TBK Madde 505 Vekilin borçları: Talimata uygun ifa

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 505, vekil vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür; ancak vekâlet verenden izin alma imkânı bulunmadığında, durumu bilseydi onun da izin vereceği açık olan hâllerde talimattan ayrılabilir. Bunun dışında talimattan ayrılan vekil, doğan zararı karşılamadıkça işi görmüş olsa bile vekâlet borcunu ifa etmiş sayılmaz.

Resmi Metin

Talimata uygun ifa

Madde 505- (1) Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür. Ancak, vekâlet verenden izin alma imkânı bulunmadığında, durumu bilseydi onun da izin vereceği açık olan hâllerde, vekil talimattan ayrılabilir.

(2) Bunun dışındaki durumlarda vekil, talimattan ayrılırsa, bundan doğan zararı karşılamadıkça işi görmüş olsa bile, vekâlet borcunu ifa etmiş olmaz.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.505 vekilin temel yükümlülüklerinden birini kurar: vekâlet verenin açık talimatı bağlayıcıdır. Talimattan ayrılma serbestisini geniş yorumlamak sık rastlanan bir yanılgıdır; ayrılma yalnızca iki koşul birlikte gerçekleşince caizdir: önceden izin alma imkânının bulunmaması ve müvekkilin durumu bilseydi izin vereceğinin açık olması (varsayımsal rıza). Bu koşullar yoksa vekil, talimat dışına çıkıp doğan zararı gidermedikçe işi görmüş olsa bile vekâlet borcunu ifa etmiş sayılmaz. Uygulamada talimatın kapsamı TBK m.504 çerçevesinde belirlenir; dava vekaletinde sulh (hem TBK m.504 hem HMK m.74), feragat ve davayı kabul (yalnız HMK m.74) gibi işlemler özel yetki ister, bu nedenle genel talimat bunları kapsamaz. Sadakat ve özen ölçüsü TBK m.506 ile birlikte değerlendirilir. Pratik öneri: müvekkil talimatını yazılı ve tarihli belgeleyin, sözlü izinleri teyit edin; ayrılmanın haklılığını ispat yükü vekilin üzerindedir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 505. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 389 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 505 inci maddesinde, vekilin borçlarından birini oluşturan talimata uygun ifa borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 389 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Vekilin borçları / 1. Talimat dairesinde vekaleti ifa” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Vekilin borçları / 1. Talimata uygun ifa” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 389 uncu maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi “Vekil, müvekkilinin sarih olan talimatına muhalefet edemez.” şeklinde ve olumsuz olarak ifade edildiği halde, Tasarıda vekilin, vekalet verenin açık talimatına uymakla yükümlü olduğu belirtilerek, bu ifade olumlu cümleye dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 389 uncu maddesinin ikinci fıkrasından farklı olarak, Tasarı metnine “işi görmüş olsa bile” şeklinde bir ibare eklenmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.505 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 1.HD E. 2016/621 K. 2018/14838 Onama

TBK m.505 uyarınca vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür. Vekilin, talimatı bizzat vekâlet verenden değil üçüncü kişiden (vekâlet verenin oğlundan) alarak taşınmazı temlik etmesi, talimata aykırılık ve vekâlet görevinin kötüye kullanılmasının göstergesidir.

Detaylı özeti gör

Davacı, maliki olduğu taşınmazların imar uygulaması ve yalnızca iki parselin satışı amacıyla davalılar ... ve ...'ı vekil tayin etmiş; ancak vekillerin, vekâlet görevini kötüye kullanarak çok sayıda parseli diğer davalılar ... ve ...'a satış suretiyle temlik ettiklerini ve tarafların el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini ileri sürerek tapu iptali ve tescil, olmazsa taşınmaz değerinin tahsilini istemiştir. Yargılamada dinlenen tanık beyanlarından vekillerin talimatları bizzat davacıdan değil davacının oğlundan aldıkları anlaşılmış; Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, TBK m.505 uyarınca vekilin vekâlet verenin açık talimatlarına uymakla yükümlü olduğunu vurgulayarak vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını benimsemiştir. Vekiller ile alıcılar arasındaki tanışıklık ve resmi akit tablosunda aynı adresin bildirilmesi gibi olgularla el ve işbirliği sabit görülünce, kayıt maliki davalıların iyi niyet karinesinden yararlanamayacakları sonucuna varılmış ve yerel mahkemenin ilk ret kararı bozulmuştur. Bozmaya uyularak davanın kabulüne karar verilmiş; 22.11.2018 tarihinde, bir parseldeki 49/300 paya ilişkin infazda tereddüt doğuracak ifade düzeltilerek hüküm onanmıştır.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.505 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2020/973 K. 2023/616 Kısmen Kabul

Avukatlık (vekâlet) sözleşmesinin feshi nedeniyle ücret alacağı uyuşmazlığında daire, vekilin borçlarının TBK m.505 ve devamında gösterildiğini belirtmiş; güven ilişkisinin sarsılması nedeniyle azlin haklı olduğunu kabul edip ücretin kesinleşen işler üzerinden hesaplanmasını gerekli görmüştür.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Kurumla sözleşmeli çalışan avukatın, vekâlet sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek açtığı vekâlet ücreti alacağı davasıdır. İlk derece mahkemesi feshi haklı görüp davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, resmi yazışmalar karşısında taraflar arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığını ve feshin haklı olduğunu kabul etmekle birlikte, yazılı ücret sözleşmesinin Avukatlık Kanunu'na aykırılığının resen değerlendirilmediğini ve fesih tarihinden sonra kesinleşen bir dosyanın hesaba dahil edildiğini saptamıştır. Davalı vekilinin istinafı esastan reddedilmiş, davacı vekilinin istinafı kabul edilerek karar kaldırılmış ve dosya yerel mahkemeye gönderilmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2020/622 K. 2022/1615 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Haksız azle dayalı avukatlık ücreti uyuşmazlığında daire, vekilin borçlarının TBK m.505 ve devamı maddelerinde düzenlendiğini belirterek vekilin sadakat ve özen yükümlülüğünü bu çerçeveye oturtmuş; azli haksız sayarak ilk derece kararını kaldırmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, haksız azledildiğini ileri süren avukatın akdi ve karşı yan vekalet ücreti için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, borçlu tehiri icra kararı sunmadığı hâlde davacı avukatın mehil süresi bitiminde teminatı müvekkili adına talep etmemesini azli haklı kılan ihmal sayarak davayı reddetmiştir. Daire ise icra müdürlüğünün teminatın ödenmesi talebini reddettiğini, bu karara karşı şikayet yoluna gidilmediğini ve azilden kısa süre sonra yapılan ödemenin fazla çıkıp iadesi sürecine girildiğini vurgulayarak azlin haksız olduğunu, haksız azledilen avukatın üstlendiği işin tüm vekalet ücretini isteyebileceğini belirtmiş; Avukatlık Kanunu m.164 uyarınca hesaplama yapılması gerekirken davanın reddini yerinde bulmayarak istinaf başvurusunun kabulü ile kararı kaldırmıştır.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2020/544 K. 2020/1231 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

İpoteğin kaldırılması davasında davacı, vekaletnameyi kullanan vekilin TBK m.505'teki talimata uygun ifa yükümlülüğüne aykırı davrandığını istinaf sebebi yapmış; daire, vekaletin kötüye kullanıldığının ve muvazaanın ispatlanamadığı gerekçesiyle başvuruyu esastan reddetmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacı, toplulaştırma sonucu adına intikal eden parsellerdeki hisseleri üzerinde, yaşlılığından yararlanılarak alınan vekaletname kullanılarak davalılardan biri lehine 200.000,00 TL için ipotek kurulduğunu, vekaletin kötüye kullanıldığını ve dayanak borç ilişkisinin muvazaalı olduğunu ileri sürerek ipoteğin kaldırılmasını istemiştir. İlk derece mahkemesinin ilk kararı eksik inceleme nedeniyle daire tarafından kaldırılmış; yeniden yapılan yargılamada, ödeme belgelerindeki imzaların davacıya ait olduğunun kriminal raporla saptanması ve davacının işlem ehliyetini haiz bulunması karşısında vekaletin kötüye kullanıldığı ile muvazaanın ispatlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Daire, ispat değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!