TBK Madde 124 Sözleşmede temerrüt: b. Süre verilmesini gerektirmeyen durumlar

Özet 1 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 124, karşılıklı borç yükleyen sözleşmede temerrüde düşen borçluya m.123'teki ifa süresinin verilmesine gerek olmayan üç durumu belirler: borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre vermenin etkisiz kalacağı anlaşılıyorsa; temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa; ya da belirli bir zamanda veya süre içinde ifa edilmemesi üzerine ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa (kesin vadeli işlem). Bu hâllerde alacaklı, ayrıca süre vermeksizin doğrudan seçimlik haklarına başvurabilir.

Resmi Metin

b. Süre verilmesini gerektirmeyen durumlar

Madde 124- Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur:

  1. 1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa.
  2. 2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa.
  3. 3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.124, borçlu temerrüdünde alacaklının önce uygun süre vermesi kuralının (TBK m.123) üç istisnasını düzenler. Bu hallerde süre vermeden doğrudan TBK m.125’teki seçimlik haklara (aynen ifa ve gecikme zararı; ifadan vazgeçip müspet zarar; dönme ve menfi zarar) geçilir. Uygulamada en kritik olanı üçüncü bent, yani kesin vade (fixgeschäft): ifanın belirli bir zamanda yapılmaması üzerine artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa, ayrıca süre vermek gereksizdir. Sık yapılan hata, kesin vadeli işlerde dahi mehil verme zorunluluğu sanıp dilekçede gereksiz ihtarla zaman ve hak kaybetmektir.

İspat yükü, süre vermeden seçimlik hakka geçen alacaklıdadır: kesin vadenin sözleşmeden anlaştığını, ifanın yararsız kaldığını ya da borçlunun tutumundan sürenin etkisiz olacağını siz kanıtlamak zorundasınız. Taktik olarak kesin vadeyi sözleşmede açık yazın; salt takvim tarihi tek başına kesin vade saymaz, sözleşmenin niteliği aranır. Davalı tarafta iseniz, alacaklının istisna koşullarını ispatlayamadığını ileri sürün; unutmayın ki borçlu ihtarla zaten temerrüde düşmüştür (TBK m.117), eksik olan tek şey alacaklının dönme veya ifadan vazgeçme gibi TBK m.125 seçimlik haklarına geçişidir. Hangi bende (yararsızlık mı, kesin vade mi) dayanıldığını ve o bende özgü ispat konusunu ayrı ayrı tartışın.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 124. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 107. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkraya bağlı üç bentten oluşan 123. maddesinde, süre verilmesini gerektirmeyen durumlar düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 107. maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Derhal fesih” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Süre verilmesini gerektirmeyen durumlar” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 107. maddesinin (1) numaralı bendi, Tasarıda “Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 107. maddesinin (3) numaralı bendi, Tasarıda “Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa” şeklinde kaleme alınmıştır. Tasarıda kullanılan “…ifanın artık kabul edilmeyeceği” şeklindeki ibare, 818 sayılı Borçlar Kanununun 107. maddesinin (3) numaralı bendinde bulunmamakla birlikte, bu durumda kesin vadeli sözleşme söz konusu olduğu için, borçlunun ifa imkansızlığıyla karşı karşıya kalacağı göz önünde tutulursa, alacaklının ifayı kabul etmesinden de söz edilemez.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.124 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2025/1168 K. 2025/3804 Bozma

Yüklenici, sözleşmede kararlaştırılan sürede yapı ruhsatını almamış ve inşaata hiç başlamamışsa kendisine süre verilmesi etkisiz kalır; bu durumda arsa sahibinin ayrıca önel vermesi aranmaz ve sözleşmenin geriye etkili olarak feshi istemi haklı kabul edilir.

Detaylı özeti gör

Davacı arsa sahipleri, 05.02.2018 tarihli adi yazılı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesiyle taşınmazı davalı yüklenici şirkete avans olarak devrettiklerini, şirketin sekiz ay sonra taşınmazı diğer davalıya muvazaalı biçimde sattığını ileri sürerek sözleşmenin geriye etkili feshini ve tapu iptali ile tescil istemişlerdir. Sözleşmede yüklenicinin üç ay içinde inşaat ruhsatını alması ve ruhsattan itibaren on sekiz ayda eseri teslim etmesi kararlaştırılmıştı. İlk derece mahkemesi, arsanın boş kaldığını ve devralanın iyi niyetli sayılamayacağını belirterek tapu iptali ile tescile karar vermiş, fesih istemi hakkında hüküm kurmamış; Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Daire, ruhsat alınmadığı ve inşaata hiç başlanmadığı için süre verilmesinin etkisiz kalacağını, geriye etkili fesih isteminin haklı olduğunu; buna karşılık bedelini ödeyerek tapuya güvenen emekli çiftçi davalının iyi niyetli iktisabının korunması gerektiğini belirterek oy çokluğuyla bozmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2023/405 K. 2024/1228 Onama

Sözleşmede kesin vade kararlaştırılmamış ve süre verilmesini gerektirmeyen hâller de gerçekleşmemişse alacaklı doğrudan fesih hakkını kullanamaz; yer tesliminin üzerinden makul bir süre geçmeden, borçluya süre verip temerrüde düşürmeksizin yapılan fesih hukuka uygun sayılmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, taraflar arasındaki eser sözleşmesinin davalının temerrüdü nedeniyle haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek uğradığı zararın tazminini istemiş, ilk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiştir. Davalı vekilinin istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 05.12.2014 tarihinde usulüne uygun yer teslimi yapıldığını, sözleşme konusu işe ilişkin proje yükümlülüğünün davacıda olduğunu ve davalıya süre verilip temerrüde düşürülmeksizin fesih hakkının kullanılamayacağını belirterek ilk derece kararını kaldırmış ve davanın reddine karar vermiştir. Daire, davacının gönderdiği elektronik postaların temerrüde düşürücü ihtar niteliğinde olmadığını, 24.12.2014 tarihli ihtarname ile yer tesliminin üzerinden makul bir süre geçmeden yapılan feshin hukuka uygun olmadığını, sözleşmede kesin vade bulunmadığı gibi TBK'nın 124. maddesindeki süre verilmesini gerektirmeyen hallerin de oluşmadığını belirterek hükmü onamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2022/6065 K. 2023/2177 Bozma

Belirli vadenin geçmesiyle teslim borçlusu ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer; ancak süre verilmesini gerektirmeyen hâller bulunmadıkça alacaklı, sözleşmeden dönme hakkını kullanmadan önce ifa için uygun bir süre vermek zorundadır. Süre verilmeden ve teklif edilen ifa da kabul edilmeden yapılan fesih haksızdır.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket, davalı idarenin henüz açılmamış şehir hastanesindeki kitap kafe ve kafeterya ihalelerini kazanmış, 20.02.2020 tarihli kira sözleşmelerini imzalayıp kesin teminat ile üçer aylık kirayı peşin yatırmıştır. Sözleşmenin 4. maddesinde kiralananın 15 gün içinde tutanakla teslimi öngörülmesine rağmen teslim yapılmamış; davacı 31.03.2020 ve 01.07.2020 tarihli ihtarnamelerle temerrüt, ifa imkansızlığı ve salgın mücbir sebebine dayanarak sözleşmeyi feshetmiş, idare ise 16.07.2020 tarihli yazıyla sözleşmeyi feshedip teminatı gelir kaydetmiştir. Davacı 446.442,38 TL istemiş, ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi davayı reddetmiştir. Daire, belirli vade nedeniyle idarenin ihtarsız temerrüde düştüğünü, ancak TBK 124'teki haller bulunmadığından dönme için süre verilmeden yapılan feshin haksız olduğunu; buna karşılık yer teslimi hiç yapılmadığından cari yıl kira bedelinin yüzde 25'i oranındaki cezai şartın mahsup edilemeyeceğini belirterek bu kalem yönünden bozmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2021/5766 K. 2022/5594 Bozma

Borçlunun içinde bulunduğu durum süre vermeyi etkisiz kılıyorsa alacaklı önel beklemeden temerrüde bağlı haklarını kullanabilir; edimini çok düşük seviyede yarım bırakıp faaliyetlerini tamamen durduran ve işe devam edildiğine dair hiçbir emare bulunmayan borçlu bakımından süre verilmesini gerektirmeyen durumun varlığı kabul edilerek değerlendirme yapılır.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı şirketle 04.04.2016 tarihli ön talep ve ön ödeme başlıklı satış sözleşmesi ve 01.07.2016 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi kapsamında, 499.500 TL ödenecek bağımsız bölüm için 350.000 TL ödeme yapmış; inşaat hafriyat aşamasında kalınca 04.01.2018 tarihinde sözleşmeyi feshedip ödediklerinin tahsili için iflas yoluyla takip başlatmış, itirazın kaldırılmasını ve davalının iflasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesi itirazı kaldırıp depo emri düzenlemiş, davalı süre içinde ödeme yapınca esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, sözleşmeyi ön ödemeli konut satışı sayarak 6502 sayılı Kanun'un 45/3 maddesindeki iade süresi dolmadan alacağın muaccel olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, inşaatın yüzde 10 seviyesinde terk edildiği ve şirketin faaliyetlerini tamamen durdurduğu saptandığından bu sürenin uygulanamayacağını, TBK m.124'teki süre verilmesini gerektirmeyen durumun bulunduğunu belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2020/4912 K. 2020/7159 Bozma

Borçlunun tutumundan süre vermenin sonuç doğurmayacağı anlaşılıyorsa alacaklı, önel vermeden sözleşmeyi sona erdirebilir; kendi edimini yerine getirmek yerine karşı tarafın iş yapmasına fiilen engel olan borçlu karşısında süre verilmeksizin yapılan fesih haklı sayılır ve feshin geçersizliğinden söz edilemez.

Detaylı özeti gör

Davacı kast ajansı, davalı oyuncuyla aralarında 16.06.2010 tarihli sözleşme bulunduğunu, davalının onay almadan üçüncü kişilerle çalışmayacağını taahhüt etmesine rağmen habersizce bir dizi projesinde rol aldığını ve komisyon ödememek için sözleşmeyi haksız feshettiğini ileri sürerek cezai şart olarak kararlaştırılan 100.000 Amerikan dolarının karşılığı 202.000 TL ile yoksun kalınan karı istemiştir. Davalı karşı davacı ise ajansın, yapımcı şirketle arasındaki husumet nedeniyle kendisinin dizide yer almasına engel olduğunu, bu yüzden 13.09.2013 tarihli ihtarnameyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini savunmuş, 7.500 TL alacağını da istemiştir. Mahkeme, süre verilmeksizin yapılan feshin geçersiz olduğu gerekçesiyle asıl davayı kısmen kabul edip 50.000 TL cezai şarta hükmetmiş, karşı davayı reddetmiştir. Daire, tanık beyanıyla da sabit olan engelleme karşısında süre verilmesinin etkisiz kalacağı bir halin doğduğunu belirterek hükmü davalı karşı davacı yararına bozmuştur.

Diğer kararlar (2)
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E. 2018/854 K. 2019/2075 Onama

Edimin ifasına yönelik en temel adım dahi uzun süre atılmamışsa süre verilmesini gerektirmeyen koşullar gerçekleşmiş olur; sözleşmenin kurulmasından yıllar geçmesine rağmen yapı ruhsatı bile alınmamışsa, ayrıca önel verilmeden yapılan feshte isabetsizlik bulunmaz.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E. 2018/3871 K. 2019/1637 Bozma

Kesin vade kararlaştırılmamış, borçluyu temerrüde düşüren bir ihtar çekilmemiş ve süre verilmesini gerektirmeyen bir durum da bulunmuyorsa temerrüt gerçekleşmez; bu hâlde alacaklı, borcun ifasını bekleyerek gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkını da kullanamaz.

Detaylı özeti gör

Davacı yüklenici şirket, davalı arsa sahipleriyle 30.04.2012 tarihinde noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescil ile gecikme nedeniyle uğradığı zararın ve manevi tazminatın tahsilini istemiş; arsa sahipleri karşı davada eksik işlerin giderim bedeli ile gecikme tazminatı talep etmiştir. Yerel mahkeme asıl davada tapu iptali ve tescil ile kira kaybı tazminatını kabul edip manevi tazminatı reddetmiş, karşı davada nesafet bedelini kabul, gecikme tazminatını kısmen kabul etmiştir. Daire, sözleşmede yükleniciye bırakılacak bağımsız bölümlerin devri için kesin vade öngörülmediğini, yüklenicinin arsa sahiplerini temerrüde düşüren bir ihtarının bulunmadığını ve süre verilmesini gerektiren bir durumun da olmadığını belirterek asıl davadaki gecikme tazminatının reddi gerektiğini, ayrıca faiz başlangıcının gösterilmemesinin HMK'nın 297/2 maddesine aykırı olduğunu belirterek hükmü bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.124 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2021/2487 K. 2024/2255 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Danışmanlık sözleşmesinin feshi ve ödenen bedelin iadesi uyuşmazlığında, yatırımcı dava dilekçesinde TBK m.124 uyarınca süre vermenin yararsız olduğunu ileri sürmüş; daire, feshin haklı olmakla birlikte geçmişe etkili sonuç doğurmadığı sonucuna vararak istinafı esastan reddetmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, rüzgar enerji santrali projesi için imzalanan danışmanlık hizmeti sözleşmesinin haklı nedenle feshi sebebiyle ödenen bedelin iadesi ile birleşen dosyada danışmanın MW başına ücret alacağına dayalı itirazın iptali istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi her iki davanın da ayrı ayrı reddine karar vermiştir. Daire, danışmanın edimlerinin bir kısmını hiç, bir kısmını süresinden sonra ifa etmesi nedeniyle feshin yatırımcı yönünden haklı olduğunu, ancak yatırımcının bu ifaları reddetmeyip sözleşme ücretini ihtirazi kayıtsız ödemesi karşısında feshin geçmişe etkili sonuç doğurmayacağını; birleşen davada ise ücrete hak kazanılmasının lisans alınması şartına bağlı olduğunu, yalnızca ön lisans alındığını ve ek protokolün düzenlenmediğini belirterek her iki tarafın istinaf başvurusunu ayrı ayrı esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2021/1807 K. 2024/1988 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Soğuk hava deposundaki malın iade edilmemesinden doğan alacak davasında ilk derece mahkemesi, tespit tarihinde mal depoda bulunmadığından TBK m.124 uyarınca süre vermenin yararsız kalacağını kabul ederek temerrüt tarihini belirlemiş; daire davalının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, soğuk hava deposu işletmecisine saklanmak üzere bırakılan nar ile teslim edilmeyen plastik kasa bedelinin tahsiline ilişkindir. Depoda kaldığı ileri sürülen narın bulunmadığı delil tespitiyle saptanmış; ilk derece mahkemesi, depo işletmecisinin kira ve nar bedeli alacağını mahsup ederek davayı kabul etmiştir. Daire, bırakılan mal miktarının saklatan tarafından ispatından sonra iadeyi ispat yükünün depo işletmecisinde olduğunu, kendi düzenlediği depo çıkış formlarının tek başına yeterli olmadığını, hesaplama ile takas mahsubunun usulüne uygun yapıldığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2020/715 K. 2022/1691 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Eser sözleşmesinin feshi nedeniyle açılan menfi tespit davasında ilk derece mahkemesi, işin ticari niteliğini gözeterek TBK m.124 uyarınca ek süre verilmesi gerekmediği sonucuna varmıştı; daire ise ispat yükü değerlendirmesiyle kararı kaldırıp davayı kabul etmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Çim halı saha yenileme işini üstlenen yüklenici, iş sahibinin sözleşmeden dönmesi üzerine iade etmediği ve ceza koşulu olduğunu ileri sürdüğü tutar için hakkında başlatılan takipte borçlu olmadığının tespitini istemiştir. İlk derece mahkemesi, malzemenin süresinde teslim edilmediği ve iş sahibinin sözleşmeyi haklı feshettiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, menfi tespit davasında ispat yükünün alacaklıda olduğunu, iş sahibinin haklı fesih savunmasını belgelendiremediğini, buna karşılık yüklenicinin malzeme siparişi verdiğini ortaya koyduğunu belirtmiş; sözleşme bedelinin yüzde onu tutarındaki ceza koşulunun yükleniciye ait olduğunu kabul ederek ilk derece kararını kaldırmış ve davanın kabulüne hükmetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!