adına tescil ettirdiğini ileri sürerek aralarındaki adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi ile pay, ecrimisil ve tazminat talep etmiştir. Yerel mahkeme, önceki bozmaya uyarak adi ortaklığın feshi ve tasfiyesine karar vermiş; ancak Yargıtay, tasfiyenin TBK m.644'teki aşamalı sıra ve yönteme göre yürütülmesi gerekirken, mahkemenin yalnızca satış memuru görevlendirmekle yetinip bozma gereğini yerine getirmeden eksik incelemeyle hüküm kurduğunu belirterek kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.644 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2020/924 K. 2022/1706 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Adi ortaklığa ilişkin sermaye ve kar payı istemli davanın ortaklığın fesih ve tasfiyesi davası olduğu gözetilerek tasfiye usulünün işletilmesi, gerekirse tasfiye görevlisi atanması gerekirken davanın alacak davası gibi görülmesi doğru bulunmamıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Asıl davada iş temsilcilik sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai şart için başlatılan takibe itirazın iptali, birleşen davada ise temsilcinin sermaye payı, kar payı ve prim alacağı istenmiş; ilk derece mahkemesi taraf defterlerinin yetersizliği gerekçesiyle her iki davayı da ispatlanamadığından reddetmiştir. Daire, sözleşmenin temsilcilik yönünden adi ortaklık niteliğinde olduğunu, birleşen davanın gerçekte adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin bulunduğunu ve tasfiye usulünün işletilmesi gerektiğini, işçilik alacağı yönünden ise tefrik edilip görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini belirterek her iki tarafın istinaf başvurusunu kabul edip kararı kaldırmış ve dosyayı mahkemesine göndermiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2020/1073 K. 2022/1576 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Fiilen sona eren adi ortaklıkta tasfiyenin mahkemece yaptırılacağı; tasfiyenin, hâkimin belirleyeceği üçer aylık dönemlerde tasfiye görevlisi eliyle malvarlığının tespiti, nakde çevrilmesi ve borçlar ödendikten sonra bakiyenin paylaştırılması olmak üzere üç aşamada yürütüleceği belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, iki tırın nakliye işinde birlikte işletilmesine dayalı adi ortaklıktan kaynaklanan kâr payı alacağı ile teminat olarak verildiği ileri sürülen senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi menfi tespit istemini reddetmiş, kâr payı talebini kısmen kabul etmiştir. Daire, bir ortağın açtığı alacak davasının ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemini de kapsadığını, fiilen sona eren ortaklıkta tasfiyenin mahkemece bizzat yaptırılması gerektiğini, tasfiyenin tasfiye görevlisi eliyle üç aşamada yürütülüp sonuç bilançosuna göre hüküm kurulacağını belirterek istinaf başvurusunu kabul etmiş, kararı kaldırıp dosyayı yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine göndermiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2021/919 K. 2022/31 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Adi ortaklıktan kaynaklı alacak istemi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığından, tasfiyenin hâkimin belirleyeceği üçer aylık dönemlerde tasfiye memuru eliyle üç aşamada yürütülmesi ve son bilançoya göre hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Adi ortaklığın bir ortağı, ortaklığa iş makinesi kiralanmasından doğan alacak için diğer ortak ve ortaklık aleyhine takip başlatmış; itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmıştır. İlk derece mahkemesi, tüzel kişiliği bulunmayan ortaklığa karşı yapılan takibin usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğundan reddetmiştir. Daire, ortaklığın her iki tarafı da davada yer aldığından taraf teşkilinin sağlandığını, bir ortağın açtığı alacak davasının ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemini de kapsadığını, ortaklık fiilen son bulduğuna göre tasfiyenin mahkemece bizzat yaptırılması gerektiğini belirterek kararı kaldırmış ve dosyayı yeniden yargılama için mahkemesine göndermiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2019/406 K. 2020/807 Kısmen Kabul

Amacı gerçekleşen, parası kalmayan ve üçüncü kişilere borcu bulunmayan adi ortaklıkta, TBK 644 uyarınca tasfiye için ayrıca tasfiye görevlisi atanmasına ve taşınmaz paylarının paraya çevrilmesine gerek ve ihtiyaç bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Taşınmaz satın almak amacıyla ortak hesap açan üç kişi arasındaki adi ortaklıkta, payından fazlasını yatıran ortak fazla ödemesinin güncellenmiş değerinin diğer ortaklardan tahsilini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, ortaklığın amacının gerçekleştiğini, parasının kalmadığını ve üçüncü kişilere borcu bulunmadığını, bu nedenle tasfiye görevlisi atanmasına gerek olmadığını, fazla ödemenin tahsilinin uygun çözüm olduğunu ancak denkleştirici adalet uygulanarak güncelleme yapılamayacağını belirtmiştir. Davacı ile bir davalının başvurusu esastan reddedilmiş, faiz ve vekalet ücreti yönünden haklı bulunan diğer davalının başvurusu kabul edilerek karar kaldırılmış ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2019/413 K. 2020/720 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Tasfiyede önce ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunup bulunmadığına bakılması, hüküm varsa tasfiyenin ona göre yapılması; yoksa ortakların tasfiye görevlisini birlikte belirlemesinin istenmesi, anlaşamamaları halinde hâkimin uzman birini resen ataması gerektiği belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Adi ortaklık sözleşmesinin feshine dayanan alacak davasında davacı ortak, işletme için yaptığı masrafların ödenmesini ve kâr payını istemiş; ilk derece mahkemesi davayı kısmen kabul ederek alacağa hükmetmiştir. Daire, sözleşmenin içeriğine göre taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu ve ortaklığın fiilen sona erdiğini, bir ortağın ortaklık için yaptığı masrafları istemesinin ortaklığın feshi ve tasfiyesini de kapsadığını belirtmiştir. Buna göre tasfiye görevlisi atanarak ortaklığın malvarlığının belirlenmesi, nakde çevrilmesi ve borçlar ile katılım payları geri verildikten sonra artan kazanç ya da zararın paylaştırılacağı son bilançoya göre hüküm kurulması gerektiğini saptayarak, eksik inceleme nedeniyle her iki tarafın istinaf başvurusunu kabul edip kararı kaldırmış ve dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!