TBK Madde 90 Süreye bağlanmamış borç

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 90, ifa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu anında muaccel olur; böylece vade belirlenmemişse alacaklı ifayı borcun doğduğu andan itibaren isteyebilir, borçlu da borcunu o anda ifa edebilir.

Resmi Metin

Süreye bağlanmamış borç

Madde 90- İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Vade kararlaştırılmamış borçlarda en sık yapılan hata, alacaklının borcun “henüz istenebilir olmadığını” düşünüp beklemesidir. Oysa açıkça bir ifa zamanı belirlenmemiş ve işin niteliğinden de bir vade çıkmıyorsa borç doğduğu anda muaccel sayılır; yani alacaklı derhal ifayı isteyebilir.

Pratik önemi temerrüt ve faiz bakımındadır. Borç doğumla muaccel olduğundan, alacaklı bekleme süresi tanımaksızın hemen ihtar çekerek borçluyu temerrüde düşürebilir ve böylece temerrüt faizinin işlemeye başlamasını sağlar. Bir miktar paranın iadesi, ödünç verilen bedelin geri istenmesi gibi vadesiz alacaklarda, dava ve faiz hesabı açısından muacceliyet tarihini doğru saptamak gerekir. Karşı taraf vade savunması yapıyorsa, vadenin sözleşmeden veya ilişkinin özelliğinden (örneğin teamül ya da işin doğası) kaynaklandığını ispat yükü ona düşer; aksi halde kural muacceliyet lehinedir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 90. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 74. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 89. maddesinde, süreye bağlanmamış borçta ifa zamanı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 74. maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. İfanın Zamanı / 1. Muaccel borç” şeklindeki ibare, Tasarıda “C. İfa zamanı / 1. Süreye bağlanmamış borç” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 74. maddesinde kullanılan “Ecel meşrut olduğu veya işin mahiyetinden anlaşılmadıkça” şeklindeki ibare, Tasarıda “İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.90 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2024/4250 K. 2025/4637

Taraflarca kararlaştırılmamış veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmıyorsa her borç doğduğu anda muaccel olur; taraflar ifa zamanını açık veya örtülü olarak belirleyebilir, sonradan uzatabilir ya da kaldırabilirler. Borcun istenebilir hâle gelmesi kararlaştırılan ifa zamanının gelmesine bağlı olduğundan, ifa zamanı gelmemiş alacak için açılan dava erken açılmış sayılır.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı ile 21.04.2005 tarihinde kâr ortaklığı sözleşmesi imzaladığını, davalının Defterdarlık ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesine danışmanlık vereceğini ve sözleşmenin 6. maddesi gereğince yaptığı 1.500.000 USD masrafın vade şartları gerçekleştiğinde ödeneceğini ileri sürerek, 18.09.2012 tarihinde açılan dava ile icra takibine vaki itirazın iptalini istemiş, 26.02.2024 tarihli dilekçesiyle davasını tam ıslah etmiştir. Yerel mahkeme önce davayı reddetmiş, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 27.09.2017 tarihli bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada vade şartının, dayanak idare mahkemesi kararının kesinleştiği 12.10.2020 tarihinde gerçekleştiği kabul edilerek dava kabul edilmiştir. Daire ise tam ıslah edilen davanın ilk davanın devamı sayıldığını, dava tarihinde alacağın henüz muaccel olmadığını, erken açılmış davada hukuki yarar bulunmadığını belirterek kararı davalı yararına oy çokluğu ile bozmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2024/789 K. 2024/928 Bozma

Zamanasimi suresi alacagin muaccel oldugu tarihten islemeye basladigindan muacceliyet aninin belirlenmesi zorunludur; ifa zamani taraflarca kararlastirilmadikca veya hukuki iliskinin ozelliginden anlasilmadikca her borc dogumu aninda muaccel olur, eser sozlesmesinde ise is bedelinin muacceliyeti kanunen teslim sartina baglandigindan zamanasimi teslim tarihinden islemeye baslar.

Detaylı özeti gör

Davacı yüklenici, davalı Orman İşletme Müdürlüğüne ait sosyal tesisin toplantı salonunda taban lambri, tavan ve duvar MDF laminant ile kapı imalatlarını yapmış, bedelini alamayınca 13.866,05 TL için 08.04.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatmış, davalının itirazı üzerine itirazın iptalini istemiştir. Davalı idare akdi ilişkiyi kabul etmekle birlikte alacağın zamanaşımına uğradığını ve iş bedelinin ödendiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, yapılan işin eser meydana getirmek değil tamirat tadilat olduğu gerekçesiyle on yıllık zamanaşımını uygulayıp davayı kabul etmiştir. Adalet Bakanlığı, ilişkinin eser sözleşmesi olduğunu ve TBK 147/6 uyarınca beş yıllık sürenin uygulanması gerektiğini ileri sürerek kanun yararına temyiz yoluna başvurmuştur. Daire, imalatların 2012 ve 2013 yıllarında idareye teslim edildiğini, takibin ise 2019'da başlatıldığını belirterek kararı sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2022/1269 K. 2023/1106

İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu anında muaccel olur; ödeme zamanı bir buçuk yıl sonra ve imkânlar dâhilinde taksitlerle gibi belirsiz ifadelerle borçlunun inisiyatifine bırakılmışsa kesin bir vade doğmaz ve alacak takip tarihinde muaccel sayılmaz.

Detaylı özeti gör

Davacılar, davalıya 26.11.2016 ve 27.11.2016 tarihlerinde toplam 500.000 TL karşılığı 142.207,34 ABD doları nakit verdiklerini, bakiyenin taksitlerle ödeneceğinin belgelerle kayıt altına alınmasına rağmen ödenmediğini ileri sürerek 12.12.2018 tarihinde başlattıkları icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir. Davalı, borcun kesin bir vadeye bağlanmadığını, bir-bir buçuk yıl sonra imkanlar dahilinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi belirli bir vade bulunmadığı ve borcun takip tarihinde muaccel olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi 29.04.2017 tarihli "Senettir" başlıklı belgeyi esas alarak 30.341 USD yönünden itirazın iptaline karar vermiş, Özel Dairenin bozması üzerine direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, taraflar arasındaki ilişkinin cari hesap değil tüketim ödüncü olduğunu, ödeme zamanının belirsiz ifadelerle borçlunun inisiyatifine bırakıldığını belirterek direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2022/2071 K. 2023/2234 Bozma

Taraflarca kararlaştırılmadıkça veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça her borç doğduğu anda muaccel olur; ancak taraflar ifa zamanını açık ya da örtülü olarak belirleyebilir. Muacceliyet kesin kabul yapılması ve teminat mektubu verilmesi şartına bağlanmışsa, bu şartlar gerçekleşmeden alacak istenebilir hâle gelmez.

Detaylı özeti gör

Davacı taşeron, davalı yüklenicinin Afganistan'daki sulama projesi kapsamında 22.10.2014 tarihli sözleşmeyle vincin imalat ve montajını üstlenmiş; 05.02.2015 tarihinde 510.000,00 USD tutarlı fatura düzenlemiş, ödenmeyen 51.000,00 USD için icra takibi başlatmış, itiraz üzerine takip durunca itirazın iptalini istemiştir. Davalı, sözleşmenin 8.2 maddesi gereği son ödemenin muaccel olması için vincin kesin kabulünün yapılması ve kesin kabul tarihinden itibaren 24 aylık garanti süresini kapsayan, sözleşme bedelinin %5'i tutarında kesin teminat mektubu verilmesi gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, vincin 08.09.2016 tarihinde teslim edildiğini ve garanti süresinin geçtiğini belirterek davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, takip tarihinde kesin kabul yapılmadığı ve teminat mektubu verilmediği için alacağın muaccel olmadığını, bu kalem yönünden hukuki yarar yokluğundan usulden ret gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2022/8595 K. 2023/1259

Borç kural olarak doğumu anında muaccel olur ve hemen ifası talep edilebilir; bunun istisnası borcun bir süreye ya da vadeye bağlanmasıdır. Sözleşmede bedelin alacaklının yazılı talebi üzerine belli bir süre içinde ödeneceği kararlaştırılmışsa, bu talep yapılmadan veya süre beklenmeden istenen alacak muaccel sayılmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket, bir devlet hastanesiyle yaptığı satım sözleşmesi kapsamında teslim ettiği tıbbi malzemelerin bedeli ödenmeyince davalı kurum aleyhine ilamsız icra takibi başlatmış, takibe itiraz edilince 2020 yılı faturalarından kaynaklanan 165.725,18 TL asıl alacak için itirazın iptali davası açmıştır. Davalı kurum, taraflar arasındaki 22.05.2019 ve 07.08.2020 tarihli sözleşmelerin 11.4 maddesinde borç kabul raporunun düzenlenmesinden itibaren yüklenicinin yazılı talebi üzerine en geç 180 gün içinde ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, hiçbir ihtarname gönderilmeden takip yapıldığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı kabul edip 33.145,03 TL icra inkâr tazminatına hükmetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi ise davalının istinaf başvurusunu kabul ederek hükmü kaldırmış, takip tarihi itibarıyla alacağın muaccel olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, TBK'nın 26 ve 90 ıncı maddeleri karşısında özel ifa zamanı belirlendiğini kabul ederek kararı onamıştır.

Diğer kararlar (1)
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2015/9796 K. 2016/5099 Bozma

İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu anında muaccel olur; taraflar borcun ileri tarihli çeklerle taksitler hâlinde ödenmesini kararlaştırmışlarsa borç bu tarihlerden önce muaccel olmaz, muaccel olmayan alacağın tahsili de talep edilemez.

Detaylı özeti gör

Davacı kiracı, davalı kiralayan şirketle 04.04.2011 başlangıç tarihli beş yıl süreli kira sözleşmesi kurmuş; kira ilişkisinden doğan 78.261,30 TL için davalı ilamsız icra takibi başlatmıştı. Taraflar 17.09.2012 tarihli protokolle takip dosyası borcu ile cari hesap bakiyesini birleştirip ödemeleri mahsup etmiş, kalan 160.000,00 TL borcun 25.12.2012, 25.01.2013, 25.02.2013 ve 25.03.2013 tarihli dört eşit çekle ödenmesini kararlaştırmışlardı. Davalı buna rağmen 01.10.2012 tarihinde aynı alacak için 94.275,30 TL üzerinden ikinci bir ilamsız takip yapınca kiracı borca itiraz etmiş, borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatını istemiştir. Sulh hukuk mahkemesi, borcun çeklerde yazılı tarihlerde ödendiğinin kanıtlanmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire ise protokolle ileri tarihli çeklere bağlanan borcun takip tarihinde henüz muaccel olmadığını, muaccel olmayan alacağın tahsilinin istenemeyeceğini belirterek hükmü bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.90 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2022/1184 K. 2025/944 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Ayıplı araç nedeniyle ayıpsız misliyle değişim davasında çoğunluk, iki yıllık zamanaşımı sebebiyle redde ilişkin ilk derece kararını yerinde bulmuş; azlık oyunda ise zamanaşımının başlangıcı açıklanırken TBK m.90'a, süreye bağlanmamış borcun doğumu anında muaccel olacağına değinilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, 2014 yılında satın alınan araçta üretimden kaynaklanan gizli ayıp bulunduğu iddiasıyla ayıpsız misli ile değişim, mümkün olmazsa bedel iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi davayı zamanaşımından reddetmiştir. Daire, bilirkişi raporlarında arızanın imalat kaynaklı gizli ayıp olarak nitelendirildiğini, ancak ayıbın gizli olmasının satıcının ağır kusurlu sayılması için yeterli olmadığını, satıcı ve ithalatçı yönünden hile veya ağır kusur bulunmadığını, bu nedenle iki yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu belirterek alıcının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Bir üye, satıcılığı meslek edinenlerin daha yüksek gözden geçirme külfeti bulunduğu gerekçesiyle karşı oy kullanmıştır.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2021/2275 K. 2024/1960 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Mal satışından doğan alacak için itirazın iptali istenen uyuşmazlıkta alacaklı, dava dilekçesinde borcun TBK m.90 ve m.234 uyarınca muaccel hale geldiğini ileri sürmüş; daire, alacağın varlığı ve miktarının likit olduğunu kabul ederek borçlunun istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, ticari mal ve hizmet satışından doğan alacak için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, tarafların ticari defterlerinin birbirini doğruladığını, alacağın likit olduğunu ve dava tarihinden sonraki ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınacağını belirterek davayı kabul etmiş, icra inkar tazminatına hükmetmiştir. Davalı vekili, alacağın yargılama sırasında tamamen ödendiğini, talebi aşar biçimde hüküm kurulduğunu, alacak likit olmadığından inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini ve takipte adi faiz istenmişken avans faizi uygulandığını ileri sürmüştür. Daire, bilirkişi raporunu denetime elverişli bulmuş; ödemelerin infazda gözetilmesini, inkar tazminatını ve faiz uygulamasını yasaya uygun görerek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2024/1396 K. 2024/1708 İstinaf Kabulü / Kaldırma

İnançlı işleme dayalı hisse devri davasında ilk derece mahkemesi, talep hakkının TBK m.90 uyarınca sözleşmenin yapıldığı anda muaccel olduğunu kabul ederek davayı zamanaşımından reddetmiş; daire ise devir borcunun ihtarname ile muaccel hale geldiğini belirterek kararı kaldırmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Dava, inançlı işleme dayalı anonim şirket hisse devrinin iptali ile payların davacı adına tescili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, on yıllık zamanaşımının 03.08.2006 tarihli taahhütnamenin düzenlendiği anda başladığını ve en geç 2016 yılında dolduğunu kabul ederek davayı zamanaşımından reddetmiştir. Daire, inanç konusunun iadesi davasının TBK'nın 146. maddesindeki on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, ancak sürenin iadenin gerektiği, yani alacağın muaccel olduğu tarihte başlayacağını; taahhütnamede devrin davacının talep anına bağlandığını, muacceliyetin 08.11.2023 tarihli noter ihtarnameleriyle doğduğunu ve sürenin dolmadığını belirtmiştir. Karar kaldırılarak dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!